Gündem
İsviçre’de “Evlilik Cezası”: Emeklilikte İki Artı İki Neden Dört Etmiyor?
Çalışırken 1+1=2; emeklilikte ise evli çiftler için 1+1=1,5 ediyor.
Cemil Baysal http://instagram.com/cemil_baysal
40 yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşıyorum. Bu ülkenin düzenini, refahını ve güçlü sosyal devlet anlayışını yakından biliyorum. Amacım kesinlikle İsviçre’yi kötülemek değil; iyi işleyen bu sistemin içinde yıllardır tartışılan, insanları mağdur eden bir adaletsizliğe dikkat çekmek.
Bazen çevremdeki emeklilerle oturup sohbet ederken açıkça soruyorum:
“Bu hayat pahalılığında nasıl geçiniyorsunuz?”
Cevap neredeyse her zaman aynı:
“Her şeyden tasarruf ediyoruz. Boğazımızdan kısıyor, sosyal hayattan vazgeçiyor ve her kuruşun hesabını yapıyoruz…”
Bu sıkıntı yalnızca İsviçre’ye özgü değil. Almanya, Hollanda ve Avrupa’nın birçok ülkesinde insanlar, emeklilik yaşı yaklaşırken Türkiye, İspanya, Yunanistan veya Tayland gibi yaşam maliyetlerinin daha düşük olduğu ülkelere taşınma planları yapıyor.
Ancak ülke değiştirmek de sanıldığı kadar kolay değil. Vergilendirme ve sağlık sigortası koşulları gidilecek ülkeye, vatandaşlığa ve ikili anlaşmalara göre değişiyor. İsviçre’de geçimini sağlayamayan emeklilere verilen Ergänzungsleistungen ise yurt dışına taşınıldığında devam etmiyor.
İnsanlar böylece İsviçre’deki yüksek yaşam maliyetleri ile yurt dışında kaybedecekleri sosyal güvenceler arasında kalıyor. İnsanın gençliğini, emeğini, vergisini ve primini verdiği ülkeden yaşlılığında geçinememe korkusuyla ayrılmayı düşünmesi ne kadar acı!
Prim Alırken İki Kişi, Aylık Öderken Bir Buçuk Kişi
İsviçre’de yıllardır siyasetin gündeminden düşmeyen bir sorun var:
“Heiratsstrafe”, yani evlilik cezası.
Karı koca çalışma hayatları boyunca ayrı ayrı çalışıyor ve kazançları üzerinden ayrı ayrı AHV primi ödüyor. Primler maaş bordrolarından kesilirken her iki eş de bağımsız birer sigortalı olarak değerlendiriliyor.
Başka bir ifadeyle, primler alınırken kadın da erkek de ayrı birer kişi. Ancak emeklilik zamanı geldiğinde evli çiftin toplam AHV aylığı yüzde 150 tavanıyla sınırlandırılıyor.
Sistem prim toplarken eşleri iki kişi, emekli aylığını öderken adeta bir buçuk kişi olarak görüyor.
Matematik Ortada: Rakamlar Ne Söylüyor?
2026 itibarıyla rakamlar şöyle:
- Tek kişi için azami AHV aylığı: 2.520 CHF
- Nikâhsız yaşayan iki kişinin toplam azami aylığı: 5.040 CHF
- Resmî evli çiftin toplam azami aylığı: 3.780 CHF
| Medeni durum | Kişi başına azami aylık | İki kişinin toplam azami aylığı |
|---|---|---|
| Nikâhsız birlikte yaşayan | 2.520 CHF | 5.040 CHF |
| Resmî evli çift | Oransal olarak sınırlandırılır | 3.780 CHF |
İki hane arasındaki azami fark ayda tam 1.260 CHF.
Aralık 2026’da ilk kez ödenecek 13. AHV aylığı da hesaba katıldığında, yıllık azami fark 16.380 CHF’ye ulaşacak.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekir: Bu rakamlar, her iki kişinin de azami AHV aylığına hak kazandığı örnek için geçerlidir. Eksiksiz prim ödemiş olmak tek başına azami aylığı garanti etmez. AHV aylığı; prim süresi, çalışma hayatındaki ortalama gelir ile eğitim ve bakım kredilerine göre hesaplanır.
Ancak şartları aynı olan iki çift arasında yalnızca resmî nikâh nedeniyle böylesine büyük bir fark oluşması adil midir?
Gerekçe olarak evli çiftlerin aynı evde yaşadığı ve giderlerini paylaştığı söyleniyor. Fakat nikâhsız çiftler de aynı çatıyı, kirayı, mutfağı, elektriği ve ısınma giderlerini paylaşıyor.
