Gündem
İsviçre’de Türk Ailenin Aile Birleşimi Başvurusu Mahkemelik Oldu: „Daire Çok Küçük“ Gerekçesiyle Başlayan Süreç Beraatle Sonuçlandı
AARAU / İSVİÇRE – ( Aargauer Zeitung) İsviçre’nin Aargau kantonunda yaşayan Türk bir ailenin aile birleşimi başvurusu, yetersiz büyüklükteki konut nedeniyle reddedildi. Ailenin daha sonra daha büyük bir daire için kira sözleşmesi sunmasının ardından süreç olumlu sonuçlansa da, planlanan taşınmanın gerçekleşmemesi bu kez „resmî makamları yanıltma“ şüphesini gündeme getirdi. Savcılığa taşınan dosyada aile hakkında para cezası talep edilirken, Aarau Bölge Mahkemesi davanın sonunda aileyi beraat ettirdi.
İki çocuğunu İsviçre’ye getirmek istediler
Mahkemede adı gizli tutulan ve „S.“ olarak anılan Türk aile, 2021 yılından bu yana Aarau bölgesinde üç çocuklarıyla birlikte üç odalı bir dairede yaşıyor.
Kadının önceki evliliğinden olan ve Türkiye’de yaşayan iki çocuğunu da İsviçre’ye getirmek isteyen aile, 2023 yılında Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi’ne (Migrationsamt – MIKA) aile birleşimi başvurusunda bulundu.
Ancak yapılan incelemede, üç odalı dairenin iki yetişkin ve beş çocuğun birlikte yaşayacağı bir aile için uygun olmadığı tespit edildi.
Göçmenlik Dairesi, mevcut konutun İsviçre Yabancılar ve Entegrasyon Yasası kapsamında aranan „ihtiyaca uygun konut“ şartını karşılamadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetti.
Daha büyük ev için kira sözleşmesi sundular
Ret kararının ardından aile çözüm arayışına girdi.
Aynı binada yaşayan emekli bir çiftle daire değişimi konusunda anlaşmaya varıldı. Taraflar, aileye dört odalı dairenin devredilmesini öngören kira sözleşmesini imzaladı.
Bu sözleşmenin Göçmenlik Dairesi’ne sunulmasının ardından yetkililer aile birleşimi başvurusunu onayladı ve Türkiye’deki iki çocuk için gerekli izinler verildi.
Taşınma gerçekleşmeyince şüphe başladı
Ancak olaylar tam bu noktada farklı bir boyut kazandı.
Planlanan taşınma günü geldiğinde aile yeni eve geçmedi.
Durumu fark eden bina yönetimi ve ev sahibi, Göçmenlik Dairesi’ne bilgi vererek taşınmanın hiç başlamadığını bildirdi.
Yetkililerin aktardığına göre;
- Evde taşınma kolileri bulunmuyordu.
- Dolaplar sökülmemişti.
- Taşınmaya yönelik herhangi bir hazırlık yapılmamıştı.
Bu gelişmeler üzerine Göçmenlik Dairesi, ailenin yalnızca daha büyük bir eve taşınacakmış gibi kira sözleşmesi düzenleyerek aile birleşimi iznini aldığı şüphesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.
İsviçre’de bu tür ret kararları oldukça nadir
Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi, mahkemeye sunduğu değerlendirmede aile birleşiminde „uygun konut“ şartının federal yasadan kaynaklandığını belirtti.
Kanton uygulamasına göre bir konutun yeterli sayılması için dairede yaşayacak kişi sayısının, oda sayısını en fazla bir kişi aşması gerekiyor.
Örneğin;
- 6 kişilik aile için en az 5 odalı,
- 5 kişilik aile için en az 4 odalı,
- 4 kişilik aile için ise en az 3 odalı konut uygun kabul ediliyor.
Yetkililer ayrıca, yalnızca konut yetersizliği nedeniyle aile birleşimi başvurularının reddedilmesinin son derece istisnai olduğunu, çünkü başvuru sahiplerinin çoğunun süreç içerisinde daha büyük bir eve taşındığını ifade etti.
Savcılık para cezası istedi
Mahkemede savcılık, ebeveynlerin resmî makamları yanıltarak aile birleşimi izni aldığı iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti.
