Sağlık
Yaşlandıkça Boy Kısalıyor: Bilimsel Kanıtlar ve Sporun Koruyucu Gücü
Yaş ilerledikçe birçok fizyolojik süreç gibi boy uzunluğunda da azalma görülebilir. 40–50’li yaşlardan sonra yavaş yavaş başlayan bu süreç, 70–80 yaşına gelindiğinde gençliğe kıyasla ortalama 2–5 cm kısalma ile sonuçlanabilir. Şiddetli osteoporoz (kemik erimesi) veya omur kırıkları olanlarda bu fark çok daha büyük olabilir.
Boy Kısalmasının Temel Nedenleri
Omurga disklerinin incelmesi
Yaş ilerledikçe omurlar arasındaki diskler su kaybeder ve daha ince hâle gelir. Bu da omurganın toplam uzunluğunu azaltarak boyda birkaç santimetre kayba yol açabilir.
Kemik yoğunluğunun azalması
Özellikle kadınlarda menopoz sonrası osteoporoz gelişirse omurlarda çökmeler görülebilir. Bu durum boy kısalmasını hızlandırır.
Duruş değişiklikleri
Kasların zayıflaması ve omurgada eğrilik (kifoz) artması, kişinin olduğundan daha kısa görünmesine neden olur.
Sürecin Zamanlaması: Ne Zaman Başlar?
- 40–50’li yaşlardan sonra yavaş yavaş başlar.
- 70–80 yaşına gelen bir kişi, gençliğine kıyasla ortalama 2–5 cm kısalabilir.
- Şiddetli osteoporoz veya omur kırıkları olanlarda kayıp çok daha fazla olabilir.
Yaşa Göre Ortalama Boy Kaybı
- 30–40 yaş: Genelde belirgin kayıp yoktur.
- 40–50 yaş: İlk küçük değişimler başlar; çoğunlukla 0,5–1 cm.
- 50–60 yaş: Ortalama 1–2 cm kısalma görülebilir.
- 60–70 yaş: Toplam kayıp 2–3 cm’e ulaşabilir.
- 70–80 yaş: Toplamda 3–5 cm kısalma yaygındır.
- 80+ yaş: Özellikle kemik erimesi olanlarda 5 cm’den fazla kayıp olabilir.
Özet: Sağlıklı bir yaşam süren biri 70–80 yaşına geldiğinde gençliğine göre yaklaşık 3–5 cm daha kısa olabilir. Osteoporoz gibi durumlar varsa bu kayıp 10 cm’ye kadar çıkabilir.
Boy Kısalmasını Yavaşlatmak/ Azaltmak İçin 5 Adım
1) Kemik sağlığını korumak
- Kalsiyum ve D vitamini alımı çok önemli.
- Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, badem, balık gibi gıdalar faydalıdır.
- Güneş ışığından düzenli faydalanmak D vitamini üretimini destekler.
- Doktor önerisiyle kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmak gerekebilir.
2) Düzenli egzersiz
- Yürüyüş, yüzme, yoga, pilates gibi sporlar kasları ve omurgayı destekler.
- Özellikle ağırlık taşıyan egzersizler (hafif ağırlık çalışmaları) kemik yoğunluğunu korur.
3) Duruş (postür) kontrolü
- Uzun süre kambur oturmak yerine dik durmaya çalışmak.
- Bel ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizlerle omurga eğriliğini önlemeye çalışmak.
4) Sigara ve aşırı alkolü bırakmak
- Sigara ve fazla alkol kemik kaybını hızlandırır.
5) Düzenli doktor kontrolleri
- Özellikle kadınlarda menopoz sonrası kemik sağlığı için takip çok önemlidir.
- Gerektiğinde ilaç tedavileriyle kemik erimesi yavaşlatılabilir.
Gerçekçi Not: Tamamen önlemek mümkün değil; ancak sağlıklı yaşam tarzıyla boy kısalmasını minimuma indirmek mümkündür.
