Connect with us

Dünya

AFGANİSTANLI GÖÇMENİN TECAVÜZ DAVASI: DRESDEN’DE İKİ KADINA SALDIRDIĞI İDDİASIYLA YARGILANIYOR

yazar

Published

on

Dresden – Afganistanlı Gulagha A. (40), iki kadına tecavüz suçlamasıyla Dresden Eyalet Mahkemesi’nde yargılanıyor. Savcılık, sanığın Ekim 2022 ve Kasım 2023 tarihlerinde iki farklı kadına tecavüy saldırısinda bulunduğunu iddia etti. Mahkeme, saldırıların detaylarını ortaya koyan ifadelere ve DNA kanıtlarına dayanarak davayı inceliyor. Sanık ise her iki suçlamayı da reddediyor.

İLK SALDIRI: BİR SOSYAL HİZMET GÖREVLİSİ HEDEF ALINDI

Savcılık iddianamesine göre, Gulagha A., 30 Ekim 2022 tarihinde Dresden’de bir sosyal hizmet görevlisi olan Verena K.‚yı (35) gözüne kestirdi. Verena K., mahkemede verdiği ifadede olay gecesini şöyle anlattı: „O gece arkadaşlarımla dışarıdaydım, oldukça sarhoştum. Dresdner Neustadt bölgesinde beni takip etmeye başladı. Onu başımdan savmak istedim, ama bir türlü kurtulamadım. Beni evime kapinin önüne kadar takip etti ve apartmanımızın arka bahçesine kadar geldi.“

Olayın gerçekleştiği anlarda Verena K., sanığın kendisine fiziksel saldırıda bulunduğunu onu bir bahçe masasına yatırarak pantolonunu ve iç çamaşırını çıkardığını ve tecavüz ettiğini belirtti. „Ona istemediğimi söyledim, hatta İngilizce ‚No, no‘ diye bağırdım, ama beni dinlemedi,“ diyen Verena K., saldırı anını korku dolu gözlerle anlattı. Gulagha A., tecavüzün ardından olay yerinden kaçarak kayıplara karıştı.

İKİNCİ SALDIRI: EVSİZ BİR KADIN HEDEFTE

Sanığın bir diğer saldırısı ise 28 Kasım 2023 tarihinde yaşandı. Bu kez kurban, Dresden ana tren istasyonunda bulunan bir evsiz kadın (32) oldu. İddialara göre Gulagha A., kadını evine davet ederek ona duş alabileceğini ve dinlenebileceğini söyledi. Kadın, sanığın evine gittikten sonra, tüm kıyafetleriyle yatağa uzandığında Gulagha A.’nın tecavüz aldırısına uğradı.

Kadının şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada polis, sanığın evinde ve olay yerinde topladığı DNA kanıtlarını incelemeye aldı. Yapılan incelemelerde, Verena K.’nin olay gecesi giydiği kıyafetlerde bulunan sperma izlerinin Gulagha A.’ya ait olduğu tespit edildi.

MAHKEMEDE SUÇLAMALARI REDDETTİ

Mahkeme salonunda sakin bir duruş sergileyen Gulagha A., her iki suçlamayı da reddetti. 2020 yılında Afganistan’dan Almanya’ya göç eden ve üç çocuk babası olan sanık, mahkemede savunmasını yapmaktan kaçındı. Onun yerine, avukatı tarafından verilen bilgilere göre, sanık İran’da uzun yıllar dondurma satıcılığı yapmış, Almanya’ya geldikten sonra işsiz kalmış ve yakın zamanda bir dil kursuna başlamıştı.

Sanığın yaşam hikayesi hakkında daha fazla bilgi paylaşılırken, Afganistan’dan göç ettikten sonra yaşadığı kişisel zorluklar ve 2020 yılında Almanya’ya ailesiyle birlikte yerleştiği belirtildi. Ancak sanık, ilk suçlamaların yapıldığı Ekim 2022’den birkaç ay önce eşiyle ayrılmıştı.

KANITLAR VE İKİNCİ KURBANIN DURUMU

Davada en önemli kanıtlardan biri DNA analizleri oldu. Polis, Gulagha A.’nın ikinci kurbanına saldırısının ardından topladığı DNA örneklerini Verena K.’nin kıyafetlerinde bulunan izlerle karşılaştırdı ve bir eşleşme olduğunu tespit etti. Bu kanıt, sanığın her iki saldırıdan da sorumlu olduğunu ortaya koydu.

Mahkeme süreci devam ederken, ikinci kurbanın duruşmada ifade vermesi bekleniyordu. Ancak mahkeme tarihine kadar kurbanın bulunamaması, sürecin uzamasına yol açtı. Mahkeme, önümüzdeki hafta kadının video kaydıyla ifadesinin sunulması planlıyor.

DAVA DEVAM EDİYOR

Dava, Dresden Eyalet Mahkemesi’nde devam ediyor ve sanığın kaderi, toplanacak yeni kanıtlarla şekillenecek. Mahkeme süreci sonucunda, sanığın suçlu bulunması durumunda alacağı ceza belirlenmiş olacak.