Dosyada;
- Baba hakkında günlük 70 İsviçre Frangı üzerinden 120 günlük para cezası,
- Anne hakkında ise günlük 40 Frank üzerinden 120 günlük para cezası,
talep edilirken, her iki ebeveyn için ayrıca birkaç bin Frank idari para cezası istendi.
„Biz kimseyi kandırmadık“
Mahkemede ifade veren aile ise suçlamaları kesin bir dille reddetti.
Babaya göre taşınmanın gerçekleşmemesinin nedeni tamamen emekli çiftin son anda karar değiştirmesiydi.
İlk olarak Ekim 2025 için planlanan taşınma, tarafların tatil programları nedeniyle Kasım ayına ertelendi.
Daha sonra emekli kadının hastalanması üzerine aileden on günlük ek süre istendi.
Türk aile bu talebi kabul etti.
Hafta sonu emekli çift taşınmaya hazır olduklarını bildirse de, pazartesi sabahı binaya gelen ev sahibi yalnızca emekli çiftin eşyalarını topladığını gördü.
Türk ailenin ise henüz hazırlığa başlamamış olması şüpheleri artırdı.
Mahkeme Başkanı’nın „Neden hiç taşınma kolisi hazırlamadınız?“ sorusuna baba şu yanıtı verdi:
„Hafta sonunda komşuları rahatsız edecek gürültü yapmak istemedim.“
Avukatın tavsiyesi süreci daha da karmaşık hale getirdi
Dava dosyasına göre emekli çift daha sonra daire değişiminden tamamen vazgeçti.
Türk aile bunun üzerine Türkçe konuşan avukatına danıştı.
Avukatın, çocukların yine de İsviçre’ye getirilmesini tavsiye ettiği belirtildi.
Ancak aile, daha büyük konut şartının aile birleşimi kararının temel gerekçelerinden biri olduğunu yeterince kavrayamadı.
Göçmenlik Dairesi ise gerçekleşmeyen taşınmayı, baştan beri planlanmış bir aldatma girişimi olarak değerlendirdi.
İşini de kaybetti
Mahkeme sürecinde ailenin ekonomik durumu da kötüleşti.
Baba, inşaat sektöründeki geçici işini kaybetti.
Anne ise yalnızca çağrıldıkça temizlik işlerine gidebildiğini anlattı.
Mahkemede konuşan baba, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yeni ev bulamadıklarını belirterek şunları söyledi:
„Bu şartlarda bize kimse ev vermiyor.“
Aile, yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye’den getirilen iki çocuğu yeniden büyükannelerinin yanına göndermek zorunda kaldıklarını da mahkemeye bildirdi.
Anne gözyaşlarına boğuldu
Duruşmanın sonunda mahkeme başkanı son sözü anneye verdi.
Konuşurken gözyaşlarını tutamayan anne şu ifadeleri kullandı:
„Ben sadece bir anne olarak çocuklarımla birlikte İsviçre’de yaşamak istedim. Buradaki yasaları bilmiyorum. Sadece avukatımızın söylediklerini yaptım.“
Mahkeme salonunda duygusal anlar yaşandı.
Mahkemeden beraat kararı
Aarau Bölge Mahkemesi, dosyadaki delilleri değerlendirdikten sonra ailenin resmî makamları aldatma kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığına hükmetti.
Kararda;
- Ailenin gerçekten imzalanmış geçerli bir kira sözleşmesine sahip olduğu,
- Dosyada emekli çiftin daha sonra taşınmaktan vazgeçtiğine ilişkin kayıtların bulunduğu,
- Yaşananların planlı bir dolandırıcılık değil, karmaşık ve başarısız bir taşınma süreci olduğu
vurgulandı.
Bu gerekçelerle mahkeme, Türk aileyi „yetkilileri aldatma“ suçlamasından beraat ettirdi.
Karar ne anlama geliyor?
Karar, aile birleşimi başvurularında yalnızca sonucun değil, başvuru sahibinin gerçek niyetinin de hukuken büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Mahkeme, taşınmanın gerçekleşmemesinin tek başına aldatma suçunun oluşması için yeterli olmadığına dikkat çekerken, kasıt unsurunun somut delillerle ispatlanması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlara göre karar, İsviçre’de aile birleşimi başvurularında „uygun konut“ şartının önemini korurken, idarenin aldatma iddialarını ortaya koyabilmesi için güçlü delillere ihtiyaç duyduğunu da gösteren dikkat çekici bir emsal niteliği taşıyor.
