Gündem
Crans-Montana’daki yangın sonrası “Çocuklar gece neden bardaydı?” tartışması
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yılbaşı gecesi meydana gelen ve 40 kişinin hayatını kaybettiği bar yangınının ardından, kurbanların önemli bölümünün reşit olmaması, kamuoyunda ebeveynlere yönelik suçlayıcı tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre, yangında yaşamını yitirenlerin yarısı 18 yaşın altındaydı. En genç kurbanların 14 yaşında olduğu açıklandı. Yaş bilgileri kamuoyuna yansıdıkça, sosyal medyada ve yerel yayınlarda “Reşit olmayan çocukların gece bir barda ne işi vardı?” sorusu sıkça dile getirildi.
Sosyal medyada ve sokakta suçlayıcı sorular
Sosyal medya platformlarında çok sayıda kullanıcı, ebeveynlerin çocuklarını gece saatlerinde bir bara göndermemesi gerektiğini savunarak aileleri dolaylı biçimde sorumlu tutan paylaşımlar yaptı. Benzer soruların, İsviçre devlet televizyonu yayınlarında ve Crans-Montana sokaklarında yapılan röportajlarda da dile getirildiği görüldü.
Bu yaklaşım, bazı kesimler tarafından yas tutan ailelere yönelik haksız bir suçlama olarak eleştirildi.
Etik uzmanlarından “geri durun” çağrısı
Luzern Üniversitesi Etik Profesörü Peter G. Kirchschläger, yaptığı değerlendirmede, bu tür “ne olurdu eğer” sorularının ve ebeveynlere yöneltilen eleştirilerin etik açıdan yanlış bir zamanda yapıldığını söyledi.
Kirchschläger, “Böylesi bir felaket derin bir sarsıntı yaratır ve çok sayıda soruyu beraberinde getirir. Ancak bu tür suçlayıcı sorular şu an için doğru değildir.” dedi. Uzman, kamuoyunu acı yaşayan ailelerin yerine kendini koymaya ve eleştirilerde ölçülü olmaya davet etti.
Benzer görüşü paylaşan etikçi Christof Arn da, ebeveynlerin öngörülemez bir felaketi hesaba katarak çocuklarını sürekli kısıtlamasının beklenemeyeceğini vurguladı.
Genç yaş, risk algısını etkiliyor mu?
Tartışma, yalnızca ebeveyn sorumluluğuyla sınırlı kalmadı. Uzmanlar, gençlerin risk algısının olayın boyutları üzerinde etkili olup olmadığı sorusuna da dikkat çekti.
Felaket gecesine ait görüntülerde, tavanın bir bölümünün yanmasına rağmen bazı kişilerin müzik eşliğinde eğlenmeye devam ettiği, yangını ciddiye almadığı görülüyor. Uzmanlara göre, kısa sürede tüm mekânın alev almasına yol açan “flashover” gibi bir durumun, eğitim almamış kişilerce fark edilmesi neredeyse imkânsız.
“Gençler daha risk almaya yatkın”
Psikolog Margareta Reinecke, özellikle ergenlik dönemindeki bireylerin risk almaya daha yatkın olduğunu belirterek, bunun beyin gelişimiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti.
Reinecke, karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteksin yaklaşık 25 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü, bu nedenle gençlerin tehlikeyi yetişkinler kadar hızlı değerlendiremeyebileceğini söyledi. Alkol ve grup baskısının da bu durumu ağırlaştırdığı kaydedildi.
“Filme almak, yardımın önüne geçti”
Uzmanlar, felaket sırasında ve sonrasında çok sayıda kişinin yardım etmek yerine görüntü kaydetmesini de eleştirdi. Kirchschläger, “Filme almak yerine yardım etme refleksinin geri planda kalması etik açıdan son derece sorunludur.” dedi.
Ayrıca, mağdurların özel hayatının ve insan onurunun, felaket anlarında da korunması gerektiği vurgulandı.
Kurbanların profili ve soruşturma
Yangında 22’si İsviçre, 8’i Fransa, 6’sı İtalya olmak üzere farklı ülkelerden toplam 40 kişi hayatını kaybetti. Kurbanların büyük çoğunluğunun ergenlik çağında veya 20’li yaşlarının başında olduğu açıklandı.
Yangının çıktığı Le Constellation isimli işletmenin tamamen kullanılamaz hale geldiği bildirildi. Tüm ölü ve yaralıların kimlikleri tespit edilirken, bar işletmecileri hakkında cezai soruşturma başlatıldığı açıklandı.
Uzmanlar ve yetkililer, olayın nedenlerinin ve sorumlulukların yargı süreci tamamlandıktan sonra değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, kamuoyunu sabırlı ve sorumlu davranmaya çağırdı.
