İsviçre
İsviçre’de Vatandaşlık Başvurusunda “Soylu Referans” Şartı Tepkileri Üzerine Çekti
🧩 Bir Başvuruda Skandal İfade
İsviçre Göç Devlet Sekreterliği (SEM), bir vatandaşlık başvurusunda başvuru sahibinden “mümkünse soy yoluyla İsviçre vatandaşı olan kişilerden referans göstermesini” istedi.
Bu ifade, ülkede “vatandaşlar arasında ayrımcılık mı yapılıyor?” tartışmasını başlattı.
Olay, 34 yaşındaki Kuzey Makedonya kökenli bir kadının kolaylaştırılmış vatandaşlık (erleichterte Einbürgerung) başvurusuyla ortaya çıktı. Kadın, bir İsviçre vatandaşıyla evliydi ve federal makamlarca yürütülen süreçte kendisinden referans mektupları talep edildi. Ancak yetkili makamın gönderdiği resmi yazıda “tercihen soy yoluyla İsviçre vatandaşı” ifadesinin yer alması, eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına yol açtı.
⚖️ “İki Sınıflı Vatandaşlık” Tepkisi
Olayın kamuoyuna yansıması üzerine Zürih milletvekili Céline Widmer (Sosyal Demokrat Parti – SP) konuyu Federal Meclis’e taşıdı.
Widmer, Federal Konsey’e yönelttiği yazılı soru önergesinde şu ifadeleri kullandı:
“İsviçre vatandaşlığı, kökenine göre farklı değer taşımamalıdır.
Doğuştan mı yoksa sonradan mı vatandaş olunmuş, bu fark insanları ayırmak için kullanılmamalıdır.”
Widmer, söz konusu ifadenin “birinci sınıf – ikinci sınıf İsviçreliler” yaratabileceğini ve bunun anayasanın eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi.
📜 SEM ve Federal Konsey Sessiz
Göç Devlet Sekreterliği (SEM) henüz resmi bir açıklama yapmadı. Kurum, “devam eden bireysel dosyalar hakkında yorum yapamayız” diyerek konuyla ilgili sessizliğini korudu.
Federal Konsey’in ise Céline Widmer’in sorularına önümüzdeki haftalarda yanıt vermesi bekleniyor.
👩⚖️ Hukukçular: “Yasal Dayanağı Yok”
Bern Üniversitesi’nden göç hukuku uzmanı Prof. Dr. Barbara von Rütte, uygulamayı “eşit muamele hakkına aykırı” olarak nitelendirdi:
“Vatandaş vatandaş demektir. İsviçre pasaportuna sahip herkes, doğuştan ya da sonradan fark etmeksizin aynı statüye sahiptir.
‘Soydan İsviçreli’ gibi bir ayrım, yasal temeli olmayan bir uygulamadır.”
Uzmanlara göre, vatandaşlık sürecinde referans kişilerin istenmesi olağan bir prosedürdür, ancak bu referansların ‘doğuştan İsviçreli olma’ şartına bağlanması mevzuatta yer almayan bir uygulamadır.
🗣️ Muhafazakâr Kanat: “Abartılı Bir Tepki”
Tartışmaya sağ partiden de yorum geldi. Thurgau kantonundan Pascal Schmid (SVP), tepkileri “gereksiz büyütülmüş” buldu:
“Burada yeni bir problem yaratılıyor.
Makamlar sadece güvenilir referanslar istiyor olabilir. Bu da doğal bir istektir.”
Ancak eleştirmenlere göre, güvenilirlik arayışı bile ‘kan bağı’ üzerinden tanımlanamaz.
📚 Kavramlar: Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Nedir?
İsviçre’de vatandaşlık genellikle 10 yıl kesintisiz oturum sonrası alınabiliyor. Ancak İsviçre vatandaşıyla evli olanlar için “kolaylaştırılmış vatandaşlık” (erleichterte Einbürgerung) yöntemi bulunuyor.
Bu başvurular kantonlar yerine federal makamlar tarafından değerlendiriliyor.
Başvuru sahiplerinden şu koşullar aranıyor:
- İsviçre’ye iyi derecede entegre olmak (dil, sosyal yaşam, iş, toplum).
- Kamu düzenine, İsviçre yasalarına ve değerlerine saygılı olmak.
- Dil yeterliliğini (genellikle B1 düzeyi konuşma, A2 düzeyi yazma) kanıtlamak.
- İsviçreli referans kişiler tarafından toplumsal uyumunun doğrulanması.
Yani referans şartı zaten var; ancak referansın “soy yoluyla İsviçreli” olması ilk kez gündeme gelmiş durumda.
🧠 Neden Önemli?
