Avrupa
Avrupa’da “suç işleyen sığınmacı” tartışması büyüyor: Almanya, Avusturya ve İsviçre siyaseti sertleşiyor
Avrupa genelinde sığınmacıların karıştığı suç olayları, son aylarda yeniden siyasetin merkezine oturdu. Almanya, Avusturya ve İsviçre’de iktidar ve muhalefet partileri, artan kamuoyu tepkisi karşısında daha sert göç politikaları ve hızlı sınır dışı uygulamaları çağrısında bulunuyor.
Uzmanlar, güvenlik kaygısının göç politikasını belirleyen başlıca unsur haline geldiğini, siyasi dilin ise giderek keskinleştiğini vurguluyor.
🇩🇪 Almanya: “Suç işleyen sığınmacılara sıfır tolerans” mesajı
Almanya’da son dönemde yaşanan suç olayları, göçmen politikalarında sertleşme tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri Friedrich Merz, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada “suç işleyen sığınmacıların Almanya’da yeri yok” diyerek hükümete sert eleştiriler yöneltti.
Merz’in “şehirlerin görünümünü bozan düzensiz göçmenler” sözleri, kamuoyunda geniş yankı buldu. Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller bu çıkışı “genelleyici” ve “tehlikeli” bulurken, Almanya için Alternatif (AfD) partisi Merz’i “geç kalmış bir itiraf” olarak destekledi.
İçişleri Bakanlığı, tepkiler sonrası suç işlemiş sığınmacıların sınır dışı sürecinin hızlandırılacağını açıkladı. Temmuz 2025’te Almanya, suçtan hüküm giymiş 81 Afgan erkeği topluca sınır dışı etti.
Göç uzmanlarına göre, ülkede göç ve suç tartışması artık sadece güvenlik değil, seçim stratejilerinin de temel parçası haline geldi.
🇦🇹 Avusturya: Hükümetten “göçte sıfır tolerans” söylemi
Avusturya’da kamuoyunu sarsan birkaç sığınmacı kaynaklı şiddet olayı, hükümeti yeniden harekete geçirdi. İçişleri Bakanı Gerhard Karner, “suç işleyen sığınmacılara sıfır tolerans” politikası izleneceğini duyurarak, iltica sisteminde yeni kısıtlamalar getirdi.
İktidardaki Avusturya Halk Partisi (ÖVP), sınır dışı işlemlerinin hızlandırılması için yeni düzenlemeler üzerinde çalışırken, aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ) daha ileri giderek “sığınmacı sisteminin tamamen kapatılması” çağrısında bulundu.
FPÖ lideri Herbert Kickl, “Avusturya artık suç makinesi haline gelen sığınmacı sistemini durdurmalı” diyerek hükümeti yeterince kararlı olmamakla suçladı.
Yeşiller ve muhalefet partileri ise “suçlularla tüm sığınmacıların aynı kefeye konulmaması” gerektiğini savunarak uyarıda bulundu.
Uzmanlar, Avusturya’da göç-suç tartışmasının uzun süredir seçim öncesi oy mobilizasyonu aracı olarak kullanıldığını belirtiyor.
🇨🇭 İsviçre: Suç oranı düşük ama “göç baskısı” algısı yükseliyor
İsviçre’de göçmenlerin suç oranı Avrupa ortalamasının altında olmasına rağmen, “güvenlik ve nüfus baskısı” söylemi giderek güç kazanıyor.
Sağ-popülist İsviçre Halk Partisi (SVP), göçün suç oranlarını artırdığı iddiasını öne sürerek yeni kampanyasını başlattı: “10 Milyon İsviçre İstemiyoruz.”
SVP, göçün ülkenin kimliğini ve güvenliğini tehdit ettiğini savunurken, Liberal Demokrat Parti (FDP) ve Sosyal Demokrat Parti (SP) bu söylemin “korkulara ve algılara dayandığını” vurguluyor.
ETH Zürih Üniversitesi’nin 2025 tarihli araştırması, göçmenlerin suç oranlarında ciddi bir artış olmadığını, ancak medyada ve siyasette “yoğunluk stresi” olarak adlandırılan bir algının güçlendiğini ortaya koydu.
🧭 Genel görünüm: Güvenlik kaygısı siyaseti sertleştiriyor
Almanya, Avusturya ve İsviçre’de ortak tablo net:
- “Suç işleyen sığınmacı” söylemi, kamuoyunun güvenlik endişesini siyasetin merkezine taşıyor.
- Merkez sağ ve aşırı sağ partiler bu konuda benzer çizgilere yaklaşırken, sol partiler insan hakları ve entegrasyon vurgusunu öne çıkarıyor.
