Connect with us

Gündem

SAKSONYA-ANHALT’TA COVID-19 AŞI ZARARLARI: 400 BAŞVURUDAN SADECE 4’Ü KABUL EDİLDİ

yazar

Published

on

Saksonya-Anhalt’ta bugüne kadar 400’e yakın kişi, COVID-19 aşıları sonrasında yaşadıkları sağlık sorunları nedeniyle „impfschaden“ yani aşı zararı tazminatı için başvuruda bulundu. Ancak, yalnızca dört başvuru kabul edildi. Peki, COVID-19 aşıları sonrasında ortaya çıkabilecek yan etkiler nelerdir, bu etkilerin görülme olasılığı ne kadar yüksektir ve tazminat almak isteyenler nasıl bir süreçle karşı karşıya kalmaktadır? İşte ayrıntılarıyla haberimiz.

RESMİ OLARAK TANINAN VAKA SAYISI OLDUKÇA DÜŞÜK

MDR Data’nın Saksonya-Anhalt Eyalet Yönetim Dairesi’nden edindiği verilere göre, aşı sonrası impfschaden başvurularının 331’i reddedildi, 64 başvuru ise halen inceleniyor. 2021 yılında yapılan dört başvuru olumlu sonuçlandı. Bunlardan üçü geçici, biri ise kalıcı sağlık sorunlarına yol açtı.

Saksonya-Anhalt’ta bugüne kadar 1,62 milyondan fazla kişi en az bir doz COVID-19 aşısı oldu. Bu rakamlara göre, her 4.000 aşılanandan biri impfschaden tazminatı için başvurdu ve her 400.000 aşılanandan birinin başvurusu resmen kabul edildi.

COVİD-19 AŞILARININ OLASI YAN ETKİLERİ

COVID-19 aşılarının yan etkileri konusunda çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Uzmanlar, aşı sonrasında görülebilecek yan etkileri şu şekilde sıralamaktadır:

  • Yaygın Yan Etkiler: Aşı yerinde ağrı, kızarma, hafif ateş, kas ağrıları ve yorgunluk gibi genellikle kısa sürede geçen etkiler.
  • Nadir Yan Etkiler: Kalp kası iltihabı (miyokardit), kalp zarfı iltihabı (perikardit) gibi ciddi ancak nadir vakalar.
  • Sinusvenenthrombose (Beyin Toplardamar Pıhtılaşması): Çok nadir görülen bir durum olup, bazı aşılarla ilişkilendirilmektedir.
  • „Post-Vac Sendromu“: Bazı kişiler, aşı sonrasında uzun süreli yorgunluk, odaklanma bozuklukları ve eklem ağrıları gibi Long-Covid’e benzer belirtiler göstermektedir.

Ancak uzmanlar, bu yan etkilerin genel nüfusa oranla çok nadir görüldüğünü ve COVID-19 geçirmenin yarattığı risklerin aşı yan etkilerinden kat kat fazla olduğunu vurgulamaktadır.

UZMAN GÖRÜŞLERİ: AŞILARIN RİSKİ, ENFEKSİYONUN RİSKİNDEN DAHA AZ

KANITLANMASI ZORMAĞDURLAR KANITLAYAMIYOR

Bazı insanlar COVID-19 aşısı sonrasında ciddi sağlık sorunları yaşasa da, bu etkilerin doğrudan aşılama ile ilişkilendirilmesi nadir görülüyor. Marburg Üniversitesi Kardiyoloji Kliniği Direktörü Prof. Dr. Bernhard Schieffer, aşı sonrası sağlık problemleri yaşayan bazı kişilerin ciddi zararlar gördüğünü kabul etse de, birkaç ay sonra bu şikayetlerin gerçekten aşılama ile bağlantılı olup olmadığının tespit edilmesinin oldukça zor olduğunu belirtiyor.

Schieffer, „Enfeksiyon nedeniyle yaşanacak sağlık sorunlarının riski, aşıdan kaynaklanabilecek sağlık sorunlarından bin kat daha yüksek“ diyerek aşının potansiyel zararlarının, COVID-19 enfeksiyonunun yaratacağı risklerle karşılaştırıldığında çok daha düşük olduğunu vurguluyor.

Ayrıca, Almanya Hükümeti Uzmanlar Konseyi’nin açıklamasında da, „Birçok çalışma, COVID-19 aşılarının Long/Post-COVID riskini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir“ ifadesine yer veriliyor. Bu da, aşının COVID-19 sonrası uzun dönem etkilerinin önlenmesinde etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Bu açıklamalar, aşıların uzun vadeli sağlık sorunlarıyla ilgili endişeleri ve COVID-19’un uzun vadeli etkileri konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıyor.

TAZMİNAT BAŞVURULARI NASIL YAPILIYOR?

Aşı nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşayanlar, Saksonya-Anhalt Eyalet Yönetim Dairesi’ne başvurarak tazminat talebinde bulunabilir. Tazminat kapsamında sunulabilecek destekler şunlardır:

  • Tıbbi ve bakım hizmetlerinin karşılanması
  • Çalışma kaybına uğrayanlar için gelir desteği
  • Engellilik durumuna göre sosyal yardımlar

Tazminat başvuruları, eyaletin Sağlık Sigorta Değerlendirme Kurulu tarafından incelenmektedir. Ancak, bir aşı zararının kanıtlanması için net tıbbi bulgular ve uzman raporları gerekmektedir.

