Connect with us

İsviçre

İSVİÇRE’DE DEVLETSİZ ÇOCUKLAR İÇİN KOLAYLAŞTIRILMIŞ VATANDAŞLIK BAŞVURUSU

yazar

Published

on

Haber: Cemil Baysal

İsviçre, devletin vatandaşı olmayan çocuklar için belirli koşullar altında kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusu yapma imkanı sunmaktadır. Ancak, bu başvuru süreci oldukça dikkatli bir şekilde belirlenmiş koşullara bağlıdır. Devletsiz (vatansız) çocuklar, bu başvuru için gerekli şartları yerine getirdikleri takdirde, vatandaşlık hakkına sahip olabilirler.

Devletsiz Çocuklar İçin Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Başvurusu

Devletsiz çocuklar, İsviçre’de ikamet ettikleri sürece kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusu yapabilirler. Ancak, bu başvurunun geçerli olabilmesi için bazı ön koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Özellikle, başvuru yapacak kişinin, İsviçre’de toplamda 5 yıl ikamet etmiş olması gerekmektedir. Bu sürenin son bir yılının ise başvuru tarihinden önce olması şarttır.

Kimler Başvuru Yapabilir?

  • Devletsiz Çocuklar:
    Eğer bir çocuk devletsiz (vatansız) olarak tanınmışsa, yani resmi bir belgeyle devletsizliği tescil edilmişse, bu çocuk İsviçre’de toplamda 5 yıl ikamet ettikten sonra, başvuru yapma hakkına sahiptir. Ancak başvurunun yapılabilmesi için çocuğun son bir yılını İsviçre’de geçirmiş olması gerekir.
  • Devletsiz Yetişkinler:
    Yetişkin devletsiz kişiler için ise kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusu mümkün değildir. Bu kişiler, İsviçre’de vatandaşlık başvurusu yapmak istediklerinde, standart vatandaşlık başvuru prosedürüne tabi olurlar.

Devletsiz Olarak Tanınma ve Gerekli Belgeler

Bir çocuğun devletsiz olarak tanınabilmesi için, İsviçre Göçmenlik Sekreterliği (SEM) veya diğer bir devletin resmi otoriteleri tarafından verilmiş, devletsizliği onaylayan bir belge gerekmektedir. Devletsizliği kabul edilen çocuklar, başvurularını yapabilmek için bu belgeyi sunmalıdır.

Devletsizliği Tanıyan Ülkeler

İsviçre, devletsizliğin uluslararası bir sözleşmeye dayalı olarak tanındığı ülkelerle de işbirliği yapmaktadır. Bu nedenle, çocuğun devletsizliği, sadece SEM tarafından tanınan bir belgeyle geçerli olur.


Başarılı Entegrasyon: Vatandaşlık Başvurusu İçin Önemli Koşul

Kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusu için sadece ikamet süresi yeterli değildir. Başvuru yapan kişinin başarılı bir şekilde İsviçre toplumuna entegre olmuş olması gerekmektedir. Başarılı entegrasyon, bir dizi kriterle değerlendirilir:

  1. Kamusal Güvenlik ve Düzen
    Başvuru yapan kişi, İsviçre’deki kamu düzenine saygı göstermeli ve herhangi bir sabıka kaydı, vergi borcu veya yasal sorumlulukları olmamalıdır.
  2. İsviçre Değerlerine Saygı
    Başvurunun kabul edilebilmesi için kişinin, İsviçre Anayasası’na uygun bir şekilde davranıyor olması beklenir. Bu, İsviçre’nin toplumsal değerleriyle uyumlu bir yaşam biçimini benimsemek anlamına gelir.
  3. Dil Yeterliliği
    Başvuru sahiplerinin, günlük yaşamda bir İsviçre resmi dilini (Almanca, Fransızca, İtalyanca veya Romansh) yazılı ve sözlü olarak anlayabilmeleri gerekmektedir. Dil yeterliliği, başvuru sırasında yazılı olarak A2 seviyesinde, sözlü olarak ise B1 seviyesinde olmalıdır.
  4. Ekonomik ve Eğitim Katılımı
    Başvuru yapan kişi, sosyal yardımlar almadan kendi geçimini sağlamalı veya eğitim alıyor olmalıdır. Sosyal yardım almış kişiler, başvuru öncesi aldığı yardımları geri ödemek durumundadır.

Başvuru Süreci ve Gereklilikler

Başvuru yapmak isteyen devletsiz çocukların, başvuru formunu ve gerekli belgeleri İsviçre Göçmenlik Sekreterliği’ne (SEM) sunmaları gerekmektedir. İsviçre’de ikamet edenler, başvuru formlarını doğrudan SEM’den temin edebilirken, yurt dışında yaşayanlar, İsviçre konsolosluklarından başvuru formunu alabilirler.