- Uzmanlara göre, Avrupa’daki bu yeni yönelim sadece göç politikalarını değil, siyasal kimlik tartışmalarını da yeniden şekillendiriyor.
Avrupa
İstanbul’da otelde pestisit faciası: 4 kişilik ailenin ölümüne ilişkin dava başlıyor
İstanbul’da Kasım 2025’te bir otelde hayatını kaybeden Almanya’nın Hamburg kentinden dört kişilik ailenin ölümüyle ilgili dava bugün başlıyor. Olay, hem Türkiye’de hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Edinilen bilgilere göre, Çiğdem ve Servet Böcek çifti ile çocukları Kadir (6) ve Masal (3), tatil amacıyla İstanbul’a gelmiş, konakladıkları otelde kısa süre sonra rahatsızlanmıştı. İlk aşamada gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırılan aile, yapılan ilk müdahalenin ardından taburcu edilmişti.
Ancak sağlık durumlarının hızla kötüleşmesi üzerine aile üyeleri yeniden hastaneye kaldırıldı. Çocuklar kısa süre içinde hayatını kaybederken, anne ve baba da takip eden günlerde yaşamını yitirdi.
🧪 Pestisit şüphesi öne çıktı
Soruşturma sürecinde olayın, otel odasında kullanılan yüksek derecede zehirli bir pestisitten kaynaklanmış olabileceği belirlendi. Yetkililer, kısa süre önce yapılan haşere ilaçlamasında kullanılan maddenin gaz formuna dönüşerek odaya sızdığı ihtimali üzerinde duruyor.
İddialara göre, söz konusu işlemde alüminyum fosfit adlı son derece tehlikeli bir kimyasalın usulsüz şekilde kullanıldığı ve güvenlik kurallarının ihlal edildiği öne sürülüyor.
⚖️ Sanıklar hakim karşısına çıkıyor
Açılan davada, otel işletmecisi ile ilaçlama firmasının sahibi ve bir çalışanı sanık olarak yargılanacak. Sanıkların, gerekli güvenlik önlemlerini almamak ve tehlikeli kimyasalı hatalı kullanmakla suçlandığı belirtildi.
Savcılığın iddianamesine göre, her bir ölüm için ayrı ayrı olmak üzere sanıklar hakkında uzun süreli hapis cezaları talep ediliyor. Toplam cezanın olayın niteliğine göre ağırlaşabileceği ifade ediliyor.
🗣️ Aileden sert tepki
Hayatını kaybeden ailenin yakınları, olayın ihmal sonucu değil, ciddi bir sorumsuzluk zincirinin sonucu olduğunu savunuyor. Ailenin avukatı, hastanede yapılan ilk değerlendirmeyi de eleştirerek, çocukların durumunun yeterince ciddiye alınmadığını öne sürdü.
⏱️ Dava süreci uzun sürebilir
Birden fazla sanığın yer aldığı ve teknik incelemelerin önem taşıdığı davanın aylar, hatta yıllar sürebileceği belirtiliyor. Süreçte yeni sorumluların ortaya çıkması halinde dosyanın genişleyebileceği ifade ediliyo
Avrupa
AVUSTURYA’DA BEBEK MAMASI ALARMI: MARKETTEKİ MAMALARA FARE ZEHRİ KARIŞTIRILDI!
Dünyaca ünlü bebek maması markası Hipp, Avusturya’daki ürünlerini piyasadan çekiyor. Market raflarındaki mamaların kapaklarını gizlice açıp içine fare zehri karıştıran şantajcılar, ebeveynleri dehşete düşürdü. Polis, „Hayati tehlike devam ediyor“ uyarısında bulundu.
Avusturya’da akıllara durgunluk veren bir şantaj girişimi patlak verdi. Kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişiler, bebek maması üreticisi Hipp’ten para sızdırmak için marketlerdeki mamaları zehirlemeye başladı. Olay, bir müşterinin şüphelenip polise haber vermesiyle ortaya çıktı. Laboratuvar sonuçları, incelenen kavanozda öldürücü miktarda fare zehri olduğunu kanıtladı.
Piyasada Hala Zehirli Mamalar Olabilir!
Burgenland Eyalet Polisi, operasyon kapsamında bazı kavanozları ele geçirse de tehlikenin geçmediğini duyurdu. Polis sözcüsü Helmut Marban, „Şu an reyonlarda veya evlerde, içine zehir katılmış en az bir kavanozun daha bulunduğundan eminiz. Ebeveynler son derece dikkatli olmalı“ açıklamasını yaptı.