Bu olay, İsviçre’de son dönemde artan vatandaşlık başvurularıyla birlikte, “kim gerçekten İsviçreli sayılır?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Eleştirmenler, bu tür ifadelerin toplumda “gizli bir ayrımcılık” yarattığını ve İsviçre’nin entegrasyon politikasıyla çeliştiğini savunuyor.
Siyaset bilimciler ise tartışmanın yalnızca bürokratik bir hata değil, aynı zamanda İsviçre kimliği tartışmasının derinleştiğinin göstergesi olduğunu belirtiyor.
🧾 Özetle
- Bir başvuruda “soy yoluyla İsviçreli referans” şartı yazılı olarak istendi.
- Olay “ayrımcılık” tartışması yarattı.
- Sosyal Demokratlar konuyu parlamentoya taşıdı.
- Hukukçular, uygulamanın anayasa ve vatandaşlık yasasıyla bağdaşmadığını savunuyor.
- SEM ve Federal Konsey henüz resmi açıklama yapmadı.
İsviçre
İsviçre’de “böcek gıdası” dönemi sona eriyor: Coop satışları durduruyor
İsviçre’de bir dönem “geleceğin süper gıdası” olarak tanıtılan yenilebilir böcek ürünleri, beklenen ilgiyi görmeyince raflardan kaldırılıyor. Perakende zinciri Coop, talep yetersizliği nedeniyle bu ürünlerin satışını tamamen sonlandırma kararı aldı.
🛑 Talep düşüklüğü satışları bitirdi
Coop yetkilileri, mevcut stokların tükendikten sonra böcek bazlı ürünlerin satışının durdurulacağını açıkladı. Şirket, son dönemde talebin zaten düşük olan seviyeden daha da gerilediğini belirtti.
Migros ise benzer ürünleri 2022 yılında ürün yelpazesinden çıkarmıştı.
🐛 “Süper gıda” beklentisi karşılık bulmadı
İsviçre’de 2017 yılında un kurdu, çekirge ve cırcır böceği gibi türlerin gıda olarak kullanımına izin verilmesiyle birlikte, bu alanda bir “beslenme devrimi” beklentisi doğmuştu.
Burger, enerji barı ve atıştırmalık gibi farklı ürünlerle pazara giren sektör, özellikle sürdürülebilirlik ve düşük kaynak tüketimi gibi avantajlarla öne çıkarılmıştı.
🌏 Kültürel fark belirleyici oldu
Haberde dikkat çekilen önemli noktalardan biri de kültürel farklar. Asya ülkelerinde böcek tüketimi oldukça yaygın ve günlük yaşamın bir parçası olarak görülüyor. Hatta böcek yemek, bu ülkelerde makarna veya geleneksel yemekler kadar sıradan kabul ediliyor.
Buna karşın İsviçre’de tüketiciler, bu ürünlere karşı mesafeli kaldı.
📉 Psikolojik engel aşılamadı
Uzmanlara göre, böcek bazlı gıdaların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel tüketicilerin “tiksinme refleksi” oldu.
Kısa süreli ilgiye rağmen, ürünlerin geniş kitleler tarafından benimsenmediği ve düzenli tüketim alışkanlığına dönüşmediği ifade ediliyor.
🏭 Sektörde daralma yaşanıyor
Pazardaki talep eksikliği nedeniyle birçok girişim ya kapanırken ya da birleşmek zorunda kaldı. Sektörde faaliyet gösteren az sayıdaki firmadan biri olan Essento’nun da üretimde ithalata yöneldiği belirtiliyor.
İsviçre
İsviçre’de öğretmenlere dini sembol uyarısı: Tarafsızlık vurgusu
İsviçre’de öğretmenler birliği, devlet okullarında görev yapan öğretmenlere başörtüsü gibi belirgin dini semboller kullanmamalarını tavsiye etti. Kararın, eğitimde tarafsızlık ilkesinin korunması amacıyla alındığı belirtildi.
📌 Karar LCH konferansında alındı
İsviçre Öğretmenler Çatı Kuruluşu (LCH), yeni yayımladığı pozisyon belgesinde öğretmenlerin güçlü dini semboller taşımaktan kaçınmasını önerdi. Söz konusu belge, LCH’nin başkanlar konferansında kabul edildi.
LCH Başkanı Dagmar Rösler, Tamedia gazetelerine verdiği demeçte kararın açık bir çoğunlukla alındığını belirtti.
⚖️ “Öğretmenler tarafsız olmalı”
Rösler, kamu okullarının İsviçre’de siyasi ve dini açıdan tarafsız olması gerektiğini vurgulayarak, öğretmenler için bu nedenle bir tarafsızlık yükümlülüğü bulunduğunu ifade etti.
Rösler, “Bizim görüşümüze göre öğretmenler okulda belirgin dini semboller taşıdığında bu tarafsızlık tam olarak sağlanmış olmaz. Bu nedenle bu tür sembollerden kaçınılmasını öneriyoruz” dedi.
