Connect with us

Gündem

İSVİÇRE’DE ACİL DURUM STOĞU OLUŞTURMA ÇAĞRISI:

yazar

Published

on

SAÇMA MI, GEREKLİ Mİ TARTIŞMASI…

Kısa Özet:

  • Hükümetten Öneri: İsviçre hükümeti, halkı bir notvorrat (acil durum stoğu) oluşturmaya teşvik ediyor. Bu amaçla, bir hesaplayıcı geliştirildi.
  • Tarihsel Arka Plan: Notvorrat oluşturma önerisi, dünya savaşları ve Soğuk Savaş deneyimlerine dayanmaktadır.
  • Geçmişteki Eleştiriler: Eski ordu komutanı André Blattmann’ın evdeki stoğuyla ilgili eleştirilere göndermede bulunuldu.
  • Bugünkü Gerçekler: Pandemi sonrası, enerji krizi ve Avrupa’daki savaşlar nedeniyle, acil duruma hazırlıklı olmak artık yadırganmıyor.
  • Hedef Kitle: Gençlerin acil duruma hazırlık konusunda daha fazla bilgi sahibi olmaları amaçlanıyor.
  • Sonuç: Acil durumlar için yeterli yiyecek ve içecek stoğu olmayan halkın yarısı mevcut. Hükümet, geçici sıkıntılar için hazırlıklı olmanın önemini vurguluyor.

İsviçre hükümeti, halkı acil durumlar için bir notvorrat (acil durum stoğu) oluşturmaya teşvik eden bir kampanya başlattı. Bu girişim, pandeminin etkileri, enerji krizi ve Avrupa’daki süregelen savaşlar gibi güncel sorunların yanı sıra, halkın güvenliğini sağlamak amacıyla hayata geçirildi.

Kampanyanın Amacı ve İçeriği

Bu kapsamda, İsviçre Federal Ekonomi Ofisi (Bundesamt für wirtschaftliche Landesversorgung), her bireyin ve ailenin ihtiyaç duyabileceği malzemeleri belirlemek için bir notvorratsrechner (acil durum stoğu hesaplayıcısı) geliştirdi. Bu hesaplayıcı, vatandaşların hangi ürünleri ve ne miktarda stoklaması gerektiğini belirlemelerine yardımcı oluyor. Hükümetin bu önerisi, yalnızca bireysel hazırlıkları değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığı da artırmayı hedefliyor.

Tarihsel Arka Plan ve Toplumsal Tepkiler

Acil durum stoğu oluşturma fikri, tarihsel olarak İsviçre’nin iki dünya savaşında ve Soğuk Savaş döneminde yaşadığı deneyimlere dayanmaktadır. O dönemde, halkın bir „Pflichtlager“ (zorunlu stok) oluşturması, devletin güvenlik politikalarının bir parçası haline gelmişti. Ancak, 1990’larda Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından, bu konu pek çok kişi tarafından gülünç karşılanmış, hazırlık yapanlar „prepper“ olarak adlandırılarak alay konusu olmuştur.

Eski ordu komutanı André Blattmann, evinde 300 şişe maden suyu ve konserve stokladığını açıklamasıyla tartışmalara yol açmıştı. O dönem, Blattmann’ın hazırlıklarıyla ilgili esprili eleştiriler yapılmış, hatta gençler arasında bu tür hazırlıklar dalga konusu olmuştur. O günlerden bu yana, kamuoyunda ciddi bir değişim yaşanmış durumda.

Günümüz Koşullarında Acil Durum Hazırlığı

2024 yılı itibarıyla, geçmişteki “apokaliptik” düşünceler yerine daha gerçekçi bir yaklaşım benimsendi. Pandemi sonrası yaşanan tedarik zincirindeki kesintiler, enerji krizi ve Avrupa’daki siyasi gerginlikler, halkı acil durumlara hazırlıklı olmaya yönlendirmiştir. Hükümetin uyarılarına kulak vermeyenlerin sayısı, özellikle gençler arasında oldukça yüksek. Federal araştırmalara göre, genç, iyi eğitimli bireylerin çoğunda acil durum stoğu bulunmamaktadır. Ancak daha yaşlı ve düşük eğitim seviyesine sahip bireylerin, geçmişteki kriz anılarını hatırlayarak bu tür hazırlıkları yaptıkları görülmektedir.