Öne Çıkan Bilimsel Çalışmalar & Kanıtlar
- Longitudinal change in height of men and women: 30–70 yaş aralığında erkeklerde ortalama ~3 cm, kadınlarda ~5 cm boy kaybı; 80 yaşında erkeklerde ~5 cm, kadınlarda ~8 cm’e çıkabiliyor. (PubMed)
- Height Loss in Older Men: Associations With Mortality and Health: ≥3 cm boy kaybı, kötü sağlık durumu, hareket kısıtlılığı ve düşük fiziksel aktiviteyle ilişkili. (JAMA Network)
- Risk Factors for 5-year Prospective Height Loss Among Women (SOF): 15 yılda ≥5 cm kayıp, kadınlarda önemli bir sağlık riski. (PMC)
- Height Loss as a Predictor of Kırık Riski (GO Study): Menopoz sonrası kadınlarda boy kaybı, omurga/kalça kırığı riskini öngören bağımsız belirteç. (MDPI)
- Age-Dependent Association of Height Loss with Incident Fracture Risk: Son 6 yıldaki boy kaybı, 50’li yaşlardaki kadınlarda 10 yıllık kırık riskini artırır. (e-enm.org)
- Association between height loss and mortality: ≥0,5 cm boy kaybı olanlarda mortalite riski daha yüksek. (PMC)
- Frontiers in Endocrinology – Çin çalışması: 60 yaş sonrası kayıp hızlanır; osteoporoz ve disk dejenerasyonu ile ilişkili. (Frontiers)
- Mekanizmalar: Disk dejenerasyonu, kemik mineral yoğunluğunda düşme, vertebra kompresyon kırıkları boy kısalmasında rol oynar. (Derlemeler: touroscholar.touro.edu; ScienceDirect vb.)
Uzman Kurum Görüşleri / Popüler Sağlık Kaynakları
- Harvard Health: Yaşla birlikte disk kaybı, kemik erimesi ve duruş bozuklukları nedeniyle boyda azalma sık görülür.
- MedlinePlus: 40 yaş sonrası her on yılda yaklaşık 1 cm kayıp olabileceği; 70 yaş sonrasında sürecin hızlanabileceği belirtilir.
Türkiye’ye Dair Bulgular
Vertebral kırık sıklığı
Türkiye’de 65+ yaş bireylerde spontan vertebral kırık oranı %54,4; 75+ grupta daha yüksek. Omurgada çökme tarzı kırıklar boy kısalmasına katkı yapabilir. (Türk Osteoporoz Dergisi)
Osteoporoz yaygınlığı ve risk faktörleri
Trakya bölgesinde 40+ yaşta kemik yoğunluğu düşük bireylerin risk profilleri incelenmiştir; doğrudan boy kaybı ölçülmemiş olsa da kemik sağlığı ile ilişkiyi destekler. (FTR Dergisi)
Avrupa / Uluslararası Çalışmalardan Seçkiler
- Kantor ve ark.: Kalça osteoporozu ile ≥5 cm boy kısalması güçlü şekilde ilişkili. (ScienceDirect)
- Berecki-Gisolf ve ark. (Avustralya): 70–75 yaş arası kadınlarda osteoporoz, düşük VKİ ve bazı ilaç kullanımları boy kaybıyla ilişkili. (PubMed)
- Lee ve ark. (Güney Kore): 6 yılda ≥1–<2 cm kaybı olanların kırık riski, <1 cm kaybı olanlardan daha yüksek. (e-enm.org)
- Iwasaki ve ark. (Japonya): 2 yılda ≥0,5 cm kayıp yaşayanlarda tüm nedenlere bağlı ölüm riski artıyor. (Nature)
- Shimizu ve ark.: Kifoz/skolyoz gibi spinal deformiteler boy kısalmasında rol oynar. (PMC)
- Ji ve ark.: Boy kaybı, frailty (kırılganlık) ve sarkopeni ile ilişkili. (ScienceDirect)
Değerlendirme – Kısıtlar
- Türkiye’de doğrudan “ortalama boy kaybı”na odaklanan çalışma az; veriler daha çok kemik sağlığı/kırıklar üzerine.
