İsviçre
Çocuklar Gülsün Diye – 100. YIL Anaokulu
İskenderun’un kalbinde yükselen yeni anaokulu, İsviçre Kreuzlingen Türk Toplumu’nun gayretleriyle hayat buldu. Okul, anlamlı bir isimle taçlandırılarak „Çocuklar Gülsün Diye – 100.YIL Anaokulu“ adını aldı.
Çocuklar Gülsün Diye – 100.YIL Anaokulu“, İskenderun’un merkezinde Kreuzlingen Türk toplumunun çabalarıyla hayat buldu. İnşaat yapımını İsviçre Kreuzlingen Türk Toplumu’nun üstlendiği ve desteklediği bu anlamlı anaokulunun açılışında duygu yüklü bir an yaşandı. Dernek Başkanı Gülben Ergen, Hatay’a vurgu yaparak, „Hatay, sadece Atatürk’ün değil, bizim de özel bir meselemizdir. Bu duygu ve sorumlulukla yaşamaya devam edeceğiz. Unutulmaması gereken acı bir hatıra olarak depremi anmak, gelecek kuşaklara miras bırakılmalıdır“ dedi.

Açılış törenine Dernek Başkanı Gülben Ergen’in yanı sıra İsviçre Kreuzlingen Türk Toplumu Temsilcisi Hüseyin Samsunlu, İskenderun Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek ve eşi Serpil Demiryürek, İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Haytaz ve devlet protokolü de katıldı.
„Çocuklar Gülsün Diye – 100.YIL Anaokulu“, açılışın ardından Milli Eğitim Bakanlığı’na bağışlandı ve yaklaşık 100 öğrenciye eğitim fırsatı sunacak.
Çocuklar Gülsün Diye Derneği, Dernek Başkanı Gülben Ergen liderliğinde yürütülen „11 Afet Bölgesinde 11 Anaokulu“ projesiyle bugüne kadar Diyarbakır, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis, Adana, Osmaniye ve Hatay illerinde 7 anaokulunu tamamladı ve Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim etti. Hatay’ın İskenderun ilçesinde açılan bu anaokulu, projenin 8. halkası oldu.
Bu yeni okulun amacı, geleceğin temel taşı olacak çocukların gelişimini desteklemek ve onları yetişkinlik döneminde daha üretken ve başarılı kılmak. Dernek, ihtiyaç duyulan bölgelerde benzer projeler üzerinde çalışmalarını sürdürecek.

Çocuklar Gülsün Diye Derneği, araştırmacı Elvan Oktar’ın başkan yardımcılığını üstlendiği, başkanlığını Gülben Ergen’in yaptığı, okul öncesi eğitiminin önemini vurgulayan ve bu doğrultuda çocuklara destek olmayı hedefleyen bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, yaptırdığı anaokullarını iş birliği protokolü kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağışlamaktadır.
Anaokulunun açılış töreni, coşku dolu ve anlam yüklü anlara sahne oldu. Gülben Ergen’in yanı sıra, İsviçre Kreuzlingen Türk Toplumu Temsilcisi Hüseyin Samsunlu, İskenderun Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek ve eşi Serpil Demiryürek, İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Haytaz ve birçok devlet yetkilisi de açılışta yer aldı.
Okulun gelecekteki hedefleri ve misyonu netleştirildi. „Çocuklar Gülsün Diye – 100.YIL Anaokulu“, çocukların kişisel gelişimlerine odaklanarak, onları özgüvenli, başarılı ve geleceğe ışık tutacak gençler olarak yetiştirmeyi amaçlıyor. Çocuklar Gülsün Diye Derneği’nin geniş kapsamlı projeleri devam edecek; dernek, ihtiyaç duyulan bölgelerde eğitim olanaklarını genişletmeye devam edecek.
Kreuzlingen Türk Toplumu, şu dört dernekten oluşmaktadır:
- Kreuzlingen Türk Birliği
- Kreuzlingen Anadolu Camii
- Kreuzlingen Türk Okul Aile Birliği
- Bodensee Türk Kültür Derneği


