Connect with us

Sağlık

Yaşlandıkça Boy Kısalıyor: Bilimsel Kanıtlar ve Sporun Koruyucu Gücü

yazar

Published

on

Yaş ilerledikçe birçok fizyolojik süreç gibi boy uzunluğunda da azalma görülebilir. 40–50’li yaşlardan sonra yavaş yavaş başlayan bu süreç, 70–80 yaşına gelindiğinde gençliğe kıyasla ortalama 2–5 cm kısalma ile sonuçlanabilir. Şiddetli osteoporoz (kemik erimesi) veya omur kırıkları olanlarda bu fark çok daha büyük olabilir.

Boy Kısalmasının Temel Nedenleri

Omurga disklerinin incelmesi

Yaş ilerledikçe omurlar arasındaki diskler su kaybeder ve daha ince hâle gelir. Bu da omurganın toplam uzunluğunu azaltarak boyda birkaç santimetre kayba yol açabilir.

Kemik yoğunluğunun azalması

Özellikle kadınlarda menopoz sonrası osteoporoz gelişirse omurlarda çökmeler görülebilir. Bu durum boy kısalmasını hızlandırır.

Duruş değişiklikleri

Kasların zayıflaması ve omurgada eğrilik (kifoz) artması, kişinin olduğundan daha kısa görünmesine neden olur.

Sürecin Zamanlaması: Ne Zaman Başlar?

  • 40–50’li yaşlardan sonra yavaş yavaş başlar.
  • 70–80 yaşına gelen bir kişi, gençliğine kıyasla ortalama 2–5 cm kısalabilir.
  • Şiddetli osteoporoz veya omur kırıkları olanlarda kayıp çok daha fazla olabilir.

Yaşa Göre Ortalama Boy Kaybı

  • 30–40 yaş: Genelde belirgin kayıp yoktur.
  • 40–50 yaş: İlk küçük değişimler başlar; çoğunlukla 0,5–1 cm.
  • 50–60 yaş: Ortalama 1–2 cm kısalma görülebilir.
  • 60–70 yaş: Toplam kayıp 2–3 cm’e ulaşabilir.
  • 70–80 yaş: Toplamda 3–5 cm kısalma yaygındır.
  • 80+ yaş: Özellikle kemik erimesi olanlarda 5 cm’den fazla kayıp olabilir.

Özet: Sağlıklı bir yaşam süren biri 70–80 yaşına geldiğinde gençliğine göre yaklaşık 3–5 cm daha kısa olabilir. Osteoporoz gibi durumlar varsa bu kayıp 10 cm’ye kadar çıkabilir.

Boy Kısalmasını Yavaşlatmak/ Azaltmak İçin 5 Adım

1) Kemik sağlığını korumak

  • Kalsiyum ve D vitamini alımı çok önemli.
  • Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, badem, balık gibi gıdalar faydalıdır.
  • Güneş ışığından düzenli faydalanmak D vitamini üretimini destekler.
  • Doktor önerisiyle kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmak gerekebilir.

2) Düzenli egzersiz

  • Yürüyüş, yüzme, yoga, pilates gibi sporlar kasları ve omurgayı destekler.
  • Özellikle ağırlık taşıyan egzersizler (hafif ağırlık çalışmaları) kemik yoğunluğunu korur.

3) Duruş (postür) kontrolü

  • Uzun süre kambur oturmak yerine dik durmaya çalışmak.
  • Bel ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizlerle omurga eğriliğini önlemeye çalışmak.

4) Sigara ve aşırı alkolü bırakmak

  • Sigara ve fazla alkol kemik kaybını hızlandırır.

5) Düzenli doktor kontrolleri

  • Özellikle kadınlarda menopoz sonrası kemik sağlığı için takip çok önemlidir.
  • Gerektiğinde ilaç tedavileriyle kemik erimesi yavaşlatılabilir.

Gerçekçi Not: Tamamen önlemek mümkün değil; ancak sağlıklı yaşam tarzıyla boy kısalmasını minimuma indirmek mümkündür.

