İsviçre
SVP Başkanı: “İsviçre’nin İsviçre olarak kalması için uğraşıyoruz”
SVP Başkanı: “İsviçre’nin İsviçre olarak kalması için uğraşıyoruz”
20 Minuten gazetesine verdiği röportajda Marcel Dettling, İsviçre’de 14 Haziran’da yapılacak “10 milyonluk İsviçre’ye hayır” halk oylamasıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. SVP tarafından hazırlanan girişim, İsviçre nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonu geçmemesini hedefliyor.
SVP Başkanı Dettling, özellikle kontrolsüz göçün ülkenin geleceğini tehdit ettiğini savunarak:
“İsviçre’nin İsviçre olarak kalması için uğraşıyoruz”
ifadelerini kullandı.
İsviçre’de son yılların en tartışmalı siyasi konularından biri yine göç ve nüfus artışı oldu. Şimdi ise ülke, 14 Haziran’da yapılacak çok önemli bir referanduma hazırlanıyor. Oylamada, SVP tarafından hazırlanan ve kamuoyunda “10 milyonluk İsviçre’ye hayır” girişimi olarak bilinen öneri halkın önüne gelecek.
Bu girişim, İsviçre nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonu geçmemesini hedefliyor. Parti yönetimi, özellikle yoğun göç nedeniyle ülkenin altyapısının, sosyal sisteminin ve yaşam kalitesinin zarar gördüğünü savunuyor.
Röportaj veren SVP Başkanı Marcel Dettling, kampanyanın neden bu kadar önemli olduğunu uzun uzun anlattı.
Referandum tam olarak neyi değiştirmek istiyor?
Bugün İsviçre’nin nüfusu yaklaşık 9 milyon civarında. Son yıllarda özellikle:
- Avrupa Birliği ülkelerinden gelen çalışanlar,
- sığınmacılar,
- Ukrayna savaşı sonrası gelen mülteciler
nedeniyle nüfus hızlı şekilde arttı.
SVP’ye göre bu artış kontrol edilemez hale geliyor.
Partinin önerisine göre:
- İsviçre’nin nüfusu 2050’ye kadar 10 milyonu aşmamalı.
- Eğer bu sınır yaklaşırsa hükümet göçü azaltacak önlemler almak zorunda kalmalı.
- Özellikle iltica ve serbest dolaşım politikaları sıkılaştırılmalı.
SVP bu öneriyi “Nachhaltigkeitsinitiative” yani “Sürdürülebilirlik Girişimi” olarak adlandırıyor. Parti, nüfus artışının sürdürülebilir olmadığını savunuyor.
SVP neden bu kadar sert konuşuyor?
SVP uzun yıllardır göç karşıtı politikalarıyla tanınıyor. Parti, İsviçre’nin kültürel yapısının değiştiğini düşünüyor.
Dettling röportajda şunu söylüyor:
“İsviçre’nin İsviçre olarak kalmasını istiyoruz.”
Bu cümle aslında kampanyanın ana sloganı haline gelmiş durumda.
Partiye göre kontrolsüz göç:
- İsviçre’nin geleneksel yapısını değiştiriyor,
- şehirleri aşırı kalabalıklaştırıyor,
- kiraları yükseltiyor,
- trafik sorununu artırıyor,
- okulları zorluyor,
- doğayı ve tarım alanlarını yok ediyor.
Küçük köylerde bile değişim hissediliyor
Dettling yalnızca büyük şehirlerin değil küçük köylerin bile değiştiğini söylüyor.
Kendisi Schwyz kantonundaki Oberiberg köyünde yaşıyor. Röportajda:
- çocukluğundan beri nüfusun üçte bir oranında arttığını,
- çevredeki bölgelerden baskının geldiğini,
- artık köylerde bile sığınmacılar için ev ayrıldığını
anlatıyor.
Ona göre eskiden sakin olan dağ köyleri bile artık göç baskısını hissediyor.
Eğitim sistemiyle ilgili eleştirileri
Röportajın en dikkat çeken bölümlerinden biri okullarla ilgiliydi.
Dettling’in üç çocuğu var:
- 10 yaşında,
- 12 yaşında,
- 14 yaşında.
Hepsi İsviçre’de devlet okuluna gidiyor.