İsviçre
Zürich’te STBC Genel Kurulu ve Ekonomi Forumu Düzenlendi
12 Mayıs 2026 tarihinde Swiss Turkish Business Council (STBC) tarafından Zürich Opfikon’daki Dorint Airport-Hotel Zürich’te düzenlenen Genel Kurul toplantısı ve Swiss–Turkish Business Forum programı yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Üyelere özel gerçekleştirilen Genel Kurulda derneğin faaliyetleri değerlendirilirken, yeni dönem hedefleri ve İsviçre–Türkiye ekonomik ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik stratejik konular ele alındı. Yapılan seçim sonucunda Beat Wechsler, STBC Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.
Genel Kurul kapsamında ayrıca 1 Aralık tarihinde düzenlenecek forum programının konu başlığı katılımcılara duyuruldu. Bu kapsamda, 1 Aralık etkinliği kapsamında Türkiye’nin yerli otomobil markası Togg’un tanıtımının yapılacağı ve katılımcılara aracı yakından görme ve inceleme fırsatı sunulacağı ifade edildi.
Genel Kurulun ardından düzenlenen Swiss–Turkish Business Forum kapsamında dünya ekonomisinin güncel görünümü ve Türkiye’deki yatırım fırsatları masaya yatırıldı.
Forumun konuşmacıları arasında:
Dr. Osman Nuri Beyhan
T.C. Bern Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri olarak görev yapan Dr. Beyhan, Türkiye’nin dış ticaret politikaları ve İsviçre–Türkiye ekonomik ilişkilerinin gelişim potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ricardo Castillo
Mirabaud Wealth Management’ta Yatırımlardan Sorumlu Direktör (Directeur des investissements) olarak görev yapan Castillo, küresel yatırım trendleri, sermaye piyasalarındaki gelişmeler ve Avrupa ekonomik görünümüne dair analizlerini paylaştı.
Etkinlik, Hotel Dorint bünyesindeki “Basilico” restoranında gerçekleştirilen yemekli networking programı ile devam etti.