Öne Çıkan Bilimsel Çalışmalar & Kanıtlar

  • Longitudinal change in height of men and women: 30–70 yaş aralığında erkeklerde ortalama ~3 cm, kadınlarda ~5 cm boy kaybı; 80 yaşında erkeklerde ~5 cm, kadınlarda ~8 cm’e çıkabiliyor. (PubMed)
  • Height Loss in Older Men: Associations With Mortality and Health: ≥3 cm boy kaybı, kötü sağlık durumu, hareket kısıtlılığı ve düşük fiziksel aktiviteyle ilişkili. (JAMA Network)
  • Risk Factors for 5-year Prospective Height Loss Among Women (SOF): 15 yılda ≥5 cm kayıp, kadınlarda önemli bir sağlık riski. (PMC)
  • Height Loss as a Predictor of Kırık Riski (GO Study): Menopoz sonrası kadınlarda boy kaybı, omurga/kalça kırığı riskini öngören bağımsız belirteç. (MDPI)
  • Age-Dependent Association of Height Loss with Incident Fracture Risk: Son 6 yıldaki boy kaybı, 50’li yaşlardaki kadınlarda 10 yıllık kırık riskini artırır. (e-enm.org)
  • Association between height loss and mortality: ≥0,5 cm boy kaybı olanlarda mortalite riski daha yüksek. (PMC)
  • Frontiers in Endocrinology – Çin çalışması: 60 yaş sonrası kayıp hızlanır; osteoporoz ve disk dejenerasyonu ile ilişkili. (Frontiers)
  • Mekanizmalar: Disk dejenerasyonu, kemik mineral yoğunluğunda düşme, vertebra kompresyon kırıkları boy kısalmasında rol oynar. (Derlemeler: touroscholar.touro.edu; ScienceDirect vb.)

Uzman Kurum Görüşleri / Popüler Sağlık Kaynakları

  • Harvard Health: Yaşla birlikte disk kaybı, kemik erimesi ve duruş bozuklukları nedeniyle boyda azalma sık görülür.
  • MedlinePlus: 40 yaş sonrası her on yılda yaklaşık 1 cm kayıp olabileceği; 70 yaş sonrasında sürecin hızlanabileceği belirtilir.

Türkiye’ye Dair Bulgular

Vertebral kırık sıklığı

Türkiye’de 65+ yaş bireylerde spontan vertebral kırık oranı %54,4; 75+ grupta daha yüksek. Omurgada çökme tarzı kırıklar boy kısalmasına katkı yapabilir. (Türk Osteoporoz Dergisi)

Osteoporoz yaygınlığı ve risk faktörleri

Trakya bölgesinde 40+ yaşta kemik yoğunluğu düşük bireylerin risk profilleri incelenmiştir; doğrudan boy kaybı ölçülmemiş olsa da kemik sağlığı ile ilişkiyi destekler. (FTR Dergisi)

Avrupa / Uluslararası Çalışmalardan Seçkiler

  • Kantor ve ark.: Kalça osteoporozu ile ≥5 cm boy kısalması güçlü şekilde ilişkili. (ScienceDirect)
  • Berecki-Gisolf ve ark. (Avustralya): 70–75 yaş arası kadınlarda osteoporoz, düşük VKİ ve bazı ilaç kullanımları boy kaybıyla ilişkili. (PubMed)
  • Lee ve ark. (Güney Kore): 6 yılda ≥1–<2 cm kaybı olanların kırık riski, <1 cm kaybı olanlardan daha yüksek. (e-enm.org)
  • Iwasaki ve ark. (Japonya): 2 yılda ≥0,5 cm kayıp yaşayanlarda tüm nedenlere bağlı ölüm riski artıyor. (Nature)
  • Shimizu ve ark.: Kifoz/skolyoz gibi spinal deformiteler boy kısalmasında rol oynar. (PMC)
  • Ji ve ark.: Boy kaybı, frailty (kırılganlık) ve sarkopeni ile ilişkili. (ScienceDirect)

Değerlendirme – Kısıtlar

  • Türkiye’de doğrudan “ortalama boy kaybı”na odaklanan çalışma az; veriler daha çok kemik sağlığı/kırıklar üzerine.
  • Bazı çalışmaların örneklemleri sınırlı ve bölgesel; ulusal genelleme temkinli yapılmalı.
  • Duruş bozuklukları ölçülen boyu etkileyebilir; “gerçek kayıp” hesabı güçleşir.

