Connect with us

İsviçre

Paketiniz Geldi size Ulaşamadık Şeklindeki Dolandırıcı Mesajları

yazar

Published

on

İsviçreli Binlerce Kişinin Aldığı Şüpheli SMS Mesajlarının Arkasındaki Gerçekler

İsviçre’deki binlerce kişinin aldığı şaşırtıcı Posta SMS’lerinin arkasında, „Roaming Mantis“ adlı suç çetesi tarafından yapılan sahte balık avı SMS’leri bulunuyor. Bu kriminal grup, Swisscom ve diğer operatörlerin SMS filtrelerini atlatmak için yeni bir hile geliştirdi.

Öncelikle Phishing ‚Balık Avı‘ ya da ‚oltalama‘ denilen dolandırıcılık türü nedir?

Dolandırıcıların rastgele kullanıcı hesaplarına e-mail gönderdikleri bir çevrimiçi saldırı türüdür. E-postalar, bilinen web sitelerinden veya kullanıcının bankasından, kredi kartı şirketinden, e-posta veya internet hizmeti sağlayıcısından gönderilmiş gibi gözükür.

  1. Dolandırıcılar neyi amaçlıyor?
  2. Bu mesajlar kimden geliyor? Suçlular kim?
  3. Mesajı almak veya okumak tehlikeli mi?
  4. Mesajdaki bağlantıyı açmak tehlikeli mi?
  5. Balık avı mesajlarını tanımak için ipuçları nelerdir?
  6. Niçin bu iddia edilen Posta SMS’lerini bu kadar çok insan alıyor?
  7. Neden mobil iletişim sağlayıcıları bu istenmeyen mesajları filtrelemiyor?
  8. Şüpheli bir mesaj aldığımda ne yapmalıyım?
  9. Suçlular telefon numaramı nereden buluyor?
  10. Neden pek çok kişi tuzağa düşmese de, büyük çaplı balık avı saldırıları karlı oluyor?
  11. Suçluların büyük ölçüde metin mesajları göndermesi nasıl mümkün oluyor?
  12. Yetkililer ve iletişim sağlayıcıları ne yapıyor?
  13. İstenmeyen SMS’lerle mi yaşamak zorundayız?
  14. Sahtekarlar için tatil hafta sonu yok. Gece gündüz boş durmuyor harıl harıl yeni hilelerle kurban arıyorlar. Şu anda devam eden Smishing kampanyasında (SMS ile balık avı) metin mesajları Devlet Posta Schweizer Post adıyla gönderiliyor. Örnek mesajlar şöyle görünüyor:
  1. Adresin eksik olduğu için gönderinin teslim edilemediği iddia ediliyor. Dolandırıcıların sahte Posta mesajında bu şekilde ifade ediliyor. Link, Posta web sitesinin mükemmel bir kopyasına yönlendiriyor. Orada adresinizi, e-posta adresinizi ve telefon numaranızı güncellemeniz isteniyor. Yeniden teslimat için 0.27 İsviçre Frankı hizmet ücreti alınacağı belirtiliyor. Bu ücreti çevrimiçi olarak kolayca kredi kartıyla ödeyebilirsiniz.

Sahte Posta SMS’leri
Gerçek Devlet Postası paketleriniz ya da Online Spiarişleriniz için asla e-posta, SMS veya telefonla şifre veya kredi kartı bilgileri istemez. Ekran görüntüsü:

Gerçek Post, asla e-posta, SMS veya telefon aracılığıyla şifre veya kredi kartı bilgisi istemez.


Suçlular, kişisel bilgilerin yanı sıra kredi kartı bilgilerine de göz dikmiş durumda; bu bilgileri dolanrıcıılıkla elde etmek istiyorlar. Zürih Kanton Polisi, „Veriler genellikle alışverişlerde kullanılıyor, ancak abonelik tuzakları için de kullanılabilir“ diyor.

Bu mesajlar kimden geliyor? Suçlular kim?

Roaming Mantis adıyla bilinen bu kampanyaların arkasındaki suçlular, özellikle 2019’dan bu yana Asya ülkelerinin yanı sıra çeşitli Avrupa ülkelerini de hedefleyen bir Asya kökenli grup. Daniel Stirnimann, İsviçre İnternet adreslerinin işletilmesi ve güvenliğinden sorumlu olan Switch Vakfı’ndan bir güvenlik uzmanı olarak bunu belirtiyor.

Bu grup, 2019’un Haziran ayında İsviçre Postası adına Apple kimlik bilgisi avı (phishing) operasyonu düzenledi. Suçlular, elde ettikleri Apple kullanıcı verileriyle özellikle iTunes kuponları satın aldılar.

„Kasım 2022’den beri Roaming Mantis’i İsviçre’de neredeyse hiç görmüyoruz,“ diyor Stirnimann. Bunun büyük ölçüde, Swisscom’un Mart 2022’de bir SMS filtresi tanıtmasından kaynaklandığını belirtiyor. Sunrise ve Salt da ardından geldi.

Yaklaşık olarak Ağustos 2023’ten bu yana Roaming Mantis’in İsviçre’de tekrar aktif olduğunu, o zamandan beri özellikle kredi kartı avı (phishing) ile uğraştıklarını belirtiyor. Suçluların, SMS filtresini nasıl atlattıklarını, cevaplar 6 ve 7’de göreceğimizi ifade ediyor.

