Connect with us

İsviçre

İsviçre’deki Seçmenlerde Değişim Rüzgarları

yazar

Published

on

Cemil Baysal İsviçre’deki gelişmeleri analiz etti

Yıllardır İsviçre’de yapılan halk oylamalarında, halkın çıkarları için sunulan pek çok girişim, genellikle ‚devlet zarar eder, devletin kasasından çıkacak para nereden karşılanacak?‘ gibi argümanlarla sandıkta reddedildi. Örneğin, herkese yılda 6 hafta izin hakkı sunan girişim, şirketlerin ve devletin bundan zarar eder argümanıyla sandıkta kabul görmemişti. Ancak son zamanlarda yapılan emekli maaşına 1 aylık artış önerisi, halkın kendi adına karar verme gücüne dikkat çekti. Özellikle muhafazakar kesimde bu durum şaşkınlık yarattı. Bu sonuçlar SOL’u umutlandırdı ve şimdi bir sonraki seçime daha umutla bakılıyor.

Emeklilere 13. aylık maaş girişimi, muhafazakar kesimin karşı çıkmasına rağmen sandıktan zaferle çıkması, Sol Kanadı bir sonraki seçim için umutlandırdı. İsviçre’de 9 Haziran 2024’te gerçekleşecek olan referandum öncesinde sağlık sigortası primlerini düşürmeyi amaçlayan Prämienentlastungs-Initiative adlı inisiyatife dair yapılan özel bir ankette, sol partilerin bir zafer daha elde etme olasılığı yüksek görünüyor. Claudia Blumer tarafından yapılan bu araştırma, halkın bu inisiyatife geniş çapta destek verdiğini ortaya koymakta.

Gelişmeler: Yıllardır artan Krankenkasse Prämien – Sağlık Sigorta Primlerine karşı

9 Haziran’da gerçekleşecek olan referandumda sağlık harcamalarına yönelik olarak iki önemli inisiyatif oylanacak. SP (Sosyalist Parti) ve Mitte (Merkez) partilerine ait olan bu inisiyatifler, sağlık sigortası primlerindeki maliyetleri düşürmeyi ve hükümetin bu konuda önlemler almasını sağlamayı hedeflemekte.

Sağlık Sigortası İnisiyatifleri:

  • Mitte-Initiative: Bu inisiyatif, sağlık harcamalarının ücretlerin yüzde 20 daha hızlı artması durumunda federal ve kanton hükümetlerinin müdahale etmesini talep ediyor. Ancak, bu inisiyatifin etkileri belirsiz, çünkü tasarruf nereden sağlanacağına dair kararı Parlamento, Federal Konsey ve kantonlar birlikte verecek.
  • SP Girişimi – SP-Initiative: Bu inisiyatif ise her bireyin temel sağlık sigortası için gelirinin yüzde 10’unu aşmamasını hedefliyor. Ancak kantonlara bağlı olarak prim indirimleri farklılık gösterdiği için, bazı bölgelerde insanlar yüzde 10’dan daha fazlasını ödemek durumunda kalabilmekte.

Maliyet Analizi:

  • Mitte-Initiative’nin doğrudan bir maliyeti bulunmamakla birlikte, politikacılara tasarruf yapma görevi veriyor.
  • SP Girişimi- SP-Initiative yılda milyarlarca frank maliyet doğuracak. Federal Konsey’in Eylül 2021 raporuna göre, ek maliyetler 2026’da 6.5 milyar franka, 2030’da ise 8.2 milyar franka ulaşacak. Bu maliyetin iki üçte birini federal hükümet, bir üçte birini ise kantonlar karşılayacak.

İnisiyatiflerin Halktaki Destek Durumu: 20 Dakika ve Tamedia tarafından yapılan ankete göre, her iki inisiyatif de geniş bir destek görüyor. Mitte-Initiative, seçmenlerin yüzde 72’si tarafından desteklenirken, SP-Initiative şu anda yüzde 64 destek alıyor. Ancak, SP-Initiative için Evet oylarının üçte biri „Daha Ziyade Evet“ kategorisinde yer alıyor, bu da belirsiz bir tabloya işaret ediyor.

Parlamento ve Federal Konseyin Tepkisi: Parlamento, Sosyal Demokrap Parti Girişimi – SP-Initiative için bir dolaylı öneriyi kabul etti. Bu öneri, kantonların bireysel prim indirimlerine en azından bir asgari katkıda bulunmalarını gerektiriyor ve kantonlar için 356 milyon franklık bir ek maliyet anlamına geliyor.

Anket Sonuçları: 29 Şubat – 3 Mart tarihleri arasında İsviçre genelinden 30,384 kişi, 3 Mart 2024 tarihli federal oylamalarla ilgili 20 Dakika ve Tamedia’nın sonrası anketine katıldı. Leewas işbirliğiyle gerçekleştirilen ankette, demografik, coğrafi ve politik değişkenlere göre modellenen verilere dayanılarak elde edilen sonuçlar, yaklaşık 1.6 puanlık bir hata payına sahip.

Politikacıların Görüşleri: SP Girişimine muhafazakar seçmenlerden gelen destek, Zürihli Yeşiller Milletvekili Manuela Weichelt’i şaşırtmadı. Weichelt, hanelerin primlerden kurtarılmasının acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, „Konut ve sağlık sigorta primleri, halkı en çok yükleyen faktörlerdir.“ şeklinde konuştu. 9 Haziran’da solun yeni bir zafer kazanması, muhafazakar partiler için olumsuz bir durum yaratabilir; bu seferki karşıtlık liderliği FDP’de bulunmakta.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Ekonomi

İsviçre’de maaşlar artıyor ama sağlık primleri daha hızlı yükseliyor

yazar

Published

on

By

İsviçre’de son 20 yılda maaşlarda artış yaşanmasına rağmen, zorunlu sağlık sigortası (Krankenkasse) primlerindeki yükselişin çok daha hızlı olması, hane bütçeleri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Federal veriler ve sektör analizlerine göre, ülkede maaşlar 2005–2025 döneminde nominal olarak yaklaşık yüzde 20 ila 30 arasında arttı. Enflasyon etkisi dikkate alındığında ise reel artışın yüzde 10 ila 15 seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Ortalama bir çalışanın aylık geliri bu süreçte yaklaşık 5 bin İsviçre frangından 6 bin 200–6 bin 500 frangına yükseldi.

Buna karşın sağlık sigortası primlerindeki artış çok daha dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. 2005 yılında bir yetişkinin ortalama aylık sağlık sigortası primi 200 ila 250 frank civarındayken, 2025 itibarıyla bu rakam 400 ila 500 frank seviyesine çıktı. Büyük şehirlerde ise primlerin 600 frangın üzerine kadar yükseldiği görülüyor.

Bu veriler, son 20 yılda sağlık sigortası maliyetlerinin yaklaşık yüzde 80 ila 120 oranında arttığını ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle primler neredeyse iki katına çıkarken, maaş artışlarının bu yükselişi karşılamakta yetersiz kaldığı değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre bu durumun temel nedenleri arasında yaşlanan nüfus, yeni ve pahalı tedavi yöntemleri, ilaç maliyetlerindeki artış ve sağlık hizmetlerine olan talebin yükselmesi yer alıyor.

Ekonomistler, maaş artışlarının devam etmesine rağmen sağlık sigortası primlerinin hane gelirleri içindeki payının giderek büyüdüğüne dikkat çekiyor. Bu da özellikle orta gelir grubunda alım gücünün azalmasına yol açan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Continue Reading

İsviçre

Walensee’de 20 yılı aşkın süredir atıl durumdaki tesis için harekete geçildi

yazar

Published

on

By

İsviçre’de Walensee kıyısında bulunan ve 2003 yılından bu yana kullanılmayan otoyol dinlenme tesisi için uzun bir aranın ardından çalışma başlatıldı. A3 otoyolu üzerindeki yapıdan kopan beton parçalarının yola düşmesi üzerine yetkililer güvenlik gerekçesiyle müdahale etti.

Yerel basında yer alan haberlere göre, son dönemde harabe halindeki binadan kopan parçaların otoyola düşmesi ciddi risk oluşturdu. Bunun üzerine hafta sonu itibarıyla bölgede temizlik ve güvenlik çalışmaları başlatıldı.

🏗️ Temizlik ve güvenlik çalışmaları başladı

Yaklaşık 20 yılı aşkın süredir atıl durumda bulunan tesis, zamanla “lost place” olarak bilinen terk edilmiş mekanlar arasında popüler hale geldi. Ancak yapı içerisindeki kırık camlar, çöpler ve tahrip olmuş alanlar, yıllar içinde ciddi bir yıpranmaya neden oldu.

Başlatılan çalışmalar kapsamında binadaki cam parçaları temizlenirken, içeride biriken atıklar toplanıyor. Ayrıca yapı çevresindeki yoğun bitki örtüsü kaldırılarak giriş alanı yeniden açıldı.

Yetkililer, özellikle güvenlik önlemlerine odaklanıyor. Bu çerçevede pencerelerin söküldüğü veya kapatıldığı, kapıların ise ahşap panellerle kapatıldığı belirtildi. Amaç, hem yapının daha fazla zarar görmesini önlemek hem de izinsiz girişleri engellemek.

⚠️ Yetkililerden uyarı: Güvenlik riski yüksek

Federal Karayolları Ofisi (ASTRA), daha önce Aralık ayında yaptığı uyarıda yapının durumunun incelenmesini talep etmişti. Kurum, gerekli görülmesi halinde ek güvenlik önlemleri veya yapının tamamen kaldırılması gibi seçeneklerin gündeme gelebileceğini bildirdi.

🏢 Geleceği belirsizliğini koruyor

Tesisin 2013 yılından bu yana sahibi olan Heinz Peter Moravcik, yıllardır yapı için çözüm aradığını ancak somut bir sonuç elde edemediğini ifade etti. Moravcik’in, tesis için kamu kaynaklarından finansman talep ettiği, ancak yetkililerin bu talebi yüksek bulduğu belirtiliyor.

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Telegram üzerinden porno deepfake skandalı ortaya çıkarıldı

yazar

Published

on

By

İsviçre’de yürütülen bir araştırma, Telegram platformunda kurulan gruplarda çok sayıda kadın ve influencer’a ait sahte pornografik içeriklerin (deepfake) paylaşıldığını ortaya koydu. Olay, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Tamedia gazetelerinin araştırmasına göre, Temmuz 2024’ten bu yana faaliyet gösteren en az iki Telegram grubunda İsviçreli kadınlara ait en az 72 deepfake içerik paylaşıldı. Söz konusu içeriklerin, sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videoların yapay zeka ile manipüle edilmesiyle üretildiği belirtildi.

📱 Gruplar herkese açıktı

Araştırmada, bu gruplara internet aramaları üzerinden kolayca ulaşılabildiği ve yüzlerce kullanıcının aktif olarak içerik paylaştığı ifade edildi. Mesajların büyük bölümünün İsviçre Almancası olması, kullanıcıların ağırlıklı olarak Almanca konuşulan bölgelerden olduğunu gösterdi.

Uzmanlara göre, yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler deepfake içeriklerin daha kolay ve gerçekçi şekilde üretilmesine imkan tanıyor. Bu durum, özellikle kadınları hedef alan dijital istismar riskini artırıyor.

⚖️ Mağdurlar hukuki yollara başvurdu

Haberde görüşlerine yer verilen bazı influencer’lar, kendilerine ait görüntülerin izinsiz şekilde kullanıldığını belirterek suç duyurusunda bulundu. Mağdurlar, yaşananları “aşağılayıcı” ve “rahatsız edici” olarak nitelendirdi.

Ayrıca benzer içeriklerin daha önce farklı platformlarda da paylaşıldığı, ancak Telegram’daki grupların uzun süre aktif kaldığı ifade edildi.

🛑 Telegram grupları kaldırıldı

Telegram yetkilileri, söz konusu grupların basında yer alan araştırmanın ardından platformdan kaldırıldığını açıkladı. Şirket, zararlı içeriklerin tespiti ve kaldırılması için sistemlerin aktif olarak çalıştığını bildirdi.

⚖️ Hukuki süreçte zorluklar

Uzmanlar, anonim platformlarda kullanıcıların tespit edilmesinin zor olduğuna dikkat çekiyor. Mevcut İsviçre hukukuna göre bu tür eylemler kimlik kötüye kullanımı, hakaret veya veri koruma ihlali kapsamında değerlendirilebiliyor.

Ancak hukukçular, deepfake teknolojisine özel düzenlemelerin yetersiz olduğunu ve yasal çerçevenin güncellenmesi gerektiğini vurguluyor.

Continue Reading

Trendler