Türkiye’den Örnek Çalışmalar & Bulgular

  1. Hınçal & Gültekin (2021) – Ankara huzurevleri; 62–94 yaş, 57 kadın + 50 erkek.
  • Ölçülen boy ile diz yüksekliğinden tahmini boy arasında anlamlı fark (p<0,05).
  • Kadınlarda ortalama –4,56 cm, erkeklerde –2,67 cm fark.
  • Yaş arttıkça tahmini “uzun boy” ile ölçülen boy arasındaki fark büyüyor; kadınlarda kayıp daha fazla.
  1. Başıbüyük ve ark. – 65+ yaşlı bireylerin antropometrik referansları; Türkiye genelinden 2721 kişi.
  • Ölçülen ortalama boy: Erkek ~163,86 cm, Kadın ~148,85 cm.
  • Doğrudan kayıp miktarı değil, yaşlı nüfusta referans değerleri sunar.
  1. Saruhan & Pekcan (2001) – 65+ yaş 100 erkek/150 kadın.
  • Boy ölçümünde güçlükler; bazı durumlarda diz yüksekliği gibi alternatif ölçümlerin gerekliliği.

Gençlikte Sporun “İleri Yaşa Yatırım” Etkisi

Kemik sağlığı

Kemik kütlesi 30’ların sonuna dek zirve yapar. Ağırlık taşıyan egzersizler (yürüyüş, koşu, dans, direnç) bu zirveyi yükseltir; ileri yaşta “kritik eşik” altına düşme gecikir → osteoporoz riski azalır.

Kas gücü ve postür

Düzenli egzersiz, sırt–bel kaslarını güçlü tutar; omurgayı dikleştirir, kifozu azaltır; boy kısalması ve duruş bozukluğu daha az olur. Düşme/kırık riski de düşer.

Genel sağlık ve uzun ömür

Düzenli hareket; denge, kardiyovasküler sağlık ve bağımsız yaşamı destekler. Genç yaşta kazanılan alışkanlıklar yaşlılıkta belirleyicidir.

Özet: Genç yaşta spor, ileride “boy kısalması–osteoporoz–postür bozukluğu–hareket kısıtlılığı” döngüsünü zayıflatır.

Kemik ve Omurga Sağlığı İçin En Faydalı Sporlar

1) Ağırlık taşıyan egzersizler

Yürüyüş, koşu, dans, merdiven çıkma, ip atlama: Kemiklere düzenli yük bindirerek kemik yoğunluğunu korur/artırır.

2) Direnç/kuvvet antrenmanı

Ağırlık kaldırma, pilates lastikleri, vücut ağırlığı (şınav, squat, plank): Kas–kemik etkileşimiyle kemik mineral yoğunluğunu destekler; omurga stabilitesini güçlendirir.

3) Denge ve esneklik

Yoga ve pilates: Postürü düzeltir, omurga çevresi kaslarını güçlendirir, esnekliği artırır; kifoz eğilimini azaltır.

4) Düşük darbeli sporlar

Yüzme ve bisiklet: Eklem dostudur; kas ve kardiyovasküler sisteme faydalıdır (kemik yoğunluğu için ağırlık taşıyanlar kadar etkili değildir).

5) Kombinasyon yaklaşımı

  • Haftada 3–4 gün yürüyüş/koşu/dans
  • Haftada 2 gün kuvvet antrenmanı
  • Haftada 1–2 gün yoga veya pilates
    Böylece kemikler, kaslar ve postür aynı anda korunur.

Haftalık Egzersiz Programı (Genel Sağlıklı Birey İçin)

  • Pazartesi – Yürüyüş + Kuvvet: 30–40 dk tempolu yürüyüş/hafif koşu + 20 dk kuvvet (squat, şınav, plank, dambıl).
  • Salı – Yoga/Pilates: 40–60 dk (postür, esneklik, denge).
  • Çarşamba – Dinamik Aktivite: 30 dk dans/merdiven/ ip atlama + 15 dk core (karın–bel).
  • Perşembe – Kuvvet + Denge: 20–30 dk ağırlık (bacak–sırt–omuz) + 10–15 dk denge (tek ayak, bosu, tai chi).
  • Cuma – Yürüyüş/Koşu: 40 dk + 10 dk esneme.
  • Cumartesi – Yüzme/Bisiklet (opsiyonel): 30–40 dk.
  • Pazar – Hafif Aktivite/Dinlenme: Doğa yürüyüşü, hafif esneme, meditasyon.