Mesajı açmak tehlikeli mi?

İlgili uzmanlara göre, bu tür mesajların alınması veya okunması genellikle tehlikeli değildir. Bununla birlikte, mesajda bulunan bağlantıya tıklamanın veya verilen talimatları izlemenin riskli olabileceği konusunda uyarıda bulunuluyor. Dolandırıcılar, genellikle bu tür mesajlarda kişisel bilgileri ve kredi kartı bilgilerini çalmak için tasarlanmış sahte web sitelerine yönlendirme yaparlar. Bu nedenle, alınan bir mesajın güvenilir olup olmadığını değerlendirmek ve şüpheli bir durumda dikkatli olmak önemlidir.

Bununla birlikte, mesajlara verilen yanıtların ya da içerdikleri bağlantıların tehlikeli olabileceği konusunda dikkatli olunmalıdır. Bu tür dolandırıcılık girişimlerine karşı dikkatli olmak ve mesajları gönderenin kimliğini doğrulamak önemlidir.

Bu tür mesajların gönderenlerinin kimlik bilgilerini sahte olabileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla, alınan herhangi bir mesajın güvenilirliğini doğrulamak için, resmi iletişim kanallarını kullanmak ve şüpheli bir durumda ilgili yetkililere başvurmak önemlidir. Bu tür dolandırıcılık girişimlerine karşı genel olarak dikkatli olmak ve kişisel bilgilerinizi korumak için en iyi uygulamaları takip etmek önemlidir.

Linki tıklamak tehlikeli mi?

Şimdiye kadar, bu sahte SMS’lerin açılmasının veya okunmasının tehlikeli olmadığı belirtiliyor. Ancak, içerdiği şüpheli bağlantıları tıklamaktan kaçınmanız gerektiği vurgulanıyor. Özellikle 2019’da aynı dolandırıcıların Android kullanıcılarını zararlı bir uygulama indirmeye teşvik etmeye çalıştığı hatırlatılıyor. Bu tür bir indirme başarılı olduğunda, kişisel veriler çalınmış ve mobil cihazlar daha fazla dolandırıcılık amaçlı kullanılmıştır.

Bu nedenle, güvenilmeyen bağlantılar veya uygulamalar hakkında dikkatli olmak önemlidir. Herhangi bir şüpheli mesaj veya bağlantı aldığınızda, onları açmadan önce güvendiğiniz bir kaynaktan doğrulamak iyi bir uygulama olabilir.

Oltalama yani Pfishing olduğunu nasıl anlarız ?

Tobias Lang, İsviçre Postası’nın sözcüsü, şu açıklamayı yapıyor:

„+84 ile başlayan numara bir Posta numarasını işaret etmiyor ve bitly.ws/ bağlantısı Posta ile hiçbir ilişkisi bulunmuyor.“ Metin mesajındaki bağlantı chpost24.top/ch adresine yönlendiriyor. „Bu ne güvenli bir bağlantıdır (https:// eksik) ne de bir Posta web sitesidir. Gömülü bağlantının post.ch, poste.ch, posta.ch veya swisspost.ch veya swisspost.com ile bitmediği görülerek tanımlanabilir.“

„0.27 CHF’lik ödeme miktarı da şüphelidir.“ Bu, birçok kişinin düşünmeden ödeme yapmasını ve kredi kartı bilgilerini girmesini sağlamak için bilinçli olarak düşük seçilmiştir.

Bu örnekte, şüpheli gönderici +84 olan SMS’in muhtemelen Roaming Mantis adlı suç örgütünün başka bir kurbanının enfekte bir akıllı telefonundan geldiği düşünülmektedir. Bu kişi muhtemelen telefonunun phishing dolandırıcılığı için kullanıldığını bilmiyor.

Ancak, dolandırıcılar her zaman işleri kolaylaştırmazlar: phishing SMS’lerde gönderenin adı web araçları kullanılarak sahte yapılabilir – mesajların daha inandırıcı görünmesi sağlanır.

Önemli Not: Genel olarak sözcü Lang , „Posta asla müşterilerinden e-posta, SMS veya telefon aracılığıyla şifreler veya kredi kartı bilgileri gibi kişisel güvenlik ögelerini istemez,“ diye vurguluyor.

  1. örneğin +84 numarasından anlaşılabileceği gibi, bu mükemmel Almanca metin de Devlet Postanesinden değil.
  2. Güvensiz Bağlantılar: Mesajda paylaşılan bağlantılar genellikle güvenilmez ve sahte web sitelerine yönlendirebilir. Gerçek kurumlar genellikle resmi web sitelerinden bağlantılar paylaşır.
  3. Dil ve Yazım Hataları: Phishing mesajları genellikle dil ve yazım hataları içerir. Profesyonel kuruluşlar genellikle yazım ve dil konusunda daha dikkatli olurlar.
  4. Baskı ve Tehdit: Phishing mesajları sıklıkla acil bir eylem gerektiren veya tehdit içeren ifadeler içerir. Gerçek bir kuruluş, size hemen yanıt vermenizi veya özel bilgilerinizi paylaşmanızı istemez.
  5. Kişisel Bilgi Talebi: Sahte mesajlar genellikle kişisel veya finansal bilgilerinizi isteyen bağlantılar içerir. Güvenilir bir kuruluş, hassas bilgilerinizi e-posta veya SMS yoluyla istemez.
  6. Bilinmeyen Göndericiler: Mesaj gönderenin tanınmayan bir e-posta adresi veya numarası olması bir uyarı işareti olabilir. Güvenilir kuruluşlar genellikle tanınabilir iletişim bilgileri kullan