Yangında hayatını kaybedenlerin uyruk ve yaş dağılımı
Yetkililer tarafından paylaşılan bilgilere göre, Crans-Montana’daki yangında hayatını kaybeden 40 kişinin tamamı kimlikleriyle tespit edildi. Kurbanların ülke ve yaş dağılımı şu şekilde açıklandı:
İsviçre uyruklu hayatını kaybedenler (22 kişi):
- 14 yaşında bir kız çocuğu
- 15 yaşında dört kız çocuğu
- 16 yaşında bir kız çocuğu ve üç erkek çocuk
- 17 yaşında bir erkek çocuk
- 18 yaşında bir kız ve üç erkek çocuk
- 20 yaşında bir erkek
- 21 yaşında bir kadın ve bir erkek
- 22 yaşında iki kadın
- 24 yaşında iki kadın (bunlardan biri aynı zamanda Fransa vatandaşı)
- 31 yaşında bir erkek
Fransa uyruklu hayatını kaybedenler (8 kişi):
- 14 yaşında bir erkek çocuk
- 15 yaşında bir kız çocuğu (aynı zamanda İsrail ve Birleşik Krallık vatandaşı)
- 17 yaşında bir genç
- 20 yaşında bir erkek
- 23 yaşında bir erkek
- 26 yaşında bir kadın
- 33 yaşında bir kadın
- 39 yaşında bir erkek
İtalya uyruklu hayatını kaybedenler (6 kişi):
- 15 yaşında bir kız çocuğu
- 16 yaşında bir kız ve dört erkek çocuk (erkeklerden biri aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı)
Belçika uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 17 yaşında bir genç
Portekiz uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 22 yaşında bir kadın
Romanya uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 18 yaşında bir genç
Türkiye uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 18 yaşında bir genç
Gündem
İSVİÇRE’DE AİLELERİN YENİ TERCİHİ: ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER ÖNE ÇIKIYOR
İsviçre’de çocuklu aileler için en cazip yerleşim yerleri her zaman Zürih ve Cenevre gibi büyük merkezler değil. UBS’nin 2026 Konut Çekiciliği Göstergesi, iyi altyapıyı daha düşük yaşam maliyetleriyle birleştiren orta büyüklükteki şehirlerin aileler açısından öne çıktığını gösteriyor.
Araştırmada İsviçre’deki belediyeler on bölge içinde karşılaştırıldı. Örnek hane olarak iki çocuklu ve yıllık brüt geliri 150 bin frank olan bir aile esas alındı. Değerlendirmede konut ve yaşam giderlerinin yanı sıra ulaşım, altyapı, eğitim, çocuk bakımı, alışveriş ve boş zaman imkânları dikkate alındı.
Kendi bölgelerinde Vevey, Solothurn, Fribourg, Sion, Basel, Luzern, Aarau, Lugano, St. Gallen ve Chur listenin başında yer aldı. Bu on bölgesel liderin dokuzu orta büyüklükteki şehirlerden oluşuyor. Zürih ve Cenevre ise kendi bölgelerinde ilk üçe giremedi.
Sonuçlarda en belirleyici unsurlardan biri yaşam maliyeti oldu. Araştırmaya göre Vevey’de incelenen ailenin giderleri Cenevre’den yaklaşık yüzde 15 daha düşük. Aarau’da maliyetler Zürih’in yaklaşık yüzde 28, Schaffhausen’de ise yüzde 34 altında hesaplandı. Bu şehirler aynı zamanda eğitim, çocuk bakımı, alışveriş, ulaşım ve sosyal yaşam açısından güçlü bir altyapı sunuyor.
Ticino sıralamasında Lugano ilk sıraya yerleşti. Lugano’yu Locarno, Tenero-Contra, Ascona, Muralto, Val Mara, Minusio, Melide, Morcote ve Bellinzona izledi. Fransızca konuşulan bölgede Vevey ve Fribourg’un yanı sıra Morges ve Granges-Paccot gibi yerleşimler de yüksek çekicilikleriyle dikkat çekti.
Ancak araştırma, herkes için tek bir “en iyi şehir” bulunduğunu söylemiyor. Sonuçlar seçilen aile modeline ve gelir düzeyine göre değişiyor. Daha yüksek gelirli aileler için vergi avantajları daha büyük rol oynarken, düşük gelirli hanelerde uygun konut ve günlük yaşam giderleri daha fazla önem kazanıyor.
UBS’ye göre taşınmaların yaklaşık yüzde 70’i 10 kilometreden daha kısa mesafelerde gerçekleşiyor. Bu nedenle sıralama, ülke genelinde mutlak bir yarıştan çok aynı bölgedeki gerçekçi yerleşim seçeneklerini karşılaştırıyor.
Gündem
NEUCHÂTEL’DE KAĞITSIZ GÖÇMENLER İÇİN YENİ DÖNEM: BELİRLİ ŞARTLARLA OTURUM BAŞVURUSU
Neuchâtel Kantonu, uzun yıllardır İsviçre’de oturum izni olmadan yaşayan ve çalışan bazı kişilerin durumlarının incelenmesini sağlayan geçici uygulamayı 1 Eylül 2026’da başlattı. Cenevre’de yürütülen “Papyrus” modelinden esinlenen program, 30 Kasım 2027’ye kadar toplam 15 ay uygulanacak.
