İsviçre
İsviçre’de Eritreli Mültecilerin Durumu
Sol Partiler Karşı Çıkıyor
İsviçre’de yaklaşık 300 Eritreli, iltica başvuruları reddedildiği halde, Eritrea sadece gönüllü dönenleri kabul ettiği için İsviçre’de kalmaya devam ediyor.
Tüm endişelere ve Sol Partilerin muhalefetine rağmen, İsviçre Ulusal Meclisi, Federal Konsey’in Ruanda veya Arnavutluk gibi üçüncü bir ülke ile transit anlaşması yapmasını kararlaştırdı.
Bu öneri daha önce Kantonlar Meclisi – Ständerat tarafından da kabul edildiği için, Federal Konsey’e resmi olarak yetki verildi.
İsviçre Parlamentosu, iltica talebi reddedilen Eritreelilerin üçüncü bir ülkeye gönderilmesini kararlaştırdı. Hem Ständerat hem de Nationalrat, FDP’den Petra Gössi’nin Ruanda veya Arnavutluk gibi ülkelerle bir transit anlaşması yapılması yönündeki önerisini kabul etti. Bu karar, sol partilerin şiddetli muhalefetine rağmen alındı.

Petra Gössi
Kararın Detayları ve Tepkiler
İsviçre’de yaklaşık 300 Eritreeli, reddedilen iltica başvurularına rağmen ülkede kalıyor. Çünkü Eritre, sadece gönüllü olarak dönenleri kabul ediyor. Bu kişiler, sosyal yardım yerine günlük sadece 8-12 franklık acil yardımlardan yararlanabiliyor.
Petra Gössi’nin önerisi, bu kişilerin üçüncü bir ülkeye gönderilmesini öngörüyor. Gössi, halk arasında büyük bir belirsizlik olduğunu ve reddedilen sığınmacıların geri gönderilmesinde çaresiz kalındığını belirtti. Öneri, FDP, SVP ve merkez partilerin desteğiyle kabul edildi.
Eritreelilerin Endişeleri

Eritreli Hadish, Ruanda’da kimseyi tanımadığını ve dili bilmediğini söyleyerek bu olası sınır dışı edilme durumunun kendisini korkuttuğunu belirtti. Sol partiler ve mülteci örgütleri, bu kararın insan haklarına aykırı olduğunu savunuyor.
Uygulamanın Zorlukları
Adalet Bakanı Beat Jans, transit anlaşmalarının etkisiz olacağını ve Eritre’nin geri kabul anlaşması imzalamadan bu tür bir anlaşmanın anlamsız olduğunu belirtti. Daha önce Senegal ile yapılan benzer bir anlaşmanın hiç yürürlüğe girmediğini hatırlattı.
Maliyetler ve lojistik zorluklar da eleştiriliyor. Eritreli sığınmacıların üçüncü bir ülkeye gönderildikten sonra İsviçre’ye geri gönderilme riski olduğuna dikkat çekiliyor. Sol partiler ve mülteci örgütleri, İsviçre’nin kendi yarattığı sorunları başka ülkelere ihraç etmeye çalıştığını ifade ediyor.

Adalet Bakanı Beat Jans
Eritreelilerin Ruanda’ya Gönderilmesi Kararı Sol Partiler Tarafından Eleştiriliyor
Bu karar, insan hakları örgütleri ve sol partiler tarafından sert bir şekilde eleştirildi.
Kararın Detayları ve Tepkiler
Amnesty International İsviçre Medya Sözcüsü Beat Gerber, bu kararın sembolik ancak tehlikeli bir politika olduğunu belirtti. Gerber, bu kararın Birleşik Krallık’taki Ruanda planının İsviçre versiyonu olduğunu ve diğer Avrupa ülkelerinde de tartışıldığını ifade etti. Sosyal Demokrat Parti (SP) ise bu öneriyi skandal olarak nitelendirerek, İsviçre’nin insancıl iltica politikasına sırt çevirdiğini söyledi.


Parlamentonun Kararı
Tüm bu eleştirilere rağmen, İsviçre Parlamentosu’nun Ulusal Meclisi, 120’ye karşı 75 oyla Federal Konsey’in bir transit anlaşması için üçüncü bir ülke aramasını kararlaştırdı. Daha önce Ständerat’ın da bu öneriyi kabul etmesiyle, karar resmi olarak uygulamaya kondu.
Eritreli Mültecilerle İlgili Diğer Karar
Parlamento, Eritre’deki rejimi şiddetle destekleyen mültecilerle ilgili daha sert önlemler alınmasını da kararlaştırdı. Ständerat üyesi Andrea Caroni’nin önerisi, 131’e karşı 63 oyla kabul edildi.
Sonuç
Bu kararlar, iltica politikalarında önemli değişiklikler getiriyor ve tartışmalara neden oluyor. Amnesty International ve sol partiler, insan haklarına aykırı olduğunu savunarak kararı eleştirirken, parlamento çoğunluğu bu değişikliklerin gerekli olduğunu düşünüyor.