👩🎓 Öğrenciler için farklı yaklaşım
LCH, öğrenciler için ise farklı bir değerlendirme yaptı. Açıklamada, öğrencilerin dini sembol kullanmasının din ve vicdan özgürlüğü kapsamında ele alınması gerektiği belirtildi.
Bu nedenle birlik, öğrencilerin dini semboller kullanmasına karşı bir öneride bulunmadı.
🗣️ “Konu abartılıyor”
Rösler, tartışmanın kamuoyunda gereğinden fazla büyütüldüğünü savundu. Ülkede başörtüsü kullanan öğretmen sayısının çok sınırlı olduğunu belirten Rösler,
“Belki beş öğretmenden söz ediyoruz ama bu büyük bir mesele haline getiriliyor. Bu orantısız” ifadelerini kullandı.
🏛️ Karar bağlayıcı değil, kantonlar belirliyor
LCH’nin önerisinin bağlayıcı olmadığı, okullarda uygulanacak kuralların kantonlar tarafından belirlendiği vurgulandı.
⚠️ Federal hükümet yasaklara karşı
İsviçre’de son aylarda okullarda başörtüsüne ilişkin çeşitli siyasi girişimler gündeme gelirken, İsviçre Federal Konseyi genel bir yasak uygulamasına karşı çıkıyor.
Hükümet, böyle bir yasağın anayasa ile güvence altına alınan din özgürlüğü ve kişisel haklarla çelişeceğini savunuyor.
🎓 Uzmanlardan eleştiri
Amir Dziri, kıyafetlere yönelik yasal yasakların toplumu bölebileceğini belirtti.
Dziri, bu tür yasakların kolaylıkla aşılabileceğini ve insanların özel ya da ev eğitimine yönelmesine yol açabileceğini ifade ederek, bunun entegrasyon yerine izolasyonu artırabileceği uyarısında bulundu.
İsviçre
2025 yılında ayrımcılık vakalarında artış kaydedildi
2025’te rekor artış: Okullar ve iş yerleri öne çıkıyor
İsviçre’de 2025 yılı, ırkçı ayrımcılık vakalarında yeni bir zirveye sahne oldu. Federal düzeyde hazırlanan son rapora göre, yıl boyunca 1245 ayrımcılık vakası kayıt altına alındı. Bu sayı, şimdiye kadar ulaşılan en yüksek seviyeyi temsil ediyor.
📊 EN ÇOK ETKİLENEN GRUPLAR
Rapora göre:
- Siyahi bireyler en fazla hedef alınan grup oldu (406 vaka)
- Müslümanlara yönelik ayrımcılık en hızlı artan kategori olarak dikkat çekti (281 vaka)
- Ayrıca:
- Arap kökenlilere yönelik 113 vaka
- Asya kökenlilere yönelik 95 vaka
- 60 antisemitik (Yahudi karşıtı) olay kaydedildi
Uzmanlara göre bu rakamlar, sadece bildirilen vakaları kapsıyor. Gerçek sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
🏫 OKULLAR VE İŞ YERLERİ RİSK ALTINDA
Raporda en dikkat çeken bulgulardan biri, ayrımcılığın en çok:
- Eğitim kurumlarında
- İş yerlerinde
yaşanması oldu.
humanrights.ch temsilcisi Nora Riss, özellikle çocuk ve gençlerin bu durumdan etkilenmesinin endişe verici olduğunu belirtiyor:
“Bu kurumların kendi içinde çözüm üretebilmesi gerekirken, mağdurların dış destek araması sistemin yetersiz kaldığını gösteriyor.”
⚠️ “IRKÇILIK YAPISAL BİR SORUN”
Irkçılıkla Mücadele Komisyonu Başkanı Ursula Schneider Schüttel, yüksek vaka sayılarının tesadüf olmadığını vurguladı:
“Irkçılık İsviçre’de hâlâ yapısal bir sorun olmaya devam ediyor.”
Schüttel’e göre:
- Uluslararası krizler
- Göç politikaları tartışmaları
toplumdaki önyargıları artırarak bu tabloya katkı sağlıyor.
🏛️ DEVLET ADIM ATTI AMA YETERSİZ
İsviçre Federal Hükümeti geçtiğimiz yıl ilk kez:
👉 Ulusal Irkçılıkla Mücadele Stratejisini kabul etti
Bu strateji:
- İzleme sistemlerini geliştirmeyi
- Mağdurları daha iyi korumayı
- Önleyici politikaları güçlendirmeyi hedefliyor
Ancak uzmanlara göre bu adım tek başına yeterli değil.
Schüttel bu konuda net:
“Strateji önemli ama etkili olması için yeterli kaynak ve güçlü yasal düzenlemeler şart.”
-
Gündem1 Jahr agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 Jahr agoERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 Jahr agoMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 Jahr agoTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