- Bazı çalışmaların örneklemleri sınırlı ve bölgesel; ulusal genelleme temkinli yapılmalı.
- Duruş bozuklukları ölçülen boyu etkileyebilir; “gerçek kayıp” hesabı güçleşir.
Türkiye’den Örnek Çalışmalar & Bulgular
- Hınçal & Gültekin (2021) – Ankara huzurevleri; 62–94 yaş, 57 kadın + 50 erkek.
- Ölçülen boy ile diz yüksekliğinden tahmini boy arasında anlamlı fark (p<0,05).
- Kadınlarda ortalama –4,56 cm, erkeklerde –2,67 cm fark.
- Yaş arttıkça tahmini “uzun boy” ile ölçülen boy arasındaki fark büyüyor; kadınlarda kayıp daha fazla.
- Başıbüyük ve ark. – 65+ yaşlı bireylerin antropometrik referansları; Türkiye genelinden 2721 kişi.
- Ölçülen ortalama boy: Erkek ~163,86 cm, Kadın ~148,85 cm.
- Doğrudan kayıp miktarı değil, yaşlı nüfusta referans değerleri sunar.
- Saruhan & Pekcan (2001) – 65+ yaş 100 erkek/150 kadın.
- Boy ölçümünde güçlükler; bazı durumlarda diz yüksekliği gibi alternatif ölçümlerin gerekliliği.
Gençlikte Sporun “İleri Yaşa Yatırım” Etkisi
Kemik sağlığı
Kemik kütlesi 30’ların sonuna dek zirve yapar. Ağırlık taşıyan egzersizler (yürüyüş, koşu, dans, direnç) bu zirveyi yükseltir; ileri yaşta “kritik eşik” altına düşme gecikir → osteoporoz riski azalır.
Kas gücü ve postür
Düzenli egzersiz, sırt–bel kaslarını güçlü tutar; omurgayı dikleştirir, kifozu azaltır; boy kısalması ve duruş bozukluğu daha az olur. Düşme/kırık riski de düşer.
Genel sağlık ve uzun ömür
Düzenli hareket; denge, kardiyovasküler sağlık ve bağımsız yaşamı destekler. Genç yaşta kazanılan alışkanlıklar yaşlılıkta belirleyicidir.
Özet: Genç yaşta spor, ileride “boy kısalması–osteoporoz–postür bozukluğu–hareket kısıtlılığı” döngüsünü zayıflatır.
Kemik ve Omurga Sağlığı İçin En Faydalı Sporlar
1) Ağırlık taşıyan egzersizler
Yürüyüş, koşu, dans, merdiven çıkma, ip atlama: Kemiklere düzenli yük bindirerek kemik yoğunluğunu korur/artırır.
2) Direnç/kuvvet antrenmanı
Ağırlık kaldırma, pilates lastikleri, vücut ağırlığı (şınav, squat, plank): Kas–kemik etkileşimiyle kemik mineral yoğunluğunu destekler; omurga stabilitesini güçlendirir.
3) Denge ve esneklik
Yoga ve pilates: Postürü düzeltir, omurga çevresi kaslarını güçlendirir, esnekliği artırır; kifoz eğilimini azaltır.
4) Düşük darbeli sporlar
Yüzme ve bisiklet: Eklem dostudur; kas ve kardiyovasküler sisteme faydalıdır (kemik yoğunluğu için ağırlık taşıyanlar kadar etkili değildir).
5) Kombinasyon yaklaşımı
- Haftada 3–4 gün yürüyüş/koşu/dans
- Haftada 2 gün kuvvet antrenmanı
- Haftada 1–2 gün yoga veya pilates
Böylece kemikler, kaslar ve postür aynı anda korunur.