#Dresden #AfganMülteci #TecavüzDavasi #Mahkeme #CinselSaldırı #Almanya #Güvenlik #KadınaŞiddet #Adalet #CinselSaldırı #AfganMülteci #MaxWeberPlatz #Hukuk #Almanya #Güvenlik #GöçmenKrizi #deutschland #almanya #avrupa #asyl #europa #tecavüz

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Dünya

🌍 ABD-İRAN SAVAŞININ FATURASI 1 TRİLYON FRANKI AŞABİLİR

yazar

Published

on

By

🌍 ABD-İRAN SAVAŞININ FATURASI 1 TRİLYON FRANKI AŞABİLİR

ABD ile İran arasında 15 hafta süren savaş sona erdi, ancak geride milyarlarca dolarlık yıkım ve ağır insani kayıplar kaldı. Uzmanlara göre savaşın küresel ekonomiye toplam maliyeti 1 trilyon İsviçre frangını aşabilir.

28 Şubat’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle başlayan ve İsrail’in de dahil olduğu askeri operasyonlar, kısa sürede Orta Doğu’nun en yıkıcı çatışmalarından birine dönüştü. Taraflar arasında imzalanan barış anlaşması çatışmaları sonlandırsa da savaşın ekonomik ve insani etkilerinin uzun yıllar hissedileceği belirtiliyor.

İranlı yetkililerin açıklamalarına göre savaş boyunca ülkede 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti. En büyük trajedilerden biri ise bir okula düzenlenen bombardımanda yaşandı. Saldırıda çok sayıda çocuk dahil 175 kişi yaşamını yitirdi. Aynı dönemde İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalarda ise yaklaşık 3 bin 700 kişi öldü. ABD ordusu da 13 asker kaybetti.

Uzman raporlarına göre savaşın yalnızca ABD’ye maliyeti yaklaşık 132 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu rakama askeri harcamalar, yükselen enerji fiyatları ve ekonomik etkiler dahil edildi. İran’ın karşı saldırılarında zarar gören ABD üslerinde oluşan hasarın ise 25 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.

İran tarafında tablo daha da ağır. Altyapı, enerji tesisleri ve ekonomik kayıpların toplam maliyetinin 250 milyar doları bulduğu belirtiliyor.

Kamuoyuna yansıyan analizlerde savaşın toplam maliyetinin 542 milyar dolar ile 1,73 trilyon dolar arasında değişebileceği ifade ediliyor. Bu rakamlar İsviçre frangı cinsinden yaklaşık 436 milyar ile 1,4 trilyon frank arasında bir büyüklüğe karşılık geliyor.

Savaşın etkileri yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı aylarca kapalı tutması nedeniyle küresel petrol arzı ciddi şekilde daraldı. Dünya piyasalarından yaklaşık 1,1 milyar varil petrol eksildi. Bunun sonucunda akaryakıt fiyatları yükselirken, başta ABD olmak üzere birçok ülkede enflasyon baskısı arttı.

Uzmanlar, boğazın yeniden açılmış olmasına rağmen risklerin tamamen ortadan kalkmadığını belirtiyor. Küresel petrol rezervlerinin son yılların en düşük seviyelerine gerilemesi nedeniyle enerji piyasalarında yeni dalgalanmaların yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.

📌 Ekonomistler, savaş sona ermiş olsa da ortaya çıkan maliyetin ve küresel ekonomik etkilerin uzun yıllar boyunca hissedilmeye devam edeceğini vurguluyor.

Continue Reading

Dünya

Mülteci Kamplarında Cinsel İstismar Skandalı: 18 Çalışan İşten Çıkarıldı

yazar

Published

on

By

ÇAD – Uluslararası yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (Médecins Sans Frontières – MSF), Sudan sınırındaki mülteci kamplarında görev yapan çalışanları hakkında yürüttüğü soruşturma sonucunda 59 ayrı cinsel istismar ve sömürü iddiasını kayıt altına aldığını açıkladı. Soruşturma kapsamında 18 çalışanın işine son verildi.

Associated Press’in (AP) ulaştığı kurum içi gizli rapora göre, bazı vakalarda reşit olmayan kız çocuklarının hedef alındığı, bazı durumlarda ise mültecilere gıda, su, süt, iş veya çeşitli yardımlar karşılığında cinsel ilişki teklif edildiği ortaya çıktı.

İddiaların Boyutu Beklenenden Büyük

Soruşturma, AP’nin daha önce yayımladığı ve mülteci kadınların yardım kuruluşu çalışanlarını cinsel sömürüyle suçladığı haberlerin ardından başlatıldı. Sudan’daki iç savaştan kaçarak Çad’a sığınan yüz binlerce kişinin yaşadığı kamplarda yaşanan olayların, ilk tahmin edilenden çok daha yaygın olduğu belirtildi.

MSF tarafından hazırlanan raporda toplam 59 farklı suçlama yer aldı. Bunlar arasında cinsel taciz, cinsel istismar, cinsel sömürü ve görevin kötüye kullanılması gibi vakalar bulunuyor.

