Connect with us

İsviçre

Organik Sütte Büyük İndirim: Migros, Coop, Aldi ve Lidl Fiyatları Neden Düşürdü?

yazar

Published

on

Migros, Coop, Aldi ve Lidl, İsviçre’nin en çok sevilen ürünlerinden biri olan organik süt için aynı anda büyük indirimler yaptı. Peki, ne değişti? Maliyetler mi düştü yoksa yıllardır bu ürünleri olması gerektiğinden daha pahalıya mı satıyorlardı, yani bizi yıllardır kazıklıyorlar mıydı?

İsviçreli tüketiciler için önemli bir ürün olan organik süt, market raflarında büyük bir fiyat savaşıyla karşı karşıya. Migros, Coop, Aldi ve Lidl, bu ürünü neredeyse aynı anda ve bir gecede belirgin şekilde ucuzlattı.

Migros’ta bir litre organik süt yakın zamana kadar 2 Frank’tı. Şimdi ise 1.85 Frank’a satılıyor. Bu fiyat, Migros’un normal süt için talep ettiği 1.80 Frank’a oldukça yakın. Aldi ve Lidl ise bir litre organik sütü 1.80 Frank’a satıyor. En pahalı olan Coop bile fiyatını 2 Frank’tan 1.90 Frank’a düşürdü.

Swissmilk Onaylıyor

Sektör birliği Swissmilk, Federal Tarım Ofisi’nin (BLW) verilerine dayanarak bu fiyat düşüşünü doğruladı. 2023 yılında bir litre organik süt ortalama 1.96 Frank iken, şimdi 1.91 Frank.

Peki, Bu Fiyat Düşüşü Nasıl Mümkün Oldu?

Swissmilk’e göre bu durum çiftçilerin zararına değil. Çiftçiler, sütleri için geçen yıl olduğu gibi aynı parayı alıyor. Ayrıca organik süt fazlası da yok, hatta üretim biraz azalmış durumda. Bu durumda fiyatların düşmesi değil, artması beklenirdi.

Perakendecilerin Stratejileri

Migros, Coop, Lidl ve Aldi birdenbire organik süt konusunda daha verimli çalışıyor olabilir ve bu verimlilik kazançlarını müşterilere yansıtıyor olabilir. Ya da bu indirimler kar marjlarını düşürüyor olabilir. Muhtemelen öyle. Migros yetkilileri : „Piyasa durumuna bağlı olarak sütü ucuzlattık. Diğer marketler fiyatı düşürdü ve biz de onları takip ettik,“ diyor. Hammadde fiyatlarında bir düşüş olmadığını belirtiyorlar.

Fiyat Denetleyicisi ile Anlaşmazlık

Bu fiyat indirimi nasıl mümkün oldu? Organik süt son zamanlarda aşırı pahalı mıydı? İsviçre’de yıllardır organik ürün fiyatlarıyla ilgili tartışmalar devam ediyor. Avrupa’nın başka hiçbir yerinde fiyatlar bu kadar yüksek değil. Organik etiketli bir ürün, normal bir ürüne göre ortalama %50 daha pahalı. Her beş tüketiciden sadece biri bu farkı ödemeye razı.

2023’ün başlarında, Fiyat Denetleyicisi tartışmayı daha da ateşledi. O da organik ürünlerin aşırı pahalı olduğu sonucuna vararak Migros ve Coop’u fiyatları düşürmeye çağırdı. Ancak o zaman süt fiyatları incelemenin bir parçası değildi.

Perakendeciler, organik ürünlerle aşırı kar elde ettikleri iddiasına karşı çıkıyorlar. Örneğin Aldi, „Fiyatlandırmada geleneksel ve organik ürünler arasında fark yapmıyoruz. Her ikisi için de aynı marjları uyguluyoruz,“ diyor. Diğer market zincirleri de benzer şekilde savunma yapıyorlar.