Dikkat: Yeni başlayanlar süre/yoğunluğu yarıya indirmeli. Kronik hastalık, kalp veya eklem sorunu olanlar doktor onayı almalı. Düzenli kalsiyum ve D vitamini desteği egzersizi tamamlar.

Programın amaçları:

  • Kemikleri güçlendirmek (osteoporozu önleme)
  • Kasları korumak (sarkopeniyi önleme)
  • Omurgayı desteklemek (boy kısalmasını azaltma)
  • Duruşu iyileştirmek (kifoz ve postür bozukluklarını önleme)

Sonuç

Boy kısalması yaşlanmanın doğal bir parçasıdır; ancak doğru beslenme, düzenli egzersiz, postür yönetimi ve tıbbi takip ile yavaşlatılabilir ve azaltılabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyen bireylerde 70–80 yaşında ortalama 3–5 cm kayıp beklenirken, osteoporoz gibi durumların kontrolü bu farkı daha da sınırlayabilir. Uzmanlar, genç yaşta kazanılan hareket alışkanlıklarının ilerleyen yıllarda daha dik, daha güçlü ve daha sağlıklı bir yaşamın anahtarı olduğunda birleşiyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Dünya

CDU MİLLETVEKİLİ SASKIA LUDWIG’DAN MERZ’E SERT ÇIKIŞ: “BÖYLE AÇIKLAMALAR YAPAN BİRİ SORUŞTURMA KOMİSYONUNDAN HAKLI OLARAK KORKAR”

yazar

Published

on

By

CDU Federal Meclis Milletvekili Saskia Ludwig, Covid politikalarına ilişkin tartışmada Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i sert sözlerle eleştirdi. Ludwig, pandemi döneminde Merz gibi açıklamalar yapan kişilerin bir soruşturma komisyonunun kurulmasından “haklı olarak korkacağını” söyledi.

Tartışmanın arka planında, ABD’de pandemi politikalarının değerlendirilmesi amacıyla oluşturulan bir komisyonun ortaya çıkardığı bilgiler bulunuyor.

Son günlerde ve haftalarda yayımlanan belgelere göre eski ABD Başkanı Joe Biden’ın baş tıbbî danışmanı Anthony Fauci, kamuoyunu önemli konularda yanılttı. Fauci’nin kurum içinde aşıların ardından yaşanabilecek muhtemel düşükler konusunda uyarıda bulunduğu, ancak kamuoyu önünde böyle bir riski reddettiği ortaya çıktı.

NIUS, ABD’deki değerlendirmelerin ardından Almanya’da hangi adımların atılması gerektiğini siyasi partilere ve siyasetçilere sordu.

CDU Milletvekili Saskia Ludwig, Kasım 2021’de yaptığı bir açıklamayı hatırlatarak Başbakan Friedrich Merz’i sert biçimde eleştirdi.

Ludwig, Merz’in o dönemde şu ifadeleri kullandığını aktardı:

“Artık ofislerde aşısız kimse olmayacak, futbol sahasında aşısız oyuncu bulunmayacak, Federal Mecliste aşısız milletvekili olmayacak, üniversite amfilerinde aşısız öğrenci kalmayacak.”

Ludwig, Merz’in bu sözleriyle aşı olmayan herkesin iş yerlerinden, üniversitelerden ve hatta parlamentolardan fiilen dışlanmasını desteklediğini savundu.

CDU Milletvekili açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu tür açıklamalar yapan, daha sonra sözlerini hiçbir zaman geri almayan veya en küçük bir düzeltme ve yumuşatma ihtiyacı bile duymayan biri, bir soruşturma komisyonundan haklı olarak korkar. ABD’de ortaya çıkan bulgular, o dönemde ‘komplo teorisi’ denilerek susturulan bütün endişeleri doğruluyor. Bu gerçekler, Almanya’daki siyasi düzen tarafından bugün bile inkâr ediliyor.”

