Connect with us

Gündem

İSRAİL’E BOYKOT ÇAĞRISI NEDENİYLE LEILA MOON’A ÖDÜL VERİLMEYECEK

yazar

Published

on

Basel-Stadt, 2024 Kültür Destek Ödülünü Leila Moon’a Vermeme Kararını Aldı – Kendisinin İsrailli Sanatçılara Yönelik Boykot Çağrıları, Ödülün Amacına Aykırı

Basel, 11 Aralık 2024 – Baselli müzisyen ve DJ Leila Moon, 2024 Kültür Destek Ödülü’nü alacak kişi olarak seçilmişti. Ancak Basel-Stadt Kantonu, Moon’a ödül verilmesi kararını iptal etti. Bu geri çekilme, sanatçının İsrailli sanatçılarla işbirliği yapan kurumlar ve kültürel etkinliklere yönelik boykot çağrıları nedeniyle alındı.

Karar, kapsamlı incelemeler ve hukuki değerlendirmelerin ardından kesinleşti. Leila Moon’un İsrailli sanatçılarla işbirliği yapan kültürel kurum ve organizasyonlara karşı yaptığı boykot çağrıları, ödülün verilmesinin önündeki engel olarak belirlendi.

Boykot Çağrıları: Temel Sorun

Leila Moon, Instagram hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarda, İsrailli sanatçılarla işbirliği yapan kurumlar ve kültürel etkinlikler ile ilişkiyi kesmeye çağırmıştı. Moon, bu kurumların Nahum Ortadoğu konusundaki tutumlarını belirli bir şekilde açıklamaması halinde boykot edilmeleri gerektiğini belirtti. Bu ifadeler, ödülün yasal amacına ters düştü.

Başlangıçta, Leila Moon’un Basel müzik ve kulüp sahnesinde yaptığı önemli çalışmalar nedeniyle ödül verilmesi düşünülmüştü. Ancak boykot çağrılarının ardından, Basel-Stadt Kültür Destek Departmanı, ödülün verilmesinin kültürel değerler ve topluluk içindeki uyumla çeliştiği kanaatine vardı.

Politik Tepkiler ve Kamuoyu

Leila Moon’a verilen ödül kararına, politik arenadan tepki geldi. Kasım ortasında, İsviçre’nin sağcı partisi SVP, ödülün iptal edilmesi talebiyle bir soru önergesi sundu. Yeşil-Alternatif Parti’den Oliver Bolliger ise, ödül kararının siyasi baskılar nedeniyle iptal edilmesine karşı bir önerge sundu. Bu iki önerge, Aralık ortasında yanıtlanacak.

Kültür Departmanının Değerlendirmesi

Basel Kültür Departmanı, konuyu derinlemesine inceledikten sonra, Leila Moon’a verilen Kültür Destek Ödülü’nün iptal edilmesi gerektiğine karar verdi. Yürütme organı yaptığı açıklamada, jüri ile iletişime geçildiğini ve sanatçının olayla ilgili görüşlerini bildirme fırsatı bulduğunu belirtti.

Ödül, kültür ve sanat alanında değerli katkılar yapan kişilere verilmekte olup, kültürel alışverişin teşvik edilmesi ve kültürün yayılması gibi hedeflerle uyumlu olmalıdır. Leila Moon’un ödül için seçilmesinin nedeni, Basel kulüp ve müzik sahnesinde yaptığı bu tür katkılardı. Ancak boykot çağrıları ve dışlama tavsiyeleri, ödülün amacına ve kültürel işbirliğine aykırı olarak değerlendirildi.

Hukuki Çerçeve: Kültür Destek Ödülü ve Jüri Kararları

Kanton yasalarına göre, Kültür Destek Ödülü’nün verilmesi için belirli kriterler vardır. Kültür Destek Departmanı, gerektiğinde jüri kararından sapma hakkına sahiptir. Bu durumda, Leila Moon’un boykot çağrılarının ödülün verilecek kişi için belirlenen şartlara uymadığı gerekçesiyle ödül verilmemiştir.

2024 İçin Ödül Verilmeyecek

Sonuç olarak, 2024 Kültür Destek Ödülü’nün bu yıl verilmeyeceği açıklandı. Basel-Stadt, ödülün yalnızca kültürel işbirliğini teşvik eden, toplumsal değerlerle uyumlu kişilere verileceğini vurguladı. Leila Moon’un ödülün amacına aykırı açıklamaları, ödülün verilmesini engelledi.

#KültürDestekÖdülü2024 #LeilaMoon #Basel #Boykot #İsrail #KültürelPolitika

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te bir mülteci 9. kattan atlayarak hayatına son verdi

yazar

Published

on

By

Röportaj: Cemil Baysal
Kamptaki tanık: “Bu sadece bir ölüm değil”

İsviçre’de iltica sürecinin yarattığı baskı, bir kez daha trajik bir olayla gündeme geldi. Zürih’te bulunan Triemli mülteci kampında kalan Burundili sığınmacı Davy N., kaldığı odanın penceresinden düşerek hayatını kaybetti.

5 Nisan 2026’da meydana gelen olayın, İsviçre medyasında geniş yer bulmaması dikkat çekerken, kampta kalan diğer sığınmacılar arasında büyük bir şok ve üzüntüye yol açtı.

Yaklaşık üç yıldır İsviçre’de bulunan ve iltica başvurusu reddedilen 31 yaşındaki Davy N.’in sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğu öğrenildi.

Ölümün ardından gündeme gelen sorular

Olayın ardından kamp sakinleri ve mülteci hakları savunucuları, özellikle psikolojik destek mekanizmalarının yeterliliğini ve süreçte olası ihmalleri tartışmaya açtı.

Paylaşılan bilgilere göre Davy N.’in, yaşamını yitirmeden kısa süre önce psikolojik sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, ancak iki gün sonra yeniden kampa gönderildiği belirtildi. Bu süreçte sınır dışı edilme baskısı altında olduğu ifade ediliyor.

Sessiz anma, dikkat çeken mesajlar

Davy N.’in hayatını kaybettiği noktada, “Sınır Dışı Edilmelere Karşı İttifak” ve arkadaşları tarafından bir anma düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda, olayın yalnızca bireysel bir kayıp olmadığı, daha geniş yapısal sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

İttifak adına konuşan Christoph H., başta İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM) olmak üzere yetkili kurumların süreci değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Tanık anlatımı: “Bu sistem insanı tüketiyor”

Kampta kalan Türkiye kökenli bir mülteci, yaşananların bireysel bir olaydan öte sistemsel bir sorun olduğunu dile getirdi:

“Bu sadece bir kişinin kararı değil. Bu şartlar insanı o noktaya getiriyor. Bu sistem insanları zamanla tüketiyor. Bazıları buna dayanamayabiliyor.”

Tanık, mültecilerin karşılaştığı zorlukların yalnızca kamplarla sınırlı olmadığını belirterek, göç yolculuğunun da ciddi riskler içerdiğine dikkat çekti.

“Kimse keyfinden mülteci olmaz”

Tanık, mültecilerin ülkelerini terk etme nedenlerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Hiç kimse keyfinden ülkesini bırakmaz. İnsanlar yaşamak için geliyor. Kendi ülkelerinde yaşayamadıkları için yola çıkıyorlar.”

Avrupa’daki uygulamalara da değinen tanık, iltica politikalarının insani boyutunun daha fazla dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Tartışma yeniden gündemde

Davy N.’in ölümü, İsviçre’deki mülteci kamplarındaki yaşam koşulları, iltica süreçlerinin uzunluğu ve psikolojik destek imkanları gibi konuları yeniden gündeme taşıdı.

Düzenlenen anma etkinliği, “Yalnız değilsiniz” mesajıyla sona ererken, daha insani koşullar için çağrılar yapıldı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Musk’ın yapay zekâsına soruşturma: Keller-Sutter şikâyetçi oldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’de, Elon Musk’a ait X platformunda geliştirilen yapay zekâ sohbet botu “Grok” üzerinden üretilen içerikler yargıya taşındı. Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter hakkında sosyal medyada yayılan cinsiyetçi ve hakaret içeren ifadeler üzerine Bern-Mittelland Savcılığı soruşturma başlattı.

Olay, bir kullanıcının Grok’a verdiği komutlar sonucunda, Keller-Sutter’a yönelik aşağılayıcı ve cinsiyetçi ifadelerin üretilmesiyle ortaya çıktı. Söz konusu içerik kısa sürede silinse de, konu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Şikâyetin bizzat Keller-Sutter tarafından “faili meçhul” olarak yapıldığı bildirildi. Bakanlık yetkilileri, özellikle kadın siyasetçilere yönelik nefret söylemlerine karşı hukuki sürecin işletilmesinin önemine dikkat çekti.

Soruşturma kapsamında yalnızca içeriği üreten kullanıcı değil, aynı zamanda yapay zekâ sisteminin ve platformun sorumluluğu da değerlendiriliyor. Savcılık, Grok’un bu tür içerikleri üretmesine imkân tanıyıp tanımadığını ve X platformunun denetim yükümlülüklerini incelemeye aldı.

Yetkililer, bu dosyanın İsviçre’de yapay zekâ kaynaklı hakaret ve nefret söylemi konusunda emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle dijital platformların ve yapay zekâ araçlarının hukuki sorumluluğunun sınırları bu süreçte netleşebilir.

Avrupa genelinde de benzer tartışmalar sürüyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yanıltıcı veya zarar verici içeriklere karşı hem ulusal hem de Avrupa Birliği düzeyinde yeni düzenlemeler gündemde.

Soruşturmanın ilerleyen süreçte hem kullanıcı hem de platform açısından önemli hukuki sonuçlar doğurması bekleniyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Okullarda Telefon Yasağı Artıyor: Öğretmenler Temkinli

yazar

Published

on

By

İsviçre’de giderek daha fazla kanton, okullarda cep telefonu kullanımını yasaklama kararı alıyor. Ancak uzmanlar ve öğretmenler, bu yasakların ne kadar etkili olduğu konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Araştırmalara göre, İsviçre’de çocukların dijital cihazlarla tanışma yaşı oldukça erken. İlkokula başlayan her beş çocuktan biri kendi akıllı telefonuna sahipken, bu oran ilkokulun sonunda yüzde 80’e, ortaokul düzeyinde ise neredeyse yüzde 99’a ulaşıyor. Bu veriler, Çocuk Koruma Vakfı’nın James Araştırması’na dayanıyor.

Ülkede eğitim sistemi federal yapıya sahip olduğu için, telefon kullanımıyla ilgili kurallar kantonlara, belediyelere ve okullara göre değişiklik gösteriyor. Ancak genel eğilim, telefonların okul hayatından tamamen çıkarılması yönünde ilerliyor.

Örneğin Ticino kantonunda telefon yasağı genişletilerek tüm zorunlu eğitim kademelerinde uygulanmaya başlandı. Nidwalden, Aargau ve Valais kantonları da 2025/26 eğitim yılından itibaren özel elektronik cihazların kullanımını yasakladı. Bu yasaklar yalnızca ders saatlerini değil, teneffüsleri ve okul etkinliklerini de kapsıyor. İstisnalar ise sadece eğitim amaçlı kullanım veya sağlık durumlarıyla sınırlı tutuluyor.

Kamuoyunda yapılan anketler, telefon yasağına güçlü destek olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 80’den fazlası bu uygulamayı desteklediğini belirtti.

Ancak öğretmenlerin yaklaşımı daha temkinli. İsviçre Öğretmenler Birliği, genel bir yasağın tek başına çözüm olmayabileceğini savunuyor. Uzmanlara göre, öğrencilerle birlikte belirlenen kurallar daha kalıcı ve etkili sonuçlar doğurabiliyor.

Uygulamada bazı zorluklar da ortaya çıkıyor. Örneğin Aargau kantonunda bir okulda uygulanan yasak sonrası öğrenciler, teneffüslerde ödeme yapmak için kullandıkları dijital sistemleri kullanamaz hale geldi. Bu nedenle okul kantininde dijital ödeme yöntemleri kaldırıldı.

Uzmanlar, sorunun yalnızca cihazlar olmadığını vurguluyor. Dijital platformların sonsuz içerik akışları, algoritmalar ve “beğeni” sistemleriyle bağımlılık yarattığına dikkat çekiliyor. Eğitimciler, kalıcı çözümün yasaklardan çok bilinçli kullanım ve dijital eğitimden geçtiğini belirtiyor.

Continue Reading

Trendler