Connect with us

Gündem

Almanya suç işlemiş bir Suriyeliyi sınır dışı etti: Toplu geri göndermeler kapıda mı?

yazar

Published

on

Göç Uzmanı Değerlendiriyor

Almanya’nın, Suriye’de iç savaşın patlak vermesinden bu yana ilk kez suç işlemiş bir Suriyeli vatandaşı Şam’a sınır dışı etmesi, Avrupa genelinde giderek sertleşen göç politikasının yeni bir eşiğe ulaştığına işaret ediyor. Göç uzmanı Benjamin Schraven’a göre ise, siyasi baskı artmasına rağmen yakın gelecekte kitlesel sınır dışıların gerçekleşmesi beklenmiyor.

Konunun Özeti

  • Almanya, 2011/2012’de başlayan Suriye iç savaşından bu yana ilk kez hüküm giymiş bir Suriyeliyi ülkesine geri gönderdi.
  • İsviçre’de sağ partiler, Federal Konsey Üyesi Beat Jans’tan benzer adımlar atmasını talep ediyor.
  • Sosyal Demokrat Parti (SP) ve İsviçre Mülteci Yardımı ise Suriye’ye zorla geri göndermelerin hâlâ sorumsuzca olacağını savunuyor.
  • Uzmanlara göre Suriye’deki güvenlik durumu kitlesel sınır dışıların önünde temel engel olmaya devam ediyor.

Almanya’nın attığı bu adım, İsviçre’de özellikle SVP’nin (İsviçre Halk Partisi) sert tepkisine yol açtı. Parti, “suç işlemiş yabancılarla dolu uçakların” derhâl gönderilmesini talep ederken, sol partiler ve sivil toplum kuruluşları buna itiraz ediyor. Tartışmayı, göç politikaları alanında uzun yıllardır çalışan Benjamin Schraven değerlendiriyor.

Almanya’dan büyük çaplı Suriyeli sınır dışıları bekliyor musunuz?

Hayır. Önümüzdeki dönemde on binlerce kişiyi kapsayan sınır dışı operasyonları görmeyi beklemiyorum. Daha olası olan, uygulamaların yalnızca ağır suç işlemiş kişilerle sınırlı kalmasıdır. Bununla birlikte, kamuoyundan ve siyasetten gelen baskının yüksek kalacağı da açık.

Suriye’deki mevcut durum geri göndermeleri mümkün kılıyor mu?

Rejim değişikliğinin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen Suriye’nin birçok bölgesinde durum hâlâ son derece kırılgan. Güvenlik sorunları, ekonomik çöküş ve büyük ölçüde tahrip olmuş altyapı geri dönüşleri zorlaştırıyor. Evet, bireysel geri dönüşler var; ancak kitlesel bir geri dönüşten söz etmek mümkün değil.

Ayrıca, on yılı aşkın süredir Almanya’da yaşayan, çalışan ve vergi ödeyen, topluma entegre olmuş insanların sırf siyasi baskı nedeniyle gönderilmesini doğru bulmuyorum. Bu noktada ölçülülük ve bireysel değerlendirme şart.

“Almanya’nın adımı diğer Avrupa ülkeleri için bir sinyal mi?”

Kesinlikle. Almanya göç politikasında frene basarsa, bunun Avrupa genelinde bir sinyal etkisi yaratması kaçınılmazdır. Diğer ülkeler de benzer yönde adımlar atabilir; ancak bu süreç ani değil, kademeli olacaktır.

İsviçre’de de bir paradigma değişikliği yaşanır mı?

Evet, ama İsviçre de sıkı hukuki çerçevelere bağlı. Dolayısıyla burada da ani bir politika değişiminden ziyade, yavaş ve kontrollü bir yön değişikliği beklenmeli.

Avrupa’da kaç Suriyeli yaşıyor? Bu geri göndermeler sistemi rahatlatır mı?

Almanya’da yaklaşık 1 milyon, İsviçre’de ise 30 bine yakın Suriyeli yaşıyor. Buna ek olarak, çok sayıda Suriyeli kökenli kişi vatandaşlığa alınmış durumda ve bunlar zaten sınır dışı edilemez.

Toplu sınır dışıların hem hukuki hem de mali açıdan son derece zahmetli olduğu düşünüldüğünde, iltica sistemi üzerinde kayda değer bir “rahatlama” beklemek gerçekçi değil.

Bu adım Avrupa’da sertleşen göç politikasının bir parçası mı?

