Connect with us

Türkiye

Tapu Sahiplerine 90 Gün Süre Verildi! Başvuru Yapmayanlar Haklarını Kaybedecek

yazar

Published

on

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde milyonlarca tapu sahibine yönelik önemli bir uyarıda bulundu. Hisseli tapu sahiplerinin hakları konusunda bilgilendirme yapan Genel Müdürlük, başvuru süresinin başladığını duyurdu. Türkiye sınırları içerisinde bulunan tüm taşınmazların Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından kayıt altına alındığına dikkat çekildi.

Tapu belgesinin tek bir kişiye ait olabileceği gibi birden fazla kişiye de ait olabileceğine işaret eden yetkililer, hisseli tapu sahiplerinin önemli bir sürece girdiğini vurguladılar. Özellikle hisseli tapu sahiplerinin dikkat etmesi gereken noktaların altını çizen Genel Müdürlük, hisseli tapuda ön alım hakkı ve şufa hakkı gibi konuların önemine değindi.

Hisseli tapuda ön alım hakkının belirli bir süre içerisinde kullanılması gerektiğini hatırlatan Genel Müdürlük yetkilileri, bu sürenin dolmasının ardından hakların kaybedilebileceğini belirtti. Ayrıca, habersiz satışlarda da belirli bir süre içerisinde dava açılması gerektiğini ifade eden yetkililer, bu sürelerin kaçırılmaması gerektiğini vurguladılar.

Başvuru yapmayan hisseli tapu sahiplerinin haklarını kaybedeceğini hatırlatan Genel Müdürlük, bu sürecin önemine dikkat çekti. Tapu sahiplerinin 90 günlük süre içerisinde gerekli başvuruları yapmaları gerektiğini belirten yetkililer, bu şekilde haklarını koruyabileceklerini ifade ettiler.

Son dakika uyarısı niteliğindeki bu duyuru, tapu sahipleri arasında dikkate alınması gereken önemli bir husus olarak öne çıkıyor. Hisseli tapu sahiplerinin bu süreyi kaçırmadan gerekli işlemleri yapmaları, haklarını korumaları adına büyük bir önem taşıyor.

Tapu #Kadastro #HisseliTapu #TapuSahipleri #TapuVeKadastro #Gayrimenkul #Yatırım #Hukuk #Haklar #Süre #Başvuru #Uyarı #Hisse #ŞufaHakkı #ÖnAlımHakkı #Mülkiyet #Türkiye #Yasal #Koruma #Danışmanlık

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

Antalya“daki79 Yaşındaki Rolf, Antalya’da Evlendiği Eşini İsviçre’ye Getiremiyor

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Aargau kantonuna bağlı Vordemwald kasabasında yaşayan 79 yaşındaki Rolf’un, Türkiye’den evlendiği eşi Dilana’yı İsviçre’ye getirme talebi reddedildi. Yetkililer, çiftin evliliğinin “sahte evlilik” olabileceğinden şüpheleniyor. Yani oturum veya vatandaşlık amacıyla yapılmış bir evlilik olabileceği değerlendiriliyor.

Rolf ile kendisinden 23 yaş küçük olan 56 yaşındaki Dilana, iki yıl önce Türkiye’nin Antalya kentinde tanıştı. Rolf’un anlatımına göre çift kısa sürede birbirine âşık oldu ve Ocak 2026’da Türkiye’de evlendi.

Ancak İsviçre Göçmenlik Dairesi, aile birleşimi başvurusunu kabul etmedi. Kurum, kararına gerekçe olarak çift arasındaki yaş farkını ve bugüne kadar hiç birlikte yaşamamış olmalarını gösterdi.

Daha Önce Evlilik Vizesi de Reddedildi

Rolf, daha önce Dilana’nın İsviçre’ye gelip resmi nikâh yapabilmesi için “evlilik hazırlık vizesi” başvurusunda bulunmuştu. Bu vize için maddi yeterlilik, resmi nikâh sürecinin başlatılması ve gerçek bir evlilik niyetinin kanıtlanması gerekiyor.

Ancak bu başvuru da reddedildi. Bunun üzerine çift Türkiye’de evlenme kararı aldı.

“Onu Seviyorum, Vazgeçmeyeceğim”

Yerel televizyon kanalı Tele M1’e konuşan Rolf, yaşanan süreç nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

“Sevdiğiniz bir insan var ama ona sarılamıyorsunuz, yanında uyuyamıyorsunuz,” diyen Rolf, evliliklerinin tamamen gerçek olduğunu savundu.

Göçmenlik makamları ayrıca Dilana’nın eşinin yaşam koşulları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını öne sürdü. Yetkililer bu nedenle ilişkinin gerçekliğinden şüphe ediyor.

Rolf ise suçlamaları reddederek şu ifadeleri kullandı:

“Bu bir sahte evlilik değil. Para söz konusu olmadı, ona acıdığım için de evlenmedim.”

79 yaşındaki adam, karara karşı hukuk mücadelesi başlatacağını ve bir avukat tutacağını açıkladı.

İsviçre Göçmenlik Dairesi ise davanın hâlen devam ettiğini belirterek konu hakkında ayrıntılı açıklama yapmadı.#antalya#isviçre#haber#aargau

Continue Reading

İsviçre

Türkiye’den İsviçre’ye Uzanan Zorlu Yolculuk: Mona Sonunda Ailesine Kavuştu

yazar

Published

on

By

Türkiye’den sahiplenilen “Mona” adlı köpeğin İsviçre’ye uzanan yolculuğu, aylar süren zorlu bir sürecin ardından mutlu sonla tamamlandı.