SVP lideri, sınıflarda artık çok farklı ülkelerden öğrencilerin bulunduğunu söylüyor:
- Türkiye,
- Sri Lanka,
- Ukrayna,
- Suriye gibi ülkelerden gelen çocukları örnek veriyor.
Ona göre:
- bazı öğrenciler Almanca bilmeden geliyor,
- öğretmenler zorlanıyor,
- sınıflarda ek yardımcı personel gerekiyor,
- eğitim kalitesi düşüyor.
Hatta bazı sınıflarda öğretmenden çok yardımcı personel olduğunu iddia ediyor.
Dettling, bunun sonucunda İsviçreli çocukların:
- matematikte,
- yazmada,
- temel eğitimde
eskisine göre daha geride kaldığını savunuyor.
Bu görüş İsviçre’de oldukça tartışmalı çünkü eğitim uzmanlarının önemli bir kısmı sorunun yalnızca göç olmadığını düşünüyor.
Asıl hedef: İltica sistemi
Röportajın en sert kısmı sığınmacılar hakkındaydı.
Dettling’e göre hükümet öncelikle iltica sistemini değiştirmeli.
Şu iddialarda bulunuyor:
- her yıl yaklaşık 30 bin sığınmacı geliyor,
- bunların büyük kısmı sosyal yardım alıyor,
- bazıları suç oranlarını artırıyor,
- konut krizini büyütüyor.
Özellikle İsviçre Adalet Bakanı Beat Jans’ı hedef aldı ve hükümetin yeterince sert davranmadığını söyledi.
SVP’nin temel isteği:
- daha az sığınmacı kabul edilmesi,
- sınırların daha sıkı korunması,
- iltica başvurularının zorlaştırılması.
Ukraynalılar hakkındaki sözleri neden tartışma yarattı?
Dettling’in Ukraynalılar hakkında söyledikleri İsviçre’de büyük tartışma yarattı.
İsviçre, Ukrayna savaşı sonrası çok sayıda Ukraynalıya “S koruma statüsü” verdi. Bu sistem sayesinde insanlar hızlı şekilde ülkeye kabul edildi.
Ancak Dettling:
- bazı Ukraynalıların İsviçre’de yaşayıp tatil için ülkelerine gidip geldiğini,
- bu nedenle tüm Ukrayna’nın savaş bölgesi sayılamayacağını
savundu.
Bern’de Ukrayna plakalı bir turist otobüsü gördüğünü anlatarak bunu örnek gösterdi.
Bu yüzden:
- koruma statüsünün kaldırılmasını,
- mümkün olanların geri gönderilmesini
istiyor.
Muhalifler ise bunun insani olmadığını ve savaşın hâlâ devam ettiğini söylüyor.
Ekonomi tarafı neden endişeli?
İş dünyasının önemli bir kısmı girişime karşı çıkıyor.
Örneğin eski SVP milletvekili ve ünlü iş insanı Peter Spuhler bile girişimi desteklemiyor.
Çünkü İsviçre ekonomisi:
- yabancı işçilere,
- mühendis ve sağlık çalışanlarına,
- teknik uzmanlara,
- inşaat ve hizmet sektöründeki göçmen emeğine
çok bağımlı.
Muhalifler diyor ki:
- göç azalırsa şirketler eleman bulamaz,
- ekonomi yavaşlar,
- sağlık sistemi zorlanır,
- yaşlı nüfusun emeklilik sistemi tehlikeye girer.
Emeklilik sistemi tartışması
İsviçre’de nüfus yaşlanıyor. Daha az çalışan, daha fazla emekli oluşuyor.
Muhaliflere göre göçmen çalışanlar:
- vergi ödüyor,
- emeklilik sistemine katkı yapıyor,
- sistemi ayakta tutuyor.
Ancak Dettling buna karşı çıkıyor.
Ona göre bu bir “kartopu sistemi”:
- bugün gelen göçmenler de yaşlanacak,
- onlar için daha fazla göçmen gerekecek,
- sorun sürekli büyüyecek.
Bu nedenle çözümün sürekli dışarıdan insan getirmek olmadığını söylüyor.
Avrupa Birliği konusu neden önemli?
İsviçre AB üyesi değil ama Avrupa Birliği ile çok yakın ekonomik anlaşmaları var.
Bunların en önemlilerinden biri:
kişilerin serbest dolaşımı.
