Connect with us

Dünya

COVID AŞILARI SONRASI DÜŞÜK TARTIŞMASI BÜYÜYOR

yazar

Published

on

ABD’de eski hükûmet danışmanı Anthony Fauci’ye yönelik eleştiriler dinmiyor. ABD Senatosunun yürüttüğü incelemelerde, pandemi dönemine ait dikkat çekici yeni bilgiler neredeyse her gün kamuoyuna yansıyor. Covid dönemine ilişkin yürütülen değerlendirmeler, muhtemel aşı risklerinin o dönemde nasıl ele alındığı konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor.

Tartışmaların merkezinde, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünün (NIAID) eski direktörü ve ABD hükûmetinin en etkili Covid danışmanlarından biri olan Anthony Fauci bulunuyor.

ABD Senatosundaki bir komite önünde ifade veren Amerikalı kadın hastalıkları uzmanı, ilk üç aylık dönemde düşük oranının yüzde 82’ye ulaşmış olabileceğini ileri sürdü. Milyarder bir yatırımcı ise eşinin Covid döneminde yedi kez düşük yaptığını açıkladı.

Fauci’nin kurum içi mesajları ortaya çıktı

ABD Senatosunun incelemeleri, pandemi dönemine ait yeni kurum içi mesajları ve belgeleri gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.

Anthony Fauci ile dönemin ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Direktörü Rochelle Walensky arasında 25 Ocak 2021’de gerçekleşen mesajlaşma özellikle dikkat çekti.

Fauci, mesajında Covid aşısından sonra ortaya çıkabilecek muhtemel düşük riski hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İkinci dozdan sonra birçok kişide ciddi sitokin fırtınaları ve ateş görüldüğü için bunun teorik olarak ilk üç aylık dönemdeki düşüklerle bağlantılı olması mümkün olabilir.”

Fauci burada kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu ileri sürmüyordu. Ancak doğmamış bebekler açısından olası bir riskten söz ediyordu. Amerikan kamuoyu ise bu kurum içi değerlendirmeden haberdar edilmedi.

Dokuz gün sonra: “Herhangi bir uyarı işareti yok”

Fauci, yalnızca dokuz gün sonra kamuoyuna çok daha rahatlatıcı bir açıklama yaptı.

3 Şubat 2021’de tıp dergisi JAMA’nın düzenlediği bir görüşmede, ABD Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) o tarihe kadar elde ettiği bulgular hakkında konuşan Fauci, hamileler açısından “herhangi bir uyarı işareti bulunmadığını” söyledi.

Fauci, bu açıklamasını o güne kadar elde edilen verilerle sınırlandırdı. Ancak kurum içinde, ikinci aşı dozuna karşı oluşan güçlü tepkinin teorik olarak ilk üç aylık dönemdeki düşüklerle bağlantılı olabileceği ihtimalini tartışırken, birkaç gün sonra kamuoyuna o ana kadar herhangi bir uyarı işareti görülmediği mesajını verdi.

Fauci, yılın ilerleyen dönemlerinde Covid aşısı lehindeki tutumunu daha da güçlendirdi.

Bill Ackman yedi düşük yaşandığını açıkladı

Ortaya çıkan bilgiler ABD’de son derece duygusal bir tartışmaya yol açtı. X platformunda iki milyondan fazla takipçisi bulunan milyarder fon yöneticisi Bill Ackman da tartışmaya katıldı.

Ackman, kendisi ve eşi Neri Oxman hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Neri ve ben, Covid döneminde ikinci bir çocuk sahibi olmaya çalışırken yedi düşük yaşadık. Daha sonra artık zamanımız kalmadı. Fauci bunu yaparken ne düşünüyordu?”

ABD’li doktor: Düşük oranı yüzde 82

Amerikalı kadın hastalıkları uzmanı James A. Thorp’un açıklaması ise tartışmayı daha da büyüttü.

Thorp, geçen yıl ABD Senatosu Daimî Soruşturmalar Alt Komitesi önünde hamilelik dönemindeki aşı güvenliği hakkında ifade verdi. Yazılı açıklamasında, Covid aşılarının hamilelerdeki güvenliği konusunda sıkça atıfta bulunulan bir araştırmayı ele aldı.

Thorp şu iddiada bulundu:

“Araştırmanın yazarları düşük oranının yüzde 12,6 olduğunu ileri sürdü. Ancak ham veriler, ilk üç aylık dönemde aşılanan kadınlarda düşük oranının yüzde 82 olduğunu gösteriyordu. Bu oran, Pfizer’ın pazarlama sonrası 5.3.6 numaralı verilerinde belirtilen yüzde 81’lik düşük oranıyla da örtüşüyor.”

Thorp’un hesapladığı yüzde 82 oranının bilimsel açıdan ne kadar sağlam olduğu ayrı bir tartışma konusu. Bu rakam, yayımlanan verilerin Thorp tarafından yorumlanmasına dayanıyor ve ilk araştırmanın yazarları tarafından açıklanan düşük oranı değil.

Ancak tam da bu nedenle açık ve kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuluyor. Özellikle hamilelere uygulanan tıbbî bir müdahale ve doğmamış bebeklerin yaşamı söz konusu olduğunda bu tür işaretlerin dikkatle incelenmesi gerekiyor.

Covid döneminin değerlendirilmesi henüz bitmedi

ABD’de pandemi dönemine ilişkin değerlendirmeler sona ermiş değil. Belgeler ortaya çıkarılıyor, açıklamalar yeniden inceleniyor ve dönemin sorumluları kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla karşı karşıya getiriliyor.

Siyasetin ve medyanın büyük bir bölümü Covid dönemini çoktan kapanmış bir konu olarak görmek istese de pandemi dönemine ilişkin soru işaretlerinin giderilmesini isteyen kamuoyu kesimleri, benzer bir değerlendirmenin yalnızca Almanya’da değil; İsviçre, Avusturya ve diğer Avrupa ülkelerinde de kapsamlı, şeffaf ve bağımsız biçimde yapılmasını bekliyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Avrupa

Almanya’da İstihbarat Teşkilatlarının Yetkileri Genişletiliyor: Siber Müdahale ve Sabotaj Yetkisi Yolda

yazar

Published

on

By

Alman istihbarat teşkilatlarının operasyonel kapasitesini ve yasal yetkilerini önemli ölçüde artıran yeni düzenleme gündemde. Geleneksel olarak ağırlıklı olarak bilgi toplama faaliyeti yürüten Federal İstihbarat Servisi (BND) ve Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), yeni düzenlemeyle birlikte yurt dışında önleyici operasyonlar icra edebilecek.

Operasyonel Yetkiler Artırılıyor

ABD (CIA) ve İngiltere (MI6) gibi muadillerinin aksine operasyonel müdahale yetkileri sınırlı olan Alman istihbarat servislerine, hükümet tarafından “önleyici tedbir” kapsamında geniş yetkiler tanınması öngörülüyor. Planlanan değişiklikler şunları içeriyor:

* Siber Müdahale: Tehdit oluşturan siber saldırı sistemlerini kaynağında devre dışı bırakma ve iletişim ağlarını manipüle etme yetkisi.

* Yurt Dışı Operasyonlar: Yurt dışında sabotaj faaliyetleri yürütme ve görevli personelin izin şartı aranmaksızın silah taşıyabilmesi.

* Veri Toplama: Dijital ve fiziksel alanda istihbarat amaçlı veri toplama yetkilerinin genişletilmesi.

Kırmızı Çizgi: Fiziksel Bütünlük

Yetki genişlemesine rağmen yasal çerçeveye kesin sınırlar getiriliyor. Yeni düzenlemeye göre teşkilatlar, CIA veya MOSSAD benzeri hedef odaklı ölümcül/fiziksel güç kullanımı yapamayacak; operasyonlar kişilerin can ve vücut bütünlüğünü hedef alamayacak.

Muhalefetten “Çılgınlık” Tepkisi

Genişletilen yetkiler siyasi arenada sert eleştirilere yol açtı. Sol Parti (Die Linke) adına açıklama yapan Janis Ehling, denetim mekanizmalarının yetersizliğine vurgu yaparak şunları kaydetti:

“Denetime tabi tutulması en zor olan bir kurumun, en geniş kapsamlı müdahale yetkilerini alacak olması tehlikeli bir çılgınlıktır.”

Yeni yasal düzenlemenin parlamentodaki onay süreci ve istihbarat üzerindeki demokratik denetim tartışmaları devam ediyor.