Olayın özeti şöyle:

  • Mona Türkiye’den İsviçre’ye getirildi.
  • Basel Havalimanı’nda çip sorunu nedeniyle geri gönderildi.
  • Daha sonra yapılan kontrollerde çipin aslında mevcut olduğu ortaya çıktı.
  • Darja L. tekrar işlem yaptı, yeniden seyahat etti ve ek masraflar ödedi.
  • Aylar süren sürecin ardından Mona’nın İsviçre’ye girişine izin verildi.

Zürih kantonunda yaşayan Darja L. ve kızı, Türkiye’de tatil sırasında tanıştıkları yaklaşık iki yaşındaki melez cins köpek Mona’yı sahiplenmeye karar verdi. Gerekli resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından Mona Şubat ayında İsviçre’ye getirildi.

Ancak Basel Havalimanı’nda yaşanan teknik bir sorun nedeniyle yetkililer köpeğin kimlik çipini okuyamadı. Çipin mevcut olduğu daha sonra doğrulansa da Mona’nın yeniden Türkiye’ye gönderilmesine karar verildi.

Bu süreç Darja L.’ye hem maddi hem de manevi açıdan büyük yük getirdi. Köpeğini yeniden İsviçre’ye getirebilmek için tekrar Türkiye’ye gitmek zorunda kalan kadın, veteriner, konaklama ve ulaşım masraflarıyla birlikte yaklaşık 2 bin frank ek ödeme yaptı.

Aile yaşananlara tepki gösterirken, tüm resmi işlemleri eksiksiz tamamladıklarını ve sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını savundu.

Olay kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Çok sayıda okuyucu ve hayvansever, sosyal medya üzerinden aileye destek verdi. Bazı kullanıcılar İsviçre makamlarını gereksiz bürokrasiyle suçlarken, prosedür hatalarının bedelinin hayvan sahiplerine ödetilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Okuyuculardan Christoph Bader ise şu sözlerle tepki gösterdi:

“Her köpek sevgi dolu bir yuvayı hak ediyor. Gereksiz bürokrasi ve yetkililerin yetersizliği hayvan kurtarmayı zorlaştırıyor.”

İsviçre Federal Gıda Güvenliği ve Veterinerlik Dairesi’nin (BLV) masrafları karşılamayı reddetmesi de tartışmaları büyüttü.

Aylar süren mücadelenin ardından Mona’nın sonunda yeni ailesine kavuştuğu ve şu anda İsviçre’de yaşamını sürdürdüğü belirtildi.

Continue Reading

Avrupa

İstanbul’da otelde pestisit faciası: 4 kişilik ailenin ölümüne ilişkin dava başlıyor

yazar

Published

on

By

İstanbul’da Kasım 2025’te bir otelde hayatını kaybeden Almanya’nın Hamburg kentinden dört kişilik ailenin ölümüyle ilgili dava bugün başlıyor. Olay, hem Türkiye’de hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

Edinilen bilgilere göre, Çiğdem ve Servet Böcek çifti ile çocukları Kadir (6) ve Masal (3), tatil amacıyla İstanbul’a gelmiş, konakladıkları otelde kısa süre sonra rahatsızlanmıştı. İlk aşamada gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırılan aile, yapılan ilk müdahalenin ardından taburcu edilmişti.

Ancak sağlık durumlarının hızla kötüleşmesi üzerine aile üyeleri yeniden hastaneye kaldırıldı. Çocuklar kısa süre içinde hayatını kaybederken, anne ve baba da takip eden günlerde yaşamını yitirdi.

🧪 Pestisit şüphesi öne çıktı

Soruşturma sürecinde olayın, otel odasında kullanılan yüksek derecede zehirli bir pestisitten kaynaklanmış olabileceği belirlendi. Yetkililer, kısa süre önce yapılan haşere ilaçlamasında kullanılan maddenin gaz formuna dönüşerek odaya sızdığı ihtimali üzerinde duruyor.

İddialara göre, söz konusu işlemde alüminyum fosfit adlı son derece tehlikeli bir kimyasalın usulsüz şekilde kullanıldığı ve güvenlik kurallarının ihlal edildiği öne sürülüyor.

⚖️ Sanıklar hakim karşısına çıkıyor

Açılan davada, otel işletmecisi ile ilaçlama firmasının sahibi ve bir çalışanı sanık olarak yargılanacak. Sanıkların, gerekli güvenlik önlemlerini almamak ve tehlikeli kimyasalı hatalı kullanmakla suçlandığı belirtildi.

Savcılığın iddianamesine göre, her bir ölüm için ayrı ayrı olmak üzere sanıklar hakkında uzun süreli hapis cezaları talep ediliyor. Toplam cezanın olayın niteliğine göre ağırlaşabileceği ifade ediliyor.

🗣️ Aileden sert tepki

Hayatını kaybeden ailenin yakınları, olayın ihmal sonucu değil, ciddi bir sorumsuzluk zincirinin sonucu olduğunu savunuyor. Ailenin avukatı, hastanede yapılan ilk değerlendirmeyi de eleştirerek, çocukların durumunun yeterince ciddiye alınmadığını öne sürdü.

⏱️ Dava süreci uzun sürebilir

Birden fazla sanığın yer aldığı ve teknik incelemelerin önem taşıdığı davanın aylar, hatta yıllar sürebileceği belirtiliyor. Süreçte yeni sorumluların ortaya çıkması halinde dosyanın genişleyebileceği ifade ediliyo

Continue Reading
Advertisement

Trendler