İsviçre
İsviçre’de LGBTIQ bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddet artıyor: Her 5 kişiden 4’ü etkilendi
İsviçre’de LGBTIQ Helpline tarafından yayımlanan “Hate Crime” raporuna göre, ülkede LGBTIQ bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddet vakaları kamu alanlarında yaygın şekilde devam ediyor. Bu yıl sekizinci kez yayımlanan raporda, geçen yıl için toplam 281 bildirim kaydedildi. Yetkililer, bu sayının yalnızca görünen kısmı temsil ettiğini ve gerçek vakaların çok daha fazla olabileceğini belirtiyor.
Genf’te (Cenevre) yakın zamanda yapılan bir araştırma, LGBTIQ bireylerin %80’inden fazlasının kamusal alanda en az bir kez ayrımcılığa veya şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. 2025 yılında bildirilen 281 vaka, 2024’teki 309 vakaya kıyasla hafif bir düşüş gösterse de yüksek seviyede kalmaya devam etti.
Vakalarda en sık karşılaşılan durumlar sözlü hakaretler, taciz ve jestlerle yapılan saldırılar oldu. Bildirilen olayların 52’si ayrımcılık, 45’i ise fiziksel şiddet olarak sınıflandırıldı. Vakaların yaklaşık üçte ikisi kamuya açık alanlarda gerçekleşti.
Mağdurların neredeyse %66’sı olayların ardından psikolojik etkiler yaşadıklarını bildirdi. Özellikle okul, iş yeri ve sağlık sistemi gibi kurumsal ortamlarda gerçekleşen nefret suçlarının daha ağır sonuçlara yol açtığı vurgulandı. Buna rağmen vakaların yalnızca %10’u polise bildirildi; bu oran özellikle fiziksel şiddet vakalarında biraz daha yüksek.
“Nefret suçu” terimi, bir kişinin cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği veya cinsiyet özellikleri nedeniyle hedef alınarak gerçekleştirilen hakaret ve saldırıları ifade ediyor. İsviçre Federal Hükümeti (İsviçre Federal Hükümeti), Ocak ayında LGBTIQ bireylere yönelik nefret suçlarıyla mücadele için ulusal bir eylem planı kabul etti.
Uluslararası Homofobi, Bifobi, İnterfobi ve Transfobi Karşıtı Gün (IDAHOBIT) kapsamında LGBTIQ çatı kuruluşları, vakaların daha fazla bildirilmesi ve “stophate.ch” platformu üzerinden raporlanması çağrısında bulundu. LGBTIQ Helpline ise 2018’den bu yana her yıl gelen bildirimleri düzenli olarak yayımlıyor.
İsviçre
İsviçre’de Cezaevleri Tarihi Düzeyde Dolu: Uzmanlar Nedenleri ve Çözüm Önerilerini Tartışıyor
İsviçre’de cezaevlerindeki doluluk oranı 2026 yılının başı itibarıyla rekor seviyeye ulaştı. Ülkede bugüne kadar görülmemiş sayıda mahkûmun bulunması, ceza infaz sistemi üzerindeki baskıyı artırırken, uzmanlar bu artışın nedenlerine ilişkin farklı faktörlere dikkat çekiyor.
Ceza infaz uzmanı Benjamin Brägger, İsviçre’de cezaevlerindeki yoğunluğun dört temel nedenden kaynaklandığını belirtiyor. İsviçre Devlet Televizyonu SRF’de yaptığı açıklamalara göre Brägger, ilk olarak son 20 yılda ülkede sürekli ikamet eden nüfusun artmasının, buna paralel olarak suç oranlarında da yükselişe yol açtığını ifade ediyor.
İkinci önemli etken olarak, özellikle sınır bölgelerinde ve Doğu İsviçre’de, yasal oturum izni bulunmayan kişiler arasında örgütlü suç faaliyetlerinde artış yaşanması gösteriliyor.
Üçüncü faktör ise iltica sistemiyle bağlantılı suç vakalarındaki yükseliş. Brägger, hem başvuru sürecinde olan bazı kişilerin hem de ilticası reddedildiği halde ülkeden çıkarılamayan bireylerin suç oranlarına katkıda bulunduğunu ifade ediyor.
Dördüncü ve son neden olarak ise 1990’lı yıllardan bu yana giderek güçlenen “tekrar suçun önlenmesi ve risk azaltma” yaklaşımı nedeniyle, ağır suçlarda daha uzun hapis cezaları ve daha sık güvenlik tedbirleri uygulanması gösteriliyor.
Kısa Vadeli Çözüm Arayışları
Artan doluluk karşısında en temel çözüm olarak cezaevi kapasitesinin artırılması öne çıkıyor. Ancak uzmanlar bunun zaman alan ve karmaşık bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Bazı kantonların konteyner tipi geçici çözümlere yöneldiği belirtilse de, bu uygulamaların uzun süreli ve hukuka uygun bir çözüm sunmadığı ifade ediliyor.
Diğer bir seçenek ise cezaevine girişlerin azaltılması. Mevcut verilere göre, ceza infazına giren kişilerin yaklaşık yarısı, ödenmeyen para cezalarının hapis cezasına çevrilmesi nedeniyle cezaevine giriyor. Bu durum yılda 350 ila 400 cezaevi kapasitesinin sürekli dolu kalmasına yol açıyor.
Alternatif: Topluma Yararına Çalışma
Brägger, bu noktada para cezalarını ödeyemeyen kişiler için daha sık “topluma yararına çalışma” uygulanmasını öneriyor. Bu grubun büyük bölümünün ekonomik olarak zor durumda olan kişilerden oluştuğunu belirten uzman, bu nedenle borç tahsilatının çoğu durumda mümkün olmadığını vurguluyor.
Ekonomik karşılaştırmalara göre, bir günlük hapis maliyeti 200 ila 300 İsviçre frangı arasında değişirken, topluma yararına çalışmanın maliyeti 40 ila 50 frank seviyesinde kalıyor. Bu yöntem hem daha düşük maliyetli hem de bireylerin sosyal hayata bağını koruyucu bir alternatif olarak değerlendiriliyor.
Ancak mevcut yasal düzenlemeler, para cezaları hapse çevrildikten sonra topluma yararına çalışma uygulanmasına izin vermiyor. Uzmanlara göre bu durumun değişmesi için yasal reform gerekiyor.
Caydırıcılık Tartışması
Topluma yararına çalışmanın cezaların caydırıcılığını azaltıp azaltmayacağı sorusu da gündemde. Brägger’e göre, suçun önlenmesinde belirleyici olan unsur cezanın türü değil, yakalanma ihtimali.
Uzman, trafik suçları örneğini hatırlatarak otomatik denetim sistemlerinin kontrol sıklığını artırdığını ve bunun da ihlallerde azalmaya yol açtığını belirtiyor. Buna göre caydırıcılığı sağlayan temel unsur cezanın ağırlığı değil, tespit edilme olasılığı olarak öne çıkıyor.
İsviçre’de cezaevlerindeki bu artışın önümüzdeki dönemde nasıl yönetileceği ise hem siyasi hem de hukuki tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. #isviçre #haber #schweiz
-
Gündem1 Jahr agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 Jahr agoERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 Jahr agoMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 Jahr agoTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ



Pingback: Gülben Ergen’in Yeni İncisi: Samandağ’a Yeni Anaokulu Açıldı! - İsviçre'nin Sesi - Online Gazete