Hile girişimleri genellikle kısa süre sınırlamaları veya keskin bir S (ß) ile belirginleşir. Suçlular, paketin geri gönderileceğini belirterek, kurbanlarını sıkıştırmak için genellikle 12 saat içinde hareket etmelerini talep ederler.

Dolandırıcılar, İsviçre’deki SMS Filtrelerini Atlamak için Yöntem Değiştiriyor

İsviçre’deki mobil operatörlerin SMS filtrelerinden kaçmak için bazı suçlular, taktiklerini değiştirmeye başladı. Swisscom, Sunrise ve Salt gibi operatörler, sahtekâr phishing SMS’lerini engellemek için SMS filtreleri kullanıyor. Ancak, suçlular artık bu filtreleri aşmak için farklı bir yol buldular.

Swisscom basın sözcüsüne göre, SMS içindeki bağlantılar otomatik olarak tehlikeli URL’lerin bir karaliste ile karşılaştırılıyor ve tehlikeli bağlantılar engelleniyor. Bu sayede, kullanıcılar potansiyel olarak zararlı bağlantılara tıklamaktan korunuyorlar. Ancak, suçlular artık bu tür filtrelemeyi atlayacak yöntemler geliştirdiler.

Özellikle, suçlular SMS yerine Android’de RCS mesajları ve iPhone’da iMessage kullanarak mesajlar gönderiyorlar. Bu modern iletişim yöntemleri, Swisscom ve diğer mobil operatörler tarafından filtrelenmiyor. Dolayısıyla, suçlular bu yeni yöntemlerle filtrelemeden kaçarak daha fazla kişiye ulaşmayı hedefliyorlar.

Güvenlik uzmanı Daniel Stirnimann’a göre, suçluların bu yeni taktikleri, İsviçre’nin bu iletişim protokollerini desteklemesine ve buna karşın bir spam filtresinin bulunmamasına dayanıyor. Bu durum, suçluların daha etkili bir şekilde phishing saldırıları gerçekleştirmelerine olanak tanıyor.

Swisscom ve diğer operatörler, bu yeni tehdide karşı önlemler almak için çaba gösteriyorlar. Ancak, kullanıcıların da dikkatli olmaları ve bilinmeyen bağlantılara tıklamamaları önemli.

RCS Sohbeti SMS’nin Yerini Alıyor: Swisscom ve Diğerlerinin SMS Spam Filtreleri iMessage, WhatsApp veya RCS Mesajlarını Engelleyemiyor

Swisscom ve diğer İsviçre mobil operatörlerinin SMS spam filtreleri, iMessage, WhatsApp veya RCS mesajlarını engelleyemiyor. En büyük İsviçre mobil operatörü, „RCS ve iMessage gibi metin mesajlarını, aynı zamanda WhatsApp ve diğerlerini Swisscom filtreleyemez. Bu yalnızca ilgili hizmet sağlayıcılar tarafından yapılabilir“ diyor. Swisscom, topu Google, Apple ve Meta’ya atıyor.

Eski, şifrelenmemiş SMS mesajlarından farklı olarak, mobil operatörler şifreli WhatsApp veya iMessage mesajlarının içeriğini görmüyor ve bu nedenle engelleyemiyorlar. İçerik, dolayısıyla Apple, Meta vb. chat uygulaması tarafından cihazdaki son kullanıcıda ancak phishing olarak analiz edilebilir.

Google, dolandırıcı chat mesajlarını doğrudan akıllı telefonda engellemeye çalışıyor. Bu, mağdur kişiler tarafından olabildiğince hızlı bir şekilde bildirildiğinde daha iyi çalışır.

Google’ın Messages Uygulaması, Şüpheli RCS Mesajlarını Tanımaya ve Doğrudan Spam Klasörüne Taşımaya Çalışıyor

Google’ın Messages uygulaması, şüpheli RCS mesajlarını cihazda tanımaya ve doğrudan spam klasörüne taşımaya çalışıyor. Dolayısıyla, Google ve Apple, şifreli mesajlarla da phishing’e karşı güçsüz kalıyor. Önemli olan, sohbet uygulamalarının bir spam koruması içermesidir. „Genellikle şüpheli mesajları işaretleyip geri bildirebilirsiniz“ diyor Stirnimann.

RCS mesajları, adeta SMS’nin yerini alan iletişim teknolojisi, uçtan uca şifrelemenin varsayılan olarak „devre dışı“ olduğunu belirtiyor güvenlik uzmanı. „Burada, düşünüyorum ki, hem Apple, hem de Google ve mobil sağlayıcılar, spam RCS mesajlarını cihaza ulaşmadan önce engellemek için bir şeyler yapabilirler“ diyor. Ancak Swisscom, RCS’yi artık desteklemediğini belirtiyor ve ekliyor: „Bu nedenle, trafiği göremiyoruz ve dolayısıyla filtreleyemiyoruz. Bu nedenle, şu anda böyle bir filtre çözümü için planlarımız yok.“

Şüpheli Bir Mesaj Aldığınızda Ne Yapmalısınız?