Onlar iki ayrı kişi kabul edilirken, evli çiftler neden bir buçuk kişi sayılıyor?
Vergideki “Evlilik Cezası” İçin Halk Kararını Verdi
Evli çiftlerin karşılaştığı dezavantaj yalnızca AHV ile sınırlı değildi. Mevcut vergi sisteminde eşlerin gelirleri birlikte hesaplandığı için, özellikle her iki eşin de çalıştığı bazı evli çiftler nikâhsız çiftlere göre daha yüksek vergi ödeyebiliyor.
Ancak İsviçre halkı bu konuda önemli bir karar verdi. Bireysel vergilendirme yasası, 8 Mart 2026’daki halk oylamasında yüzde 54,23 “evet” oyuyla kabul edildi.
Yeni sistemle birlikte evli kişiler de gelirlerini ayrı ayrı beyan edecek. Düzenlemenin en geç 2032’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Böylece vergilendirmede medeni durumdan kaynaklanan farklılıkların giderilmesi yönünde önemli bir adım atılmış oldu. Şimdi benzer bir adalet beklentisi, AHV’deki yüzde 150 evli çift tavanı için de devam ediyor.
“Kâğıt Üzerinde Boşanmak” Çözüm mü?
Sistemin oluşturduğu ekonomik baskı nedeniyle bazı çiftlerin emeklilik öncesinde resmî olarak boşandığı ancak aynı evde birlikte yaşamaya devam ettiği sıkça konuşuluyor.
Bunun ne kadar yaygın olduğuna ilişkin resmî bir istatistik bulunmuyor. Fakat insanların böyle bir yöntemi düşünmesi bile sorunun ciddiyetini göstermeye yetiyor.
Üstelik boşanmak kusursuz bir çözüm değil. İki kişinin de otomatik olarak azami AHV aylığı alacağı anlamına gelmiyor. Miras hakları, dul aylığı, mal paylaşımı ve 2. Sütun birikimlerinin bölüşülmesi bakımından ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabiliyor.
İnsanların hak ettiklerini düşündükleri aylığı alabilmek için 30–40 yıllık evliliklerini kâğıt üzerinde bitirmeyi akıllarından geçirmeleri, sistemin vicdanını sorgulatması gereken bir durumdur.
3. Sütun Yoksa, Ev Kiraysa Nasıl Geçinilecek?
Kendine ait evi, yeterli birikimi ve 3. Sütun’u olmayan; 2. Sütun’dan da güçlü bir gelir elde edemeyen emekli bir çiftin yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de insanca geçinebilmesi neredeyse imkânsız.
Kira, iki kişinin zorunlu sağlık sigortası primleri, elektrik, ısınma, vergi, ulaşım ve mutfak masrafları alt alta yazıldığında para ay bitmeden tükenebiliyor.
İşte İsviçre’nin güçlü ve takdir edilmesi gereken sosyal devlet anlayışı burada devreye giriyor: Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamayan emeklilere Ergänzungsleistungen, yani tamamlayıcı ödemeler sunuluyor.
Bu bir sadaka, lütuf veya klasik anlamda sosyal yardım değildir. Şartları karşılayan kişilere tanınmış yasal bir haktır. Bu desteğin bulunması, İsviçre sosyal güvenlik sisteminin en güçlü yönlerinden biridir.
Ancak başka bir gerçeği de konuşmak zorundayız: Yeterli 2. ve 3. Sütun geliri bulunmayan birçok emeklinin Ergänzungsleistungen olmadan İsviçre’de temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması, normal AHV aylıklarının yeterliliğini ciddi biçimde sorgulatıyor.
Emeklilerin de dışarıda bir kahve içmeye, torunlarına küçük bir hediye almaya, dostlarıyla buluşmaya ve yılda birkaç gün dinlenmeye hakkı var. İnsan ömrü yalnızca kira, sağlık sigortası ve market faturası ödemekten ibaret olmamalı.
İsviçre’yi karalamak değil; güzel ve güçlü taraflarını takdir ederken eksik ve adil olmayan yönlerini de açıkça konuşmak gerekir.
Konu aslında oldukça önemli ve hassas. Her yönüyle ele almaya kalksak neredeyse roman yazmamız gerekir. Kısa yazınca “Şunları unutmuşsunuz, bunları yazmamışsınız” deniliyor; biraz ayrıntılı yazınca da “Çok uzun olmuş” eleştirisi geliyor. Bu nedenle önemli olan, verilmek istenen temel mesajı doğru anlamaktır.
