Connect with us

Gündem

KORONA AŞISI GÜRTELROSE ( ZONA) HASTALIĞINI TETİKLEYEBİLİR Mİ?

yazar

Published

on

Corona virüsüne karşı milyonlarca kişiye aşı yapılmasının ardından, aşıların zona riskini artırabileceğine dair birçok bildiri yayılmaya başladı. Ancak bu tür bir bağlantı artık resmi olarak reddedilmiştir. Yine de, farklı kaynaklar, aşıların zona oluşumuna katkıda bulunabileceğine işaret etmektedir.

Yazar: Carina Rehberg
Haberin Hekim Uzmanlık Denetim ve Değerlendirmesi: Gert Dorschner

Corona Aşısı Sonrası Zona?
Zona (diğer adıyla Herpes Zoster), su çiçeği virüsü (Varicella-Zoster Virus) nedeniyle meydana gelir. Bu nedenle sadece çocukluk döneminde su çiçeği geçiren kişiler zona olur. Virüs, iyileşen su çiçeği hastalığı sonrasında vücutta inaktif olarak kalır. Ancak çeşitli tetikleyicilerle yıllar sonra yeniden aktif hale gelebilir ve ağrılı bir Herpes Zoster (zona) hastalığına neden olabilir.

İlk klinik çalışmalarında (2021) Corona aşılarının güvenliği üzerine yapılan testlerde, mRNA aşıları nedeniyle zona vakalarının artışı bildirilmemişti. 2022 yılına ait başka bir çalışmada ise, 2 milyon kişilik aşılı verilerle zona için bir risk artışı gözlemlenmediği belirtilmiştir.

Ancak şu anda, birçok başka araştırma ve vaka raporu, aşıların zona oluşumuyla ilişkilendirilebileceğini göstermektedir, özellikle mRNA aşıları için.

mRNA Aşısı Sonrası Zona
EudraVigilance veritabanına göre, Biontech aşısı sonrasında 15.887 zona vakası bildirilmiştir, bu da bu aşı ile bildirilen tüm yan etkilerin %1,5’ine denk gelmektedir. EudraVigilance, Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından yönetilmektedir ve Avrupa Ekonomik Alanı’nda (EEA) onaylanmış ya da klinik çalışmalarda test edilen ilaçlarla ilgili yan etki verilerinin toplanıp analiz edilmesine yardımcı olmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki VAERS sistemine göre ise, Biontech aşısı sonrası 1257 zona vakası (bildirilen olayların %0,5’i) kaydedilmiştir.

Birçok vaka raporu da bu ilişkiyi desteklemektedir, örneğin:

  • Madrid’deki bir üniversite hastanesinden 5 rapor,
  • Las Vegas’taki bir dermatoloji kliniğinden 20 vaka,
  • İsrail’deki bir romatoloji merkezinden 6 vaka.

Biontech Aşısı ile Diğer Aşılar Arasında Farklılıklar
İspanya’da yapılan bir çalışmaya göre, mRNA aşıları (Biontech ve Moderna) sonrasında, AstraZeneca aşısına kıyasla daha fazla zona vakası görülmüştür.
Biontech aşısı sonrasında, Moderna aşısına kıyasla daha fazla zona vakası gözlemlenmiştir.

Hong Kong’daki bir çalışmada ise, Biontech aşısı sonrası zona nedeniyle hastaneye yatışların daha fazla olduğu bulunmuştur.

Corona Aşısı ve Zona Oluşumu
Biontech aşısı güvenlik çalışmasında, aşı sonrası immün sistem üzerinde yapılan araştırmalarda, ilk veya ikinci doz sonrası lenfosit sayısında geçici bir azalma olduğu gözlemlenmiştir. Bu lenfosit düşüşü, bağışıklık sisteminin zayıfladığını gösteren bir işaret olabilir. Varicella-Zoster virüsü, bu dönemi kullanarak yeniden aktif hale gelip zona oluşturabilir.

Ayrıca, mRNA aşılarının, Toll-like reseptör yolunu uyararak (immun reaksiyonunu) Varicella-Zoster virüsünün reaktivasyonunu tetikleyebileceği düşünülmektedir.

Aşı Sonrası Zona Ne Zaman ve Nerede Görülür?
Çoğu vakada, aşı sonrası zona, ilk dozdan sonra görülür, nadiren ikinci doz ya da hatırlatma aşıları sonrasında ortaya çıkar. Aşı sonrası zona vakası, genellikle ilk 3 hafta içinde ortaya çıkar, çoğu vakada ilk 5 gün içinde, döküntüler gövde bölgesinde belirir.

Kimler Risk Altında?
Corona aşısı (Biontech) sonrası zona riski, aşağıdaki kişilerde daha yüksektir:

  • Bağışıklık sistemi zayıf olanlar,
  • Otoimmün hastalığı olanlar,
  • Yüksek tansiyon ve/veya lipid metabolizması bozukluğu olanlar,
  • Yaşlı bireyler,
  • Bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar.

Birçok durumda, bu kişilerde birden fazla hastalık bir arada bulunur (komorbidite), örneğin yüksek tansiyon ve lipid metabolizması bozuklukları gibi.

Riskli Bireyler Bilgilendirilmeli
Aşıların, özellikle Biontech aşısının, riskli bireylerde zona riski oluşturabileceğine dair giderek artan bulgular olduğundan, bu bireylerin uygun şekilde bilgilendirilmesi önerilmektedir.

Bunun yanı sıra, okullarda kullanılan tedaviye yönelik antiviraller (örneğin Valasiklovir) ve hatta aşı öncesi zona aşısı yapılması tavsiye edilmektedir.

Önemli Uyarı
Bu haber , mevcut araştırma ve çalışmalara dayalı olarak hazırlanmış ve doktorlar tarafından (www.zentrum-der-gesundheit.de) gözden geçirilmiştir, ancak kendi başınıza tanı koymak ya da tedavi uygulamak için kullanılmamalıdır. Herhangi bir tedavi yöntemini, doktorunuzla önceden konuşarak değerlendirmeniz gerekmektedir.


Gürtelrose (Zona), Varicella-Zoster virüsü (VZV) nedeniyle ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır. Aynı virüs, su çiçeği hastalığına da yol açar. Çocukluk döneminde su çiçeği geçiren kişilerde, virüs vücutta sinir hücrelerinde uykuya geçer ve yıllar sonra bağışıklık sistemi zayıfladığında tekrar aktifleşebilir. Bu yeniden aktifleşme, gürtelrose (zona) hastalığını tetikler.

Gürtelrose’nin Belirtileri:

  • Ağrı ve Yanma: Gürtelrose genellikle vücudun bir tarafında, sinir yolları boyunca ağrı, yanma, kaşıntı veya batma hissi ile başlar.
  • Döküntüler: Ağrılı bölge üzerinde, sıvı dolu kabarcıklar (veziküller) ortaya çıkar. Bu döküntüler genellikle sırt, göğüs veya yüz gibi vücudun tek bir tarafında görülür.
  • Başka Semptomlar: Ateş, halsizlik, baş ağrısı ve kas ağrıları da görülebilir.

Risk Faktörleri:

  • Yaş: 50 yaş ve üzeri kişilerde daha sık görülür. Yaşla birlikte bağışıklık sistemi zayıflar, bu da virüsün tekrar aktifleşmesine yol açabilir.
  • Bağışıklık Sistemi Sorunları: Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, örneğin kanser tedavisi görenler veya bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar, daha yüksek risk altındadır.
  • Stres ve Yorgunluk: Fiziksel ya da psikolojik stres de gürtelrose gelişimine katkıda bulunabilir.

Tedavi:

Gürtelrose tedavisi genellikle antiviral ilaçlar (örneğin, asiklovir, valasiklovir) ile yapılır. Bu ilaçlar, virüsün yayılmasını ve hastalığın süresini kısaltabilir. Ayrıca ağrı kesiciler ve topikal kremler de tedavi sürecine yardımcı olabilir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te Gizli Çekim İddiası Tepki Yarattı: Kadınları Gizlice Görüntülediği Öne Sürülen Adam Olay Yerinden Kaçtı

yazar

Published

on

By

Teknolojinin gelişmesi ve yüksek çözünürlüklü cep telefonu kameralarının yaygınlaşmasıyla birlikte kamusal alanlarda gizlice görüntü alınması konusu son yıllarda giderek daha fazla tartışılıyor. Özellikle plajlar, parklar ve yüzme alanlarında insanların haberi olmadan fotoğraf ya da video çekilip çekilmediği çoğu zaman anlaşılamıyor. Zürih’te yaşanan son olay ise bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

İsviçre’nin Zürih kentinde yaz aylarının en yoğun açık yüzme alanlarından biri olan Werdinsel’de yaşanan olay kamuoyunda tepkiye neden oldu. İddiaya göre orta yaşlı bir erkek, bölgede güneşlenen, yüzen ve kıyafet değiştiren kadınları cep telefonuyla gizlice görüntüledi.

20 Minuten gazetesinin haberine göre olay cumartesi akşamı meydana geldi. Bölgede bulunan 25 yaşındaki bir kadın gazeteci, şüpheli kişinin çevredeki kadınları sistematik şekilde telefon kamerasıyla kayda aldığını fark ettiğini söyledi. Gazeteci, adamın özellikle kıyafet değiştiren ve üstünü değiştirdiği sırada kısa süreliğine üstsüz kalan kadınlara kamerayı yakınlaştırarak çekim yaptığını iddia etti.

Durumu fark eden gazeteci daha sonra şüpheliyi durdurarak doğrudan yüzleşti. Habere göre adam, görüntü çektiğini kabul ederek özür diledi ve yaptığının yanlış olduğunu bildiğini söyledi. Ancak telefonundaki görüntüleri tamamen silmeyi reddetti.

Kadın gazetecinin aktardığına göre şüphelinin telefon galerisinde çok sayıda kadın fotoğrafı ve videosu bulunuyordu. Şüpheli ilk aşamada bazı dosyaları sildi ancak görüntüleri telefonun çöp kutusundan kalıcı olarak kaldırmayı kabul etmedi. Tartışmanın ardından ise olay yerinden hızla uzaklaştı.

Gazeteci, şüphelinin davranışlarının kendisini ciddi şekilde rahatsız ettiğini belirterek, adamın gergin tavırlarının telefonda daha fazla gizli görüntü bulunabileceği endişesi yarattığını ifade etti.

Zürih Şehir Polisi olayın mevcut aşamada doğrudan ceza hukuku kapsamında değil, daha çok kişilik hakları ve özel hayatın korunması çerçevesinde değerlendirilebileceğini açıkladı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan hukukçu Martin Gärtl ise gizlice görüntülenen kişilerin kişilik haklarının ihlal edilmiş olabileceğini ve mağdurların hukuki koruma talep etme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Özellikle yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiği Werdinsel’de yaşanan olay sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, kamusal alanlarda gizli görüntü alma olaylarına karşı daha caydırıcı düzenlemeler ve denetimler yapılması gerektiğini savundu.

Continue Reading

Gündem

Winterthur Saldırganının Babası Blick’e Konuştu: “Oğlum Terörist Değil, Ciddi Psikolojik Sorunlar Yaşıyordu”

yazar

Published

on

By

sviçre’nin Winterthur kentinde üç kişinin yaralandığı bıçaklı saldırının ardından saldırgan Nesip Dedeler’in babası Ayhan Dedeler ilk kez konuştu. İsviçre’nin Blick gazetesine açıklamalarda bulunan baba Dedeler, oğlunun uzun yıllardır psikolojik sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, olayın yalnızca terör boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

31 yaşındaki Nesip Dedeler, perşembe sabahı Winterthur Tren Garı yakınında üç kişiye bıçakla saldırmış, olay sırasında “Allahu Ekber” diye bağırdığı iddia edilmişti. Olayın ardından Zürih Güvenlik Direktörü Mario Fehr saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirmiş, saldırganın geçmişte radikal çevrelerle bağlantıları bulunduğunu açıklamıştı.

Olay sırasında Türkiye’de bulunan ve Blick gazetesine konuşan Ayhan Dedeler ise oğlunun “terörist” olarak tanımlanmasına karşı çıktı. “Oğlum terörist değil, psikolojik olarak hasta ve yardıma ihtiyacı olan bir insan” diyen baba, ailesinin yıllardır oğlunun tedavi görmesi için çaba gösterdiğini söyledi.

Baba Dedeler, oğlunun geçmişte Winterthur’daki An’Nur Camii çevresinde bulunduğunu ve bu dönemde radikal görüşlerden etkilendiğini kabul etti. Aynı çevrelerle ilişki kuran diğer iki oğlunun zamanla bu düşüncelerden uzaklaştığını belirten baba, Nesip’in ise hayatını düzene sokmakta zorlandığını ifade etti.