Posta, öncelikle gönderenin telefon numarasının mantıklı olup olmadığını, dilin doğru olup olmadığını ve geçerli bir gönderen adının görünüp görünmediğini dikkatlice kontrol etmenizi önerir. Özellikle, üzerine tıklamadan önce bağlantıları kesinlikle kontrol etmeniz önemlidir. Güvenlik uzmanı Stirnimann bu konuda bir tavsiye sunar:

„Şüpheli bir mesaj aldığınızda yapabileceğiniz basit bir ipucu, önce hiçbir şey yapmamak ve mesaj üzerinde en az 24 saat beklemektir. Çoğu phishing sitesinin 24 saat içinde engelleneceği tahmin edilir. Alternatif olarak, etkilenen kişilerin şirkete telefonla ulaşıp mesajın gerçekliğini sormasıdır.“

Daha güvenli olmak isteyenler, paket takibi yapmak için Posta veya ilgili kurye servisinin web sitesini doğrudan tarayıcıda açmalı ve paketin durumunu kontrol etmelidir.

Bunun yerine, alınan bir bağlantıyı CheckShortURL web sitesiyle test edebilirsiniz. Bu, genellikle kriptik kısa bağlantıya tıklarsanız sizi nereye yönlendireceğini gösterir. Bir dolandırıcılık girişimi, gömülü bağlantının post.ch adresine değil, chpost24.top/ch gibi web sitelerine yönlendirmesinden anlaşılabilir.

Phishing Siteleri, URL haricinde oldukça profesyonel görünüyor.

En küçük şüphede bile, „Bu tür SMS’lerin alıcıları, içerdikleri bağlantıyı tıklamamalı ve asla uzaktan erişim yazılımı yüklemeye yönelik taleplere uymamalıdır,“ diyor Federal Siber Güvenlik Dairesi (BACS).

Posta, bir mesajın şüpheli görünmesi durumunda, müşteri hizmetlerine (İletişim Merkezi 0848 888 888) başvurmayı veya Posta’nın web sitesinde bilgi edinmeyi öneriyor.

Ayrıca, Phishing sitelerinin daha hızlı bir şekilde kapatılabilmesi için ulusal Siber Güvenlik Merkezi’ne bir bildirimde bulunmanın yardımcı olacağını belirtiyorlar (reports@antiphishing.ch).

Oltalama yöntemiyle kurulan tuzağı nasıl anlarız ?

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

İSVİÇRE’Yİ NE CENNET YAPIN NE DE YAŞANMAZ GÖSTERİN: İNSANLARA HAYAL SATMAYIN

yazar

Published

on

By

İsviçre güzel bir ülke. Ama kusursuz değil.
Türkiye’nin sorunları var. Ama yaşanmaz bir ülke de değil.

Cemil Baysal instagram Link

Son dönemde sosyal medyada dikkatimi çeken bir “İsviçre güzellemesi” var.

“Ölmeden önce mutlaka görmeniz gereken ülke…”

“Bir günlük maaşımla iPhone alıyorum.”

“Bir haftalık maaşımla araba alıyorum.”

“Türkiye’de bir saat çalışan ne alıyor, İsviçre’de bir saat çalışan ne alıyor?”

Videoların ardı arkası kesilmiyor.

Bir de İsviçre’ye daha yeni gelmiş, ülkenin gerçekleriyle ve zorluklarıyla henüz yeterince karşılaşmamış bazı sosyal medya fenomenleri var. Onları dinlediğinizde İsviçre’de hayatın neredeyse hiçbir olumsuz tarafı olmadığını düşünüyorsunuz.

Son yıllarda sosyal medyada yeni bir akım oluştu. İsviçre’ye henüz yeni gelmiş, ülkeyi yeterince tanımamış, çalışma hayatını, vergisini, sigorta sistemini, kiralarını, bürokrasisini ve günlük yaşamın zorluklarını henüz gerçekten deneyimlememiş kişiler, kısa sürede “İsviçre uzmanı” kesiliyor.

Kimisi evlilik yoluyla oturum almış, kimisi başka bir sebeple ülkeye gelmiş. Nasıl geldiği önemli değil. Önemli olan, daha ülkeyi yaşamadan her konuda kesin hükümler vermeye başlamaları.

Videoların konusu da genellikle aynı:

“İsviçre’de bir saatlik maaşla şunu alırsın.”

“Bir günlük maaşla iPhone alınıyor.”

“Türkiye’de asgari ücretle bunlar alınamaz.”

Böyle paylaşımları gördüğümde aklıma hep aynı soru geliyor:

Türkiye’de yaşayan, ekonomik sıkıntılar içinde kendisine Avrupa’da yeni bir hayat kurmanın yollarını arayan insanlara sadece güzel tarafları göstererek elinize ne geçiyor?

Maaşı anlatıyorsanız gideri de anlatın

“İsviçre’de 6 bin frank maaş alıyorum” demek kolay.

