Sosyal Medya

Gündem

Yılda Kaç Kez? İsviçre’de yaşayanların Günlük Hayatına Dair Çarpıcı İstatistikler

yazar

Yayınlayan

on

Seks, tatil, hastalık, ağlama…
Yılın sonuna yaklaşırken, geriye dönüp bakmak için istatistikler önemli bir rehber sunuyor. Çeşitli araştırmalar, İsviçre’de yaşayanların yıl boyunca hangi faaliyetleri ne sıklıkla gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. 20 Minuten gazetesinin derlediği veriler, gündelik hayatın çoğu zaman fark edilmeyen alışkanlıklarını gözler önüne seriyor.

Tatil: Yılda Ortalama 2,9 Seyahat

Bundesamt für Statistik (BFS) verilerine göre İsviçre’de yaşayan her birey 2024 yılında ortalama 2,9 kez konaklamalı seyahat gerçekleştirdi. Bu seyahatlerin yüzde 35’i ülke içinde yapıldı.
Buna ek olarak, kişi başına yaklaşık dokuz günübirlik gezi kaydedildi. Bu gezilerin yüzde 90’ı İsviçre sınırları içinde gerçekleşti.

Seks: İstek Var, Sıklık Daha Az

Sanitas Health Forecast 2021 araştırmasına göre İsviçre’de yaşayanlar ayda ortalama 5,4 kez, yani yılda yaklaşık 65 kez cinsel ilişkiye giriyor.
Ancak beklentiler bunun oldukça üzerinde. Erkekler ayda ortalama 10,8, kadınlar ise 8,2 kez seks yapmak istediklerini belirtiyor.

Hastalık: Çalışanlar Yılda 5,6 Gün İzin Alıyor

BFS verilerine göre 2024 yılında tam zamanlı çalışanlar hastalık nedeniyle ortalama 5,6 iş günü işe gelemedi.
Kadın çalışanlar yılda 6,8 gün, erkekler ise 5,1 gün hastalık izni kullandı.

Paketler: Hane Başına 44 Gönderi

Swiss Post’un yıllık raporuna göre geçen yıl 180 milyon paket dağıtıldı. Bu rakam, hane başına ortalama 44 paket anlamına geliyor. Posta dışındaki kargo şirketleri bu sayıya dahil değil.

Ağlamak: Kadınlar Daha Sık

Güncel bir araştırma bulunmasa da, Deutsche Ophthalmologische Gesellschaft’in 2009 tarihli çalışması hâlâ referans kabul ediliyor. Buna göre:

  • Erkekler yılda 6–17 kez,
  • Kadınlar ise 30–64 kez ağlıyor.

Çocukluk döneminde cinsiyetler arasında fark bulunmazken, bu ayrım yaklaşık 13 yaşından sonra belirginleşiyor.

Kitap Okuma: İsviçre Avrupa’nın Önünde

2024 yılında Galaxus tarafından yapılan temsili bir ankete göre İsviçre’de yaşayanların yüzde 15,2’si yılda 15’ten fazla kitap okuyor.
Bu oranla İsviçre, Avusturya, Almanya, Fransa ve İtalya’yı geride bırakıyor. Katılımcıların üçte birinden fazlası ise yılda 1–3 kitap okuduğunu belirtiyor.

Nevresim Değiştirme: Herkes Önerilere Uymuyor

Aynı ankete göre:

  • Katılımcıların yüzde 45’i nevresimlerini iki haftada bir,
  • Yüzde 20’si haftada bir,
  • Yüzde 27’si ise ayda bir değiştiriyor.

Tren Yolculuğu: Avrupa Rekoru

LITRA verilerine göre İsviçre, Avrupa’da en yoğun tren kullanılan ülke konumunda. 2023 yılında İsviçreliler kişi başına ortalama 68 kez tren yolculuğu yaptı.

Sıkca sorulan soru: Bu istatistikler isviçreliler mi isviçrede yaşayanlar mı?


Kaynaklara Göre Ayrım

  • Bundesamt für Statistik (BFS)
    Tatil, hastalık, ulaşım gibi veriler uyruk ayrımı yapmadan, İsviçre’de ikamet eden nüfusu kapsar. Yani İsviçre vatandaşı olsun ya da olmasın, ülkede yaşayan herkes bu istatistiklere dahildir.
  • Sanitas Health Forecast (seks sıklığı)
    Temsili örneklem, İsviçre’de yaşayan yetişkin nüfustan seçilir. Burada da ölçüm “İsviçreliler” değil, “İsviçre’de yaşayan bireyler” üzerinedir.
  • Galaxus anketleri (kitap, nevresim)
    İsviçre pazarına yönelik yapılır; katılımcılar İsviçre’de yaşayan kullanıcılar olup vatandaşlık kriteri aranmaz.
  • LITRA (tren kullanımı)
    Kişi başına düşen yolculuk sayısı, ülkede yaşayan nüfus üzerinden hesaplanır.