Basın sorusuna yalnızca CDU Milletvekili Saskia Ludwig ile Almanya için Alternatif (AfD) Meclis Grubu cevap verdi.

AfD’nin sağlık politikaları sözcüsü Martin Sichert de Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonu kurulmasının gerekli olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Fauci’nin açıklamaları, Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonuna ne kadar ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha gösteriyor. Başta aşılama ve bunun sonucunda meydana gelen zararlar olmak üzere yaşananların tamamı acilen araştırılmalıdır.”

Sichert, aşılamanın gönüllülük esasına dayanmadığını, 2G ve 3G uygulamaları gibi düzenlemelerle yoğun devlet baskısına bağlandığını savundu:

“Aşı gönüllü değildi. Aksine, 2G ve 3G düzenlemeleri gibi uygulamalar yoluyla ağır bir devlet baskısıyla bağlantılıydı.”

AfD Sözcüsü, Fauci’nin açıklamalarının Almanya’da da yayılan bir başka söylemi çürüttüğünü ileri sürdü:

“Fauci’nin açıklaması, Almanya’da da yayılan ‘aşının hamileler için güvenli olduğu’ yönündeki bir başka anlatının hükûmetin sahte haberi olduğunu gösteriyor. Mağdurların gerekli tazminatlar için başvurabilmesi ve ihtiyaç duydukları desteği alabilmesi amacıyla hükûmetin aşılarla bağlantılı bütün yalanları araştırılmalıdır.”

#almanya#deutschland#avrupa#corona#Impfschaden

Continue Reading

Dünya

KANADA’DA COVID AŞISI SONRASI SAĞLIK SORUNLARI PARLAMENTODA DİNLENECEK

yazar

Published

on

By

Kanada’da Muhafazakâr milletvekili Dean Allison, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşadıklarını belirten kişilerin dinleneceği dört günlük bir oturum düzenliyor. Parlamentoda gerçekleştirilecek etkinlikte ifade vermek için şimdiden binden fazla kişi başvurdu.

Niagara West bölgesi Muhafazakâr Milletvekili Dean Allison’ın öncülüğündeki “Allison Inquiry”, 8 Eylül 2026’da Ottawa’daki Parliament Hill’de başlayacak ve dört gün sürecek.

Oturumun amacı, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşayan Kanadalılara kamuoyu önünde konuşabilecekleri bir platform sunmak. Şimdiye kadar binden fazla vatandaş yemin altında ifade verebilmek için başvuruda bulundu. Başvuranlar arasından 50 kişi seçilecek ve oturumlar canlı yayımlanacak.

“Suçlama değil, dinleme amacı taşıyor”

Allison’ın Covid döneminin değerlendirilmesine yönelik izlediği yolun suçlayıcı olmayacağı belirtiliyor. Allison, ne birilerini suçlamayı ne de Kanada’nın Covid politikalarını yeniden değerlendirmeyi amaçladığını, öncelikle mağdurları dinlemek istediğini ifade ediyor.

Allison, temmuz ayında yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Ülkenin dört bir yanından yüzlerce Kanadalı bize ulaştı. Bugüne kadar yaşamaya devam ettikleri fiziksel, duygusal, maddi ve kişisel zorlukları anlattılar.”

“Allison Inquiry”nin herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadığı ve kâr amacı gütmeyen Covid Testimony Association tarafından desteklendiği bildirildi.

Oturumların sonunda panel üyeleri bazı soruları Kanada Parlamentosuna iletebilecek. Ancak parlamentonun bu soruları ele alma veya cevaplandırma zorunluluğu bulunmuyor.

58 bin istenmeyen olay bildirildi

Kanada Sağlık Bakanlığının resmî verilerine göre Ocak 2024’e kadar Covid-19 aşılarının ardından yaklaşık 58 bin istenmeyen olay bildirildi.

Bunların 11 binden fazlası ciddi vaka olarak kayıtlara geçti. Bu sayı, uygulanan bütün aşı dozlarının yaklaşık yüzde 0,011’ine karşılık geliyor. Ancak gerçek sayının resmî kayıtlara yansıyandan çok daha yüksek olabileceğini düşünenlerin sayısı da az değil.

