Connect with us

Gündem

İsviçre’deki Göçmenler Arasında En Fazla Kullanılan İsimler:Fatma, Mehmet, Arben, Daniel, Maria….

yazar

Published

on

İsviçre, tarihi boyunca çok kültürlü yapısıyla öne çıkan bir ülke olmuştur. Bu kültürel çeşitliliğin en somut göstergelerinden biri de ülkede yaşayan insanların isimleridir. İsviçre’nin resmi dili dört farklı dilden (Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanşça) oluşurken, ülkede yaşayan 2,4 milyon yabancının isimleri, onların kökenlerini ve kültürel miraslarını yansıtır. Bu haberde, İsviçre’de yaşayan yabancıların en yaygın isimlerini, bu isimlerin kökenlerini ve ne anlama geldiklerini inceliyoruz.

İsviçre’de En Yaygın İsviçreli İsimler: Maria ve Daniel

Öncelikle, İsviçre’nin yerli nüfusuna bir göz atmakta fayda var. Ülkede yıllardır en popüler isimler arasında Maria ve Daniel yer alıyor. Maria, özellikle kadınlar arasında İsviçre’nin dört bir yanında en yaygın isim olarak dikkat çekiyor. İster Almanca konuşulan bölgede, ister Fransızca veya İtalyanca konuşulan bölgelerde olsun, Maria ismi her zaman en üst sıralarda yer alıyor. Erkekler arasında ise Daniel ismi, özellikle Alman ve Fransız dilli bölgelerde popülerliğini koruyor.

Ancak, İsviçre’de yaşayan 2,4 milyon yabancı nüfusun isimleri bu tabloyu daha da çeşitlendiriyor. İtalyan, Alman, Türk, Kosovalı, Portekizli ve diğer birçok kökene sahip yabancıların isimleri, İsviçre’nin demografik yapısını ve kültürel zenginliğini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

İtalyan Kökenli İsviçreliler: Maria ve Giuseppe

İsviçre’de yaşayan en büyük yabancı topluluk İtalyanlar. Toplamda 338,050 kişi ile İtalyanlar, ülkedeki en kalabalık yabancı topluluğu oluşturuyor. Bu topluluk içinde en yaygın kadın ismi Maria. Maria, geleneksel bir Katolik ismi olup, İtalyan kültüründe oldukça derin bir geçmişe sahip. Erkekler arasında ise Giuseppe ismi öne çıkıyor. Giuseppe, İtalyanca’da “Joseph” anlamına gelir ve Katolik dininde önemli bir figür olan Aziz Joseph’ten türemiştir.

İsviçre’de yaşayan İtalyan kökenli kişilerin isimleri, ülkede İtalyan kültürünün ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Maria isminin bu kadar yaygın olması, İtalyan topluluğunun Katolik kökenlerine ve dini inançlarına bağlılığını da yansıtıyor.

Türk Kökenli İsviçreliler: Mehmet ve Fatma

Türkiye’den gelen göçmenler arasında da belirgin bir isim çeşitliliği bulunuyor. Türk topluluğunda en yaygın erkek ismi Mehmet, kadınlarda ise Fatma ismi öne çıkıyor. Mehmet, Türkçe’de Peygamber Hz. Muhammed’in bir türevidir ve İslam dünyasında yaygın bir isimdir. Aynı şekilde, Fatma ismi de peygamber Hz. Muhammed’in kızının isminden gelmektedir ve „Enthaltsame“ (Tutumlu, mütevazı) anlamına gelir. Bu isimler, İsviçre’de yaşayan Türklerin en fazla kullandıkları isimler olarak öne çıkıyor. Bu da kültürel ve dini kökenlerine bağlılığı gösteriyor.

Kosovalı Topluluk: Arben ve Fatime

Kosova’dan gelen göçmenler de İsviçre’deki demografik yapının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu toplulukta en yaygın erkek ismi Arben iken, kadınlarda Fatime ismi öne çıkıyor. Arben, Arnavutça’da “Altın Oğlan” anlamına gelirken, Fatime ismi “Benim Mutluluğum” anlamına gelir. Bu isimler, Kosova kökenli İsviçrelilerin Arnavut kültürü ve diline olan bağlılıklarını yansıtıyor.