Şantajcıların „Ölümcül“ İşareti: Kırmızı Daire
Canilerin, zehirledikleri kavanozları polise ispat etmek için özel bir yöntemle işaretlediği anlaşıldı. Ebeveynlerin şu üç noktaya dikkat etmesi hayati önem taşıyor:
Gizli Etiket: Zehirlenen kavanozların altına, şantajcı tarafından kırmızı daireli beyaz bir çıkartma yapıştırılmış.
Kapak Sesi (Vakum): Mamayı açtığınızda o meşhur „tık“ sesi gelmiyorsa, kapak daha önce birisi tarafından açılmış demektir. Bu mamayı sakın bebeğinize yedirmeyin!
Kötü Koku: Zehirli mamalardan normal olmayan, bozulmuş bir koku yayıldığı belirtiliyor.
Zehir Vücutta Hemen Belirti Göstermiyor
Uzmanlar, kullanılan fare zehrinin (Bromadiolon) sinsi bir özelliği olduğu konusunda uyardı. Bu madde kanın pıhtılaşmasını engelliyor ancak etkisini hemen değil, 2 ila 5 gün sonra gösteriyor. Bu da ailelerin durumu fark etmesini zorlaştırıyor. Diğer zehir türleri ise ani kusma, karın ağrısı ve nefes darlığına yol açabiliyor.
Soruşturma Genişliyor
Şu an için zehirli mamalar Burgenland bölgesindeki Spar mağazalarında tespit edildi. Ancak Alman polisinin de dahil olduğu soruşturmada, benzer vakaların Çekya ve Slovakya’da da görüldüğü açıklandı. Emniyet güçleri, marketlerde şüpheli hareketler sergileyen kişilerin derhal bildirilmesini istiyor.
Avrupa
Avrupa’dan İsviçre’ye yoğun göç: Almanya, İtalya ve Fransa ilk sırada
İsviçre’de göç konusu, yaklaşan referandum öncesinde yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşti. Resmi veriler, ülkeye yönelik göçün büyük bölümünün Avrupa ülkelerinden gerçekleştiğini ortaya koyuyor.
2025 yılında İsviçre’ye net yaklaşık 75 bin kişi göç etti. Bu kişilerin yüzde 68’i Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkelerinden gelirken, yüzde 32’si üçüncü ülkelerden oluştu. Avrupa’dan gelen göçte Almanya, İtalya ve Fransa ilk sıralarda yer aldı.
Uzmanlar, İsviçre’ye yönelik bu yoğun göçün temel nedenlerinden birinin ekonomik faktörler olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi komşu ülkelerde yaşayan birçok kişi, daha yüksek maaşlar ve güçlü iş imkânları nedeniyle İsviçre’yi tercih ediyor. Ülkedeki ücret seviyesinin Avrupa ortalamasının üzerinde olması, nitelikli iş gücü için önemli bir çekim unsuru oluşturuyor.
Federal makamların verilerine göre, Avrupa’dan gelen göçmenlerin yüzde 71’i iş amacıyla İsviçre’ye geliyor. Aile birleşimi yaklaşık yüzde 20, eğitim amaçlı göç ise yüzde 7 seviyesinde bulunuyor.
Üçüncü ülke vatandaşlarında ise göç nedenleri farklılık gösteriyor. Bu grupta en yaygın neden yüzde 42 ile aile birleşimi olurken, yüzde 23’lük kesim iltica başvuruları kapsamında ülkeye geliyor. 2025 yılında İsviçre’de 25 bin 781 iltica başvurusu yapılırken, 7 bin 382 kişiye koruma statüsü verildi, 5 bin 5 kişi ise geçici olarak kabul edildi.
İş gücü piyasasında da belirgin farklar dikkat çekiyor. Avrupa’dan gelen göçmenlerin istihdam oranı yüzde 86,8 ile yerli nüfusun (yüzde 84,9) üzerinde seyrederken, üçüncü ülke vatandaşlarında bu oran daha düşük seviyede kalıyor.
İsviçre ekonomisinin sanayi, sağlık, hizmet ve inşaat sektörlerinde hem yüksek nitelikli hem de sezonluk iş gücüne ihtiyaç duyması, göçün büyük ölçüde iş gücü talebiyle şekillendiğini ortaya koyuyor.
14 Haziran’da oylanacak girişim ise ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılmasını öngörüyor. Referandum öncesinde göç verileri ve ekonomik etkileri kamuoyunda yoğun şekilde tartışılmaya devam ediyor.
-
Gündem1 Jahr agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 Jahr agoERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 Jahr agoMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 Jahr agoTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