Kanada’daki aşı zararı tazminat programına 3 bin 500’den fazla başvuru yapıldı. Bunlardan yalnızca 252’si 2025 yılına kadar kabul edildi. Mağdurlara toplam 21 milyon dolar tazminat ödendi.

İkinci dozdan sonra 17 gün hastanede kaldı

Oturumda ifade vermesi planlanan kişilerden biri Carrie Sakamoto.

Sakamoto, 2021 yılında ikinci aşı dozunun ardından Bell felci geçirdi. Hastanede 17 gün tedavi gördü ve daha sonra 62 bin dolar tazminat aldı.

Ancak Sakamoto, devam eden sağlık sorunları ve itiraz süreçleriyle hâlâ mücadele ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Ben aşılara karşı değilim. Ancak kendi yaşadıklarımdan dolayı bu aşı hakkında sorularım var.”

46 yaşında çalışmayı bırakmak zorunda kaldı

Benzer bir açıklama, CANrise19 destek grubundan Michelle Worton’dan geldi.

Worton, ikinci aşı dozunun ardından ağır nörolojik ve sistemik sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Sağlık durumunun ağırlaşması nedeniyle 46 yaşında tıbbî gerekçelerle emekliye ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.

Liberal çevrelerden eleştiri

Etkinlik daha başlamadan liberal çevrelerin eleştirileriyle karşılaştı. Eleştirilerde oturumun tek taraflı olduğu, Kanada Parlamentosu tarafından resmen yetkilendirilmediği, herhangi bir resmî makam yetkisine sahip olmadığı ve “dengeli” bir bilimsel değerlendirme sunmayacağı ileri sürülüyor.

Şimdiye kadar girişime aktif destek verenlerin yalnızca Muhafazakârlar olduğu belirtiliyor. Diğer siyasi çevreler ise görünüşe göre konuyla ilgilenmek istemiyor.

Dean Allison, oturumları uzun süredir görmezden gelindiğini düşündüğü insanların seslerini duyurabilmeleri için atılmış ilk adım olarak değerlendiriyor.

“Allison Inquiry”, 8-11 Eylül 2026 tarihleri arasında Ottawa’daki Parliament Hill’de düzenlenecek.

Kaynak: TKP / Kanada
#kanada#impfschaden#haber#news#viral

Continue Reading

Dünya

COVID AŞILARI SONRASI DÜŞÜK TARTIŞMASI BÜYÜYOR

yazar

Published

on

By

ABD’de eski hükûmet danışmanı Anthony Fauci’ye yönelik eleştiriler dinmiyor. ABD Senatosunun yürüttüğü incelemelerde, pandemi dönemine ait dikkat çekici yeni bilgiler neredeyse her gün kamuoyuna yansıyor. Covid dönemine ilişkin yürütülen değerlendirmeler, muhtemel aşı risklerinin o dönemde nasıl ele alındığı konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor.

Tartışmaların merkezinde, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünün (NIAID) eski direktörü ve ABD hükûmetinin en etkili Covid danışmanlarından biri olan Anthony Fauci bulunuyor.

ABD Senatosundaki bir komite önünde ifade veren Amerikalı kadın hastalıkları uzmanı, ilk üç aylık dönemde düşük oranının yüzde 82’ye ulaşmış olabileceğini ileri sürdü. Milyarder bir yatırımcı ise eşinin Covid döneminde yedi kez düşük yaptığını açıkladı.

Fauci’nin kurum içi mesajları ortaya çıktı

ABD Senatosunun incelemeleri, pandemi dönemine ait yeni kurum içi mesajları ve belgeleri gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.

Anthony Fauci ile dönemin ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Direktörü Rochelle Walensky arasında 25 Ocak 2021’de gerçekleşen mesajlaşma özellikle dikkat çekti.

Fauci, mesajında Covid aşısından sonra ortaya çıkabilecek muhtemel düşük riski hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İkinci dozdan sonra birçok kişide ciddi sitokin fırtınaları ve ateş görüldüğü için bunun teorik olarak ilk üç aylık dönemdeki düşüklerle bağlantılı olması mümkün olabilir.”