Bu sistem sayesinde AB vatandaşları İsviçre’de daha kolay çalışabiliyor.
Muhalifler korkuyor ki:
- bu girişim kabul edilirse,
- İsviçre ile AB arasındaki ilişkiler bozulabilir,
- ekonomik anlaşmalar zarar görebilir.
SVP ise:
- İsviçre’nin kontrolü yeniden eline alması gerektiğini,
- AB’nin de İsviçre’ye ihtiyacı olduğunu
savunuyor.
Çiftçiler neden tartışmanın içinde?
Dettling aynı zamanda çiftçi olduğu için tarım konusu da gündeme geldi.
Eleştirilerden biri şu:
“Tarım sektörü yabancı işçiler olmadan nasıl çalışacak?”
Özellikle:
- mevsimlik işçiler,
- hasat çalışanları
çoğunlukla yabancı.
Dettling ise bunların çoğunun kısa süreli geldiğini ve “kalıcı nüfus” sayılmadığını söylüyor.
Ayrıca nüfus artışı nedeniyle tarım arazilerinin betonlaşmasının da büyük sorun olduğunu savunuyor.
Oylama neden tarihi önemde görülüyor?
Bu referandum yalnızca göç meselesi değil.
Aynı zamanda:
- İsviçre’nin gelecekte nasıl bir ülke olacağı,
- Avrupa ile ilişkileri,
- ekonomik büyüme modeli,
- sosyal sistemin sürdürülebilirliği
hakkında bir karar olarak görülüyor.
Bu yüzden ülkede çok sert bir siyasi kampanya yürütülüyor.
Şu an anketler yarışın oldukça çekişmeli geçtiğini gösteriyor. Özellikle:
- kırsal bölgeler,
- muhafazakâr seçmenler
girişime daha sıcak bakıyor.
Büyük şehirlerde ve iş dünyasında ise karşı çıkanların daha fazla olduğu belirtiliyor.
Avrupa
Almanya’dan sınır alışverişini kolaylaştıracak dijital adım: Gümrükte damga dönemi bitiyor
Almanya, İsviçre’den alışveriş için gelenlere büyük kolaylık sağlayacak yeni bir uygulamayı test etmeye başladı. “dAKZ” adlı mobil uygulama sayesinde, gümrükte belge damgalatma zorunluluğu ortadan kalkacak. Böylece hem uzun kuyruklar sona erecek hem de vergi iadesi işlemleri hızlanacak.
İsviçre’de yaşayan binlerce kişi, uygun fiyatlar nedeniyle alışveriş için sık sık Almanya’nın sınır kentlerine gidiyor. Bugüne kadar alışveriş sonrası Alman Katma Değer Vergisi’ni (KDV) geri alabilmek için sınır kapısında ihracat belgesini gümrük memuruna damgalatmaları gerekiyordu. Özellikle hafta sonları ve tatil dönemlerinde bu işlem nedeniyle uzun kuyruklar oluşuyordu.
Almanya şimdi bu sistemi dijital ortama taşıyor. Pilot uygulaması başlayan dAKZ (Dijital İhracat Fişi) adlı mobil uygulama, gümrük işlemlerini büyük ölçüde otomatik hale getiriyor.
Uygulama nasıl çalışıyor?
Alışveriş sırasında kasiyer, fişte bulunan barkodu uygulamaya okutuyor ve alışveriş bilgileri dijital olarak sisteme kaydediliyor. Kullanıcının konum bilgisi sayesinde uygulama, sınırın geçildiğini otomatik olarak tespit ediyor. Böylece gümrükte belge damgalatmaya gerek kalmadan ihracat onayı elektronik ortamda oluşturuluyor.
Bu sistem sayesinde hem alışveriş yapanlar zamandan tasarruf edecek hem de gümrük personelinin iş yükü önemli ölçüde azalacak.
Gümrükte 200 personel sadece damga işlemi yapıyor
Almanya’nın Lörrach Ana Gümrük Müdürlüğü yetkililerine göre, yalnızca İsviçre sınırında ihracat belgelerini damgalamak için yaklaşık 200 gümrük görevlisi çalışıyor. Yeni uygulamanın yaygınlaşmasıyla bu personelin üzerindeki yükün önemli ölçüde hafiflemesi bekleniyor.