Haftalık Egzersiz Programı (Genel Sağlıklı Birey İçin)
- Pazartesi – Yürüyüş + Kuvvet: 30–40 dk tempolu yürüyüş/hafif koşu + 20 dk kuvvet (squat, şınav, plank, dambıl).
- Salı – Yoga/Pilates: 40–60 dk (postür, esneklik, denge).
- Çarşamba – Dinamik Aktivite: 30 dk dans/merdiven/ ip atlama + 15 dk core (karın–bel).
- Perşembe – Kuvvet + Denge: 20–30 dk ağırlık (bacak–sırt–omuz) + 10–15 dk denge (tek ayak, bosu, tai chi).
- Cuma – Yürüyüş/Koşu: 40 dk + 10 dk esneme.
- Cumartesi – Yüzme/Bisiklet (opsiyonel): 30–40 dk.
- Pazar – Hafif Aktivite/Dinlenme: Doğa yürüyüşü, hafif esneme, meditasyon.
Dikkat: Yeni başlayanlar süre/yoğunluğu yarıya indirmeli. Kronik hastalık, kalp veya eklem sorunu olanlar doktor onayı almalı. Düzenli kalsiyum ve D vitamini desteği egzersizi tamamlar.
Programın amaçları:
- Kemikleri güçlendirmek (osteoporozu önleme)
- Kasları korumak (sarkopeniyi önleme)
- Omurgayı desteklemek (boy kısalmasını azaltma)
- Duruşu iyileştirmek (kifoz ve postür bozukluklarını önleme)
Sonuç
Boy kısalması yaşlanmanın doğal bir parçasıdır; ancak doğru beslenme, düzenli egzersiz, postür yönetimi ve tıbbi takip ile yavaşlatılabilir ve azaltılabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyen bireylerde 70–80 yaşında ortalama 3–5 cm kayıp beklenirken, osteoporoz gibi durumların kontrolü bu farkı daha da sınırlayabilir. Uzmanlar, genç yaşta kazanılan hareket alışkanlıklarının ilerleyen yıllarda daha dik, daha güçlü ve daha sağlıklı bir yaşamın anahtarı olduğunda birleşiyor.




Avrupa
Sosyal medya ruhsal hastalıklara bakışı şekillendiriyor: Gençler TikTok üzerinden kendilerine tanı koyuyor
BERN / KREMS – Sosyal medya platformlarında, özellikle TikTok’ta paylaşılan içeriklerin gençlerin ruhsal hastalıklara ilişkin beklentilerini önemli ölçüde etkilediği ve kendi kendilerine tanı koyma eğilimini artırdığı bildirildi.
Avusturya’nın Krems kentindeki Karl Landsteiner Sağlık Bilimleri Özel Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, özellikle gençler arasında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile otizm gibi gelişimsel bozukluklara yönelik “öz tanı” vakaları son yıllarda belirgin şekilde arttı.
Araştırmada, TikTok’ta “DEHB” veya “otizm” anahtar kelimeleriyle yapılan aramalarda milyonlarca kez izlenen videolara ulaşıldığı, bu videolarda kullanıcıların günlük yaşamlarını “DEHB simülasyonu” olarak sunduğu, otistik tikler veya duygusal krizler (meltdown) sergilediği ve takipçilere kendi kendine tanı koyma yöntemleri önerdiği belirtildi.
“İstediği tanıyı” alma eğilimi yaygınlaşıyor
Çalışmaya katılan 93 klinik psikolog, gençlerin artık doktora “Bende ne var?” sorusuyla değil, belirli bir tanı beklentisiyle başvurduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılardan Gloria Mittmann, birçok gencin ruhsal bir tanıyı kimliğinin parçası haline getirdiğini belirterek, “Gençler çoğu zaman belirli bir etiketin ya da kimliğin doğrulanmasını güçlü biçimde istiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle yüksek eğitimli ve sosyal medyayı yoğun kullanan genç kadınlarda bu eğilimin daha belirgin olduğu kaydedildi.
