Connect with us

Gündem

1420 yabancı yasal boşluktan yararlandı – Maliyet: 43 milyon İsviçre frangı

yazar

Published

on

Sosyal Güvenlik Sistemi

Geçtiğimiz yıl, yasal bir boşluk nedeniyle 1420 yabancı uyruklu kişi, yaşlılık (AHV) veya malullük (IV) temel emeklilik hakkı bulunmamasına rağmen tamamlayıcı sosyal yardımlardan (Ergänzungsleistungen – EL) faydalandı. Bu durumun kamuya maliyeti 43 milyon İsviçre frangı olarak hesaplandı.

SVP Ulusal Meclis Üyesi Pascal Schmid, tamamlayıcı yardımlardaki bu sistem açığını Federal Konsey’e yönelttiği yazılı soru önergesiyle gündeme taşıdı.

Öne çıkan noktalar

  • Yabancı uyruklu bazı kişiler, AHV veya IV temel emeklilik hakkı olmaksızın tamamlayıcı yardımlar alabiliyor.
  • Bu uygulama, federal bütçeye her yıl milyonlarca frank ek yük getiriyor.
  • SVP’li Pascal Schmid, mevcut sistemin değiştirilmesini talep ediyor.

Federal Konsey’in yanıtı

Federal Konsey, Thurgau kantonunu temsil eden SVP Ulusal Meclis Üyesi Pascal Schmid’in soru önergesine yazılı yanıt verdi. Yanıtta, tamamlayıcı yardımların (EL), aslında temel emeklilik hakkı bulunmayan kişilere de ödenmesine imkân tanıyan bir yasal boşluk bulunduğu teyit edildi.

CH Media gazetelerinin aktardığına göre, Aralık ayı itibarıyla 440’ı AB/EFTA vatandaşı, 980’i üçüncü ülke vatandaşı olmak üzere toplam 1420 yabancı uyruklu kişi, temel emeklilik almadan tamamlayıcı yardımlardan yararlanıyordu. Aynı durumda bulunan 800 İsviçre vatandaşı da bulunuyor. Federal Konsey, bu kişilerin tamamının İsviçre’de yaşadığını ve tamamlayıcı yardımların yurt dışına ihraç edilemediğini vurguladı.

Sistemdeki boşluk nasıl işliyor?

AB ve EFTA vatandaşları, uzun süre sosyal yardım (Sozialhilfe) almaları hâlinde oturum haklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Ancak bu risk, tamamlayıcı yardımlar (EL) için geçerli değil.

CH Media, Aralık ayı başında St. Gallen kantonundan bir Alman vatandaşının vakasını kamuoyuna taşıdı. Söz konusu kişi, önce Avusturya’da ikamet ederken İsviçre’de sınır ötesi çalışan olarak bir yıl boyunca yarı zamanlı çalıştı. Daha sonra İsviçre’ye taşınarak altı ay daha çalıştı ve ardından IV’ye başvurdu. Ancak sağlık sorunuyla ülkeye giriş yaptığı için emeklilik hakkı elde edemedi.

Başlangıçta sosyal yardım alan kişiye, daha sonra IV’ye bağlı tamamlayıcı yardımlar bağlandı. Oysa tamamlayıcı yardımlar, sosyal yardımlara kıyasla daha yüksek olup, tek bir kişi için yıllık yaklaşık 40 bin İsviçre frangına ulaşabiliyor.

Federal Sosyal Sigortalar Dairesi (BSV) sözcüsü, bu tür vakaların münferit olmadığını doğrularken, temel emeklilik hakkı bulunmadan EL alınabilmesinin hukuki gerekçesinin net olmadığına dikkat çekti.

Oturum hakkı tartışması

2019 yılında Yabancılar ve Entegrasyon Yasası (AIG) reforme edilmişti. Bu reformla birlikte, uzun süredir İsviçre’de yaşayan ve süresiz oturum iznine sahip kişiler dahi, sosyal yardım almaları durumunda oturum haklarını kaybedebiliyor.

Schmid, bu bağlamda, temel emeklilik olmaksızın EL alan yabancıların, sosyal yardım almaları hâlinde İsviçre’yi terk etmek zorunda kalıp kalmayacaklarını sordu. Federal Konsey ise, oturum izinlerinin iptaline ilişkin yetkinin kantonal göç makamlarında olduğunu ve her dosyanın bireysel olarak değerlendirildiğini belirtti.

Siyasi tepki

Pascal Schmid’e göre durum son derece net:
“Bu kişilerin neredeyse tamamı, eğer tamamlayıcı yardımlar yerine sosyal yardım alsaydı, İsviçre’den ayrılmak zorunda kalırdı.”