Ailesinin desteğine rağmen uzun yıllardır işsiz olduğunu belirten Ayhan Dedeler, oğlunun sosyal hayattan büyük ölçüde koptuğunu anlattı. “Ne bir işi vardı ne de düzenli bir sosyal çevresi. Yıllardır içine kapanık bir yaşam sürüyordu” dedi.

Baba ayrıca son günlerde oğlunun psikolojik durumunun belirgin şekilde kötüleştiğini öne sürerek, saldırıdan önce psikiyatri kliniğine yatırılmasını olumlu karşıladığını ancak kısa süre sonra taburcu edilmesini anlayamadığını söyledi.

Saldırıda yaralanan kişilere geçmiş olsun dileklerini ileten Ayhan Dedeler, “En büyük temennim yaralıların tamamen iyileşmesi” ifadelerini kullandı.

Winterthur’daki saldırıyla ilgili soruşturma sürerken, İsviçreli yetkililer olayın hem terör bağlantısı hem de saldırganın psikolojik geçmişi açısından çok yönlü olarak incelendiğini açıkladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçreli olduğu yazılan Winterthur’daki Saldırganın Türkiye Kökenli Olduğu Ortaya Çıktı

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Winterthur kentindeki tren istasyonunda gerçekleşen bıçaklı saldırının ardından zanlının geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı. Polis ve ilk haberlerde İsviçreli olarak duyurulan 31 yaşındaki saldırganın, Türkiye kökenli bir İsviçre vatandaşı olduğu belirtildi.

Araştırmalara göre zanlının, daha sonra kapatılan An’Nur Camii çevresindeki bir “gençlik grubuyla” bağlantılı olduğu ifade edildi. Söz konusu cami, geçmişte radikal söylemler nedeniyle İsviçre gündemine gelmiş ve kapatılmıştı.

Araştırmalara göre, zanlının herhangi bir Türk derneği ya da başka bir camiyle bağlantısının bulunmadığını bildirdi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre saldırgan olay sırasında defalarca “Allahu Akbar” (“Allah en büyüktür”) diye bağırdı. İsviçre basınında yer alan haberlerde, zanlının kapatılan An’Nur Camii çevresindeki gençlik grubuyla ilişkili olduğu öne sürüldü. Aynı cami daha önce, bir imamın gayrimüslimlere ve kendi görüşüne uymayan kişilere yönelik şiddet içerikli söylemleri nedeniyle ülke gündemine gelmişti.

An’Nur Camii, uzun süre İsviçre basınında, Suriye’ye giderek IŞİD’e katılan bazı gençlerle bağlantılı olduğu iddialarıyla yer aldı. Bazı haberlerde, cami çevresinde radikalleşen gençlerin daha sonra IŞİD saflarına katıldığı öne sürüldü.

Edinilen bilgilere göre saldırganın, üyelerinin bir kısmı daha sonra yargılanıp mahkûm edilen radikal gençlik grubunun içinde yer aldığı belirtildi. Zanlıya radikal içerikli videolar ve ilahiler gönderildiği, ayrıca kendisinin de İslamcı propaganda yaptığı ve çevresindekileri cihada teşvik etmeye çalıştığı iddia edildi.

Psikiyatrik Tedavi Görmüştü

Yetkililere göre saldırgan, aynı zamanda psikolojik sorunlar yaşayan biri olarak biliniyordu. Bir süre psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğü belirtilirken, hangi gerekçeyle tedavi altına alındığı ve neden taburcu edildiği konusunda resmi açıklama yapılmadı.

Ailesinin Türkiye kökenli olduğu belirtilen zanlının, bir dönem Türkiye’de yaşadığı da öğrenildi. Ayrıca iki erkek kardeşinin de geçmişte yürütülen soruşturmalarda radikalleşme şüphesiyle güvenlik birimlerinin dikkatini çektiği ifade edildi.

Winterthur’daki saldırının ardından güvenlik makamlarının, olayın olası radikal motivasyon boyutunu detaylı şekilde araştırdığı bildirildi.

Olay sonrası İsviçre’de güvenlik ve entegrasyon politikaları yeniden tartışma konusu olurken, özellikle radikalleşme riski taşıyan gençlerin erken tespiti ve takibi konusunda yetkililere yönelik eleştiriler arttı. Kamuoyunda, geçmişte güvenlik birimlerinin radarına giren kişilerin neden yeterince izlenmediği sorusu gündeme geldi.

#schweiz #winterthur #suisse #isviçre #haber

Continue Reading
Advertisement

Trendler