Gündem
İSVİÇRE’DE AİLELERİN YENİ TERCİHİ: ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER ÖNE ÇIKIYOR
İsviçre’de çocuklu aileler için en cazip yerleşim yerleri her zaman Zürih ve Cenevre gibi büyük merkezler değil. UBS’nin 2026 Konut Çekiciliği Göstergesi, iyi altyapıyı daha düşük yaşam maliyetleriyle birleştiren orta büyüklükteki şehirlerin aileler açısından öne çıktığını gösteriyor.
Araştırmada İsviçre’deki belediyeler on bölge içinde karşılaştırıldı. Örnek hane olarak iki çocuklu ve yıllık brüt geliri 150 bin frank olan bir aile esas alındı. Değerlendirmede konut ve yaşam giderlerinin yanı sıra ulaşım, altyapı, eğitim, çocuk bakımı, alışveriş ve boş zaman imkânları dikkate alındı.
Kendi bölgelerinde Vevey, Solothurn, Fribourg, Sion, Basel, Luzern, Aarau, Lugano, St. Gallen ve Chur listenin başında yer aldı. Bu on bölgesel liderin dokuzu orta büyüklükteki şehirlerden oluşuyor. Zürih ve Cenevre ise kendi bölgelerinde ilk üçe giremedi.
Sonuçlarda en belirleyici unsurlardan biri yaşam maliyeti oldu. Araştırmaya göre Vevey’de incelenen ailenin giderleri Cenevre’den yaklaşık yüzde 15 daha düşük. Aarau’da maliyetler Zürih’in yaklaşık yüzde 28, Schaffhausen’de ise yüzde 34 altında hesaplandı. Bu şehirler aynı zamanda eğitim, çocuk bakımı, alışveriş, ulaşım ve sosyal yaşam açısından güçlü bir altyapı sunuyor.
Ticino sıralamasında Lugano ilk sıraya yerleşti. Lugano’yu Locarno, Tenero-Contra, Ascona, Muralto, Val Mara, Minusio, Melide, Morcote ve Bellinzona izledi. Fransızca konuşulan bölgede Vevey ve Fribourg’un yanı sıra Morges ve Granges-Paccot gibi yerleşimler de yüksek çekicilikleriyle dikkat çekti.
Ancak araştırma, herkes için tek bir “en iyi şehir” bulunduğunu söylemiyor. Sonuçlar seçilen aile modeline ve gelir düzeyine göre değişiyor. Daha yüksek gelirli aileler için vergi avantajları daha büyük rol oynarken, düşük gelirli hanelerde uygun konut ve günlük yaşam giderleri daha fazla önem kazanıyor.
UBS’ye göre taşınmaların yaklaşık yüzde 70’i 10 kilometreden daha kısa mesafelerde gerçekleşiyor. Bu nedenle sıralama, ülke genelinde mutlak bir yarıştan çok aynı bölgedeki gerçekçi yerleşim seçeneklerini karşılaştırıyor.
Gündem
NEUCHÂTEL’DE KAĞITSIZ GÖÇMENLER İÇİN YENİ DÖNEM: BELİRLİ ŞARTLARLA OTURUM BAŞVURUSU
Neuchâtel Kantonu, uzun yıllardır İsviçre’de oturum izni olmadan yaşayan ve çalışan bazı kişilerin durumlarının incelenmesini sağlayan geçici uygulamayı 1 Eylül 2026’da başlattı. Cenevre’de yürütülen “Papyrus” modelinden esinlenen program, 30 Kasım 2027’ye kadar toplam 15 ay uygulanacak.
Uygulama genel bir af veya otomatik oturum hakkı anlamına gelmiyor. Her dosya ayrı ayrı değerlendirilecek ve bütün koşulların karşılanması gerekecek. Program, AB veya EFTA dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yönelik. Başvuru sahibinin çalışıyor ve sosyal yardıma ihtiyaç duymadan mali açıdan bağımsız olması gerekiyor.
Temel koşul, İsviçre’de kesintisiz en az 10 yıldır yaşamak ve bunun son üç yılını Neuchâtel Kantonu’nda geçirmiş olmak. Okula devam eden en az bir çocuğu bulunan ailelerde İsviçre’de aranan ikamet süresi beş yıla düşüyor; son üç yılın yine Neuchâtel’de geçirilmesi şartı aranıyor. Hanedeki yetişkinlerin en az A1 düzeyinde Fransızca bilmesi, geçerli pasaporta sahip olması, sabıka kaydının temiz olması ve icra borcu bulunmaması da koşullar arasında.