Almanya genelinde 65 milyondan fazla kişi COVID-19 aşısı olurken, resmen tanınan aşı zararı (impfschaden) vakası 467 olarak bildirilmiştir.

Son olarak, DSÖ’nün raporuna göre, Almanya’daki aşı kampanyası sayesinde 166.000 kişinin hayatının kurtulduğu tahmin edilmekte.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te Gizli Çekim İddiası Tepki Yarattı: Kadınları Gizlice Görüntülediği Öne Sürülen Adam Olay Yerinden Kaçtı

yazar

Published

on

By

Teknolojinin gelişmesi ve yüksek çözünürlüklü cep telefonu kameralarının yaygınlaşmasıyla birlikte kamusal alanlarda gizlice görüntü alınması konusu son yıllarda giderek daha fazla tartışılıyor. Özellikle plajlar, parklar ve yüzme alanlarında insanların haberi olmadan fotoğraf ya da video çekilip çekilmediği çoğu zaman anlaşılamıyor. Zürih’te yaşanan son olay ise bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

İsviçre’nin Zürih kentinde yaz aylarının en yoğun açık yüzme alanlarından biri olan Werdinsel’de yaşanan olay kamuoyunda tepkiye neden oldu. İddiaya göre orta yaşlı bir erkek, bölgede güneşlenen, yüzen ve kıyafet değiştiren kadınları cep telefonuyla gizlice görüntüledi.

20 Minuten gazetesinin haberine göre olay cumartesi akşamı meydana geldi. Bölgede bulunan 25 yaşındaki bir kadın gazeteci, şüpheli kişinin çevredeki kadınları sistematik şekilde telefon kamerasıyla kayda aldığını fark ettiğini söyledi. Gazeteci, adamın özellikle kıyafet değiştiren ve üstünü değiştirdiği sırada kısa süreliğine üstsüz kalan kadınlara kamerayı yakınlaştırarak çekim yaptığını iddia etti.

Durumu fark eden gazeteci daha sonra şüpheliyi durdurarak doğrudan yüzleşti. Habere göre adam, görüntü çektiğini kabul ederek özür diledi ve yaptığının yanlış olduğunu bildiğini söyledi. Ancak telefonundaki görüntüleri tamamen silmeyi reddetti.

Kadın gazetecinin aktardığına göre şüphelinin telefon galerisinde çok sayıda kadın fotoğrafı ve videosu bulunuyordu. Şüpheli ilk aşamada bazı dosyaları sildi ancak görüntüleri telefonun çöp kutusundan kalıcı olarak kaldırmayı kabul etmedi. Tartışmanın ardından ise olay yerinden hızla uzaklaştı.

Gazeteci, şüphelinin davranışlarının kendisini ciddi şekilde rahatsız ettiğini belirterek, adamın gergin tavırlarının telefonda daha fazla gizli görüntü bulunabileceği endişesi yarattığını ifade etti.

Zürih Şehir Polisi olayın mevcut aşamada doğrudan ceza hukuku kapsamında değil, daha çok kişilik hakları ve özel hayatın korunması çerçevesinde değerlendirilebileceğini açıkladı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan hukukçu Martin Gärtl ise gizlice görüntülenen kişilerin kişilik haklarının ihlal edilmiş olabileceğini ve mağdurların hukuki koruma talep etme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Özellikle yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiği Werdinsel’de yaşanan olay sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, kamusal alanlarda gizli görüntü alma olaylarına karşı daha caydırıcı düzenlemeler ve denetimler yapılması gerektiğini savundu.

Continue Reading

Gündem

Winterthur Saldırganının Babası Blick’e Konuştu: “Oğlum Terörist Değil, Ciddi Psikolojik Sorunlar Yaşıyordu”

yazar

Published

on

By

sviçre’nin Winterthur kentinde üç kişinin yaralandığı bıçaklı saldırının ardından saldırgan Nesip Dedeler’in babası Ayhan Dedeler ilk kez konuştu. İsviçre’nin Blick gazetesine açıklamalarda bulunan baba Dedeler, oğlunun uzun yıllardır psikolojik sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, olayın yalnızca terör boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

31 yaşındaki Nesip Dedeler, perşembe sabahı Winterthur Tren Garı yakınında üç kişiye bıçakla saldırmış, olay sırasında “Allahu Ekber” diye bağırdığı iddia edilmişti. Olayın ardından Zürih Güvenlik Direktörü Mario Fehr saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirmiş, saldırganın geçmişte radikal çevrelerle bağlantıları bulunduğunu açıklamıştı.

Olay sırasında Türkiye’de bulunan ve Blick gazetesine konuşan Ayhan Dedeler ise oğlunun “terörist” olarak tanımlanmasına karşı çıktı. “Oğlum terörist değil, psikolojik olarak hasta ve yardıma ihtiyacı olan bir insan” diyen baba, ailesinin yıllardır oğlunun tedavi görmesi için çaba gösterdiğini söyledi.