Gençleri Bilinçlendirme Çabaları

İsviçre hükümeti, gençleri bilinçlendirmek amacıyla modern ve dinamik bir kampanya hazırladı. Bu kampanya kapsamında, „Robin Ratlos“ ve „Dani Durchdacht“ isimli karakterler, elektrik kesintileri gibi senaryolar üzerinden gençlere acil durum hazırlıkları yapmanın önemini anlatıyor. Hükümet yetkilileri, bu kampanya ile insanların evlerinde yeterli gıda bulundurmalarının hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır.

Sonuç ve Beklentiler

Günümüzde, halkın sadece uzun süreli krizlerde değil, geçici tedarik sıkıntılarında da hazırlıklı olmasının önemi gözler önüne serilmektedir. Devletin, toplumda oluşturduğu bu bilinçle, özellikle genç bireylerin acil durum hazırlıklarına yönelik tutumlarının değişmesi beklenmektedir. Ülke genelinde yapılan kısa bir sokak anketi, halkın yarısının acil durumlar için yeterli yiyecek ve içecek stoğuna sahip olmadığını ortaya koydu. Bu durum, hükümetin çağrısını

Alışveriş ve ev hanesinde yaşayana kişi sayısına göre ihtiyaç Listesi

#Bireweich #Bitternötig #Notvorrat #AcilDurum #KrizeHazırlık #İsviçre #GıdaStoku #GüvenlikÖnlemleri #AcilDurumPlanı #İhtiyaçDuyulan #KrizYönetimi #ToplumSağlığı #isviçre #isviçreninsesi #schweiz #schweiz #schwiiz #switzerland #stoklama #beslenme #aile

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Aşırı Sıcaktan Korkup 14 Yaşındaki Oğlunu Okula Göndermedi: Anneye Para Cezası, Hakkında Resmî İşlem Başlatıldı

yazar

Published

on

By

🌡️ Ne oldu? Erlinsbach’ta yaşayan bir anne, aşırı sıcakların oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişe ederek 14 yaşındaki çocuğunu yaz tatilinden önce okula göndermedi.

🏫 Okul ne yaptı? Devamsızlığın önceden onaylanmadığı ve çocuğa resmî izin verilmediği gerekçesiyle durumu yetkili makamlara bildirdi.

⚖️ Sonuç ne oldu? Anneye para cezası uygulandı ve zorunlu eğitim yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle hakkında resmî işlem başlatıldı. Cezanın miktarı açıklanmadı.

İsviçre’nin Erlinsbach bölgesinde yaşanan olay, aşırı sıcak günlerde öğrencilerin okula devam zorunluluğu konusunda tartışma başlattı.

Tele M1’in haberine göre anne, yaz tatilinden hemen önce etkili olan yüksek sıcaklıkların 14 yaşındaki oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişelendi. Bu nedenle çocuğunu belirli günlerde evde tutarak okula göndermedi.

Ancak devamsızlık için okuldan önceden alınmış bir izin bulunmuyordu. Okul yönetimi, annenin kendi kararıyla çocuğa “sıcak tatili” vermesini izinsiz devamsızlık olarak değerlendirdi.

Olayın ardından anneye para cezası uygulandı. Ayrıca zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle durum yetkili makamlara bildirildi ve anne hakkında resmî işlem başlatıldı.

Para cezasının kaç frank olduğu açıklanmadı. Çocuğun önceden bilinen bir hastalığının bulunup bulunmadığı, doktordan rapor alınıp alınmadığı veya annenin daha önce okuldan izin talep edip etmediği konusunda da ayrıntı verilmedi.

Anne ile oğlunun uyruğu da haberde belirtilmedi. Bu nedenle herhangi bir milliyet bilgisine yer verilmesi doğru değil.

Olay, ebeveynlerin çocuklarının sağlığını koruma sorumluluğu ile İsviçre’deki zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğü arasındaki sınırı yeniden gündeme getirdi.

Continue Reading

Gündem

Her İki Yeni IV Aylığından Biri Ruhsal Hastalık Nedeniyle: Yardım Payı Sadece Yüzde 13,6

yazar

Published

on

By

🧠 Ne oldu? Ruhsal hastalıklar, İsviçre’de yeni bağlanan malullük sigortası (IV) aylıklarının en yaygın nedeni oldu.

💰 Çelişki nerede? Ruhsal engeli bulunanlar IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alandaki kuruluşlar yardımların yalnızca yüzde 13,6’sını alıyor.

⚖️ Sistem değişecek mi? Federal Sosyal Sigortalar Dairesi yeni bir model üzerinde çalışıyor ancak çözüm yıllar sürebilir.