Araştırmada, gençlerin doktorlar tarafından yapılan değerlendirmelerde farklı bir sonuca ulaşılsa bile “arzu edilen tanıdan” vazgeçmediği, bunun yerine başka sağlık kuruluşlarına başvurarak tanıyı teyit ettirmeye çalıştığı, bu durumun literatürde “tanı alışverişi” (diagnosis shopping) olarak adlandırıldığı vurgulandı.
Videoların yarısından fazlası yanlış bilgi içeriyor
Uzmanlar, sosyal medyada paylaşılan içeriklerin büyük bölümünün bilimsel temelden yoksun olduğuna dikkati çekiyor.
Mart ayında “PLOS One” dergisinde yayımlanan bir başka araştırmaya göre, TikTok’taki en popüler DEHB videolarının yüzde 50’sinden fazlasında, tanı kriterleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin yanlış veya eksik bilgiler yer alıyor.
Uzmanlar, bu durumun gençlerde yanlış beklentiler oluşturduğunu, gerçek klinik değerlendirmelerle örtüşmeyen sonuçların ise hayal kırıklığı, kaygı ve kimlik bunalımına yol açabileceğini ifade ediyor.
İsviçre’de on binlerce kişi etkileniyor
Verilere göre İsviçre’de yaklaşık 200 bin kişi DEHB ile yaşıyor, çocukların yaklaşık yüzde 5’i bu tanıyı taşıyor. “Autismus Schweiz” verileri ise ülkede 100 bin ila 250 bin arasında kişinin otizm spektrumunda yer aldığını gösteriyor.
Son yıllarda üniversite hastaneleri ve uzman merkezlerine otizm ve DEHB değerlendirmesi için yapılan başvurularda da ciddi artış yaşandığı bildiriliyor.
Uzmanlar, sosyal medyanın ruh sağlığı konularında farkındalık yaratabileceğini ancak yanlış bilgilerin ciddi riskler taşıdığını vurgulayarak, kesin tanı ve tedavi için yalnızca uzman hekimler ve yetkili sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.
Dünya
Zayıflamada yeni dönem: Enjeksiyon yerine hap geliyor
BD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Novo Nordisk tarafından geliştirilen ve “Wegovy” markasıyla bilinen zayıflama ilacının tablet formuna onay verdi. Böylece obezite ve fazla kiloyla mücadelede ilk kez enjeksiyon yerine ağızdan alınan GLP-1 içerikli bir ilaç kullanılabilecek.
Bugüne kadar haftada bir kez iğneyle uygulanan tedaviler, özellikle iğne korkusu yaşayan hastalar için önemli bir engel oluşturuyordu. Yeni tablet formunun, tedaviye erişimi kolaylaştırması ve kullanım konforu sağlaması bekleniyor.
Novo Nordisk, Wegovy tabletin aşırı kilolu ve obez hastalar için geliştirilen ilk oral GLP-1 ilacı olduğunu açıkladı. İlacın ABD’de şubat ayı başında piyasaya sürülmesi planlanıyor.
Tablet formunda da enjeksiyonlarda kullanılan semaglutid etken maddesi yer alıyor. Bu madde, bağırsaklarda salgılanan doğal bir hormonu taklit ederek iştahı azaltıyor ve tokluk hissini uzatıyor.
Yeni ilaç haftalık enjeksiyon yerine günde bir kez kullanılıyor. Tabletin aç karnına, az miktarda suyla alınması ve ardından en az 30 dakika boyunca yiyecek ya da başka ilaç tüketilmemesi gerekiyor.