Kuruluş yaptığı açıklamada, „Bildirilen vakalar MSF’nin değerlerine ve insani yardım ilkelerine ağır bir aykırılık teşkil etmektedir. Yaşananlardan dolayı derin üzüntü duyuyoruz“ ifadelerini kullandı.

Yardım Karşılığında Cinsel İlişki İddiası

Raporda yer alan en çarpıcı iddialardan biri, kadın mültecilerin yiyecek, su ve süt gibi temel ihtiyaçlara erişebilmek için cinsel ilişkiye zorlandıkları yönündeki suçlamalar oldu.

Ayrıca bazı çalışanların iş vaadi karşılığında cinsel ilişki talep ettiği, mülteci kadınların ve kız çocuklarının fuhuşa sürüklendiği iddiaları da soruşturma dosyasına girdi.

Rapora göre bazı çalışanların özellikle genç kızları hedef aldığı, hatta bir mülteci kampında genç kızların yardım çalışanlarıyla görüşmesini engellemek amacıyla yerel yöneticiler tarafından sokağa çıkma kısıtlaması uygulandığı belirtildi.

Reşit Olmayan Kız Çocukları da Mağdur Oldu

Soruşturma kapsamında incelenen vakalardan birinde yedi mülteci kız çocuğunun yardım kuruluşuna ait bir araçla taşındığı ortaya çıktı. Kızlara su dağıtım noktalarına ve inşaat alanlarına götürülecekleri söylenmesine rağmen farklı bir bölgeye götürüldükleri ve burada cinsel istismara maruz kaldıkları öne sürüldü.

Kadın Çalışanlar da Baskı Gördü

Raporda yalnızca mültecilerin değil, kuruluş bünyesinde çalışan Çadlı kadın personelin de mağdur olduğu belirtildi. Bazı kadın çalışanların, amirleri veya iş arkadaşlarıyla cinsel ilişkiyi reddetmeleri halinde işlerini kaybetmekle tehdit edildiği kaydedildi.

Soruşturmacılara konuşan mağdurlar ve yerel toplum temsilcileri, yardım kaybetme veya işsiz kalma korkusu nedeniyle yaşananları bildirmekten çekindiklerini anlattı.

Personel Eksikliği Sorunu Derinleştirdi

MSF raporunda, bölgede yaşanan yoğun personel ihtiyacının ve yeterli geçmiş kontrollerinin yapılmamasının da sorunun büyümesine katkı sağladığı ifade edildi. Bazı çalışanların daha önce benzer davranışlar nedeniyle gündeme gelmiş olmalarına rağmen işe alındıkları belirtildi.

Kuruluş, bundan sonra daha sıkı referans kontrolleri yapılacağını, istismar nedeniyle çalışma yasağı bulunan kişilere yönelik merkezi bir veri tabanı oluşturulacağını ve çalışanlara yönelik etik eğitimlerin artırılacağını açıkladı.

MSF ayrıca geçmiş yıllarda, özellikle 2021 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Ebola salgını sırasında da benzer iddiaların gündeme geldiğini kabul ederek, mevcut sistemlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İsviçre’nin Sesi

Continue Reading

Avrupa

İspanya’da Acı İhmal: Araçta Unutulan 2 Yaşındaki Çocuk Hayatını Kaybetti

yazar

Published

on

By

İspanya’nın kuzeybatısındaki Galiçya bölgesinde yaşanan trajedi, ülkeyi yasa boğdu. Brión kasabasında iki yaşındaki bir kız çocuğu, saatlerce park halindeki aracın içinde unutulmasının ardından hayatını kaybetti.

İspanyol basınında yer alan bilgilere göre olay, sıradan bir okul sabahında meydana geldi. Baba, önce büyük çocuğunu okula bıraktı. Ancak yolculuk sırasında yaptığı bir telefon görüşmesi nedeniyle dikkatinin dağıldığı ve ardından doğrudan evinin alt katındaki iş yerine geçtiği belirtildi. Bu sırada küçük kızının arka koltuktaki çocuk koltuğunda bulunduğunu fark etmediği ifade edildi.

Küçük çocuğun yokluğu ancak öğleden sonra annenin kreşe gitmesiyle ortaya çıktı. Kreş yetkililerinin, çocuğun o gün hiç getirilmediğini söylemesi üzerine aile büyük panik yaşadı. Yapılan aramada küçük kız aracın içinde bulundu.

Yetkililer, gün boyunca etkili olan yüksek sıcaklık nedeniyle çocuğun kapalı araçta ağır susuz kaldığını açıkladı. Sağlık ekipleri tarafından Bertamiráns’taki sağlık merkezine kaldırılan çocuk, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.

Olayın ardından polis geniş çaplı soruşturma başlatırken, aileye psikolojik destek sağlandığı bildirildi. İspanya’da büyük üzüntü yaratan trajedi, sıcak havalarda çocukların araç içinde bırakılmasının ölümcül sonuçlarını bir kez daha gündeme taşıdı.

Uzmanlar, özellikle yaz aylarında araç içi sıcaklığın dakikalar içinde hayati seviyelere ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Continue Reading

Trendler