Baba Dedeler, oğlunun geçmişte Winterthur’daki An’Nur Camii çevresinde bulunduğunu ve bu dönemde radikal görüşlerden etkilendiğini kabul etti. Aynı çevrelerle ilişki kuran diğer iki oğlunun zamanla bu düşüncelerden uzaklaştığını belirten baba, Nesip’in ise hayatını düzene sokmakta zorlandığını ifade etti.

Ailesinin desteğine rağmen uzun yıllardır işsiz olduğunu belirten Ayhan Dedeler, oğlunun sosyal hayattan büyük ölçüde koptuğunu anlattı. “Ne bir işi vardı ne de düzenli bir sosyal çevresi. Yıllardır içine kapanık bir yaşam sürüyordu” dedi.

Baba ayrıca son günlerde oğlunun psikolojik durumunun belirgin şekilde kötüleştiğini öne sürerek, saldırıdan önce psikiyatri kliniğine yatırılmasını olumlu karşıladığını ancak kısa süre sonra taburcu edilmesini anlayamadığını söyledi.

Saldırıda yaralanan kişilere geçmiş olsun dileklerini ileten Ayhan Dedeler, “En büyük temennim yaralıların tamamen iyileşmesi” ifadelerini kullandı.

Winterthur’daki saldırıyla ilgili soruşturma sürerken, İsviçreli yetkililer olayın hem terör bağlantısı hem de saldırganın psikolojik geçmişi açısından çok yönlü olarak incelendiğini açıkladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçreli olduğu yazılan Winterthur’daki Saldırganın Türkiye Kökenli Olduğu Ortaya Çıktı

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Winterthur kentindeki tren istasyonunda gerçekleşen bıçaklı saldırının ardından zanlının geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı. Polis ve ilk haberlerde İsviçreli olarak duyurulan 31 yaşındaki saldırganın, Türkiye kökenli bir İsviçre vatandaşı olduğu belirtildi.

Araştırmalara göre zanlının, daha sonra kapatılan An’Nur Camii çevresindeki bir “gençlik grubuyla” bağlantılı olduğu ifade edildi. Söz konusu cami, geçmişte radikal söylemler nedeniyle İsviçre gündemine gelmiş ve kapatılmıştı.

Araştırmalara göre, zanlının herhangi bir Türk derneği ya da başka bir camiyle bağlantısının bulunmadığını bildirdi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre saldırgan olay sırasında defalarca “Allahu Akbar” (“Allah en büyüktür”) diye bağırdı. İsviçre basınında yer alan haberlerde, zanlının kapatılan An’Nur Camii çevresindeki gençlik grubuyla ilişkili olduğu öne sürüldü. Aynı cami daha önce, bir imamın gayrimüslimlere ve kendi görüşüne uymayan kişilere yönelik şiddet içerikli söylemleri nedeniyle ülke gündemine gelmişti.

An’Nur Camii, uzun süre İsviçre basınında, Suriye’ye giderek IŞİD’e katılan bazı gençlerle bağlantılı olduğu iddialarıyla yer aldı. Bazı haberlerde, cami çevresinde radikalleşen gençlerin daha sonra IŞİD saflarına katıldığı öne sürüldü.

Edinilen bilgilere göre saldırganın, üyelerinin bir kısmı daha sonra yargılanıp mahkûm edilen radikal gençlik grubunun içinde yer aldığı belirtildi. Zanlıya radikal içerikli videolar ve ilahiler gönderildiği, ayrıca kendisinin de İslamcı propaganda yaptığı ve çevresindekileri cihada teşvik etmeye çalıştığı iddia edildi.

Psikiyatrik Tedavi Görmüştü

Yetkililere göre saldırgan, aynı zamanda psikolojik sorunlar yaşayan biri olarak biliniyordu. Bir süre psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğü belirtilirken, hangi gerekçeyle tedavi altına alındığı ve neden taburcu edildiği konusunda resmi açıklama yapılmadı.

Ailesinin Türkiye kökenli olduğu belirtilen zanlının, bir dönem Türkiye’de yaşadığı da öğrenildi. Ayrıca iki erkek kardeşinin de geçmişte yürütülen soruşturmalarda radikalleşme şüphesiyle güvenlik birimlerinin dikkatini çektiği ifade edildi.

Winterthur’daki saldırının ardından güvenlik makamlarının, olayın olası radikal motivasyon boyutunu detaylı şekilde araştırdığı bildirildi.

Olay sonrası İsviçre’de güvenlik ve entegrasyon politikaları yeniden tartışma konusu olurken, özellikle radikalleşme riski taşıyan gençlerin erken tespiti ve takibi konusunda yetkililere yönelik eleştiriler arttı. Kamuoyunda, geçmişte güvenlik birimlerinin radarına giren kişilerin neden yeterince izlenmediği sorusu gündeme geldi.

#schweiz #winterthur #suisse #isviçre #haber

Continue Reading
Advertisement

Trendler