Connect with us

İsviçre

Luzern Okulu’nun Hindistan Seyahati’ne Tepjiler Yağdı

yazar

Published

on

Luzern’deki bir okulun Hint Okyanusu’na yaptığı seyahat, Devlet TV’sinde (SRF) yayınlanan bir haberle tartışmalara neden oldu. Bu seyahat, klimatolog Reto Knutti’nin eleştirisiyle güncellendi.

Olayın Detayları:

  1. Seyahat: Öğrenciler, İsviçre’den yaklaşık 12 saat süren bir uçuşla Güney Hindistan’a gitti ve orada 10 gün kaldı. Bu seyahat, geçen Ekim ayında Hindistanlı misafir öğrencilerin Luzern’e ziyaretiyle önceden planlanmıştı.
  2. Tepkiler: Schweizer Radio und Fernsehen’de (SRF) yayınlanan bir haber, özellikle iklim değişikliği döneminde, bu tür bir projenin tamamen dijital alanda gerçekleşmesi gerekip gerekmediği tartışılıyor. Seyahati düzenleyen Kantonsschule Alpenquai’nin öğretmeni Tommi Mendel, uzak bir seyahat hedefini savundu.
  3. Finansman: Movetia’nın mali desteğiyle bu seyahatin büyük bir kısmı karşılandı. Movetia, federal hükümet tarafından finanse edilen bir ulusal değişim ve hareketlilik ajansı. Uluslararası bir değişim projesinde, İsviçre’den 22 öğrenci ve 2 öğretmen ile Hindistan’dan da aynı sayıda öğrenci ve öğretmen katıldı.

Neden Hindistan Seyahati Gereksiz Görülüyor:

Klima değişikliği uzmanı Reto Knutti’ye göre, lise seviyesindeki eğitim için uçuşların gerekli olmadığını ve bunun yerine bu tür seyahatlerin kaçınılması gerektiğini belirtiyor. Knutti, bu tür uzak mesafeli uçuşların çevreye ve iklim değişikliğine zararlı olduğunu vurguluyor.

Bazıları bu tür etkinliklerin tamamen dijital platformlarda gerçekleştirilmesini daha uygun buluyor. Özellikle iklim değişikliği gibi önemli bir konuda, uzun mesafeli uçuşların çevresel etkilerini azaltmak ve karbon ayak izini minimize etmek için sanal ortamın tercih edilmesi öneriliyor. Bu şekilde, öğrenciler hala kültürel ve entelektüel etkileşimler yaşayabilirken, çevreye daha az zarar verilir ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsenmiş olur deniliyor.

Federal Hükümet, bu seyahat projesine destek olmak için toplam 62.720 İsviçre Frankı sağladı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir

yazar

Published

on

By

İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.

Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.

Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?

Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.

Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:

  1. İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
  2. Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
  3. İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
  4. En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.

Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?

Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.

Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.

Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.

İsviçre bugün tarafsız değil mi?

Evet, tarafsız.

Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.

Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.

Asıl soru şu:

Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?

Girişimi savunanlar ne diyor?

Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.

Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.

Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.

Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?

Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.

Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.

Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.

Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?

Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.

Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.

Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.

İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?

Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.

“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.

Arabuluculuk konusu

Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.

Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.

Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.

27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?

Sandıkta sorulacak temel soru:

“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?

EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.

HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.

Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.

İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de İlaç İndirimi Skandalı: Hastaların Yıllık 350 Milyon Frank Fazladan Ödemiş Olabileceği Açıklandı

yazar

Published

on

By

💊 Ne oldu? Federal Mali Denetim Kurumu, ilaç alımlarında sağlanan indirimlerin önemli bölümünün sigortalılara yansıtılmadığını belirledi.

💰 Ne kadar para tartışmalı? İncelenen 750 milyon frankın yalnızca yüzde 12’si prim ödeyenlere aktarıldı. Kurum, yaklaşık 350 milyon franklık ödeme hakkında soru işaretleri bulunduğunu bildirdi.

🏥 Para kimlerde kaldı? İndirim ve diğer mali avantajların doktorlara, eczanelere, hastanelere ve sağlık hizmeti sağlayıcılarına aktarıldığı belirtiliyor.

⚠️ Kim eleştiriliyor? Federal Sağlık Dairesinin denetimleri yeterince yapmadığı ve güvenilir, güncel verilere sahip olmadığı ifade ediliyor.

İsviçre’de hastaların ve sağlık sigortası primi ödeyenlerin ilaçlar için her yıl yüz milyonlarca frank fazladan ödeme yapmış olabileceği ortaya çıktı. Federal Mali Denetim Kurumunun incelemesine göre ilaç tedarikçilerinin doktorlara, eczanelere ve hastanelere sağladığı indirimlerin önemli bir bölümü sigortalılara aktarılmadı.

Yasalara göre sağlık hizmeti sağlayıcılarının satın alma sırasında elde ettiği indirim ve avantajların, belirli istisnalar dışında sağlık sigortalarına ve prim ödeyenlere yansıtılması gerekiyor.

Denetçiler yaklaşık 750 milyon franklık ödeme ve avantajı inceledi. Bu tutarın yalnızca yüzde 12’sinin prim ödeyenlere aktarıldığı belirlendi. Geri kalan bölümün indirim, erken ödeme avantajı ve eğitim katkısı gibi farklı kalemlerle sağlık kuruluşlarına gittiği bildirildi.