İlk sonuçlar umut verici
16 Haziran’da başlatılan pilot uygulama genel olarak olumlu karşılandı. Ancak testlerde uygulamanın bazı sınır geçişlerini geç algıladığı ve zaman zaman teknik aksaklıklar yaşadığı da görüldü. Yetkililer, eksikliklerin giderilmesinin ardından sistemi ülke genelinde kullanıma sunmayı hedefliyor.
Sınır alışverişi milyarlarca franklık ekonomi oluşturuyor
İsviçreliler, Almanya’nın sınır bölgelerindeki ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Yapılan araştırmalara göre İsviçreli tüketiciler, sınıra yakın Alman mağazalarında yılda 2 milyar İsviçre frangından fazla harcama yapıyor. Sınır ticaretinin toplam hacminin ise 9 milyar İsviçre frangını aştığı belirtiliyor.
İsviçre’de tartışmalar yeniden alevlenebilir
Almanya’nın dijital uygulaması alışverişi daha da kolaylaştırırken, İsviçre’de sınır alışverişi yeniden tartışma konusu oldu. İsviçre, 2025 yılında vergisiz alışveriş limitini 300 franktan 150 franga düşürmüştü. Yerli perakendeciler ise bu sınırın 50 franga indirilmesini talep ediyor.
Almanya’nın yeni uygulamasının resmi olarak ne zaman tüm sınır kapılarında kullanılacağı henüz açıklanmadı. Pilot uygulamadan elde edilecek sonuçlar, sistemin yaygınlaştırılmasında belirleyici olacak.
Avrupa
AB’nin Yeni İltica Paktında Yeni Dönem: İsviçre’de Dijital Kayıt ve Sınır Süreçleri Değişiyor
Avrupa Birliği’nin uzun süredir hazırlıkları devam eden kapsamlı iltica ve göç reformu uygulama aşamasına girerken, Schengen ve Dublin sistemine bağlı olan İsviçre de yeni kurallara uyum sürecini başlattı. Avrupa genelinde göç yönetimini ortak kurallarla güçlendirmeyi hedefleyen düzenlemeler, sınır kontrollerinden biyometrik kayıt sistemine kadar birçok alanda önemli değişiklikler içeriyor.
Yeni sistem kapsamında iltica başvurusu yapan kişilerin kimlik tespit süreçleri daha ayrıntılı hale getiriliyor. Buna göre 6 yaş ve üzerindeki çocuklar ile yetişkinlerden yalnızca parmak izi değil, yüz biyometrisi de alınarak Avrupa’nın ortak veri tabanına kaydedilecek. Yetkililer, bu uygulamanın farklı ülkelerde yapılan mükerrer iltica başvurularını önlemeyi, kimlik tespitini hızlandırmayı ve güvenlik kontrollerini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Reformun en dikkat çeken başlıklarından biri ise AB’nin dış sınırlarında uygulanacak hızlandırılmış sınır prosedürleri oldu. İltica başvurularının kabul oranı Avrupa genelinde yüzde 20’nin altında kalan ülkelerden gelen kişiler için dosyalar, Avrupa’ya ilk giriş yaptıkları sınır merkezlerinde daha kısa sürede değerlendirilecek. Bu süreçte başvuruların hızlı şekilde sonuçlandırılması ve şartları karşılamayan kişilerin geri dönüş işlemlerinin daha etkin yürütülmesi hedefleniyor. İsviçre, AB üyesi olmadığı için bu sıkı sınır merkezlerini kendi topraklarında kurmakla yükümlü olmasa da, sistemin getirdiği sıkı Dublin kontrollerinden ve veri paylaşımından doğrudan yararlanacak.
İsviçre açısından da yeni düzenlemeler büyük önem taşıyor. Her ne kadar Avrupa Birliği üyesi olmasa da Schengen ve Dublin anlaşmalarına taraf olan ülke, ortak iltica sisteminin veri tabanı ve kayıt unsurlarını kendi mevzuatına uyarlıyor. İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM), 2026 yılı için yaklaşık 25 bin iltica başvurusu beklediğini açıklarken, Avrupa genelinde devreye giren yeni dijital kayıt sisteminin ve güncellenen Dublin kriterlerinin, İsviçre’ye yönelik ikincil göç hareketlerini önlemede ve başvuruları daha etkin yönetmede önemli rol oynayacağını değerlendiriyor.