Sonuç (haber diliyle net ifade)

Bu tür haberlerde kullanılan “İsviçreliler” ifadesi, hukuki anlamda vatandaşlığı değil; İsviçre’de yaşayan nüfusu tanımlayan kolektif ve pratik bir kısaltmadır.

Bu nedenle bu tarz ifadeyle anlatılır:

  • İsviçreliler yılda ortalama 2,9 kez tatile çıkıyor
  • İsviçre’de yaşayanlar yılda ortalama 2,9 kez tatile çıkıyor
Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

İsviçre istihbaratı 2025’te yüzlerce iltica dosyasını inceledi

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre Federal İstihbarat Servisi’nin (NDB), 2025 yılı içerisinde güvenlik riski taşıyabileceği değerlendirilen 373 iltica başvurusu ile 3 “S statüsü” talebini ayrıntılı şekilde incelediği bildirildi.

Devlet Göç Sekreterliği’nin (SEM) talebi üzerine yapılan incelemeler kapsamında, iki iltica başvurusu için reddedilmesi yönünde tavsiye kararı verildi. NDB Sözcüsü Linda von Burg, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu başvuruların ülkenin iç ve dış güvenliği açısından risk oluşturabileceğine dair somut bulgular bulunduğunu belirtti.

Ukraynalı sığınmacılara ait üç S statüsü başvurusunda ise herhangi bir olumsuz tavsiyede bulunulmadığı kaydedildi.

2010’dan bu yana 141 riskli dosya

Yetkililer, yalnızca güvenlik açısından şüphe uyandıran dosyaların istihbarat servisine yönlendirildiğini vurgularken, 2010 yılından bu yana toplam 141 sığınmacı ile iki Ukraynalı mültecinin potansiyel güvenlik riski olarak değerlendirildiğini açıkladı.

Reddedilme tavsiyelerinin, terör örgütleriyle bağlantı, şiddet yanlısı aşırılık, casusluk faaliyetleri veya olası savaş suçlarına ilişkin somut deliller bulunması halinde yapıldığı ifade edildi.

Vatandaşlık başvuruları da incelendi

NDB’nin yalnızca iltica dosyalarıyla sınırlı kalmadığı, 2025 yılında ayrıca 46 bin 992 vatandaşlık başvurusunu da güvenlik açısından değerlendirdiği bildirildi. Bu başvurulardan biri için ret tavsiyesi verildi.

Uçuş verileri ve vize başvuruları kontrol edildi

İstihbarat servisi, vize danışma sistemi kapsamında 1,5 milyon veri kaydını da inceleyerek 7 başvurunun reddedilmesini önerdi. Bunun yanı sıra 24 bin 732 uçuşta seyahat eden yaklaşık 4,2 milyon yolcunun “Advance Passenger Information (API)” kayıtlarının güvenlik taramasından geçirildiği aktarıldı.

Yetkililer, söz konusu denetimlerin İsviçre’nin ulusal güvenliğini korumaya yönelik rutin ve önleyici çalışmalar kapsamında yürütüldüğünü vurguladı.

Haberin Devamını Oku

Gündem

İsviçre’de elektrik arzı tehlikede: 2050’ye kadar ciddi açık öngörülüyor

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre elektrik üreticileri, ülkenin enerji arz güvenliğinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığına dair uyarıda bulundu. 2050’ye kadar ciddi bir elektrik açığı riski bulunduğunu işaret eden yeni bir rapor, özellikle altyapı ve yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılmasının zorunlu olduğunu ortaya koydu.

Ulusal enerji sektörü temsilcileri ve uzmanların katkılarıyla hazırlanan raporda, mevcut üretim kapasitesi ile artan talebin karşılanmasının giderek zorlaştığı belirtildi. Raporda, nüfus artışı, sanayide büyüme ve elektrikli araç gibi enerji yoğun kullanım alanlarının yaygınlaşmasının arz-talep dengesini olumsuz etkilediğine dikkat çekildi.

“Arz güvenliğinde ciddi tehdit”

Raporun öne çıkan bölümünde, İsviçre’nin mevcut enerji altyapısının gelecekte karşılaşacağı riskler şöyle sıralandı:

  • Mevcut üretim kapasitesinin artan talebi karşılamada yetersiz kalacağı,
  • Enerji iletim ve dağıtım şebekesindeki darboğazların arz güvenliğini tehdit ettiği,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının planlanan hedeflerin gerisinde kaldığı,
  • Fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinin planlanan hıza erişemediği.

Raporu hazırlayan uzmanlar, enerji arz güvenliğinin sağlanamaması durumunda özellikle kış aylarında elektrik kesintileri yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Yenilenebilir enerji vurgusu

Rapor, İsviçre’nin uzun vadeli enerji stratejisinde yenilenebilir kaynaklara daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Uzmanlar, hidroelektrik santrallerin yanı sıra güneş ve rüzgar enerjisinin kapasitesinin artırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, akıllı şebeke teknolojileri ve enerji depolama sistemlerinin devreye alınmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Enerji sektör temsilcileri, özellikle elektrikli araçların yaygınlaşması ve dijitalleşmenin enerji talebini artırması nedeniyle kısa vadede ek üretim kapasitesi sağlanmazsa arz açığının derinleşeceğini ifade etti.