Peki kira?

Sağlık sigortası?

Vergi?

Elektrik?

Telefon ve internet?

Ulaşım?

Market alışverişi?

Çocukların giderleri?

Kreş?

Araba varsa sigortası, vergisi, otoparkı, servisi?

Ay sonunda o maaştan geriye ne kalıyor?

Bunları da anlatın.

Çünkü satın alma gücü, yalnızca bir iPhone’un fiyatını maaşa bölerek hesaplanmaz.

“Bir günlük maaşımla telefon alıyorum” türünden kıyaslamalar sosyal medyada güzel izlenme getirir, takipçi kazandırır ama ekonomik hayat böyle ölçülmez.

İnsanların bir aylık gelirine bakarken bir aylık yaşam maliyetine de bakmak gerekir.

Elbette İsviçre’nin yüksek alım gücü birçok üründe avantaj sağlıyor. Bunu kimse inkâr edemez. Ancak bir ülkeyi sadece iPhone fiyatıyla, market arabasıyla veya saatlik ücretle anlatmak, gerçeğin sadece küçük bir bölümünü göstermektir.

Çünkü o videolarda çoğu zaman yüksek kiralar yoktur.

Zorunlu sağlık sigortası yoktur.

Vergiler yoktur.

Çocuk bakım maliyetleri yoktur.

Yaşlılık sistemi, emeklilik planlaması, mesleki eğitim, iş disiplini ve yıllarca verilen emek yoktur.

Sadece hoş görünen taraf gösterilir.

40 yıldır bu ülkede yaşıyorum

Ben yaklaşık 40 yıldır İsviçre’de yaşıyorum. Yaklaşık 25 yıldır da gazetecilik yapıyorum.

Dolayısıyla İsviçre hakkında konuşurken bu ülkeyi kötülemek gibi bir derdim olamaz.

Hatta şunu da açıkça söyleyeyim: İsviçre hakkında birkaç kelam edecek, bu ülkenin dününü, bugününü, iyi ve kötü taraflarını anlatacak insanlar varsa, kendimi bu kişilerin başında görenlerden biriyim.

Çünkü ben İsviçre’yi birkaç aylık ya da birkaç yıllık sosyal medya deneyiminden tanımıyorum. Bu ülkede yaklaşık 40 yıl yaşadım; eğitiminden çalışma hayatına, ekonomisinden sosyal sistemine, göçmenlerin yaşadığı sorunlardan toplumdaki değişimlere kadar pek çok döneme bizzat tanıklık ettim. Yaklaşık 25 yıldır da gazeteci olarak İsviçre’yi takip ediyor, araştırıyor ve yazıyorum.

Ancak galiba bizim de bir hatamız oldu. Bizler yeterince konuşmadık, anlatmadık.

Biz sustukça meydan, İsviçre’ye daha dün gelmiş, henüz bu ülkenin çalışma hayatını, sistemini, zorluklarını ve gerçeklerini yeterince deneyimlememiş kişilere kaldı.

Böyle olunca da İsviçre, yıllardır burada yaşayanların tecrübeleriyle değil, ülkeye yeni gelmiş bazı kişilerin birkaç aylık gözlemleri ve sosyal medya videolarıyla tanınmaya başladı.

Benim itirazım tam da buna.

Yeni gelen elbette gördüğünü anlatacak. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak gördüğü birkaç güzel manzarayı, yaptığı birkaç market alışverişini veya aldığı ilk maaşı bütün İsviçre’nin gerçeğiymiş gibi sunmak başka bir şeydir.

İsviçre’yi gerçekten anlamak için burada biraz yaşamak gerekir.

Çalışmak gerekir.

Vergi ödemek gerekir.

Sağlık sigortası faturası görmek gerekir.

Ev aramak gerekir.

İşsiz kalmanın ne demek olduğunu görmek gerekir.

Çocuk büyütmek, bürokrasiyle uğraşmak, sosyal hayata karışmak ve yıllar içerisinde sistemin hem güçlü hem de zayıf taraflarını yaşamak gerekir.

O nedenle bundan sonra biraz daha fazla konuşmak ve anlatmak gerektiğini düşünüyorum.

Ama ne İsviçre’yi kötülemek için ne de göklere çıkarmak için.

Olduğu gibi anlatmak için.

Tam tersine…

İsviçre güzel bir ülke.

Güvenli, düzenli, sakin, doğası muhteşem.

Kuralları büyük ölçüde işliyor. Kurumlarına güven yüksek. Çalışan, sistemin kurallarına uyan ve hayatını doğru planlayan insanlar için sunduğu önemli imkânlar var.

Bu ülkede yaşamanın birçok avantajı bulunduğunu inkâr etmek haksızlık olur.

Ama benim itirazım İsviçre’nin güzelliklerinin anlatılmasına değil.

Tek taraflı anlatılmasına.

Çünkü hayat burada da Instagram videolarındaki 30 saniyelik görüntülerden ibaret değil.

Sosyal medya ne yazık ki gerçeği değil, duymak istediğimizi seviyor

İşin bir başka tarafı daha var.