Federal Mali Denetim Kurumu, bu ödemelerin tamamının hukuka aykırı olmadığını özellikle vurguladı. Ancak yaklaşık 350 milyon franklık kısmın uygunsuz veya hatalı olabileceği değerlendiriliyor. İnceleme yalnızca belirli işlemleri kapsadığı için gerçek tutarın daha yüksek olabileceği belirtiliyor. İsviçre’de ilaç harcamaları yılda yaklaşık 9,9 milyar franka ulaşıyor ve zorunlu sağlık sigortası giderlerinin dörtte birini oluşturuyor.

Federal Sağlık Dairesine Ağır Eleştiri

Raporda Federal Sağlık Dairesinin denetim yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği belirtildi. Başlangıçta denetimler için 11 kadro öngörülürken tasarruf önlemleriyle bu sayı 7,3 tam zamanlı pozisyona düşürüldü. Covid döneminde bazı çalışanların farklı görevlere kaydırıldığı da açıklandı.

Denetim kurumuna göre daire güvenilir ve güncel verilere sahip olmadığı için risk temelli, etkili bir denetim yürütemiyor. Ayrıca son beş yılda bu alandaki herhangi bir ihlalle ilgili tek bir sürecin dahi sonuçlandırılmadığı bildirildi.

Federal Sağlık Dairesinin daha sıkı denetim yönündeki iki öneriye başlangıçta karşı çıktığı, bunun üzerine konunun Sağlık Bakanı Elisabeth Baume-Schneider’e taşındığı aktarıldı. Bakanın müdahalesinin ardından daireye kontrolleri artırma talimatı verildi. Kurum, olası ihlallerle ilgili işlemlerin başlatıldığını ve bildirim platformlarının oluşturulduğunu açıkladı.

Kaynak: Federal Mali Denetim Kurumu

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de S Statüsündekilere Yönelik Federal Sosyal Yardım Desteği Sona Eriyor

yazar

Published

on

By

💰 Ne değişecek? Federal hükümet, beş yıldan uzun süredir S koruma statüsüne sahip kişilerin sosyal yardım giderleri için kantonlara artık mali katkı sağlamayacak.

📅 Değişiklik ne zaman yürürlüğe girecek? Federal katkıların 1 Ocak 2027’de kaldırılması öngörülüyor. İltica Yönetmeliği’ndeki değişikliğin ise 1 Mart 2027’de yürürlüğe girmesi planlanıyor.

🏛️ Masrafları kim karşılayacak? Federal sübvansiyonların sona ermesinin ardından ilgili sosyal yardım giderlerini kantonlar üstlenecek.

📊 Yardım miktarını kim belirleyecek? Mart 2027’den itibaren kantonların, yardım seviyesini kendi mevzuatlarında belirleyebilmesi öngörülüyor.

⚠️ S statüsü kaldırılırsa ne olacak? Hakkında kesinleşmiş sınır dışı kararı bulunan kişiler yalnızca acil yardım alabilecek. Federal hükümet, ortaya çıkacak giderleri kantonlara götürü bir ödeme yaparak karşılamayı planlıyor. Ödenecek tutar henüz belirlenmedi.

İsviçre’de S koruma statüsünün finansmanında köklü bir değişikliğe gidiliyor. Federal hükümet, beş yıldan uzun süredir bu statüye sahip kişilerin sosyal yardım giderleri için kantonlara artık mali katkı sağlamayacak.

Parlamento, ilgili düzenlemeyi 2027 Tasarruf Paketi kapsamında kabul etti. Federal katkıların 1 Ocak 2027’de sona ermesi planlanıyor. Böylece söz konusu sosyal yardım giderlerinin mali sorumluluğu kantonlara geçecek. Aynı zamanda federal hükümetin yardım seviyeleri konusunda kantonlara standart dayatmasının hukuki dayanağı da ortadan kalkacak.

Federal Konsey bu nedenle kantonlara daha geniş hareket alanı tanımak istiyor. Kantonların, 1 Mart 2027’den itibaren S statüsündeki kişilere verilecek yardımın seviyesini kendi mevzuatlarında belirleyebilmesi öngörülüyor.

Kantonlar mevcut ve nispeten düşük yardım seviyesini sürdürebilecek, ödemeleri normal sosyal yardım seviyesine yaklaştırabilecek veya iki uygulama arasında farklı bir düzenleme oluşturabilecek. Bu nedenle ödenecek tutarların ikamet edilen kantona göre değişmesi bekleniyor.

Yeni düzenleme sosyal yardım hakkını tamamen ortadan kaldırmıyor. Esas olarak federal hükümet ile kantonlar arasındaki finansman ve yetki paylaşımı değişiyor.

S statüsünün ileride kaldırılması halinde, hakkında kesinleşmiş sınır dışı kararı bulunan kişiler yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayan acil yardımdan yararlanabilecek. Federal hükümet, oluşacak giderler için kantonlara götürü bir ödeme yapmayı planlıyor. Ödemenin miktarı ise henüz belirlenmedi.

Continue Reading

Trendler