Rakamlar her zamanki gibi marketlerde saklı kalıyor. Bu yüzden, tatlı-yağlı sütü içerken, şimdiye kadar belki de fazla ödediğimiz düşüncesi can sıkıcı bir tat bırakıyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te bir mülteci 9. kattan atlayarak hayatına son verdi

yazar

Published

on

By

Röportaj: Cemil Baysal
Kamptaki tanık: “Bu sadece bir ölüm değil”

İsviçre’de iltica sürecinin yarattığı baskı, bir kez daha trajik bir olayla gündeme geldi. Zürih’te bulunan Triemli mülteci kampında kalan Burundili sığınmacı Davy N., kaldığı odanın penceresinden düşerek hayatını kaybetti.

5 Nisan 2026’da meydana gelen olayın, İsviçre medyasında geniş yer bulmaması dikkat çekerken, kampta kalan diğer sığınmacılar arasında büyük bir şok ve üzüntüye yol açtı.

Yaklaşık üç yıldır İsviçre’de bulunan ve iltica başvurusu reddedilen 31 yaşındaki Davy N.’in sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğu öğrenildi.

Ölümün ardından gündeme gelen sorular

Olayın ardından kamp sakinleri ve mülteci hakları savunucuları, özellikle psikolojik destek mekanizmalarının yeterliliğini ve süreçte olası ihmalleri tartışmaya açtı.

Paylaşılan bilgilere göre Davy N.’in, yaşamını yitirmeden kısa süre önce psikolojik sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, ancak iki gün sonra yeniden kampa gönderildiği belirtildi. Bu süreçte sınır dışı edilme baskısı altında olduğu ifade ediliyor.

Sessiz anma, dikkat çeken mesajlar

Davy N.’in hayatını kaybettiği noktada, “Sınır Dışı Edilmelere Karşı İttifak” ve arkadaşları tarafından bir anma düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda, olayın yalnızca bireysel bir kayıp olmadığı, daha geniş yapısal sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

İttifak adına konuşan Christoph H., başta İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM) olmak üzere yetkili kurumların süreci değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Tanık anlatımı: “Bu sistem insanı tüketiyor”

Kampta kalan Türkiye kökenli bir mülteci, yaşananların bireysel bir olaydan öte sistemsel bir sorun olduğunu dile getirdi:

“Bu sadece bir kişinin kararı değil. Bu şartlar insanı o noktaya getiriyor. Bu sistem insanları zamanla tüketiyor. Bazıları buna dayanamayabiliyor.”

Tanık, mültecilerin karşılaştığı zorlukların yalnızca kamplarla sınırlı olmadığını belirterek, göç yolculuğunun da ciddi riskler içerdiğine dikkat çekti.

“Kimse keyfinden mülteci olmaz”

Tanık, mültecilerin ülkelerini terk etme nedenlerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Hiç kimse keyfinden ülkesini bırakmaz. İnsanlar yaşamak için geliyor. Kendi ülkelerinde yaşayamadıkları için yola çıkıyorlar.”

Avrupa’daki uygulamalara da değinen tanık, iltica politikalarının insani boyutunun daha fazla dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Tartışma yeniden gündemde

Davy N.’in ölümü, İsviçre’deki mülteci kamplarındaki yaşam koşulları, iltica süreçlerinin uzunluğu ve psikolojik destek imkanları gibi konuları yeniden gündeme taşıdı.

Düzenlenen anma etkinliği, “Yalnız değilsiniz” mesajıyla sona ererken, daha insani koşullar için çağrılar yapıldı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Musk’ın yapay zekâsına soruşturma: Keller-Sutter şikâyetçi oldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’de, Elon Musk’a ait X platformunda geliştirilen yapay zekâ sohbet botu “Grok” üzerinden üretilen içerikler yargıya taşındı. Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter hakkında sosyal medyada yayılan cinsiyetçi ve hakaret içeren ifadeler üzerine Bern-Mittelland Savcılığı soruşturma başlattı.