Sürekli İsviçre güzellemesi yapan bir sosyal medya fenomeni yarın çıkıp “Arkadaşlar, İsviçre’de şu konu gerçekten zor” dese bu kez kendi takipçilerinin bir bölümünden tepki görebiliyor.

Çünkü takipçi kitlesi zamanla belirli bir hikâyeyi duymak istiyor:

“Avrupa mükemmel.”

“İsviçre cennet.”

“Burada herkes zengin.”

Bu hikâye izleniyor.

Takipçi getiriyor.

Etkileşim getiriyor.

Ve sonunda bazı içerik üreticileri gerçeği anlatmak yerine takipçilerinin duymak istediği şeyleri anlatmaya başlıyor.

İşte tehlike burada.

Bunun bir nedeni de sosyal medyanın algoritmasıdır.

Türkiye’deki takipçiler doğal olarak Avrupa’daki yaşamı merak ediyor. Sürekli “İsviçre harika, Türkiye berbat” mesajı veren içerikler daha fazla beğeni ve etkileşim alabiliyor. Fakat aynı kişiler İsviçre’nin zorluklarından, sistemin eksik yönlerinden veya burada yaşamanın ağır sorumluluklarından bahsetmeye başladığında ilgi de azalabiliyor.

Çünkü insanlar çoğu zaman hayalini duymak istiyor, gerçeği değil.

Benim durumum ise biraz farklı.

Beni takip edenlerin büyük bölümü İsviçre’de yaşayan insanlardan oluşuyor. Onlar burada her gün aynı hayatı yaşıyor. Yazdığım bir bilginin doğru mu yanlış mı olduğunu anında anlayabiliyorlar.

Bu nedenle sadece güzel tarafları anlatarak veya sadece olumsuzlukları büyüterek güven kazanmanız mümkün değildir.

35 bin frank maaş, emeklilere tatil parası…

Geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan bir sokak röportajı bunun güzel örneklerinden biriydi.

Bir amca İsviçre’de aylık 35 bin frank civarında kazancından söz ediyor, emeklilere tatil ve yol parası verildiğini anlatıyor, belirli bir gelirin altında kalanlara devletin destek verdiğinden bahsediyordu.

Mikrofonu tutan muhabir bile bir noktadan sonra şaşkınlığını gizleyemeyip yaklaşık olarak, “Amca, sen bize resmen cenneti anlatıyorsun” diyordu.

İsviçre’de yaşayanların önemli bir bölümü ise bu videoları izlediğinde doğal olarak tepki gösteriyor.

Çünkü kendi yaşadığı İsviçre ile anlatılan İsviçre arasında büyük fark görüyor.

Elbette İsviçre’de ayda 35 bin frank kazanan vardır.

100 bin frank kazanan da vardır.

Ayda bir milyon frank kazanan da vardır.

Ama mesele şu:

Kaç kişi?

Bir ülkenin yaşam standardını toplumun çok küçük bir kesiminin kazancıyla anlatamazsınız.

Nasıl ki Türkiye’ye bir-iki haftalığına tatile gittiğinizde kafelerin dolu, restoranlarda yer bulmanın zor olduğunu görüp “Türkiye’de herkes zengin” demek yanlışsa, İsviçre’de birkaç yüksek maaşlı insanı örnek gösterip “Burada herkes böyle yaşıyor” demek de aynı derecede yanlıştır.

Her ülkede belli bir zengin kesim var.

Nasıl Türkiye’yi yalnızca Boğaz’daki yalılarda yaşayanlara bakarak anlatmak doğru değilse, İsviçre’yi de ayda on binlerce frank kazanan küçük bir kesim üzerinden anlatmak doğru değildir.

Gerçek İsviçre daha sıradan

İsviçre’de yaşayan insanların çok büyük bölümü sabah kalkıyor, işe gidiyor, maaşını alıyor, kirasını ödüyor, sağlık sigortasını ödüyor, vergisini düşünüyor, alışverişini yapıyor ve ay sonundaki hesabını ona göre yapıyor.

4, 5, 6 bin frank civarında maaşlarla hayatını sürdüren çok sayıda insan var.

Eğer bir ailede karı-koca çalışıyorsa toplam gelir yükseliyor ve birçok aile gerçekten iyi bir yaşam standardına ulaşabiliyor.

İsviçre’nin en önemli avantajlarından biri de zaten burada:

Ortalama bir gelirle, doğru şartlar altında düzenli ve güvenli bir hayat kurabilmek.

Bunu söylemek İsviçre’yi küçümsemek değildir.

Tam tersine, bence ülkenin gerçek başarısı budur.

Herkesin 35 bin frank kazanması değil; geniş bir kesimin çalışarak belirli bir yaşam standardını sürdürebilmesidir.

Ama bunun yanında konut sıkıntısını, yüksek kiraları, sağlık sigortası primlerini, çocuk bakım maliyetlerini, yalnızlığı, sosyal hayata uyum zorluklarını ve yabancı biri olarak karşılaşabileceğiniz sorunları da anlatmak gerekir.

Türkiye ile İsviçre’yi bir iPhone üzerinden kıyaslayamazsınız

Türkiye ile İsviçre arasında elbette satın alma gücü farkları var.

Bunu inkâr etmenin anlamı yok.