Uygulama genel bir af veya otomatik oturum hakkı anlamına gelmiyor. Her dosya ayrı ayrı değerlendirilecek ve bütün koşulların karşılanması gerekecek. Program, AB veya EFTA dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yönelik. Başvuru sahibinin çalışıyor ve sosyal yardıma ihtiyaç duymadan mali açıdan bağımsız olması gerekiyor.
Temel koşul, İsviçre’de kesintisiz en az 10 yıldır yaşamak ve bunun son üç yılını Neuchâtel Kantonu’nda geçirmiş olmak. Okula devam eden en az bir çocuğu bulunan ailelerde İsviçre’de aranan ikamet süresi beş yıla düşüyor; son üç yılın yine Neuchâtel’de geçirilmesi şartı aranıyor. Hanedeki yetişkinlerin en az A1 düzeyinde Fransızca bilmesi, geçerli pasaporta sahip olması, sabıka kaydının temiz olması ve icra borcu bulunmaması da koşullar arasında.
Hakkında ülkeden çıkarma kararı bulunanlar ile İsviçre’de daha önce iltica başvurusu yapmış kişiler bu uygulamadan yararlanamıyor. İltica alanına giren kişiler için farklı federal kurallar ve işlemler geçerli.
Başvurmak isteyenlerin ilk olarak Neuchâtel Protestan Sosyal Merkezi CSP ile iletişime geçmesi gerekiyor. İlk görüşme anonim, ücretsiz ve gizli gerçekleştiriliyor. CSP, şartların karşılanıp karşılanmadığını kontrol ediyor ve uygun kişilerin belgelerini hazırlamasına yardım ediyor. Dosya daha sonra kanton göç makamlarınca inceleniyor. Kantonun uygun bulduğu başvurularda son kararı Federal Göç Sekreterliği SEM veriyor. Onay hâlinde B oturum izni düzenlenebiliyor.
Programa katılarak çalışanının durumunu ve çalışma ilişkisini yasal hâle getiren işverenler hakkında bu süreç kapsamında ceza soruşturması açılmayacağı belirtiliyor. Kanton, uygulamayla kayıt dışı çalışmayı ve savunmasız kişilerin sömürülmesini azaltmayı hedefliyor.
#İsviçre#Neuchâtel#Göç#Oturumİzni

Gündem
TİCİNO’DA TIP ARAŞTIRMALARI HIZLANIYOR: YENİ TEDAVİLER MALİYETLERİ DÜŞÜREBİLİR
Lugano, 4 Eylül’de İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki tıp araştırmacılarını, doktorları ve sağlık çalışanlarını bir araya getiren 15. İnsan Tıbbı Araştırma ve İnovasyon Günü’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Lugano’daki USI Doğu Kampüsü’nde EOC Tıp Eğitimi ve Araştırma Birimi, EOC Klinik Araştırmalar Birimi ve İsviçre İtalyan Üniversitesi tarafından düzenlendi.
Günün temel mesajı, “Araştırmanın yapıldığı yerde daha iyi tedavi sunulur” oldu. Klinik araştırma yürüten hastanelerde hastalar yeni ilaçlara, gelişmiş teşhis yöntemlerine ve yenilikçi tedavilere daha erken erişebiliyor. Araştırmalar yalnızca yeni yöntemler geliştirmeyi değil, mevcut tedavilerden hangisinin hangi hasta için daha etkili olduğunu belirlemeyi de sağlıyor.
Ticino Kanton Hastaneleri Kurumu EOC’den Dr. Panagiotis Stathis, klinik çalışmaların bazı tedavileri daha verimli ve daha az maliyetli hâle getirebildiğine dikkat çekti. Araştırma sayesinde etkisi sınırlı uygulamaların ayıklanması, hastaya daha uygun tedavinin seçilmesi ve gereksiz müdahalelerin azaltılması mümkün olabiliyor. Bu yaklaşım hem hastanın yaşam kalitesine hem de sağlık sisteminin kaynaklarını daha doğru kullanmasına katkı sağlıyor.
Ancak haberde geçen “maliyetleri düşürme” ifadesi, bütün sağlık giderlerinin hemen azalacağı anlamına gelmiyor. Yeni ilaçlar ve teknolojiler başlangıçta yüksek maliyet yaratabiliyor. Tasarruf; doğru teşhis, etkili tedavi seçimi, komplikasyonların önlenmesi ve hastanede kalış süresinin azaltılması gibi uzun vadeli sonuçlarla ortaya çıkabiliyor.
Etkinlikte klinik ve epidemiyolojik araştırmaların yanı sıra temel, hesaplamalı ve hemşirelik araştırmalarının da ele alınması planlandı. Böylece yalnızca doktorların değil, farklı sağlık disiplinlerinin yürüttüğü çalışmalar aynı platformda buluştu.
Uzmanlara göre araştırmaların devamlılığı için finansman, eğitimli personel, hasta katılımı ve kurumlar arası işbirliği gerekiyor. Ticino’daki toplantının amacı da araştırma sonuçlarını paylaşmak, genç bilim insanlarını desteklemek ve yeni çalışmaların önünü açmak.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi3 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi3 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre3 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