Evet. Avrupa’da yıllardır daha fazla geri gönderme, sınırların sıkılaştırılması ve iltica prosedürlerinin hızlandırılması yönünde net bir eğilim var. Şam’daki rejim değişikliğinin ardından Suriyelilerin geri gönderilmesi yönündeki baskı da birçok ülkede artmış durumda.

ABD’deki gibi sert uygulamalar Avrupa’da da mümkün mü?

Avrupa’da bunun hayata geçirilmesi daha zor. Toplumsal ve hukuki direnç ABD’ye kıyasla daha güçlü. Ancak aşırı sağ partilerin yükselişi dikkate alındığında, bu tür senaryoları tamamen dışlamak da mümkün değil.

İsviçre, menşe ülkesi güvensiz olan yabancı suçlular konusunda nasıl bir yol izlemeli?

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Güvenlik koşulları mutlaka dikkate alınmalı ve her vaka bireysel olarak, hukukun üstünlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Otomatik çözümler, uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabilir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Aşırı Sıcaktan Korkup 14 Yaşındaki Oğlunu Okula Göndermedi: Anneye Para Cezası, Hakkında Resmî İşlem Başlatıldı

yazar

Published

on

By

🌡️ Ne oldu? Erlinsbach’ta yaşayan bir anne, aşırı sıcakların oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişe ederek 14 yaşındaki çocuğunu yaz tatilinden önce okula göndermedi.

🏫 Okul ne yaptı? Devamsızlığın önceden onaylanmadığı ve çocuğa resmî izin verilmediği gerekçesiyle durumu yetkili makamlara bildirdi.

⚖️ Sonuç ne oldu? Anneye para cezası uygulandı ve zorunlu eğitim yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle hakkında resmî işlem başlatıldı. Cezanın miktarı açıklanmadı.

İsviçre’nin Erlinsbach bölgesinde yaşanan olay, aşırı sıcak günlerde öğrencilerin okula devam zorunluluğu konusunda tartışma başlattı.

Tele M1’in haberine göre anne, yaz tatilinden hemen önce etkili olan yüksek sıcaklıkların 14 yaşındaki oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişelendi. Bu nedenle çocuğunu belirli günlerde evde tutarak okula göndermedi.

Ancak devamsızlık için okuldan önceden alınmış bir izin bulunmuyordu. Okul yönetimi, annenin kendi kararıyla çocuğa “sıcak tatili” vermesini izinsiz devamsızlık olarak değerlendirdi.

Olayın ardından anneye para cezası uygulandı. Ayrıca zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle durum yetkili makamlara bildirildi ve anne hakkında resmî işlem başlatıldı.

Para cezasının kaç frank olduğu açıklanmadı. Çocuğun önceden bilinen bir hastalığının bulunup bulunmadığı, doktordan rapor alınıp alınmadığı veya annenin daha önce okuldan izin talep edip etmediği konusunda da ayrıntı verilmedi.

Anne ile oğlunun uyruğu da haberde belirtilmedi. Bu nedenle herhangi bir milliyet bilgisine yer verilmesi doğru değil.

Olay, ebeveynlerin çocuklarının sağlığını koruma sorumluluğu ile İsviçre’deki zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğü arasındaki sınırı yeniden gündeme getirdi.

Continue Reading

Gündem

Her İki Yeni IV Aylığından Biri Ruhsal Hastalık Nedeniyle: Yardım Payı Sadece Yüzde 13,6

yazar

Published

on

By

🧠 Ne oldu? Ruhsal hastalıklar, İsviçre’de yeni bağlanan malullük sigortası (IV) aylıklarının en yaygın nedeni oldu.

💰 Çelişki nerede? Ruhsal engeli bulunanlar IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alandaki kuruluşlar yardımların yalnızca yüzde 13,6’sını alıyor.

⚖️ Sistem değişecek mi? Federal Sosyal Sigortalar Dairesi yeni bir model üzerinde çalışıyor ancak çözüm yıllar sürebilir.

İsviçre’de yeni bağlanan IV aylıklarının neredeyse yarısı ruhsal hastalıklar nedeniyle veriliyor. Buna rağmen hastalara destek sağlayan kuruluşlara aktarılan kaynaklar ihtiyacın gerisinde kalıyor.

İsviçre Malullük Sigortası, engelli kuruluşlarına her yıl yaklaşık 155 milyon frank dağıtıyor. Ancak uzun yıllardır değişmeyen dağıtım anahtarı ve çok yıllı sözleşmeler, günümüzdeki ihtiyaçlarla kaynakların birbirinden uzaklaşmasına yol açıyor.