Ama iki ülkenin yaşamını yalnızca “Kaç saat çalışırsan iPhone alırsın?” hesabıyla karşılaştırmak da bana göre anlamsız.

Türkiye’nin başka avantajları var.

Sosyal hayatı, insan ilişkileri, aile bağları, hizmet sektöründeki kolaylıkları, yaşamın dinamizmi…

İsviçre’nin başka avantajları var.

Güvenlik, düzen, gelir seviyesi, altyapı, doğa, çalışma şartları, sosyal sistem ve öngörülebilirlik…

İki ülkenin de eksileri var.

İnsan nerede yaşayacağına karar verirken telefonun fiyatına değil, hayatın tamamına bakmalı.

“Avrupa bitti” diyenler de ayrı bir uç

Bir tarafta İsviçre’yi ve Avrupa’yı cennet gibi anlatanlar var.

Diğer tarafta ise Türkiye’ye tatile giden sokak mikrofonlarına konuşanlardan yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz:

“Avrupa bitti.”

“Almanya battı.”

“Millet aç.”

“Bir kilo domates 30 euro.”

“Avrupa bizi kıskanıyor.”

Bu tür sokak röportajlarını da hayretle izliyorum.

İnsan bazen gerçekten, “Nasıl olsa karşıdaki araştırmayacak, ne söylesek inanacak” diye mi düşünüyorlar, merak ediyorum.

Avrupa’nın sorunları yok mu?

Elbette var.

Ekonomik sorunları var.

Göç ve entegrasyon tartışmaları var.

Konut sıkıntısı var.

Hayat pahalılığı var.

Sağlık sisteminde sorunlar var.

Emeklilik sistemlerinin geleceği tartışılıyor.

Ama bunları anlatmak başka, “Avrupa tamamen bitti” diye gerçek dışı bir tablo çizmek başka.

Ben ne Avrupa’yı batıranları anlayabiliyorum ne de Avrupa’yı uçurup cennete çevirenleri.

İkisi de gerçeğe zarar veriyor.

Ben yıllardır aynı şeyi söylüyorum:

İsviçre ne kusursuz bir cennet…

Ne de yaşanmaz bir ülke…

Türkiye de sadece kötü yanları olan bir ülke değil.

Her ülkenin güçlü ve zayıf tarafları vardır.

Gazeteciliğin görevi de sosyal medyada alkış toplamak değil, gerçeğin tamamını göstermektir.

Çünkü gerçek; ne sadece övgüdür ne de sadece eleştiridir.

Gerçek, ikisinin tam ortasındadır.

Türkiye’deki arkadaşlarıma ve ailelere bir sözüm var

Özellikle Türkiye’de yaşayan ve Avrupa’ya gelmeyi düşünen arkadaşlara, gençlere ve ailelere şunu söylemek istiyorum:

Sosyal medyada gördüğünüz birkaç video üzerinden hayatınızla ilgili büyük kararlar vermeyin.

Ne “Avrupa bitti, sakın gelmeyin” diyenlere hemen inanın ne de “Buraya gelir gelmez hayatınız kurtulacak” diyenlere.

Araştırın.

İşinizi araştırın.

Maaşınızı araştırın.

Kiranızı araştırın.

Sağlık sigortasını araştırın.

Oturum şartlarını araştırın.

Çocuklarınız varsa okul ve kreş sistemini araştırın.

Ve en önemlisi, brüt maaşı değil ay sonunda elinizde kalacak parayı hesaplayın.

Çünkü sosyal medya videosunu çeken kişi sizin hayatınızın sorumluluğunu taşımayacak.

Siz taşıyacaksınız.

Birkaç yıl sonra gerçeklerle karşılaşınca…

Yıllar içinde Avrupa’ya büyük beklentilerle gelen çok insan gördüm.

İlk zamanlar her şey yeni ve güzel geliyor.

Sonra hayat başlıyor.

İş bulma süreci, dil, bürokrasi, kira, sigorta, vergiler, çocukların uyumu, sosyal çevre oluşturma…

Bir iki yıl sonra insan yaşadığı ülkeyi gerçekten tanımaya başlıyor.

Ve bazılarının o zaman söylediği cümleyi de çok duydum:

“Bize böyle anlatmamışlardı.”

İşte benim itirazım buna.

İnsanların umutlarıyla oynamamak gerekiyor.

Güzellikleri anlatın, ama gerçeği de saklamayın

İsviçre’nin dağlarını gösterin.

Göllerini gösterin.

Trenlerini, düzenini, temizliğini, güvenliğini anlatın.

İyi maaşları da anlatın.

Çalışana sunduğu imkânları da anlatın.

Ama kirayı da söyleyin.

Sağlık sigortasını da söyleyin.

Vergiyi de söyleyin.

Kreş parasını da söyleyin.

İş bulmanın herkes için kolay olmadığını da söyleyin.

Dil bilmeden yaşamanın zorluklarını da anlatın.

Yalnızlığı da anlatın.

Çünkü gerçek gazetecilik de gerçek sosyal medya da bence budur:

İnsanlara duymak istediklerini değil, bilmeleri gerekenleri anlatmak.

İsviçre güzel bir ülke.

Ama cennet değil.

Türkiye’nin sorunları var.

Ama cehennem de değil.