Continue Reading

Avrupa

CDU MİLLETVEKİLİ SASKIA LUDWIG’DAN MERZ’E SERT ÇIKIŞ: “BÖYLE AÇIKLAMALAR YAPAN BİRİ SORUŞTURMA KOMİSYONUNDAN HAKLI OLARAK KORKAR”

yazar

Published

on

By

CDU Federal Meclis Milletvekili Saskia Ludwig, Covid politikalarına ilişkin tartışmada Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i sert sözlerle eleştirdi. Ludwig, pandemi döneminde Merz gibi açıklamalar yapan kişilerin bir soruşturma komisyonunun kurulmasından “haklı olarak korkacağını” söyledi.

Tartışmanın arka planında, ABD’de pandemi politikalarının değerlendirilmesi amacıyla oluşturulan bir komisyonun ortaya çıkardığı bilgiler bulunuyor.

Son günlerde ve haftalarda yayımlanan belgelere göre eski ABD Başkanı Joe Biden’ın baş tıbbî danışmanı Anthony Fauci, kamuoyunu önemli konularda yanılttı. Fauci’nin kurum içinde aşıların ardından yaşanabilecek muhtemel düşükler konusunda uyarıda bulunduğu, ancak kamuoyu önünde böyle bir riski reddettiği ortaya çıktı.

NIUS, ABD’deki değerlendirmelerin ardından Almanya’da hangi adımların atılması gerektiğini siyasi partilere ve siyasetçilere sordu.

CDU Milletvekili Saskia Ludwig, Kasım 2021’de yaptığı bir açıklamayı hatırlatarak Başbakan Friedrich Merz’i sert biçimde eleştirdi.

Ludwig, Merz’in o dönemde şu ifadeleri kullandığını aktardı:

“Artık ofislerde aşısız kimse olmayacak, futbol sahasında aşısız oyuncu bulunmayacak, Federal Mecliste aşısız milletvekili olmayacak, üniversite amfilerinde aşısız öğrenci kalmayacak.”

Ludwig, Merz’in bu sözleriyle aşı olmayan herkesin iş yerlerinden, üniversitelerden ve hatta parlamentolardan fiilen dışlanmasını desteklediğini savundu.

CDU Milletvekili açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu tür açıklamalar yapan, daha sonra sözlerini hiçbir zaman geri almayan veya en küçük bir düzeltme ve yumuşatma ihtiyacı bile duymayan biri, bir soruşturma komisyonundan haklı olarak korkar. ABD’de ortaya çıkan bulgular, o dönemde ‘komplo teorisi’ denilerek susturulan bütün endişeleri doğruluyor. Bu gerçekler, Almanya’daki siyasi düzen tarafından bugün bile inkâr ediliyor.”

Basın sorusuna yalnızca CDU Milletvekili Saskia Ludwig ile Almanya için Alternatif (AfD) Meclis Grubu cevap verdi.

AfD’nin sağlık politikaları sözcüsü Martin Sichert de Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonu kurulmasının gerekli olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Fauci’nin açıklamaları, Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonuna ne kadar ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha gösteriyor. Başta aşılama ve bunun sonucunda meydana gelen zararlar olmak üzere yaşananların tamamı acilen araştırılmalıdır.”

Sichert, aşılamanın gönüllülük esasına dayanmadığını, 2G ve 3G uygulamaları gibi düzenlemelerle yoğun devlet baskısına bağlandığını savundu:

“Aşı gönüllü değildi. Aksine, 2G ve 3G düzenlemeleri gibi uygulamalar yoluyla ağır bir devlet baskısıyla bağlantılıydı.”

AfD Sözcüsü, Fauci’nin açıklamalarının Almanya’da da yayılan bir başka söylemi çürüttüğünü ileri sürdü:

“Fauci’nin açıklaması, Almanya’da da yayılan ‘aşının hamileler için güvenli olduğu’ yönündeki bir başka anlatının hükûmetin sahte haberi olduğunu gösteriyor. Mağdurların gerekli tazminatlar için başvurabilmesi ve ihtiyaç duydukları desteği alabilmesi amacıyla hükûmetin aşılarla bağlantılı bütün yalanları araştırılmalıdır.”

Continue Reading

Dünya

KANADA’DA COVID AŞISI SONRASI SAĞLIK SORUNLARI PARLAMENTODA DİNLENECEK

yazar

Published

on

By

Kanada’da Muhafazakâr milletvekili Dean Allison, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşadıklarını belirten kişilerin dinleneceği dört günlük bir oturum düzenliyor. Parlamentoda gerçekleştirilecek etkinlikte ifade vermek için şimdiden binden fazla kişi başvurdu.