Schmid, temel emeklilik hakkı olmaksızın ödenen tamamlayıcı yardımların sistemin ruhuna aykırı olduğunu savunuyor. Bu nedenle, Ulusal Meclis Sosyal Sigortalar Komisyonu üyesi Diana Gutjahr ile birlikte atılabilecek adımları değerlendirmek istediğini açıkladı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İSVİÇRE’DE AİLELERİN YENİ TERCİHİ: ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER ÖNE ÇIKIYOR

yazar

Published

on

By

İsviçre’de çocuklu aileler için en cazip yerleşim yerleri her zaman Zürih ve Cenevre gibi büyük merkezler değil. UBS’nin 2026 Konut Çekiciliği Göstergesi, iyi altyapıyı daha düşük yaşam maliyetleriyle birleştiren orta büyüklükteki şehirlerin aileler açısından öne çıktığını gösteriyor.

Araştırmada İsviçre’deki belediyeler on bölge içinde karşılaştırıldı. Örnek hane olarak iki çocuklu ve yıllık brüt geliri 150 bin frank olan bir aile esas alındı. Değerlendirmede konut ve yaşam giderlerinin yanı sıra ulaşım, altyapı, eğitim, çocuk bakımı, alışveriş ve boş zaman imkânları dikkate alındı.

Kendi bölgelerinde Vevey, Solothurn, Fribourg, Sion, Basel, Luzern, Aarau, Lugano, St. Gallen ve Chur listenin başında yer aldı. Bu on bölgesel liderin dokuzu orta büyüklükteki şehirlerden oluşuyor. Zürih ve Cenevre ise kendi bölgelerinde ilk üçe giremedi.

Sonuçlarda en belirleyici unsurlardan biri yaşam maliyeti oldu. Araştırmaya göre Vevey’de incelenen ailenin giderleri Cenevre’den yaklaşık yüzde 15 daha düşük. Aarau’da maliyetler Zürih’in yaklaşık yüzde 28, Schaffhausen’de ise yüzde 34 altında hesaplandı. Bu şehirler aynı zamanda eğitim, çocuk bakımı, alışveriş, ulaşım ve sosyal yaşam açısından güçlü bir altyapı sunuyor.

Ticino sıralamasında Lugano ilk sıraya yerleşti. Lugano’yu Locarno, Tenero-Contra, Ascona, Muralto, Val Mara, Minusio, Melide, Morcote ve Bellinzona izledi. Fransızca konuşulan bölgede Vevey ve Fribourg’un yanı sıra Morges ve Granges-Paccot gibi yerleşimler de yüksek çekicilikleriyle dikkat çekti.

Ancak araştırma, herkes için tek bir “en iyi şehir” bulunduğunu söylemiyor. Sonuçlar seçilen aile modeline ve gelir düzeyine göre değişiyor. Daha yüksek gelirli aileler için vergi avantajları daha büyük rol oynarken, düşük gelirli hanelerde uygun konut ve günlük yaşam giderleri daha fazla önem kazanıyor.

UBS’ye göre taşınmaların yaklaşık yüzde 70’i 10 kilometreden daha kısa mesafelerde gerçekleşiyor. Bu nedenle sıralama, ülke genelinde mutlak bir yarıştan çok aynı bölgedeki gerçekçi yerleşim seçeneklerini karşılaştırıyor.

#İsviçre#schweiz#bern#zürich#suisse

Continue Reading

Gündem

NEUCHÂTEL’DE KAĞITSIZ GÖÇMENLER İÇİN YENİ DÖNEM: BELİRLİ ŞARTLARLA OTURUM BAŞVURUSU

yazar

Published

on

By

Neuchâtel Kantonu, uzun yıllardır İsviçre’de oturum izni olmadan yaşayan ve çalışan bazı kişilerin durumlarının incelenmesini sağlayan geçici uygulamayı 1 Eylül 2026’da başlattı. Cenevre’de yürütülen “Papyrus” modelinden esinlenen program, 30 Kasım 2027’ye kadar toplam 15 ay uygulanacak.

Uygulama genel bir af veya otomatik oturum hakkı anlamına gelmiyor. Her dosya ayrı ayrı değerlendirilecek ve bütün koşulların karşılanması gerekecek. Program, AB veya EFTA dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yönelik. Başvuru sahibinin çalışıyor ve sosyal yardıma ihtiyaç duymadan mali açıdan bağımsız olması gerekiyor.