Prim öderken iki kişi olarak değerlendirilen eşler, emeklilikte neden bir buçuk kişi muamelesi görüyor?
Sizce bu sistem adil mi? Kendine ait evi bulunmayan ve kirada yaşayan emekli bir çift, yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de geçinebilir mi?
Buyurun, görüşlerinizi ve tecrübelerinizi yorumlarda paylaşın.

Gündem
İSVİÇRE’DE AİLELERİN YENİ TERCİHİ: ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER ÖNE ÇIKIYOR
İsviçre’de çocuklu aileler için en cazip yerleşim yerleri her zaman Zürih ve Cenevre gibi büyük merkezler değil. UBS’nin 2026 Konut Çekiciliği Göstergesi, iyi altyapıyı daha düşük yaşam maliyetleriyle birleştiren orta büyüklükteki şehirlerin aileler açısından öne çıktığını gösteriyor.
Araştırmada İsviçre’deki belediyeler on bölge içinde karşılaştırıldı. Örnek hane olarak iki çocuklu ve yıllık brüt geliri 150 bin frank olan bir aile esas alındı. Değerlendirmede konut ve yaşam giderlerinin yanı sıra ulaşım, altyapı, eğitim, çocuk bakımı, alışveriş ve boş zaman imkânları dikkate alındı.
Kendi bölgelerinde Vevey, Solothurn, Fribourg, Sion, Basel, Luzern, Aarau, Lugano, St. Gallen ve Chur listenin başında yer aldı. Bu on bölgesel liderin dokuzu orta büyüklükteki şehirlerden oluşuyor. Zürih ve Cenevre ise kendi bölgelerinde ilk üçe giremedi.
Sonuçlarda en belirleyici unsurlardan biri yaşam maliyeti oldu. Araştırmaya göre Vevey’de incelenen ailenin giderleri Cenevre’den yaklaşık yüzde 15 daha düşük. Aarau’da maliyetler Zürih’in yaklaşık yüzde 28, Schaffhausen’de ise yüzde 34 altında hesaplandı. Bu şehirler aynı zamanda eğitim, çocuk bakımı, alışveriş, ulaşım ve sosyal yaşam açısından güçlü bir altyapı sunuyor.
Ticino sıralamasında Lugano ilk sıraya yerleşti. Lugano’yu Locarno, Tenero-Contra, Ascona, Muralto, Val Mara, Minusio, Melide, Morcote ve Bellinzona izledi. Fransızca konuşulan bölgede Vevey ve Fribourg’un yanı sıra Morges ve Granges-Paccot gibi yerleşimler de yüksek çekicilikleriyle dikkat çekti.
Ancak araştırma, herkes için tek bir “en iyi şehir” bulunduğunu söylemiyor. Sonuçlar seçilen aile modeline ve gelir düzeyine göre değişiyor. Daha yüksek gelirli aileler için vergi avantajları daha büyük rol oynarken, düşük gelirli hanelerde uygun konut ve günlük yaşam giderleri daha fazla önem kazanıyor.
UBS’ye göre taşınmaların yaklaşık yüzde 70’i 10 kilometreden daha kısa mesafelerde gerçekleşiyor. Bu nedenle sıralama, ülke genelinde mutlak bir yarıştan çok aynı bölgedeki gerçekçi yerleşim seçeneklerini karşılaştırıyor.
Gündem
NEUCHÂTEL’DE KAĞITSIZ GÖÇMENLER İÇİN YENİ DÖNEM: BELİRLİ ŞARTLARLA OTURUM BAŞVURUSU
Neuchâtel Kantonu, uzun yıllardır İsviçre’de oturum izni olmadan yaşayan ve çalışan bazı kişilerin durumlarının incelenmesini sağlayan geçici uygulamayı 1 Eylül 2026’da başlattı. Cenevre’de yürütülen “Papyrus” modelinden esinlenen program, 30 Kasım 2027’ye kadar toplam 15 ay uygulanacak.
Uygulama genel bir af veya otomatik oturum hakkı anlamına gelmiyor. Her dosya ayrı ayrı değerlendirilecek ve bütün koşulların karşılanması gerekecek. Program, AB veya EFTA dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yönelik. Başvuru sahibinin çalışıyor ve sosyal yardıma ihtiyaç duymadan mali açıdan bağımsız olması gerekiyor.