Gerekli Belgeler

Başvuru formunun yanı sıra, başvuruda yer alan belgelerin de eksiksiz bir şekilde sunulması gerekmektedir. Bu belgeler arasında:

  • Sosyal yardım alıp almadığınıza dair belge,
  • Vergi ödemeleri hakkında bilgi,
  • Çalışan kişi iseniz işveren onayı,
  • Çocuğun devletsizlik belgesi gibi önemli belgeler yer alır.

SEM, başvuru sürecinde bu belgeleri dikkatle inceleyerek kararını verir.


Devletin Güvenliği ve Başvuruda Diğer Şartlar

Başvuru yapan kişi, İsviçre’nin iç veya dış güvenliğini tehdit etmemeli ve toplumun huzuruna zarar vermemelidir. Bu, başvuru sürecinde önemli bir güvenlik kontrolüdür.


Öneriler

İsviçre’de devletsiz çocuklar için kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusu, belirli koşullar altında mümkün olmaktadır. Çocuğun İsviçre’de uzun süre ikamet etmiş olması, başarılı bir entegrasyon göstermesi ve dil yeterliliği gibi koşullar sağlandığında, başvuru kabul edilebilir. Ancak, devletsiz çocukların bu başvuruyu yapabilmesi için doğru belgelerle başvuruda bulunmaları önemlidir.

Devletsiz Vatansız aynı anlama mı gelir?

Evet, „devletsiz“ ve „vatansız“ terimleri aslında aynı anlama gelir. Her iki terim de, bir kişinin hiçbir ülkenin vatandaşı olmadığı, yani resmi olarak bir devlet tarafından tanınmadığı durumları ifade eder.

Bir kişi devletsiz (veya vatansız) olduğunda, bu kişi dünya üzerinde hiçbir devletin vatandaşlık haklarına sahip değildir. Bu durumda olan kişiler, genellikle yasal olarak bir ülkenin korumasından ve haklarından yararlanamazlar ve bu durum, kişilerin seyahat etmelerini, çalışma izni almalarını veya diğer temel haklardan yararlanmalarını oldukça zorlaştırabilir.

Bir kişinin devletsizliği, genellikle resmi belgelerle, örneğin Birleşmiş Milletler’in veya diğer ülkelerin yetkili makamlarının onayladığı „devletsizlik belgesi“ ile kanıtlanabilir.

Başvurular hakkında daha fazla bilgi ve başvuru için, İsviçre Göçmenlik Sekreterliği (SEM) ile iletişime geçebilirsiniz.

📞 İletişim ve Başvuru:
İsviçre Göçmenlik Sekreterliği (SEM)

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

Basel’de klima tartışması yeniden gündemde: 26 derece kuralı yeniden eleştiriliyor

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Basel-Stadt Kantonu’nda yıllardır yürürlükte olan klima kuralları, artan sıcak hava dalgalarıyla birlikte yeniden tartışma konusu oldu. Sabit klima sistemlerine getirilen sıkı düzenlemeler nedeniyle vatandaşlar ve sektör temsilcileri, kuralların yaşam konforunu gereksiz yere zorlaştırdığını savunuyor.

Kamuoyunda oluşan algının aksine, tartışılan düzenleme yeni bir yasa değil. Basel-Stadt Enerji Yönetmeliği’nde uzun süredir yer alan kurala göre, yalnızca serinlemek amacıyla yapılan oda soğutmasına ancak iç ortam sıcaklığı 26 derecenin üzerine çıktığında izin veriliyor. Sağlık, hijyen veya teknik zorunluluk bulunan alanlar ise bu uygulamanın dışında tutuluyor.

Basel’de evine sabit klima taktırmak isteyenler ayrıca izin sürecinden geçmek zorunda. Başvuru sahiplerinin, gölgelendirme veya bina yalıtımının iyileştirilmesi gibi alternatif yöntemlerin yeterli olmadığını göstermeleri gerekiyor. Özellikle tarihi ve koruma altındaki binalarda bu süreç daha da zorlaşıyor.

Klima sektöründe faaliyet gösteren uzmanlar ise mevcut düzenlemelerin gereğinden fazla karmaşık olduğunu belirtiyor. Sektör temsilcilerine göre birçok kişi uzun izin süreçleriyle uğraşmamak için klimalarını gerekli izinleri almadan monte ettiriyor. Bunun da kayıt dışı uygulamaları artırdığı ifade ediliyor.