İlaç 1,5 mg, 4 mg, 9 mg ve 25 mg doz seçenekleriyle satışa sunulacak. Klinik çalışmalarda, 64 hafta boyunca 25 mg dozunu kullanan hastalarda ortalama yüzde 16,6 kilo kaybı görüldü. Plasebo grubunda bu oran yüzde 2,2 olarak ölçüldü. Sonuçların, enjeksiyon formuyla elde edilen yaklaşık yüzde 15’lik kilo kaybına yakın olduğu bildirildi.
Yan etkiler arasında mide bulantısı, kusma ve diğer sindirim sistemi şikayetleri bulunuyor.
ABD’de başlangıç dozu için aylık fiyat 149 dolar olarak belirlendi. Daha yüksek dozlarda aylık ücretin 299 dolara kadar çıkması bekleniyor.
Öte yandan, Eli Lilly tarafından geliştirilen “Orforglipron” adlı başka bir GLP-1 tableti de FDA onay sürecinde bulunuyor ve 2026’ya kadar piyasaya çıkabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, tablet formunun yaygınlaşmasıyla birlikte zayıflama ilaçlarına olan küresel talebin daha da artacağını değerlendiriyor.
Dünya
DSÖ veritabanında COVID-19 aşılarıyla ilgili 5,8 milyon bildirim: Uzmanlar uyarıyor, tartışmalar sürüyor
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ/WHO) ilaç ve aşı güvenliğini izlemek için kullandığı “VigiAccess” adlı uluslararası veritabanında, COVID-19 aşılarından sonra bildirilen yaklaşık 5,8 milyon sağlık olayı kaydı bulunuyor.
Bu bildirimler; sinir sistemi şikâyetleri, kalp ritim bozuklukları, bağışıklık sistemi tepkileri, mide-bağırsak sorunları ve üreme sistemiyle ilgili rahatsızlıklar gibi çok farklı başlıklar altında yer alıyor.
Eleştirenler ne diyor?
Bazı bilim insanları ve sivil toplum grupları, bildirilen rakamların gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıttığını savunuyor. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya atıf yapan bu çevreler, yaşanan yan etkilerin %1’inden azının resmî sistemlere bildirildiğini ileri sürüyor.
Bu görüşü savunanlar, mevcut sayıların bile “ciddiye alınması gerektiğini”, uzun vadeli etkiler konusunda yeterince şeffaf olunmadığını ve aşı politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Sosyal medyada bazı kullanıcılar ise aşıların piyasadan tamamen çekilmesini talep ediyor.
Sağlık otoriteleri ne diyor?
Dünya Sağlık Örgütü ve birçok ülkenin sağlık kurumu ise VigiAccess’te yer alan kayıtların, aşıların doğrudan yan etki yaptığı anlamına gelmediğini vurguluyor.
Yetkililere göre:
- Veritabanına giren her kayıt, aşıdan sonra yaşanan bir sağlık olayını gösteriyor,
- Ancak bu olayların aşıdan kaynaklandığı bilimsel olarak kanıtlanmış sayılmıyor,
- Sistem esas olarak nadir görülen riskleri erken tespit etmek için kullanılıyor.
DSÖ, COVID-19 aşılarının dünya genelinde milyarlarca doz uygulandığını, ağır hastalık ve ölüm riskini ciddi ölçüde azalttığını ve ciddi yan etkilerin “çok nadir” görüldüğünü belirtiyor.
Kamuoyunda tartışma devam ediyor
Bir yanda yan etkilerin eksik bildirildiğini ve risklerin küçümsendiğini savunanlar, diğer yanda ise aşıların salgınla mücadelede büyük fayda sağladığını vurgulayan sağlık otoriteleri bulunuyor.
Uzmanlar, vatandaşların aşılarla ilgili karar verirken sosyal medyadaki paylaşımlar yerine doktorlara ve resmî sağlık kurumlarının açıklamalarına başvurmaları gerektiğini hatırlatıyor.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