Parlamentonun kararı, iltica politikalarında sert bir değişiklik olarak görülüyor. Bu durum, Eritreli sığınmacılar arasında büyük bir endişe yaratmış durumda. Şimdi gözler, İsviçre hükümetinin bu kararı nasıl uygulayacağına çevrilmiş durumda.
#Eritre #İltica #Ruanda #İsviçre #Göçmenlik #Parlamento #İnsanHakları #MülteciKrizi #TransitAnlaşması #AmnestyInternational #isviçrehaberleri
İsviçre
İsviçre’yi Sarsan Kadın Cinayetinde Karar: Eski Güzellik Yarışması Finalistinin Katiline Müebbet Hapis
Basel Bölge Ceza Mahkemesi, eski Miss Schweiz (İsviçre Güzellik Yarışması) finalistini vahşice katleden 44 yaşındaki sanığı, cinayet ve ölüye saygısızlık suçlarından ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.
İsviçre’nin Binningen (Basel-Landschaft) kentinde gerçekleşen ve savcılık tarafından „İsviçre tarihinin en korkunç ve sarsıcı kadın cinayetlerinden biri“ olarak nitelendirilen davada karar çarşamba sabahı açıklandı. Mahkeme, eşini öldürdüğünü itiraf eden ancak „meşru müdafaa“ iddialarına sığınan sanığın savunmasını reddederek en ağır cezaya hükmetti.
Mahkeme „Meşru Müdafaa“ İddiasını İnandırıcı Bulmadı
Duruşma süresince eşinin kendisine bıçakla saldırdığını ve bu nedenle onu öldürmek zorunda kaldığını iddia eden sanığın bu savunması, adli tıp raporlarıyla çürütüldü. Bilirkişi raporları ve savcılığın iddianamesi, kurbanın arkadan kasten boğularak öldürüldüğünü ortaya koydu. Uzmanlar, olayın bir „ayrılık çatışması“ ve sanığın kontrol edilemeyen öfkesi sonucu meydana geldiğini belirtti.
Vahşetin Boyutu Kan Dondurdu
Sanık, cinayetin ardından izleri yok etmek amacıyla eşinin cansız bedenini parçalara ayırdığını mahkemede itiraf etti. Dava sürecinde sanığın, mağdurun yakınlarına 100 bin İsviçre Frangı ödeme teklif etmesi ise kamuoyunda büyük tepki topladı. Bu teklifin pişmanlıktan mı yoksa ceza indirimi almak için bir taktik mi olduğu tartışma konusu olurken; savunma makamının duruşma boyunca kurbanın kişiliğine yönelik saldırgan tutumu da eleştirilerin odağı oldu.
Karar: Ömür Boyu Hapis
Savcılığın „canavarca hisle işlenmiş bir femizid (kadın cinayeti)“ olarak tanımladığı olayda, mahkeme heyeti sanığın suçunu sabit görerek ömür boyu hapis cezası verilmesine karar verdi. #isviçre#schweiz#haber#basel
İsviçre
Tıpta Devrimsel Adım: Zürihli Araştırmacılar Farelerde Epilepsi Genini Onardı
Zürih Üniversitesi liderliğindeki bir araştırma ekibi, yeni bir gen terapisi yöntemi kullanarak farelerde kalıtsal epilepsi formunu neredeyse tamamen iyileştirmeyi başardı.
Bilim dünyasının saygın dergilerinden Science Translational Medicine’da yayımlanan çalışmaya göre, araştırmacılar farelerde görülen ve insanlardaki nadir bir kalıtsal epilepsi türü olan GEFS+ sendromuna (Ateşli Nöbetlerle Seyreden Genel Epilepsi Artı) eşdeğer bir hastalığı hedef aldı. İnsanlarda genellikle çocukluk çağında ateşli nöbetlerle ortaya çıkan bu hastalık için geliştirilen tedavi, epilepsi nöbetlerini neredeyse tamamen ortadan kaldırdı.
„Prime Editing“ Teknolojisiyle Genetik Kod Düzeltildi
Araştırmacılar, genetik kusuru düzeltmek için nispeten yeni ve hassas bir gen düzenleme yöntemi olan „Prime Editing“ teknolojisini kullandı. Hastalıktan etkilenen farelerin „SCN1A“ genindeki tek bir hatalı genetik harf, özel olarak geliştirilmiş virüsler aracılığıyla beyne iletilen onarım talimatlarıyla değiştirildi. Yenidoğan farelerin beynine doğrudan uygulanan bu müdahale, sinir hücrelerindeki genetik kodun doğru şekilde yeniden yazılmasını sağladı.
Nöbet Oranlarında Dramatik Düşüş
Tedavinin sonuçları tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı:
• Nöbet Kontrolü: Kontrol grubundaki hayvanların %80’inde ateşli nöbetler görülürken, tedavi edilen farelerde bu oran %15’e geriledi.
• Yaşam Süresi: Tedavi sayesinde farelerin hayatta kalma oranı %80’den %100’e yükseldi.
• İyileşme Düzeyi: Farelerin nöbet oranları sağlıklı bireylerin seviyesine yaklaştı.