Tartışmanın merkezinde enerji tasarrufu ile yaşam kalitesi arasındaki denge yer alıyor. Basel yönetimi, enerji tüketimini azaltmayı ve iklim hedeflerine ulaşmayı amaçlarken, eleştirmenler sıcak hava dalgalarının giderek arttığı bir dönemde vatandaşların yaşam konforunun da dikkate alınması gerektiğini savunuyor.

Uzmanlar özellikle yaşlılar, kronik hastalar ve çatı katlarında yaşayan kişiler için aşırı sıcakların ciddi sağlık riski oluşturduğunu hatırlatıyor. Basel’deki mevcut uygulama, iklim değişikliğiyle mücadele ile yaşam konforu arasında nasıl bir denge kurulması gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

“Konfor amaçlı klima kullanımı” ne anlama geliyor?

Yönetmelikte geçen “konfor amacıyla kullanım”, sağlık, hijyen veya teknik bir zorunluluk olmadığı halde, yalnızca ortamı daha serin ve rahat hale getirmek için klima çalıştırılması anlamına geliyor.

Örneğin evde veya ofiste serinlemek için klima kullanılması bu kapsama girerken; hastaneler, laboratuvarlar, veri merkezleri ya da gıda üretim tesislerinde sıcaklığın düşürülmesi sağlık, hijyen veya teknik gereklilik olarak değerlendiriliyor ve bu kurala tabi tutulmuyor. Bu nedenle Basel’deki 26 derece düzenlemesi, tüm klima kullanımını değil, yalnızca konfor amaçlı soğutmayı kapsıyor.

Örneğin:

* ✅ Evde serinlemek için klima açmak → Konfor amacıyla kullanım

* ✅ Ofiste çalışanların rahat etmesi için klima kullanmak → Konfor amacıyla kullanım

* ❌ Hastanede ameliyathaneyi soğutmak → Konfor değil, sağlık gereği

* ❌ Veri merkezini veya laboratuvarı soğutmak → Teknik gereklilik

* ❌ Gıda üretim tesisinde sıcaklığı düşürmek → Hijyen gereği

Dolayısıyla Basel yönetmeliğinin söylediği şu:

“Sadece serinlemek amacıyla yapılan klima kullanımına, oda sıcaklığı 26°C’nin üzerine çıktığında izin verilir.”

#basel#baselstadt#isviçre#schweiz#switzerland

Continue Reading

Avrupa

Almanya’dan sınır alışverişini kolaylaştıracak dijital adım: Gümrükte damga dönemi sona eriyor

yazar

Published

on

By

Almanya, İsviçre’den alışveriş için gelenlere büyük kolaylık sağlayacak yeni bir uygulamayı test etmeye başladı. “dAKZ” adlı mobil uygulama sayesinde, gümrükte belge damgalatma zorunluluğu ortadan kalkacak. Böylece hem uzun kuyruklar sona erecek hem de vergi iadesi işlemleri hızlanacak.

İsviçre’de yaşayan binlerce kişi, uygun fiyatlar nedeniyle alışveriş için sık sık Almanya’nın sınır kentlerine gidiyor. Bugüne kadar alışveriş sonrası Alman Katma Değer Vergisi’ni (KDV) geri alabilmek için sınır kapısında ihracat belgesini gümrük memuruna damgalatmaları gerekiyordu. Özellikle hafta sonları ve tatil dönemlerinde bu işlem nedeniyle uzun kuyruklar oluşuyordu.

Almanya şimdi bu sistemi dijital ortama taşıyor. Pilot uygulaması başlayan dAKZ (Dijital İhracat Fişi) adlı mobil uygulama, gümrük işlemlerini büyük ölçüde otomatik hale getiriyor.

Uygulama nasıl çalışıyor?

Alışveriş sırasında kasiyer, fişte bulunan barkodu uygulamaya okutuyor ve alışveriş bilgileri dijital olarak sisteme kaydediliyor. Kullanıcının konum bilgisi sayesinde uygulama, sınırın geçildiğini otomatik olarak tespit ediyor. Böylece gümrükte belge damgalatmaya gerek kalmadan ihracat onayı elektronik ortamda oluşturuluyor.

Bu sistem sayesinde hem alışveriş yapanlar zamandan tasarruf edecek hem de gümrük personelinin iş yükü önemli ölçüde azalacak.

Gümrükte 200 personel sadece damga işlemi yapıyor

Almanya’nın Lörrach Ana Gümrük Müdürlüğü yetkililerine göre, yalnızca İsviçre sınırında ihracat belgelerini damgalamak için yaklaşık 200 gümrük görevlisi çalışıyor. Yeni uygulamanın yaygınlaşmasıyla bu personelin üzerindeki yükün önemli ölçüde hafiflemesi bekleniyor.