Ruhsal engeli bulunan kişiler IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alanda çalışan kuruluşların aldığı pay yüzde 13,6’da kalıyor.

Görme engelliler alanında ise ters bir tablo var. Görme engelliler IV önlemlerinin yüzde 2,4’ünden yararlanırken, ilgili kuruluşlar yardımların yüzde 19’unu alıyor.

Federal Sosyal Sigortalar Dairesi, sistemi güncel ihtiyaçlara uyarlamak amacıyla kantonlar ve kuruluşlarla yeni kriterleri görüşüyor. Ancak değişikliğin birkaç yıl sürebileceği belirtiliyor. Daireden Florian Steinbacher, hızlı değil, iyi ve kalıcı bir çözüm bulunmasının önemli olduğunu söyledi.

Kaynakların yeniden dağıtılması kolay değil. Bir kuruluşun payının yükselmesi, diğerinin daha az para alması anlamına gelebilir. Pro Mente Sana Genel Müdürü Muriel Langenberger, kuruluşların karşı karşıya getirilmemesi ve sistemin bütünüyle iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Bankalara Göre Ne Zaman “Varlıklı” Sayılıyorsunuz? İşte Dört Müşteri Grubu

yazar

Published

on

By

💰 Sınır nerede? Yatırım yapılabilir serveti yaklaşık 100 bin franga ulaşan müşteriler genellikle “varlıklı” kabul ediliyor.

🏦 Private Banking ne zaman başlıyor? Kişiye özel hizmetler çoğunlukla 1 milyon franktan itibaren sunuluyor.

💎 En üst grupta kimler var? 30 milyon frank ve üzerindeki müşteriler özel danışman ekiplerinden yararlanabiliyor.

İsviçre’de bankalar müşterilerini yatırım yapılabilir servetlerine göre çoğunlukla dört gruba ayırıyor. Luzern Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesinden bankacılık uzmanı Andreas Dietrich’e göre sınıflandırma şöyle:

• Retail: 100 bin frankın altındaki standart müşteriler.

• Affluent: 100 bin ile 1 milyon frank arasındaki varlıklı müşteriler. Genişletilmiş yatırım seçenekleri ve kişisel danışmanlık sunulabiliyor.

• HNWI: 1 milyon ile 30 milyon frank arasındaki yüksek servetli müşteriler. Private Banker desteği ve kişiye özel hizmetlerden yararlanıyorlar.

• UHNWI: 30 milyon frank ve üzerindeki çok yüksek servetli müşteriler. Bu gruba Family Office, Private Equity erişimi, vakıf danışmanlığı ve servetin gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik planlama sunuluyor.

Sınırlar her bankada aynı değil. Bazı İsviçre bölgesel bankaları 500 bin franktan itibaren Private Banking hizmeti verirken, özel bankalar daha yüksek bir alt sınır belirleyebiliyor.

Hesaplamada toplam mal varlığından çok, yatırım için kullanılabilecek servet dikkate alınıyor. Örneğin bir milyon frank değerindeki evinde yaşayan ve ayrıca 60 bin frank yatırım sermayesi bulunan biri, yalnızca konutu nedeniyle varlıklı müşteri sayılmayabilir.

Bazı ülkelerde bankada para tutan müşterilere daha yüksek mevduat faizi veya özel avantajlar sunulurken, İsviçre’de tasarruf hesaplarının faiz getirisi çoğunlukla daha düşük kalabiliyor. Üstelik bankaya ve hesap türüne göre müşteriler hesap yönetimi, kart, işlem veya menkul kıymet saklama ücretleri ödeyebiliyor. Ancak ülkeler arasındaki nominal faiz karşılaştırmalarında enflasyonun, para biriminin ve merkez bankası politikasının da dikkate alınması gerekiyor.

Bankalar, müşterilerin paralarını yalnızca hesapta tutmak yerine yatırım ürünlerine yönlendirmesini ekonomik açıdan daha cazip bulabiliyor. Çünkü yatırımlardan portföy yönetimi, danışmanlık, saklama ve ürün ücretleri üzerinden ek gelir elde ediliyor.

Dietrich’e göre yalnızca servete dayalı katı sınırlar yeterli değil; müşterinin geliri, davranışları ve ihtiyaçları da dikkate alınmalı.

#İsviçre #Bankacılık #Servet #PrivateBanking #Finans

Continue Reading

Trendler