Fauci burada kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu ileri sürmüyordu. Ancak doğmamış bebekler açısından olası bir riskten söz ediyordu. Amerikan kamuoyu ise bu kurum içi değerlendirmeden haberdar edilmedi.

Dokuz gün sonra: “Herhangi bir uyarı işareti yok”

Fauci, yalnızca dokuz gün sonra kamuoyuna çok daha rahatlatıcı bir açıklama yaptı.

3 Şubat 2021’de tıp dergisi JAMA’nın düzenlediği bir görüşmede, ABD Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) o tarihe kadar elde ettiği bulgular hakkında konuşan Fauci, hamileler açısından “herhangi bir uyarı işareti bulunmadığını” söyledi.

Fauci, bu açıklamasını o güne kadar elde edilen verilerle sınırlandırdı. Ancak kurum içinde, ikinci aşı dozuna karşı oluşan güçlü tepkinin teorik olarak ilk üç aylık dönemdeki düşüklerle bağlantılı olabileceği ihtimalini tartışırken, birkaç gün sonra kamuoyuna o ana kadar herhangi bir uyarı işareti görülmediği mesajını verdi.

Fauci, yılın ilerleyen dönemlerinde Covid aşısı lehindeki tutumunu daha da güçlendirdi.

Bill Ackman yedi düşük yaşandığını açıkladı

Ortaya çıkan bilgiler ABD’de son derece duygusal bir tartışmaya yol açtı. X platformunda iki milyondan fazla takipçisi bulunan milyarder fon yöneticisi Bill Ackman da tartışmaya katıldı.

Ackman, kendisi ve eşi Neri Oxman hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Neri ve ben, Covid döneminde ikinci bir çocuk sahibi olmaya çalışırken yedi düşük yaşadık. Daha sonra artık zamanımız kalmadı. Fauci bunu yaparken ne düşünüyordu?”

ABD’li doktor: Düşük oranı yüzde 82

Amerikalı kadın hastalıkları uzmanı James A. Thorp’un açıklaması ise tartışmayı daha da büyüttü.

Thorp, geçen yıl ABD Senatosu Daimî Soruşturmalar Alt Komitesi önünde hamilelik dönemindeki aşı güvenliği hakkında ifade verdi. Yazılı açıklamasında, Covid aşılarının hamilelerdeki güvenliği konusunda sıkça atıfta bulunulan bir araştırmayı ele aldı.

Thorp şu iddiada bulundu:

“Araştırmanın yazarları düşük oranının yüzde 12,6 olduğunu ileri sürdü. Ancak ham veriler, ilk üç aylık dönemde aşılanan kadınlarda düşük oranının yüzde 82 olduğunu gösteriyordu. Bu oran, Pfizer’ın pazarlama sonrası 5.3.6 numaralı verilerinde belirtilen yüzde 81’lik düşük oranıyla da örtüşüyor.”

Thorp’un hesapladığı yüzde 82 oranının bilimsel açıdan ne kadar sağlam olduğu ayrı bir tartışma konusu. Bu rakam, yayımlanan verilerin Thorp tarafından yorumlanmasına dayanıyor ve ilk araştırmanın yazarları tarafından açıklanan düşük oranı değil.

Ancak tam da bu nedenle açık ve kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuluyor. Özellikle hamilelere uygulanan tıbbî bir müdahale ve doğmamış bebeklerin yaşamı söz konusu olduğunda bu tür işaretlerin dikkatle incelenmesi gerekiyor.

Covid döneminin değerlendirilmesi henüz bitmedi

ABD’de pandemi dönemine ilişkin değerlendirmeler sona ermiş değil. Belgeler ortaya çıkarılıyor, açıklamalar yeniden inceleniyor ve dönemin sorumluları kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla karşı karşıya getiriliyor.

Siyasetin ve medyanın büyük bir bölümü Covid dönemini çoktan kapanmış bir konu olarak görmek istese de pandemi dönemine ilişkin soru işaretlerinin giderilmesini isteyen kamuoyu kesimleri, benzer bir değerlendirmenin yalnızca Almanya’da değil; İsviçre, Avusturya ve diğer Avrupa ülkelerinde de kapsamlı, şeffaf ve bağımsız biçimde yapılmasını bekliyor.

#covid#corona#haber#news#haberler

Continue Reading

Trendler