Resmî tepkiler

İsviçre Federal Enerji Ofisi, raporla ilgili yaptığı ilk değerlendirmede, “Bu tür uyarıları ciddiyetle ele alıyoruz. Enerji politikasının sürdürülebilir ve güvenli olması için gerekli tüm tedbirleri alacağız” açıklamasında bulundu. Federal yetkililer, önümüzdeki dönemde enerji stratejisinin gözden geçirileceğini duyurdu.

Uluslararası bağlam

Avrupa genelinde enerji arzı konusu son yıllarda giderek daha fazla tartışılıyor. Birçok ülke, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinde kaynak çeşitliliğini artırmayı ve yenilenebilir kaynakların payını yükseltmeyi hedefliyor. İsviçre raporunda da bu doğrultuda uluslararası örnekler ve enerji güvenliği stratejileri değerlendirildi.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Crans-Montana faciasının ardından “Çocuklar ne zaman yalnız dışarı çıkabilir?” tartışması

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yılbaşı gecesi yaşanan bar yangını faciasının ardından, kamuoyunda bu kez çocukların ve gençlerin hangi yaşta, hangi koşullarda yalnız dışarı çıkabileceği tartışılmaya başlandı.

Faciada hayatını kaybedenlerin önemli bölümünün reşit olmaması, ebeveynlerin sorumluluğu, yaş sınırları ve gece dışarı çıkma kuralları konusundaki belirsizlikleri yeniden gündeme getirdi.

İsviçre’de yasal yaş sınırı yok

İsviçre’de çocukların veya gençlerin tek başına dışarı çıkabileceği ya da gece saatlerine kadar sokakta bulunabileceği yaşa ilişkin ülke genelinde bağlayıcı bir yasa bulunmuyor. Hukuki sorumluluğun büyük ölçüde ebeveynlere ait olduğu belirtiliyor.

Buna karşın, bazı belediyelerde çocuklar için yerel gece sokağa çıkma sınırlamaları uygulanabiliyor. Uzmanlara göre bu nedenle yaşanılan yer, alınacak kararlar açısından belirleyici rol oynuyor.

Uzman: “Yaş değil, çevre ve olgunluk önemli”

Aile ve eğitim uzmanı Susanna Fischer, çocukların yalnız dışarı çıkmasına ilişkin kararların tek başına yaşa göre verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Fischer, “Bir çocuğun ya da gencin nerede yaşadığı, kiminle birlikte olduğu ve çevreyi ne kadar tanıdığı çok önemli.” diyerek, büyük şehirlerdeki yoğun eğlence bölgeleri ile sakin mahalleler arasında ciddi farklar bulunduğunu ifade etti.

“13 yaş gece partileri için erken”

Uzmanlara göre, 13 yaş bir çocuğun gece geç saatlere kadar süren parti veya kulüp ortamları için erken kabul ediliyor. Ancak Fischer, bunun gençlerin tamamen eve kapanması gerektiği anlamına gelmediğini belirterek, spor sonrası arkadaşlarla biraz daha geç kalmak, sinemaya gitmek veya bir arkadaşta akşam yemeği yemek gibi küçük ve kontrollü adımların önemli olduğunu söyledi.

Bu sürecin, gençlerin özgüven ve sorumluluk duygusunu geliştirdiğini kaydeden Fischer, ebeveynlerin çocuklarıyla açık iletişim kurmasının kritik olduğunu vurguladı.

“Ebeveynler her şeyi bildiklerini sanmamalı”

Fischer, ebeveynlerin çocukları üzerindeki kontrolü fazla abartmaması gerektiğine de dikkat çekti. “Birçok ebeveyn, çocuğunun ne yaptığını, kiminle görüştüğünü ve hangi alışkanlıklara sahip olduğunu tamamen bildiğini düşünüyor. Bu, çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Aşırı denetimin, gençlerin kontrolsüz ve riskli davranışlara yönelmesine neden olabileceğini belirten Fischer, güven temelli bir yaklaşımın daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.

“Kademeli özgürlük en sağlıklısı”

Uzmanlara göre, çocukların ve gençlerin sosyal hayata katılımı birden değil, kademeli olarak sağlanmalı. Fischer, “Bir çocuğun hazır olup olmadığı yaşından çok davranışlarından anlaşılır.” diyerek, sorumluluk alan, sözünü tutan ve sınırları kabul eden gençlere adım adım daha fazla özgürlük tanınabileceğini söyledi.

Fischer, “14 yaşında kulübe gitmemek bir kayıp değildir. Önemli olan, çocukların yeni deneyimlerle güvenli biçimde tanışmasıdır.” ifadesini kullandı.

Crans-Montana faciasının ardından uzmanlar, tartışmaların suçlayıcı bir dile kaymadan, çocukların güvenliği, ebeveyn sorumluluğu ve toplumsal bilinç çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler