Sosyal Medya

Sağlık

GÖBEK YAĞLARINI YAKAN 5 ETKİLİ DOĞAL İÇECEK! İĞNE İPLİĞE DÖNDÜREN FORMÜL HER MUTFAKTA VAR

yazar

Yayınlayan

on

Göbek yağını eritmenin kısa yollarını mı arıyorsunuz? Günlük diyet planınızda büyük değişiklikler yapmadan metabolizmanızı hızlandırmaya ve yağ yakımını artırmaya yardımcı olabilecek bazı ev yapımı sabah içecekleri vardır. Sağlıklı bir diyet ve düzenli egzersizle birleştirildiğinde, bu içecekler göbek yağını daha hızlı yakmanıza yardımcı olabilir. İşte vücut yağını gerçekten azalttıkları için kilo verme rejiminizin daha sorunsuz ilerlemesine destek olacak 5 etkili içecek:

  1. Ballı Limon Suyu: Limon suyu vücut temizliğine yardımcı olarak metabolizmayı hızlandırır. Yarım çay kaşığı bal ve bir çay kaşığı limon suyunu bir bardak ılık suya karıştırın ve sabahları tüketin.
  2. Kimyon Suyu: Sindirimi ve metabolizmayı hızlandıran kimyon, yağ yakımını destekleyen önemli bir antioksidan kaynağıdır. Bir bardak kaynar suya az miktarda kimyon ekleyin ve tüketin.
  3. Ayran: Probiyotikler açısından zengin olan ayran, sindirimi iyileştirir ve besin emilimini artırır. Evde yoğurdu suyla karıştırarak kolayca yapabilirsiniz.
  4. Tarçın Çayı: Tarçın, antibakteriyel ve antioksidan özelliklere sahip olup metabolizmayı hızlandırır. Akşamları tarçın çayı içmek yağ yakımını destekleyebilir.
  5. Yeşil Çay: Antioksidanlar bakımından zengin olan yeşil çay, metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımına yardımcı olur. Yüksek kaliteli yeşil çay bulamazsanız matcha’yı da deneyebilirsiniz.
  1. #GöbekYağı #Doğalİçecekler #KiloVerme #SağlıklıYaşam #MetabolizmaHızlandırma #Zayıflama #TarçınÇayı #Ayran #BallıLimonSuyu #YeşilÇay #KimyonSuyu
Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Zayıflamada yeni dönem: Enjeksiyon yerine hap geliyor

yazar

Yayınlayan

on

By

BD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Novo Nordisk tarafından geliştirilen ve “Wegovy” markasıyla bilinen zayıflama ilacının tablet formuna onay verdi. Böylece obezite ve fazla kiloyla mücadelede ilk kez enjeksiyon yerine ağızdan alınan GLP-1 içerikli bir ilaç kullanılabilecek.

Bugüne kadar haftada bir kez iğneyle uygulanan tedaviler, özellikle iğne korkusu yaşayan hastalar için önemli bir engel oluşturuyordu. Yeni tablet formunun, tedaviye erişimi kolaylaştırması ve kullanım konforu sağlaması bekleniyor.

Novo Nordisk, Wegovy tabletin aşırı kilolu ve obez hastalar için geliştirilen ilk oral GLP-1 ilacı olduğunu açıkladı. İlacın ABD’de şubat ayı başında piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Tablet formunda da enjeksiyonlarda kullanılan semaglutid etken maddesi yer alıyor. Bu madde, bağırsaklarda salgılanan doğal bir hormonu taklit ederek iştahı azaltıyor ve tokluk hissini uzatıyor.

Yeni ilaç haftalık enjeksiyon yerine günde bir kez kullanılıyor. Tabletin aç karnına, az miktarda suyla alınması ve ardından en az 30 dakika boyunca yiyecek ya da başka ilaç tüketilmemesi gerekiyor.

İlaç 1,5 mg, 4 mg, 9 mg ve 25 mg doz seçenekleriyle satışa sunulacak. Klinik çalışmalarda, 64 hafta boyunca 25 mg dozunu kullanan hastalarda ortalama yüzde 16,6 kilo kaybı görüldü. Plasebo grubunda bu oran yüzde 2,2 olarak ölçüldü. Sonuçların, enjeksiyon formuyla elde edilen yaklaşık yüzde 15’lik kilo kaybına yakın olduğu bildirildi.

Yan etkiler arasında mide bulantısı, kusma ve diğer sindirim sistemi şikayetleri bulunuyor.

ABD’de başlangıç dozu için aylık fiyat 149 dolar olarak belirlendi. Daha yüksek dozlarda aylık ücretin 299 dolara kadar çıkması bekleniyor.

Öte yandan, Eli Lilly tarafından geliştirilen “Orforglipron” adlı başka bir GLP-1 tableti de FDA onay sürecinde bulunuyor ve 2026’ya kadar piyasaya çıkabileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tablet formunun yaygınlaşmasıyla birlikte zayıflama ilaçlarına olan küresel talebin daha da artacağını değerlendiriyor.

Haberin Devamını Oku

Dünya

DSÖ veritabanında COVID-19 aşılarıyla ilgili 5,8 milyon bildirim: Uzmanlar uyarıyor, tartışmalar sürüyor

yazar

Yayınlayan

on

By

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ/WHO) ilaç ve aşı güvenliğini izlemek için kullandığı “VigiAccess” adlı uluslararası veritabanında, COVID-19 aşılarından sonra bildirilen yaklaşık 5,8 milyon sağlık olayı kaydı bulunuyor.

Bu bildirimler; sinir sistemi şikâyetleri, kalp ritim bozuklukları, bağışıklık sistemi tepkileri, mide-bağırsak sorunları ve üreme sistemiyle ilgili rahatsızlıklar gibi çok farklı başlıklar altında yer alıyor.

Eleştirenler ne diyor?

Bazı bilim insanları ve sivil toplum grupları, bildirilen rakamların gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıttığını savunuyor. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya atıf yapan bu çevreler, yaşanan yan etkilerin %1’inden azının resmî sistemlere bildirildiğini ileri sürüyor.

Bu görüşü savunanlar, mevcut sayıların bile “ciddiye alınması gerektiğini”, uzun vadeli etkiler konusunda yeterince şeffaf olunmadığını ve aşı politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Sosyal medyada bazı kullanıcılar ise aşıların piyasadan tamamen çekilmesini talep ediyor.

Sağlık otoriteleri ne diyor?

Dünya Sağlık Örgütü ve birçok ülkenin sağlık kurumu ise VigiAccess’te yer alan kayıtların, aşıların doğrudan yan etki yaptığı anlamına gelmediğini vurguluyor.

Yetkililere göre:

  • Veritabanına giren her kayıt, aşıdan sonra yaşanan bir sağlık olayını gösteriyor,
  • Ancak bu olayların aşıdan kaynaklandığı bilimsel olarak kanıtlanmış sayılmıyor,
  • Sistem esas olarak nadir görülen riskleri erken tespit etmek için kullanılıyor.

DSÖ, COVID-19 aşılarının dünya genelinde milyarlarca doz uygulandığını, ağır hastalık ve ölüm riskini ciddi ölçüde azalttığını ve ciddi yan etkilerin “çok nadir” görüldüğünü belirtiyor.

Kamuoyunda tartışma devam ediyor

Bir yanda yan etkilerin eksik bildirildiğini ve risklerin küçümsendiğini savunanlar, diğer yanda ise aşıların salgınla mücadelede büyük fayda sağladığını vurgulayan sağlık otoriteleri bulunuyor.

Uzmanlar, vatandaşların aşılarla ilgili karar verirken sosyal medyadaki paylaşımlar yerine doktorlara ve resmî sağlık kurumlarının açıklamalarına başvurmaları gerektiğini hatırlatıyor.

Haberin Devamını Oku

İsviçre

ZÜRİH’TE CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR (CYBH) İÇİN ÜCRETSİZ TEST HİZMETİ KALICI OLUYOR

yazar

Yayınlayan

on

By

Zürih Belediyesi, cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH) için uygulanan ücretsiz test hizmetini kalıcı hale getirme kararı aldı. Hizmet kapsamında “Big 5” olarak adlandırılan HIV, sifiliz (frengi), klamidya, bel soğukluğu (tripper) ve hepatit testleri ücretsiz olarak sunulacak.

Belediye Meclisi, daha önce pilot proje olarak yürütülen uygulamanın sürekli hale getirilmesini çarşamba günü kabul etti. Nihai oylamanın önümüzdeki oturumlardan birinde yapılması bekleniyor.

Belediye yönetimi, projenin yıllık toplam maliyetinin başlangıçta 2,3 ila 3 milyon İsviçre frangı arasında olacağını öngörmüştü. Ancak bu hesaplamada test yaptıranların belirli bir katkı payı ödemesi varsayılıyordu. Testlerin tamamen ücretsiz olmasıyla birlikte, yıllık harcamaların planlanandan bir miktar daha yüksek olacağı belirtiliyor.

Yeşiller Partisi, ücretsiz CYBH testlerini kent için “en kârlı yatırım” olarak değerlendiriyor. Parti temsilcisi Yves Henz, “Sadece bir HIV vakasını önleyebilirsek, yaklaşık 1 milyon frank tasarruf etmiş oluruz” dedi.

Muhafazakâr partiler ise testlerde bir miktar kişisel katkı payının gerekli olduğunu savunuyor. SVP’li Yves Peier, testlerin tamamen ücretsiz olmasının “bazı kişileri daha sorumsuz davranışlara teşvik edebileceği” görüşünü dile getirdi.

Uygulamayla birlikte Zürih’te erken teşhis olanaklarının artırılması ve CYBH’lerin yayılımının önlenmesi hedefleniyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler