Connect with us

Gündem

LONG COVID HASTALARI SİGORTALARA DAVA AÇTI – KAN YIKAMA TERAPİSİ HUKUKİ MÜCADELEDE

yazar

Published

on

Covid-19 pandemisinin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen, birçok kişi hâlâ hastalığın uzun vadeli etkileriyle mücadele ediyor. İsviçre’nin Aargau kantonundan iki Long Covid hastası, sağlık durumlarını iyileştirmek amacıyla kan yıkama (Blutwäsche) tedavisi gördü. Ancak sağlık sigortaları, bu tedavinin maliyetini karşılamayı reddediyor ve konu mahkemelere taşınmış durumda.

MAHKEME KARARLARI SÜRECİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR

Bu hastalardan biri, „Long Covid Schweiz“ organizasyonunun danışma kurulunda yer alan radyo sunucusu Christian Salzmann. Kasım 2020’de Covid-19’a yakalandıktan sonra aylarca iyileşemedi. „Long Covid Schweiz“ internet sitesine göre, çeşitli ilaçlarla birlikte uygulanan kan yıkama tedavisi, Salzmann’ın sağlığını önemli ölçüde düzeltti.

Bu tedavi için dokuz seans alan Salzmann, toplamda 20.000 Frank harcadı. Ancak dönemin sağlık sigortası olan Helsana, tedavinin Long Covid üzerindeki etkisinin bilimsel olarak yeterince kanıtlanmadığını belirterek masrafları karşılamayı reddetti. Şirket, kendi güvenilir hekimlerinin değerlendirmesine dayanarak bu kararı aldığını açıkladı.

FEDERAL MAHKEME: „SADECE ŞÜPHE DUYMAK YETERLİ DEĞİL“

Bunun üzerine Salzmann, Aargau Sigorta Mahkemesi’ne dava açtı, ancak mahkeme talebini reddetti. Fakat Şubat 2024’te İsviçre Federal Mahkemesi konuyu ele aldı ve farklı bir değerlendirmede bulundu.

Mahkeme, kan yıkama terapisinin „açıkça etkisiz, uygunsuz veya ekonomik olmayan“ bir yöntem olduğuna dair bilimsel bir fikir birliği olmadığını belirtti. Bu nedenle, sigortaların yalnızca yöntemin etkinliğini sorgulayarak ödeme yapmayı reddetmesinin yeterli olmayacağına karar verdi.

Ancak mahkeme, Helsana’nın doğrudan ödeme yapmasını da zorunlu kılmadı. Bunun yerine, sigortanın vakayı tekrar değerlendirmesi gerektiğini belirterek dosyayı geri gönderdi. Böylece tedavi masraflarının karşılanıp karşılanmayacağı sorusu yanıtsız kaldı.

YENİ BİR LONG COVID DAVASI GÜNDEMDE

Benzer bir durum, Aargau kantonunda başka bir Long Covid hastasının başına geldi. Bu hasta, üç seanslık kan yıkama terapisi için 6.000 Frank ödedi. Ancak sağlık sigortası CSS, tedavinin tıbbi olarak reçetelendirilmediğini ve bilimsel olarak güçlü bir kanıta dayanmadığını öne sürerek masrafları karşılamayı reddetti.

Aargau Sigorta Mahkemesi ise bu kez hastanın lehine bir karar verdi. Mahkeme, tedavinin bir doktor tarafından uygulandığını ve bu nedenle tıbbi olarak reçetelendirilmiş sayılması gerektiğini belirtti. Ayrıca mahkeme, tedavinin etkililiğini yalnızca sorgulamanın yeterli olmadığını, aksine etkili olduğu varsayımının geçerli olması gerektiğini ifade etti.

SİGORTALAR KAN YIKAMA TEDAVİSİNİN ETKİNLİĞİNİ ARAŞTIRACAK

Mahkeme, CSS sigortasına kan yıkama terapisinin Long Covid hastaları üzerindeki etkinliğini bilimsel olarak araştırma yükümlülüğü getirdi. Bu doğrultuda sigorta şirketinin, uzman bir rapor hazırlatarak tedavinin etkisini değerlendirmesi gerekecek. Elde edilecek verilere göre, sigortanın ödeme yapıp yapmayacağına yeniden karar verilecek.

Bu gelişmeler, Long Covid hastaları için umut verici bir sürecin başlangıcı olabilir. Sigorta şirketlerinin yeni tedavi yöntemlerine yönelik daha kapsamlı değerlendirmeler yapması gerekecek. Ancak şu an için kan yıkama tedavisinin sağlık sigortaları tarafından karşılanıp karşılanmayacağı belirsizliğini koruyor.

Kan Yıkama (Blutwäsche) Nedir?

Kan yıkama (Blutwäsche), tıbbi olarak aferez (Apherese) veya hemofiltrasyon olarak da bilinen bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemde hastanın kanı özel bir filtreleme cihazından geçirilerek belirli maddeler (örneğin, iltihaplanmaya neden olan proteinler, antikorlar veya zararlı maddeler) temizlenir ve ardından tekrar vücuda geri verilir.

Long Covid hastaları için uygulanan kan yıkama tedavisi genellikle LDL aferezi veya immünadsorpsiyon gibi yöntemleri içerir. Amaç, Covid-19 sonrası oluşan kronik inflamasyon (iltihaplanma), damar tıkanıklıkları ve otoimmün reaksiyonları azaltarak hastanın semptomlarını hafifletmektir.

Ancak bu tedavinin Long Covid üzerindeki etkinliği bilimsel olarak yeterince kanıtlanmış değil ve bu nedenle İsviçre’deki sağlık sigortaları (örneğin, Helsana ve CSS) bu yöntemin masraflarını karşılamayı reddediyor. Sigortalar ve hastalar arasındaki hukuk mücadelesinin temel sebebi de bu: Kan yıkama gerçekten etkili mi, yoksa sadece pahalı ve bilimsel desteği zayıf bir yöntem mi?

Bazı Long Covid hastaları, bu tedaviyi aldıktan sonra belirgin iyileşme yaşadıklarını söylese de, tıbbi otoriteler kesin bir kanıt olmadığı sürece bu yöntemi standart bir tedavi olarak kabul etmiyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Batı İsviçre’de Kreş Skandalları Sonrası Yeni Tartışma: Çocuk İstismarı Vakalarını ABD Tespit EttiPeki ABD Yardımı Olmadan İsviçre Bu İstismarları Tespit Edemiyor mu?

yazar

Published

on

By

İsviçre’de son dönemde ortaya çıkan kreş merkezli çocuk istismarı dosyaları, yalnızca adli boyutuyla değil, ülkenin dijital suçlarla mücadeledeki teknik kapasitesi açısından da ciddi tartışma yarattı. Bern ve Winterthur’daki kreşlerde yaşandığı öne sürülen çocuk istismarı vakalarının, ABD merkezli bir ihbar sistemi sayesinde ortaya çıkması dikkatleri İsviçre’nin mevcut denetim altyapısına çevirdi.

Uzmanlara göre sorun, İsviçre makamlarının hiçbir şey yapmaması değil; dijital pedokriminal suçların büyük bölümünün bugün küresel teknoloji şirketlerinin kontrolündeki platformlar üzerinden tespit edilmesi.

Google, Meta, Microsoft, Dropbox gibi şirketlerin merkezlerinin ABD’de bulunması nedeniyle, çocuk istismarı içeriklerine ilişkin şüpheli veriler Amerikan yasaları kapsamında zorunlu olarak National Center for Missing and Exploited Children (NCMEC) adlı kuruma bildiriliyor. Bu kurum daha sonra İsviçre bağlantılı verileri Fedpol’e iletiyor.

Başka bir ifadeyle; İsviçre çoğu zaman suçun ilk tespitini yapan taraf değil, ABD’den gelen ihbar sonrası harekete geçen taraf konumunda kalıyor.

İsviçreli güvenlik uzmanları bunun özellikle dijital suçlarda önemli bir bağımlılık yarattığını belirtiyor. Çünkü içeriklerin büyük kısmı İsviçre merkezli platformlarda değil, uluslararası teknoloji altyapılarında dolaşıyor.

Eleştirilerin merkezinde ise şu soru yer alıyor:

“ABD’den ihbar gelmese İsviçre bu vakaları ne kadar erken tespit edebilirdi?”

Özellikle Bern–Winterthur dosyasında daha önce bazı şüphelerin ortaya çıktığı ancak yeterli delil bulunamadığı için soruşturmanın ilerlemediği belirtiliyor. Nihai kırılma noktası ise ABD kaynaklı dijital ihbar oldu.

Hukukçular ve çocuk koruma uzmanları, İsviçre’nin kendi ulusal dijital ihbar ve takip sistemini güçlendirmesi gerektiğini savunuyor. Mevcut durumda Amerikan teknoloji şirketlerinin gönüllü veya yasal bildirim mekanizmaları olmadan birçok dijital istismar ağının tespit edilmesinin çok daha zor hale geldiği ifade ediliyor.

Siyasi çevrelerde ise özellikle İsviçre merkezli hosting ve bulut hizmeti sağlayıcılarının daha sıkı denetlenmesi ve şüpheli içerikleri bildirme zorunluluğu getirilmesi yönünde yeni düzenlemeler tartışılıyor.

Uzmanlara göre dijital suçlarla mücadelede artık klasik polis yöntemleri tek başına yeterli değil. Yapay zekâ destekli içerik taramaları, uluslararası veri paylaşımı ve teknoloji şirketleriyle koordinasyon, çocuk istismarıyla mücadelede belirleyici unsur haline gelmiş durumda.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Aşırı Dolu Tren Krizi: SBB Yolcuları Trenden İnmeye Davet Etti

yazar

Published

on

By

İsviçre Federal Demiryolları’na (SBB) ait Zürih–Lozan seferini yapan Intercity treni, cuma akşamı aşırı yoğunluk nedeniyle kısa süreli krize sahne oldu. Uzun Pfingsten tatili öncesinde artan yolcu trafiği nedeniyle tamamen dolan trende, bazı yolculardan güvenlik gerekçesiyle inmeleri istendi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre özellikle Zürih Havalimanı’ndan büyük valizlerle gelen yolcular nedeniyle trenin giriş bölümleri tamamen doldu. Yoğunluk öyle bir seviyeye ulaştı ki, birinci sınıf vagonlarda dahi yolcular ayakta seyahat etmek zorunda kaldı.

Bunun üzerine tren görevlileri anons yaparak, “Aşırı doluluk nedeniyle tren yoluna devam edemiyor” uyarısında bulundu. Ayakta duran ve oturma yeri bulunmayan yolculardan gönüllü olarak inmeleri talep edildi.

Benzer durum Olten durağında da tekrar yaşandı. Yaşanan yoğunluk nedeniyle tren yaklaşık 15 dakika gecikmeli sefer yaptı.

📌 Peki SBB yolcuyu trenden indirebilir mi?

Olay sonrası sosyal medyada en çok tartışılan konulardan biri de bu oldu.

SBB’nin açıklamasına göre şirketin “taşıma yükümlülüğü” bulunuyor ve yolcular doğrudan zorla trenden çıkarılamıyor. Ancak tren personeli, güvenlik riskinin oluştuğu durumlarda trenin seferine devam etmeme kararı alabiliyor.

Yetkililer, özellikle koridorların yolcu ve valizlerle kapanmasının acil tahliye durumlarında ciddi risk oluşturduğunu vurguluyor.

SBB yetkililerine göre aşırı doluluk özellikle acil tahliye durumlarında ciddi güvenlik riski oluşturuyor. Koridorların yolcular ve büyük valizlerle kapanması halinde olası bir acil durumda hızlı tahliyenin mümkün olmayabileceği belirtiliyor.

Şirket açıklamasında, trenin güvenli şekilde devam edip edemeyeceğine son kararı tren şefinin verdiği ifade edildi. Yolcu sayısı için resmi bir sayım yapılmasa da tren personelinin mevcut durumu yerinde değerlendirerek karar aldığı aktarıldı.

📌 “Gönüllü inen olmazsa tren iptal edilebilir”

SBB’nin uygulamasına göre yolcular doğrudan zorla indirilmiyor. Ancak yeterli sayıda kişinin gönüllü olarak inmemesi halinde tren seferi tamamen iptal edilebiliyor.

Demiryolu şirketi, bu yöntemin dolaylı baskı yarattığını kabul ederken, çoğu durumda bazı yolcuların bir sonraki treni tercih ederek inmeyi kabul ettiğini belirtiyor.

İsviçre’de son yıllarda özellikle tatil dönemleri ve yoğun hafta sonlarında trenlerdeki aşırı kalabalık sorunu daha sık gündeme geliyor. Artan yolcu sayısı, büyük şehirler ile havalimanı bağlantılarında kapasite tartışmalarını da yeniden gündeme taşımış durumda.

#isviçre #sbb #schweiz #suisse #switzerland🇨🇭

Continue Reading

Gündem

Valais’te Tartışmalı Polis Müdahalesi: 67 Yaşındaki Adam Yaralandı

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Valais kantonunda geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen bir polis operasyonu, aşırı güç kullanımı iddiaları nedeniyle yargıya taşındı. Törbel kasabasında yaşayan 67 yaşındaki Hans Z., oğlunu aramak için evine gelen polis ekiplerinin müdahalesi sırasında ciddi şekilde yaralandığını öne sürerken, olayla ilgili savcılık soruşturmasının hâlen sürdüğü bildirildi.

Blick kaynaklı habere göre olay, 18 Mayıs 2024 tarihinde sabah saatlerinde meydana geldi. Valais Kantonu Polisi’ne bağlı dört memur, birkaç gün önce gerçekleşen bir hırsızlık olayı kapsamında Hans Z.’nin oğlunu bulmak amacıyla eve geldi.

Hans Z.’nin aktardığına göre polis ekiplerine oğlunun yaklaşık bir hafta önce evden ayrıldığını ve artık kendisiyle yaşamadığını söyledi. Ancak polis memurlarının açıklamaya inanmayarak evde arama yaptığı belirtildi.

Aranan kişinin evde bulunamaması sonrası olayın gerginleştiği ifade edilirken, Hans Z. polislerden birinin kendisini sert şekilde duvara ittiğini, kolunu arkaya çevirerek kelepçe taktığını ve cam yüzeye bastırdığını iddia etti.

📌 “Omzum hâlâ iyileşmedi”

Olay sonrası Visp Hastanesi’ne başvuran 67 yaşındaki adama omuz yaralanması teşhisi konuldu. Hans Z., aradan geçen zamana rağmen kolunu hâlâ tam olarak kullanamadığını ve fizik tedavi görmek zorunda kaldığını söyledi.

Kendi işini yapan marangoz Hans Z., yaşadığı sakatlık nedeniyle emeklilik sonrası çalışmaya devam etme planlarının da sona erdiğini belirtti. Birçok işi iptal etmek zorunda kaldığını ifade eden yaşlı adam, olayın hem fiziksel hem de ekonomik açıdan hayatını ciddi şekilde etkilediğini dile getirdi.

Müdahalenin ardından polis memurları hakkında suç duyurusunda bulunan Hans Z., soruşturmanın yavaş ilerlediğini savunarak yetkililere tepki gösterdi.

“Dört polis memuru karşısında tek başımaydım. Buna rağmen yaralandım. Bunun mutlaka sonuçları olmalı,” dedi.

📌 Polis farklı bir tablo çiziyor

Valais Kantonu Polisi, devam eden soruşturma nedeniyle olayın ayrıntılarına ilişkin açıklama yapmazken, savcılık yalnızca dosyanın aktif olarak sürdüğünü doğruladı.

İsviçre basınında yer alan ifade tutanaklarına göre ise olayda adı geçen polis memuru, müdahalenin Hans Z.’nin direnişi nedeniyle gerçekleştiğini savundu.

Polis ifadesine göre yaşlı adam, ekiplerin yatak odasında arama yapmasını engellemeye çalıştı ve fiziksel olarak memurları geri itti. Bunun üzerine güvenlik gerekçesiyle müdahalede bulunulduğu ve kelepçe uygulandığı belirtildi.

Savcılık soruşturmasının, İsviçre’de polis müdahalelerinde güç kullanımı sınırları ve vatandaş hakları açısından emsal oluşturabilecek dosyalardan biri haline gelebileceği değerlendiriliyor.

#suisse #valais #wallis #isviçre #haber

Continue Reading

Trendler