İnsanlar İçin Umut Verici Ama Henüz Erken
Çalışmanın eş yazarlarından Lucas Kissling, sonuçların „hastalığın doğrudan kökenine, yani hatalı gene odaklanan tedaviler için yeni perspektifler sunduğunu“ belirtti. Ancak araştırmacılar, bu yöntemin henüz insanlar üzerinde uygulanmaya hazır olmadığı konusunda uyarıyor. Klinik aşamaya geçilmeden önce; olası bağışıklık reaksiyonları, genetik onarımın insan beynine güvenli dağıtımı ve uygulama yöntemleri gibi aşılması gereken önemli engeller bulunuyor.
Bu başarı, gelecekte sadece semptomları baskılayan değil, hastalığı kökten çözen „nedene dayalı“ tedavilerin kapısını aralıyor.
İsviçre’nin Sesi | +41 Haber
#zürich#zürih#epilepsi#haber#isviçre
İsviçre
Gstaad’da Modern Kölelik Skandalı: Sırp kadın İşçiler Madonna’nın Şalesinde mi Çalıştırıldı?
İsviçre’nin dünyaca ünlü lüks tatil beldesi Gstaad, ışıltılı kış turizminin ardındaki karanlık bir sömürü skandalıyla sarsılıyor. Aralarında dünya yıldızı Madonna’nın da bulunduğu zengin müşterilere hizmet veren bir temizlik şebekesinin, Sırbistan uyruklu kadınları “modern kölelik” şartlarında çalıştırdığı ortaya çıktı.
Thun Bölge Mahkemesi’nde görülen davada; Sırp bir çift ve kızları, memleketlerinden getirdikleri yaklaşık 40 kadını insan ticareti yoluyla sömürmek ve insanlık dışı koşullarda çalıştırmakla suçlanıyor. 2019 yılında patlak veren skandalda, mağdur kadınların çaresizliğinden faydalanılarak kurulan “temizlik imparatorluğu” mercek altında.
Sırbistan’dan “Lüks Yaşam” Vaadiyle Getirildiler
İddianameye göre sanıklar, kendi hemşerileri olan Sırp kadınları İsviçre’de yüksek kazanç vaadiyle kandırarak Gstaad’a getirdi. Ancak kadınlar vardıklarında tam bir kabusla karşılaştı:
• Açlık Sınırında Ücret: Kadınlara aylık sadece 1500 Frank ödendi. Bu rakam İsviçre standartlarının çok altında olup saatlik yaklaşık 5,50 Frank’a denk geliyor.
• Haftada 7 Gün Mesai: Mağdurların haftanın her günü, günde 16 saate kadar dinlenmeksizin çalıştırıldığı belirtiliyor.
• Tehdit ve Baskı: Hareket özgürlükleri kısıtlanan kadınların, kötü koşullara itiraz ettiklerinde sınır dışı edilmekle veya ailelerine zarar verilmekle tehdit edildiği iddia ediliyor.
“Popun Kraliçesi” de Müşteriler Arasındaydı
Davanın en dikkat çeken anı ise sanık koltuğundaki kızın ifadesi oldu. Müşteri portföylerinin genişliğini anlatırken Madonna’nın da bu kadınlardan hizmet aldığını söyledi.
Sanık, “Madonna sadece birçok ünlüden biriydi. Bu kadınlar starlarla çalıştıkları için yüksek bahşişler alıyordu ve hallerinden memnundu” diyerek suçlamaları reddetti.
Madonna’nın Haberi Var mıydı?
Hukukçular ve uzmanlar, Madonna’nın bu sömürü düzeninden haberdar olmasının pek mümkün olmadığını belirtiyor. Ünlü yıldızın Gstaad’da mülkü olmadığı, konakladığı lüks şaleleri kiraladığı biliniyor. Bu nedenle temizlik personelinin, şale sahipleri veya aracılar tarafından sağlandığı ve Madonna’nın çalışanların hangi şartlarda çalıştırıldığını bilmediği tahmin ediliyor.
İsviçre basınında yer alan bilgilere göre mağdur kadınların bazıları:
• Pasaportlarına el konulduğunu,
• Sürekli baskı altında tutulduklarını,
• Çalışmayı bırakmaları halinde tehdit edildiklerini anlattı.
Savcılık, olayın organize insan ticareti ve sistematik emek sömürüsü boyutunda olduğunu değerlendiriyor. Sanıklar ise tüm suçlamaları reddediyor.
Adalet 16 Haziran’da Tecelli Edecek
Sırbistanlı kadınların uğradığı bu organize sömürünün davasında kararın 16 Haziran’da açıklanması bekleniyor. İsviçre kamuoyu, lüksün merkezindeki bu “modern kölelik” dosyasından çıkacak cezayı merakla bekliyor.
İsviçre’nin Sesi | +41 Haber
#isviçre #schweiz #gstaad #madonna #serbia #humantrafficking #modernslavery #switzerland
-
Gündem1 Jahr agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 Jahr agoERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 Jahr agoMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 Jahr agoTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