Hayat hiçbir ülkede 30 saniyelik bir Reels videosuna sığacak kadar basit değil.

O nedenle ricam basit:

Ne aşırı övün ne de yerin dibine sokun.

İyisini de anlatın, kötüsünü de.

Ve özellikle Avrupa’da yeni bir hayat kurma umuduyla sizi izleyen insanlara hayal satmayın.

Çünkü bugün attığınız video size birkaç bin takipçi kazandırabilir.

Ama yarın gerçeklerle karşılaşan bir insanın söyleyeceği ilk söz de şu olabilir:

“Bize neden gerçeği anlatmadınız?”

Yapmayın.

İnsanlara gerçeği anlatın.

Kendinize de sövdürmeyin.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir

yazar

Published

on

By

İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.

Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.

Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?

Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.

Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:

  1. İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
  2. Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
  3. İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
  4. En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.

Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?

Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.

Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.

Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.

İsviçre bugün tarafsız değil mi?

Evet, tarafsız.

Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.

Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.

Asıl soru şu:

Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?

Girişimi savunanlar ne diyor?

Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.

Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.

Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.

Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?

Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.

Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.

Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.

Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?

Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.

Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.

Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.

İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?

Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.

“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.

Arabuluculuk konusu

Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.

Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.

Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.

27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?

Sandıkta sorulacak temel soru:

“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?

EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.

HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.

Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.

İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de İlaç İndirimi Skandalı: Hastaların Yıllık 350 Milyon Frank Fazladan Ödemiş Olabileceği Açıklandı

yazar

Published

on

By

💊 Ne oldu? Federal Mali Denetim Kurumu, ilaç alımlarında sağlanan indirimlerin önemli bölümünün sigortalılara yansıtılmadığını belirledi.

💰 Ne kadar para tartışmalı? İncelenen 750 milyon frankın yalnızca yüzde 12’si prim ödeyenlere aktarıldı. Kurum, yaklaşık 350 milyon franklık ödeme hakkında soru işaretleri bulunduğunu bildirdi.

🏥 Para kimlerde kaldı? İndirim ve diğer mali avantajların doktorlara, eczanelere, hastanelere ve sağlık hizmeti sağlayıcılarına aktarıldığı belirtiliyor.

⚠️ Kim eleştiriliyor? Federal Sağlık Dairesinin denetimleri yeterince yapmadığı ve güvenilir, güncel verilere sahip olmadığı ifade ediliyor.

İsviçre’de hastaların ve sağlık sigortası primi ödeyenlerin ilaçlar için her yıl yüz milyonlarca frank fazladan ödeme yapmış olabileceği ortaya çıktı. Federal Mali Denetim Kurumunun incelemesine göre ilaç tedarikçilerinin doktorlara, eczanelere ve hastanelere sağladığı indirimlerin önemli bir bölümü sigortalılara aktarılmadı.

Yasalara göre sağlık hizmeti sağlayıcılarının satın alma sırasında elde ettiği indirim ve avantajların, belirli istisnalar dışında sağlık sigortalarına ve prim ödeyenlere yansıtılması gerekiyor.

Denetçiler yaklaşık 750 milyon franklık ödeme ve avantajı inceledi. Bu tutarın yalnızca yüzde 12’sinin prim ödeyenlere aktarıldığı belirlendi. Geri kalan bölümün indirim, erken ödeme avantajı ve eğitim katkısı gibi farklı kalemlerle sağlık kuruluşlarına gittiği bildirildi.

Federal Mali Denetim Kurumu, bu ödemelerin tamamının hukuka aykırı olmadığını özellikle vurguladı. Ancak yaklaşık 350 milyon franklık kısmın uygunsuz veya hatalı olabileceği değerlendiriliyor. İnceleme yalnızca belirli işlemleri kapsadığı için gerçek tutarın daha yüksek olabileceği belirtiliyor. İsviçre’de ilaç harcamaları yılda yaklaşık 9,9 milyar franka ulaşıyor ve zorunlu sağlık sigortası giderlerinin dörtte birini oluşturuyor.

Federal Sağlık Dairesine Ağır Eleştiri

Raporda Federal Sağlık Dairesinin denetim yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği belirtildi. Başlangıçta denetimler için 11 kadro öngörülürken tasarruf önlemleriyle bu sayı 7,3 tam zamanlı pozisyona düşürüldü. Covid döneminde bazı çalışanların farklı görevlere kaydırıldığı da açıklandı.

Denetim kurumuna göre daire güvenilir ve güncel verilere sahip olmadığı için risk temelli, etkili bir denetim yürütemiyor. Ayrıca son beş yılda bu alandaki herhangi bir ihlalle ilgili tek bir sürecin dahi sonuçlandırılmadığı bildirildi.

Federal Sağlık Dairesinin daha sıkı denetim yönündeki iki öneriye başlangıçta karşı çıktığı, bunun üzerine konunun Sağlık Bakanı Elisabeth Baume-Schneider’e taşındığı aktarıldı. Bakanın müdahalesinin ardından daireye kontrolleri artırma talimatı verildi. Kurum, olası ihlallerle ilgili işlemlerin başlatıldığını ve bildirim platformlarının oluşturulduğunu açıkladı.

Kaynak: Federal Mali Denetim Kurumu

Continue Reading

Trendler