Göç politikalarını destekleyen çevreler, reformun Avrupa genelinde düzensiz göçü kontrol altına alacağını ve iltica sistemindeki suistimalleri azaltacağını savunuyor. İnsan hakları kuruluşları ise özellikle AB dış sınırlarında kurulacak hızlandırılmış işlem merkezlerinin, bireysel başvuruların yeterince ayrıntılı incelenmesini zorlaştırabileceği ve özellikle çocuklar ile kırılgan grupların haklarının korunmasına ilişkin yeni tartışmalar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlara göre yeni iltica paktı, önümüzdeki dönemde yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinde değil, Schengen sistemine dahil olan İsviçre’de de göç yönetiminin işleyişini ve dijital altyapısını önemli ölçüde değiştirecek; uygulamanın sahaya yansımaları yakından takip edilecek.
Gündem
İsviçre’de Bir İlk: Çocuk Hastanesinde “Martha’s Rule” Kalıcı Hale Geldi
İsviçre sağlık sisteminde hasta haklarını ve çocuk güvenliğini güçlendiren önemli bir adım atıldı. Luzern’deki Merkezi İsviçre Çocuk Hastanesi (Kinderspital Zentralschweiz), başarılı pilot uygulamanın ardından 6 Temmuz itibarıyla “Martha’s Rule” (Martha Yasası) sistemini kalıcı olarak hayata geçiren ülkedeki ilk sağlık kurumu oldu. Yeni uygulama, hastanede tedavi gören çocukların ailelerine kritik durumlarda ikinci bir tıbbi değerlendirme talep etme hakkı tanıyor.
Aileler Bağımsız Uzman Ekibini Doğrudan Çağırabilecek
“Martha’s Rule” kapsamında anne ve babalar, çocuklarının sağlık durumunun kötüleştiğini düşündüklerinde ve mevcut tedavi ekibinin müdahalesini yetersiz bulduklarında, doğrudan bağımsız yoğun bakım veya kritik bakım ekibinden acil ikinci değerlendirme isteyebilecek. Böylece tedaviyi yürüten ekipten bağımsız uzmanlar kısa sürede devreye girerek çocuğun durumunu yeniden değerlendirecek.
Pilot Uygulama Olumlu Sonuç Verdi
Hastanenin bağlı bulunduğu LUKS Grubu, kalıcı uygulamaya geçmeden önce yürütülen pilot sürecin başarılı geçtiğini açıkladı. Deneme döneminde aileler sistemi yaklaşık 40 kez kullanırken, iki başvuruda bağımsız uzman ekibin ikinci değerlendirmesiyle olası risklerin önüne geçildi. Uzmanlar, çocukların sağlık durumundaki küçük ancak kritik değişiklikleri çoğu zaman ilk fark eden kişilerin anne ve babalar olduğuna dikkat çekiyor.
Yeni Hastanenin Dijital Altyapısına Entegre Edildi
Merkezi İsviçre Çocuk Hastanesi, sonbaharda Luzern’de hizmete açılacak yeni binasına taşınmaya hazırlanıyor. “Martha’s Rule” çağrı ve takip sistemi de yeni hastanenin dijital klinik altyapısına ve hasta odalarındaki bilgi panellerine kalıcı olarak entegre edildi.
Göçmen Aileler İçin Önemli Bir Güvence
Yeni uygulamanın özellikle göçmen aileler için önemli bir güvence sağlaması bekleniyor. Dil engeli, iletişim zorlukları veya İsviçre sağlık sistemine yeterince hâkim olmama gibi nedenlerle endişelerini dile getirmekte zorlanan aileler, artık doğrudan bağımsız uzman ekibinden değerlendirme talebinde bulunabilecek.
İngiltere’den İsviçre’ye Uzanan Hasta Güvenliği Modeli
“Martha’s Rule”, İngiltere’de 13 yaşındaki Martha Mills’in sepsis nedeniyle yaşamını yitirmesi ve ailesinin uyarılarının zamanında dikkate alınmadığının ortaya çıkmasının ardından geliştirilen bir hasta güvenliği modeli olarak hayata geçirildi. İsviçre’de ilk kez Luzern’de kalıcı olarak uygulanmaya başlayan sistemin, önümüzdeki dönemde diğer kantonlardaki çocuk hastaneleri ve üniversite kliniklerine de örnek olması bekleniyor.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