Temel koşul, İsviçre’de kesintisiz en az 10 yıldır yaşamak ve bunun son üç yılını Neuchâtel Kantonu’nda geçirmiş olmak. Okula devam eden en az bir çocuğu bulunan ailelerde İsviçre’de aranan ikamet süresi beş yıla düşüyor; son üç yılın yine Neuchâtel’de geçirilmesi şartı aranıyor. Hanedeki yetişkinlerin en az A1 düzeyinde Fransızca bilmesi, geçerli pasaporta sahip olması, sabıka kaydının temiz olması ve icra borcu bulunmaması da koşullar arasında.

Hakkında ülkeden çıkarma kararı bulunanlar ile İsviçre’de daha önce iltica başvurusu yapmış kişiler bu uygulamadan yararlanamıyor. İltica alanına giren kişiler için farklı federal kurallar ve işlemler geçerli.

Başvurmak isteyenlerin ilk olarak Neuchâtel Protestan Sosyal Merkezi CSP ile iletişime geçmesi gerekiyor. İlk görüşme anonim, ücretsiz ve gizli gerçekleştiriliyor. CSP, şartların karşılanıp karşılanmadığını kontrol ediyor ve uygun kişilerin belgelerini hazırlamasına yardım ediyor. Dosya daha sonra kanton göç makamlarınca inceleniyor. Kantonun uygun bulduğu başvurularda son kararı Federal Göç Sekreterliği SEM veriyor. Onay hâlinde B oturum izni düzenlenebiliyor.

Programa katılarak çalışanının durumunu ve çalışma ilişkisini yasal hâle getiren işverenler hakkında bu süreç kapsamında ceza soruşturması açılmayacağı belirtiliyor. Kanton, uygulamayla kayıt dışı çalışmayı ve savunmasız kişilerin sömürülmesini azaltmayı hedefliyor.

#İsviçre#Neuchâtel#Göç#Oturumİzni

Continue Reading

Gündem

TİCİNO’DA TIP ARAŞTIRMALARI HIZLANIYOR: YENİ TEDAVİLER MALİYETLERİ DÜŞÜREBİLİR

yazar

Published

on

By

Lugano, 4 Eylül’de İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki tıp araştırmacılarını, doktorları ve sağlık çalışanlarını bir araya getiren 15. İnsan Tıbbı Araştırma ve İnovasyon Günü’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Lugano’daki USI Doğu Kampüsü’nde EOC Tıp Eğitimi ve Araştırma Birimi, EOC Klinik Araştırmalar Birimi ve İsviçre İtalyan Üniversitesi tarafından düzenlendi.

Günün temel mesajı, “Araştırmanın yapıldığı yerde daha iyi tedavi sunulur” oldu. Klinik araştırma yürüten hastanelerde hastalar yeni ilaçlara, gelişmiş teşhis yöntemlerine ve yenilikçi tedavilere daha erken erişebiliyor. Araştırmalar yalnızca yeni yöntemler geliştirmeyi değil, mevcut tedavilerden hangisinin hangi hasta için daha etkili olduğunu belirlemeyi de sağlıyor.

Ticino Kanton Hastaneleri Kurumu EOC’den Dr. Panagiotis Stathis, klinik çalışmaların bazı tedavileri daha verimli ve daha az maliyetli hâle getirebildiğine dikkat çekti. Araştırma sayesinde etkisi sınırlı uygulamaların ayıklanması, hastaya daha uygun tedavinin seçilmesi ve gereksiz müdahalelerin azaltılması mümkün olabiliyor. Bu yaklaşım hem hastanın yaşam kalitesine hem de sağlık sisteminin kaynaklarını daha doğru kullanmasına katkı sağlıyor.

Ancak haberde geçen “maliyetleri düşürme” ifadesi, bütün sağlık giderlerinin hemen azalacağı anlamına gelmiyor. Yeni ilaçlar ve teknolojiler başlangıçta yüksek maliyet yaratabiliyor. Tasarruf; doğru teşhis, etkili tedavi seçimi, komplikasyonların önlenmesi ve hastanede kalış süresinin azaltılması gibi uzun vadeli sonuçlarla ortaya çıkabiliyor.

Etkinlikte klinik ve epidemiyolojik araştırmaların yanı sıra temel, hesaplamalı ve hemşirelik araştırmalarının da ele alınması planlandı. Böylece yalnızca doktorların değil, farklı sağlık disiplinlerinin yürüttüğü çalışmalar aynı platformda buluştu.

Uzmanlara göre araştırmaların devamlılığı için finansman, eğitimli personel, hasta katılımı ve kurumlar arası işbirliği gerekiyor. Ticino’daki toplantının amacı da araştırma sonuçlarını paylaşmak, genç bilim insanlarını desteklemek ve yeni çalışmaların önünü açmak.

Continue Reading

Trendler