İlk sonuçlar umut verici

16 Haziran’da başlatılan pilot uygulama genel olarak olumlu karşılandı. Ancak testlerde uygulamanın bazı sınır geçişlerini geç algıladığı ve zaman zaman teknik aksaklıklar yaşadığı da görüldü. Yetkililer, eksikliklerin giderilmesinin ardından sistemi ülke genelinde kullanıma sunmayı hedefliyor.

Sınır alışverişi milyarlarca franklık ekonomi oluşturuyor

İsviçreliler, Almanya’nın sınır bölgelerindeki ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Yapılan araştırmalara göre İsviçreli tüketiciler, sınıra yakın Alman mağazalarında yılda 2 milyar İsviçre frangından fazla harcama yapıyor. Sınır ticaretinin toplam hacminin ise 9 milyar İsviçre frangını aştığı belirtiliyor.

İsviçre’de tartışmalar yeniden alevlenebilir

Almanya’nın dijital uygulaması alışverişi daha da kolaylaştırırken, İsviçre’de sınır alışverişi yeniden tartışma konusu oldu. İsviçre, 2025 yılında vergisiz alışveriş limitini 300 franktan 150 franga düşürmüştü. Yerli perakendeciler ise bu sınırın 50 franga indirilmesini talep ediyor.

Almanya’nın yeni uygulamasının resmi olarak ne zaman tüm sınır kapılarında kullanılacağı henüz açıklanmadı. Pilot uygulamadan elde edilecek sonuçlar, sistemin yaygınlaştırılmasında belirleyici olacak.

#almanya#isviçre#schweiz#switzerland#deutschland

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de çocuk istismarı vakalarında endişe verici rekor: Çocuk hastanelerine başvurular tarihi zirvede

yazar

Published

on

By

İsviçre’de çocuklara yönelik şiddet ve istismar vakalarında kaygı verici bir artış yaşanıyor. Ülke genelindeki 19 çocuk hastanesinin açıkladığı verilere göre, 2025 yılında şüpheli veya doğrulanmış çocuk istismarı nedeniyle tedavi gören çocuk ve gençlerin sayısı 2 bin 380’e ulaştı. Bu rakam, ulusal kayıt sisteminin tutulmaya başlandığı günden bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.

İsviçre Pediatri Derneği’nin yayımladığı rapora göre, bir önceki yıla kıyasla vaka sayısı 296 artarak yüzde 14,2 yükseldi. Uzmanlar, artışın hem istismar vakalarının çoğalmasından hem de olayların daha fazla tespit edilip bildirilmeye başlanmasından kaynaklanabileceğini belirtiyor.

En yaygın istismar türü fiziksel şiddet oldu. Geçen yıl 756 çocuk fiziksel şiddet nedeniyle hastanelerde tedavi altına alındı. Ancak toplam vakalar içindeki payı bir miktar gerilerken, en dikkat çekici artış psikolojik istismarda yaşandı.

Özellikle çocukların aile içi şiddete tanık olması kategorisinde ciddi bir yükseliş görüldü. Bu gruptaki mağdur çocuk sayısı bir yıl içinde 198’den 371’e çıkarak neredeyse iki katına ulaştı. Uzmanlar, çocuğun doğrudan şiddete maruz kalmasa bile evde yaşanan şiddeti izlemesinin de ağır psikolojik travmalara yol açtığını vurguluyor.

Veriler, mağdurların büyük bölümünün çok küçük yaşlarda olduğunu da ortaya koyuyor. İstismara uğrayan çocukların yüzde 40’tan fazlası altı yaşın altındaydı. Vakaların yaklaşık yüzde 70’inde ise şüpheli failin aile bireylerinden biri olduğu belirlendi. Bu durum, çocukların en çok korunmaları gereken ortamda risk altında bulunduğunu gösteriyor.

Raporda yer alan en acı bilgi ise, 2025 yılında yaşamının ilk yılı içinde bulunan bir bebeğin fiziksel istismar sonucu hayatını kaybetmesi oldu. Daha önce 2023 yılında dört küçük çocuk istismar nedeniyle yaşamını yitirmişti.

Çocuk sağlığı uzmanları, erken farkındalık, ailelere yönelik destek programları ve şüpheli vakaların zamanında bildirilmesinin çocukların korunması açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Son veriler, çocuk istismarının yalnızca adli değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı ve toplumsal güvenlik sorunu olmaya devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Continue Reading
Advertisement

Trendler