Hakkında ülkeden çıkarma kararı bulunanlar ile İsviçre’de daha önce iltica başvurusu yapmış kişiler bu uygulamadan yararlanamıyor. İltica alanına giren kişiler için farklı federal kurallar ve işlemler geçerli.
Başvurmak isteyenlerin ilk olarak Neuchâtel Protestan Sosyal Merkezi CSP ile iletişime geçmesi gerekiyor. İlk görüşme anonim, ücretsiz ve gizli gerçekleştiriliyor. CSP, şartların karşılanıp karşılanmadığını kontrol ediyor ve uygun kişilerin belgelerini hazırlamasına yardım ediyor. Dosya daha sonra kanton göç makamlarınca inceleniyor. Kantonun uygun bulduğu başvurularda son kararı Federal Göç Sekreterliği SEM veriyor. Onay hâlinde B oturum izni düzenlenebiliyor.
Programa katılarak çalışanının durumunu ve çalışma ilişkisini yasal hâle getiren işverenler hakkında bu süreç kapsamında ceza soruşturması açılmayacağı belirtiliyor. Kanton, uygulamayla kayıt dışı çalışmayı ve savunmasız kişilerin sömürülmesini azaltmayı hedefliyor.
#İsviçre#Neuchâtel#Göç#Oturumİzni

Gündem
TİCİNO’DA TIP ARAŞTIRMALARI HIZLANIYOR: YENİ TEDAVİLER MALİYETLERİ DÜŞÜREBİLİR
Lugano, 4 Eylül’de İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki tıp araştırmacılarını, doktorları ve sağlık çalışanlarını bir araya getiren 15. İnsan Tıbbı Araştırma ve İnovasyon Günü’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Lugano’daki USI Doğu Kampüsü’nde EOC Tıp Eğitimi ve Araştırma Birimi, EOC Klinik Araştırmalar Birimi ve İsviçre İtalyan Üniversitesi tarafından düzenlendi.
Günün temel mesajı, “Araştırmanın yapıldığı yerde daha iyi tedavi sunulur” oldu. Klinik araştırma yürüten hastanelerde hastalar yeni ilaçlara, gelişmiş teşhis yöntemlerine ve yenilikçi tedavilere daha erken erişebiliyor. Araştırmalar yalnızca yeni yöntemler geliştirmeyi değil, mevcut tedavilerden hangisinin hangi hasta için daha etkili olduğunu belirlemeyi de sağlıyor.
Ticino Kanton Hastaneleri Kurumu EOC’den Dr. Panagiotis Stathis, klinik çalışmaların bazı tedavileri daha verimli ve daha az maliyetli hâle getirebildiğine dikkat çekti. Araştırma sayesinde etkisi sınırlı uygulamaların ayıklanması, hastaya daha uygun tedavinin seçilmesi ve gereksiz müdahalelerin azaltılması mümkün olabiliyor. Bu yaklaşım hem hastanın yaşam kalitesine hem de sağlık sisteminin kaynaklarını daha doğru kullanmasına katkı sağlıyor.
Ancak haberde geçen “maliyetleri düşürme” ifadesi, bütün sağlık giderlerinin hemen azalacağı anlamına gelmiyor. Yeni ilaçlar ve teknolojiler başlangıçta yüksek maliyet yaratabiliyor. Tasarruf; doğru teşhis, etkili tedavi seçimi, komplikasyonların önlenmesi ve hastanede kalış süresinin azaltılması gibi uzun vadeli sonuçlarla ortaya çıkabiliyor.
Etkinlikte klinik ve epidemiyolojik araştırmaların yanı sıra temel, hesaplamalı ve hemşirelik araştırmalarının da ele alınması planlandı. Böylece yalnızca doktorların değil, farklı sağlık disiplinlerinin yürüttüğü çalışmalar aynı platformda buluştu.
Uzmanlara göre araştırmaların devamlılığı için finansman, eğitimli personel, hasta katılımı ve kurumlar arası işbirliği gerekiyor. Ticino’daki toplantının amacı da araştırma sonuçlarını paylaşmak, genç bilim insanlarını desteklemek ve yeni çalışmaların önünü açmak.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi3 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi3 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre3 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