Temel koşul, İsviçre’de kesintisiz en az 10 yıldır yaşamak ve bunun son üç yılını Neuchâtel Kantonu’nda geçirmiş olmak. Okula devam eden en az bir çocuğu bulunan ailelerde İsviçre’de aranan ikamet süresi beş yıla düşüyor; son üç yılın yine Neuchâtel’de geçirilmesi şartı aranıyor. Hanedeki yetişkinlerin en az A1 düzeyinde Fransızca bilmesi, geçerli pasaporta sahip olması, sabıka kaydının temiz olması ve icra borcu bulunmaması da koşullar arasında.
Hakkında ülkeden çıkarma kararı bulunanlar ile İsviçre’de daha önce iltica başvurusu yapmış kişiler bu uygulamadan yararlanamıyor. İltica alanına giren kişiler için farklı federal kurallar ve işlemler geçerli.
Başvurmak isteyenlerin ilk olarak Neuchâtel Protestan Sosyal Merkezi CSP ile iletişime geçmesi gerekiyor. İlk görüşme anonim, ücretsiz ve gizli gerçekleştiriliyor. CSP, şartların karşılanıp karşılanmadığını kontrol ediyor ve uygun kişilerin belgelerini hazırlamasına yardım ediyor. Dosya daha sonra kanton göç makamlarınca inceleniyor. Kantonun uygun bulduğu başvurularda son kararı Federal Göç Sekreterliği SEM veriyor. Onay hâlinde B oturum izni düzenlenebiliyor.
Programa katılarak çalışanının durumunu ve çalışma ilişkisini yasal hâle getiren işverenler hakkında bu süreç kapsamında ceza soruşturması açılmayacağı belirtiliyor. Kanton, uygulamayla kayıt dışı çalışmayı ve savunmasız kişilerin sömürülmesini azaltmayı hedefliyor.
#İsviçre#Neuchâtel#Göç#Oturumİzni

Gündem
TİCİNO’DA TIP ARAŞTIRMALARI HIZLANIYOR: YENİ TEDAVİLER MALİYETLERİ DÜŞÜREBİLİR
Lugano, 4 Eylül’de İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki tıp araştırmacılarını, doktorları ve sağlık çalışanlarını bir araya getiren 15. İnsan Tıbbı Araştırma ve İnovasyon Günü’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Lugano’daki USI Doğu Kampüsü’nde EOC Tıp Eğitimi ve Araştırma Birimi, EOC Klinik Araştırmalar Birimi ve İsviçre İtalyan Üniversitesi tarafından düzenlendi.
Günün temel mesajı, “Araştırmanın yapıldığı yerde daha iyi tedavi sunulur” oldu. Klinik araştırma yürüten hastanelerde hastalar yeni ilaçlara, gelişmiş teşhis yöntemlerine ve yenilikçi tedavilere daha erken erişebiliyor. Araştırmalar yalnızca yeni yöntemler geliştirmeyi değil, mevcut tedavilerden hangisinin hangi hasta için daha etkili olduğunu belirlemeyi de sağlıyor.
Ticino Kanton Hastaneleri Kurumu EOC’den Dr. Panagiotis Stathis, klinik çalışmaların bazı tedavileri daha verimli ve daha az maliyetli hâle getirebildiğine dikkat çekti. Araştırma sayesinde etkisi sınırlı uygulamaların ayıklanması, hastaya daha uygun tedavinin seçilmesi ve gereksiz müdahalelerin azaltılması mümkün olabiliyor. Bu yaklaşım hem hastanın yaşam kalitesine hem de sağlık sisteminin kaynaklarını daha doğru kullanmasına katkı sağlıyor.
Ancak haberde geçen “maliyetleri düşürme” ifadesi, bütün sağlık giderlerinin hemen azalacağı anlamına gelmiyor. Yeni ilaçlar ve teknolojiler başlangıçta yüksek maliyet yaratabiliyor. Tasarruf; doğru teşhis, etkili tedavi seçimi, komplikasyonların önlenmesi ve hastanede kalış süresinin azaltılması gibi uzun vadeli sonuçlarla ortaya çıkabiliyor.
Etkinlikte klinik ve epidemiyolojik araştırmaların yanı sıra temel, hesaplamalı ve hemşirelik araştırmalarının da ele alınması planlandı. Böylece yalnızca doktorların değil, farklı sağlık disiplinlerinin yürüttüğü çalışmalar aynı platformda buluştu.
Uzmanlara göre araştırmaların devamlılığı için finansman, eğitimli personel, hasta katılımı ve kurumlar arası işbirliği gerekiyor. Ticino’daki toplantının amacı da araştırma sonuçlarını paylaşmak, genç bilim insanlarını desteklemek ve yeni çalışmaların önünü açmak.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi3 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre3 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