Portekizli ve İspanyol Göçmenler: Maria ve José

İsviçre’deki Portekizli ve İspanyol topluluklarda da Katolik inancının etkisi açıkça görülüyor. Her iki toplulukta da Maria ismi kadınlar arasında en yaygın isim olarak öne çıkıyor. Erkekler arasında ise José ismi popüler. Portekiz’de ve İspanya’da, Maria ve José isimleri, Katolik Kilisesi’nin en kutsal figürlerinden Meryem Ana ve Aziz Joseph’i onurlandırmak için yaygın olarak kullanılır.

Alman Kökenli İsviçreliler: Michael ve Julia

İsviçre’deki Alman topluluğu da önemli bir nüfusu temsil ediyor. Bu topluluk içinde en yaygın erkek ismi Michael, kadınlar arasında ise Julia öne çıkıyor. Michael ismi, İbranice kökenli olup “Tanrı gibi olan” anlamına gelir ve hem Almanya’da hem de İsviçre’de oldukça popülerdir. Julia ise Latince kökenli olup, özellikle Roma döneminden bu yana yaygın olarak kullanılan bir isimdir.

Sonuç: İsviçre’nin Kültürel Zenginliği

İsviçre’de yaşayan 2,4 milyon yabancının isimleri, ülkedeki çok kültürlü yapıyı ve bu kültürlerin birbirine olan etkisini gözler önüne seriyor. İsimler, insanların kökenleri, dini inançları ve kültürel geçmişleri hakkında önemli ipuçları sunar. İsviçre’deki bu çeşitlilik, ülkenin hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü daha da pekiştiriyor.

Her bir topluluğun İsviçre toplumuna kattığı zenginlik, sadece isimlerde değil, aynı zamanda kültürel etkinlikler, yemekler ve geleneklerde de kendini gösteriyor. Bu çok kültürlü yapı, İsviçre’nin dünya çapında tanınan bir uyum ve hoşgörü ülkesi olmasına katkıda bulunuyor.

2023’ün En Popüler Bebek İsimleri: İsviçre’de Mia ve Noah Zirvede

İsviçre’de 2023 yılında doğan bebekler arasında en popüler isimler belirlendi. haber ajansının bildirdiğine göre, kız bebeklerde Mia, erkek bebeklerde ise Noah en çok tercih edilen isimler oldu. Her iki isim de son yıllarda zirvedeki yerlerini koruyarak popülerliğini sürdürüyor.

Noah ismi, 2022 yılında olduğu gibi 2023’te de erkek bebek isimlerinde birinci sırada yer aldı. Bu isim, modern ve geleneksel öğeleri bir araya getiren anlamı sayesinde pek çok ebeveynin favorisi olmaya devam ediyor. Noah’ın ardından, Liam ve Matteo isimleri sırasıyla ikinci ve üçüncü sırada yer aldı.

Kız bebeklerde ise Mia, Emma’yı zirveden indirerek birinci sıraya yerleşti. Mia, 2013, 2015, 2016, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında da en popüler kız bebek ismi olmuştu. Emma, bu yıl ikinci sıraya gerilerken, üçüncü sırada Sofia yer aldı.

Kız Bebeklerde İlk 10:

  1. Mia
  2. Emma
  3. Sofia
  4. Emilia
  5. Elena
  6. Lia
  7. Olivia
  8. Lina
  9. Nora
  10. Mila

Erkek Bebeklerde İlk 10:

  1. Noah
  2. Liam
  3. Matteo
  4. Gabriel
  5. Leano
  6. Leo
  7. Luca
  8. Leon
  9. Elias
  10. Lio

Soyadlarda Durum Aynı: Müller, Meier, Schmid Zirvede

İsimlerdeki değişikliklere karşın, İsviçre’deki soyad sıralamaları büyük ölçüde sabit kaldı. Müller, Meier ve Schmid soyadları hala en yaygın olanlar arasında. Ancak, bu soyadlar nüfusun sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Özellikle Müller soyadı, nüfusun sadece yüzde 0,6’sını kapsıyor, bu da ülkedeki soyad çeşitliliğinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

2023 yılına ait bu veriler, İsviçre’deki ebeveynlerin bebekleri için isim seçerken hem geleneksel hem de modern eğilimlere ne kadar bağlı kaldığını gösteriyor. Mia ve Noah gibi isimler, kısa ve akılda kalıcı yapılarıyla bu eğilimlerin en güçlü temsilcileri olarak öne çıkıyor.

Kaynak: İsviçre Federal İstatistik Ofisi (BFS), 2023.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir

yazar

Published

on

By

İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.

Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.

Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?

Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.

Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:

  1. İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
  2. Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
  3. İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
  4. En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.

Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?

Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.

Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.

Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.

İsviçre bugün tarafsız değil mi?

Evet, tarafsız.

Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.

Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.

Asıl soru şu:

Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?

Girişimi savunanlar ne diyor?

Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.

Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.

Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.

Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?

Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.

Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.

Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.

Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?

Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.

Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.

Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.

İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?

Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.

“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.

Arabuluculuk konusu

Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.

Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.

Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.

27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?

Sandıkta sorulacak temel soru:

“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?

EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.

HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.

Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.

İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası

Continue Reading

Avrupa

Almanya’da Akılalmaz Sahte Ev Satışı: Biri Ev Sahibi, Diğeri Noter Gibi Davrandı

yazar

Published

on

By

🏠 Ne oldu? Stahnsdorf’ta bir müstakil evin satışını gerçekleştirdiklerini öne süren iki şüpheli, alıcılardan yüksek miktarda nakit kapora aldı.

🎭 Nasıl kandırdılar? Erkek şüphelinin kendisini evin sahibi, kadın şüphelinin ise noter olarak tanıttığı ve Berlin’deki bir ofiste sahte satış sözleşmesi düzenlediği bildirildi.

💶 Ne kadar para alındı? Brandenburg Polisi kesin rakam açıklamadı; yalnızca “yüksek miktarda nakit para” ifadesini kullandı.

🚨 Polis ne istiyor? Robot resimleri yayımlanan iki şüphelinin kimliğinin ve bulunduğu yerin belirlenmesi için halktan yardım bekleniyor.

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Stahnsdorf’ta sahte bir ev satışıyla alıcıları dolandırdıkları şüphesiyle bir erkek ve bir kadın aranıyor. Olayın 7 Haziran ile 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştiği, robot resimli arama duyurusunun ise 12 Ağustos 2026’da yayımlandığı bildirildi.

Brandenburg Polisinin açıklamasına göre kimliği henüz belirlenemeyen erkek şüpheli, Haziran 2025’te müstakil ev satın almak isteyen kişilerle iletişime geçti. Kendisini taşınmazın ve arsanın sahibi olarak tanıtan şüpheli, alıcılarla evde buluşarak mülkü gezdirdi ve evi satmak istediği izlenimini verdi.

Tarafların kapora konusunda anlaşmasının ardından Berlin’deki bir ofiste sözde noter randevusu gerçekleştirildi. Burada noter gibi davrandığı öne sürülen kadın şüpheli, taşınmazın satışına ilişkin bir sözleşme hazırladı. Mağdurlar, işlemlerin gerçek olduğuna inanarak süreci sürdürdü.

Daha sonra Berlin Havalimanı yakınlarındaki halka açık bir yerde, yüksek miktarda nakit para kapora olarak teslim edildi. Parayı alan erkek şüpheli olay yerinden ayrıldı ve mağdurlarla tüm iletişimini kesti. Polis, dolandırılan paranın kesin miktarını açıklamadı.

Sonradan yapılan incelemelerde, Berlin’deki ofiste noter gibi davranan kadının gerçek bir noter olmadığı belirlendi. Polise göre kadın, erkek şüpheliyle birlikte hareket ederek mağdurlara taşınmaz için gerçeğe aykırı bir satış sözleşmesi hazırladı.

Potsdam Kriminal Polisi, iki şüphelinin robot resimlerini yayımlayarak kamuoyuna çağrıda bulundu. Şüphelileri tanıyan veya kimlikleri ve bulundukları yer hakkında bilgi sahibi olanların 45/26 numaralı arama dosyasını belirterek 0331 5508-0 numaralı telefondan Potsdam Polis Müfettişliğine ya da herhangi bir polis merkezine başvurması istendi.

Kaynak: Brandenburg Polisi

Continue Reading

Avrupa

KONSOLOSLUK YOLUYLA BAŞVURU VE 6 AYLIK SÜRE: Yurt Dışı Sakinleri Çerçeve Yasa’dan Nasıl Yararlanacak?

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal

http://instagram.com/cemil_baysal

ANKARA — Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan „Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun“ (Çerçeve Yasa), yurt dışında yaşayan ve Türkiye’de hakkında örgüt bağlantılı suçlamalar nedeniyle dosyası bulunan vatandaşlar için en kritik bürokratik aşama olan „Başvuru Usulü ve Süresi“ konusunu 9. maddesiyle net bir esasa bağlıyor.

Düzenleme; hak sahiplerinin başvuru yapmak amacıyla Türkiye’ye gelme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, işlemlerin doğrudan bulunulan ülkelerdeki T.C. Dış Temsilcilikleri üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor.

Türkiye’ye Gelme Şartı Yok: Konsolosluk Başvuruları (Madde 9)

Kanunun 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenleme, yurt dışı mukimleri için seyahat engeli ve sınırda gözaltı riski yaşamadan başvuru yapma imkânı getiriyor:

„Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.“

Bu hüküm uyarınca, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Özel Kurul tarafından görevlendirilecek olan T.C. Başkonsoloslukları ve Büyükelçilikleri, yurt dışındaki vatandaşların yazılı dilekçelerini kabul etmeye yetkili kılınmaktadır.

Başvuru Süreci Adım Adım Nasıl İşleyecek?

  1. Ön Şart (MGK Kararı): Yasa kabul edilmiş olsa da başvuru sürecinin başlaması için ilk şart; örgütün silahsızlandığının tespiti ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete’de yayımlanmasıdır.
  2. 6 Aylık Hak Düşürücü Süre: 6 aylık yasal başvuru süresi, MGK kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı gün başlar. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, 6 ay içinde başvuru yapmayan kişiler yasanın getirdiği dava ve ceza ertelemesi imkânlarından yararlanamaz.
  3. Yazılı Dilekçe İle Başvuru: Hak sahibi veya yetkili hukuki temsilcisi (avukatı), bulundukları ülkedeki T.C. Başkonsolosluğu’na yazılı dilekçe ile başvurarak ilgili dosyası için Çerçeve Yasa hükümlerinin uygulanmasını talep eder.
  4. Adli Makamlara Sevk ve Erteleme: Konsolosluk aracılığıyla iletilen başvuru, Türkiye’deki ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya mahkemeye ulaştırılır. Yetkili mahkeme erteleme kararı vererek varsa yakalama, tutuklama veya adli kontrol kararlarını kaldırır.

Kimlerin Başvuru Yapması Gereklidir?

  • Adli Dosyası Olanlar: Türkiye’de PKK/KCK üyeliği, propaganda, yardım/yataklık veya terörizmin finansmanı iddiasıyla hakkında devam eden soruşturması, davası veya kesinleşmiş cezası bulunan gurbetçiler.
  • Seyahat Engeli Bulunanlar: Hakkında çıkarılmış arama, gıyabi tutuklama veya kazaen yakalama kararı nedeniyle Türkiye’ye gelemeyen yurt dışı sakinleri.

Kimlerin Başvuru Yapmasına GEREK YOKTUR?

  • Terör Kaydı Olmayan Vatandaşlar: Türkiye’de hakkında örgüt veya terör kapsamında açılmış hiçbir adli dosyası, soruşturması veya araması bulunmayan sıradan vatandaşların konsolosluklara gidip herhangi bir başvuru yapmasına veya dilekçe vermesine gerek yoktur. Yasa bu kişilerin hukuki durumunda bir değişiklik yaratmaz.
Continue Reading

Trendler