Olay, bir kullanıcının Grok’a verdiği komutlar sonucunda, Keller-Sutter’a yönelik aşağılayıcı ve cinsiyetçi ifadelerin üretilmesiyle ortaya çıktı. Söz konusu içerik kısa sürede silinse de, konu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Şikâyetin bizzat Keller-Sutter tarafından “faili meçhul” olarak yapıldığı bildirildi. Bakanlık yetkilileri, özellikle kadın siyasetçilere yönelik nefret söylemlerine karşı hukuki sürecin işletilmesinin önemine dikkat çekti.

Soruşturma kapsamında yalnızca içeriği üreten kullanıcı değil, aynı zamanda yapay zekâ sisteminin ve platformun sorumluluğu da değerlendiriliyor. Savcılık, Grok’un bu tür içerikleri üretmesine imkân tanıyıp tanımadığını ve X platformunun denetim yükümlülüklerini incelemeye aldı.

Yetkililer, bu dosyanın İsviçre’de yapay zekâ kaynaklı hakaret ve nefret söylemi konusunda emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle dijital platformların ve yapay zekâ araçlarının hukuki sorumluluğunun sınırları bu süreçte netleşebilir.

Avrupa genelinde de benzer tartışmalar sürüyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yanıltıcı veya zarar verici içeriklere karşı hem ulusal hem de Avrupa Birliği düzeyinde yeni düzenlemeler gündemde.

Soruşturmanın ilerleyen süreçte hem kullanıcı hem de platform açısından önemli hukuki sonuçlar doğurması bekleniyor.

Continue Reading

Avrupa

Avrupa’dan İsviçre’ye yoğun göç: Almanya, İtalya ve Fransa ilk sırada

yazar

Published

on

By

İsviçre’de göç konusu, yaklaşan referandum öncesinde yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşti. Resmi veriler, ülkeye yönelik göçün büyük bölümünün Avrupa ülkelerinden gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

2025 yılında İsviçre’ye net yaklaşık 75 bin kişi göç etti. Bu kişilerin yüzde 68’i Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkelerinden gelirken, yüzde 32’si üçüncü ülkelerden oluştu. Avrupa’dan gelen göçte Almanya, İtalya ve Fransa ilk sıralarda yer aldı.

Uzmanlar, İsviçre’ye yönelik bu yoğun göçün temel nedenlerinden birinin ekonomik faktörler olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi komşu ülkelerde yaşayan birçok kişi, daha yüksek maaşlar ve güçlü iş imkânları nedeniyle İsviçre’yi tercih ediyor. Ülkedeki ücret seviyesinin Avrupa ortalamasının üzerinde olması, nitelikli iş gücü için önemli bir çekim unsuru oluşturuyor.

Federal makamların verilerine göre, Avrupa’dan gelen göçmenlerin yüzde 71’i iş amacıyla İsviçre’ye geliyor. Aile birleşimi yaklaşık yüzde 20, eğitim amaçlı göç ise yüzde 7 seviyesinde bulunuyor.

Üçüncü ülke vatandaşlarında ise göç nedenleri farklılık gösteriyor. Bu grupta en yaygın neden yüzde 42 ile aile birleşimi olurken, yüzde 23’lük kesim iltica başvuruları kapsamında ülkeye geliyor. 2025 yılında İsviçre’de 25 bin 781 iltica başvurusu yapılırken, 7 bin 382 kişiye koruma statüsü verildi, 5 bin 5 kişi ise geçici olarak kabul edildi.

İş gücü piyasasında da belirgin farklar dikkat çekiyor. Avrupa’dan gelen göçmenlerin istihdam oranı yüzde 86,8 ile yerli nüfusun (yüzde 84,9) üzerinde seyrederken, üçüncü ülke vatandaşlarında bu oran daha düşük seviyede kalıyor.

İsviçre ekonomisinin sanayi, sağlık, hizmet ve inşaat sektörlerinde hem yüksek nitelikli hem de sezonluk iş gücüne ihtiyaç duyması, göçün büyük ölçüde iş gücü talebiyle şekillendiğini ortaya koyuyor.

14 Haziran’da oylanacak girişim ise ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılmasını öngörüyor. Referandum öncesinde göç verileri ve ekonomik etkileri kamuoyunda yoğun şekilde tartışılmaya devam ediyor.

Continue Reading

Trendler