Niagara West bölgesi Muhafazakâr Milletvekili Dean Allison’ın öncülüğündeki “Allison Inquiry”, 8 Eylül 2026’da Ottawa’daki Parliament Hill’de başlayacak ve dört gün sürecek.

Oturumun amacı, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşayan Kanadalılara kamuoyu önünde konuşabilecekleri bir platform sunmak. Şimdiye kadar binden fazla vatandaş yemin altında ifade verebilmek için başvuruda bulundu. Başvuranlar arasından 50 kişi seçilecek ve oturumlar canlı yayımlanacak.

“Suçlama değil, dinleme amacı taşıyor”

Allison’ın Covid döneminin değerlendirilmesine yönelik izlediği yolun suçlayıcı olmayacağı belirtiliyor. Allison, ne birilerini suçlamayı ne de Kanada’nın Covid politikalarını yeniden değerlendirmeyi amaçladığını, öncelikle mağdurları dinlemek istediğini ifade ediyor.

Allison, temmuz ayında yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Ülkenin dört bir yanından yüzlerce Kanadalı bize ulaştı. Bugüne kadar yaşamaya devam ettikleri fiziksel, duygusal, maddi ve kişisel zorlukları anlattılar.”

“Allison Inquiry”nin herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadığı ve kâr amacı gütmeyen Covid Testimony Association tarafından desteklendiği bildirildi.

Oturumların sonunda panel üyeleri bazı soruları Kanada Parlamentosuna iletebilecek. Ancak parlamentonun bu soruları ele alma veya cevaplandırma zorunluluğu bulunmuyor.

58 bin istenmeyen olay bildirildi

Kanada Sağlık Bakanlığının resmî verilerine göre Ocak 2024’e kadar Covid-19 aşılarının ardından yaklaşık 58 bin istenmeyen olay bildirildi.

Bunların 11 binden fazlası ciddi vaka olarak kayıtlara geçti. Bu sayı, uygulanan bütün aşı dozlarının yaklaşık yüzde 0,011’ine karşılık geliyor. Ancak gerçek sayının resmî kayıtlara yansıyandan çok daha yüksek olabileceğini düşünenlerin sayısı da az değil.

Kanada’daki aşı zararı tazminat programına 3 bin 500’den fazla başvuru yapıldı. Bunlardan yalnızca 252’si 2025 yılına kadar kabul edildi. Mağdurlara toplam 21 milyon dolar tazminat ödendi.

İkinci dozdan sonra 17 gün hastanede kaldı

Oturumda ifade vermesi planlanan kişilerden biri Carrie Sakamoto.

Sakamoto, 2021 yılında ikinci aşı dozunun ardından Bell felci geçirdi. Hastanede 17 gün tedavi gördü ve daha sonra 62 bin dolar tazminat aldı.

Ancak Sakamoto, devam eden sağlık sorunları ve itiraz süreçleriyle hâlâ mücadele ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Ben aşılara karşı değilim. Ancak kendi yaşadıklarımdan dolayı bu aşı hakkında sorularım var.”

46 yaşında çalışmayı bırakmak zorunda kaldı

Benzer bir açıklama, CANrise19 destek grubundan Michelle Worton’dan geldi.

Worton, ikinci aşı dozunun ardından ağır nörolojik ve sistemik sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Sağlık durumunun ağırlaşması nedeniyle 46 yaşında tıbbî gerekçelerle emekliye ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.

Liberal çevrelerden eleştiri

Etkinlik daha başlamadan liberal çevrelerin eleştirileriyle karşılaştı. Eleştirilerde oturumun tek taraflı olduğu, Kanada Parlamentosu tarafından resmen yetkilendirilmediği, herhangi bir resmî makam yetkisine sahip olmadığı ve “dengeli” bir bilimsel değerlendirme sunmayacağı ileri sürülüyor.

Şimdiye kadar girişime aktif destek verenlerin yalnızca Muhafazakârlar olduğu belirtiliyor. Diğer siyasi çevreler ise görünüşe göre konuyla ilgilenmek istemiyor.

Dean Allison, oturumları uzun süredir görmezden gelindiğini düşündüğü insanların seslerini duyurabilmeleri için atılmış ilk adım olarak değerlendiriyor.

“Allison Inquiry”, 8-11 Eylül 2026 tarihleri arasında Ottawa’daki Parliament Hill’de düzenlenecek.

Continue Reading

Trendler