İsviçre’de yeni bağlanan IV aylıklarının neredeyse yarısı ruhsal hastalıklar nedeniyle veriliyor. Buna rağmen hastalara destek sağlayan kuruluşlara aktarılan kaynaklar ihtiyacın gerisinde kalıyor.

İsviçre Malullük Sigortası, engelli kuruluşlarına her yıl yaklaşık 155 milyon frank dağıtıyor. Ancak uzun yıllardır değişmeyen dağıtım anahtarı ve çok yıllı sözleşmeler, günümüzdeki ihtiyaçlarla kaynakların birbirinden uzaklaşmasına yol açıyor.

Ruhsal engeli bulunan kişiler IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alanda çalışan kuruluşların aldığı pay yüzde 13,6’da kalıyor.

Görme engelliler alanında ise ters bir tablo var. Görme engelliler IV önlemlerinin yüzde 2,4’ünden yararlanırken, ilgili kuruluşlar yardımların yüzde 19’unu alıyor.

Federal Sosyal Sigortalar Dairesi, sistemi güncel ihtiyaçlara uyarlamak amacıyla kantonlar ve kuruluşlarla yeni kriterleri görüşüyor. Ancak değişikliğin birkaç yıl sürebileceği belirtiliyor. Daireden Florian Steinbacher, hızlı değil, iyi ve kalıcı bir çözüm bulunmasının önemli olduğunu söyledi.

Kaynakların yeniden dağıtılması kolay değil. Bir kuruluşun payının yükselmesi, diğerinin daha az para alması anlamına gelebilir. Pro Mente Sana Genel Müdürü Muriel Langenberger, kuruluşların karşı karşıya getirilmemesi ve sistemin bütünüyle iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Bankalara Göre Ne Zaman “Varlıklı” Sayılıyorsunuz? İşte Dört Müşteri Grubu

yazar

Published

on

By

💰 Sınır nerede? Yatırım yapılabilir serveti yaklaşık 100 bin franga ulaşan müşteriler genellikle “varlıklı” kabul ediliyor.

🏦 Private Banking ne zaman başlıyor? Kişiye özel hizmetler çoğunlukla 1 milyon franktan itibaren sunuluyor.

💎 En üst grupta kimler var? 30 milyon frank ve üzerindeki müşteriler özel danışman ekiplerinden yararlanabiliyor.

İsviçre’de bankalar müşterilerini yatırım yapılabilir servetlerine göre çoğunlukla dört gruba ayırıyor. Luzern Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesinden bankacılık uzmanı Andreas Dietrich’e göre sınıflandırma şöyle:

• Retail: 100 bin frankın altındaki standart müşteriler.

• Affluent: 100 bin ile 1 milyon frank arasındaki varlıklı müşteriler. Genişletilmiş yatırım seçenekleri ve kişisel danışmanlık sunulabiliyor.

• HNWI: 1 milyon ile 30 milyon frank arasındaki yüksek servetli müşteriler. Private Banker desteği ve kişiye özel hizmetlerden yararlanıyorlar.

• UHNWI: 30 milyon frank ve üzerindeki çok yüksek servetli müşteriler. Bu gruba Family Office, Private Equity erişimi, vakıf danışmanlığı ve servetin gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik planlama sunuluyor.

Sınırlar her bankada aynı değil. Bazı İsviçre bölgesel bankaları 500 bin franktan itibaren Private Banking hizmeti verirken, özel bankalar daha yüksek bir alt sınır belirleyebiliyor.

Hesaplamada toplam mal varlığından çok, yatırım için kullanılabilecek servet dikkate alınıyor. Örneğin bir milyon frank değerindeki evinde yaşayan ve ayrıca 60 bin frank yatırım sermayesi bulunan biri, yalnızca konutu nedeniyle varlıklı müşteri sayılmayabilir.

Bazı ülkelerde bankada para tutan müşterilere daha yüksek mevduat faizi veya özel avantajlar sunulurken, İsviçre’de tasarruf hesaplarının faiz getirisi çoğunlukla daha düşük kalabiliyor. Üstelik bankaya ve hesap türüne göre müşteriler hesap yönetimi, kart, işlem veya menkul kıymet saklama ücretleri ödeyebiliyor. Ancak ülkeler arasındaki nominal faiz karşılaştırmalarında enflasyonun, para biriminin ve merkez bankası politikasının da dikkate alınması gerekiyor.

Bankalar, müşterilerin paralarını yalnızca hesapta tutmak yerine yatırım ürünlerine yönlendirmesini ekonomik açıdan daha cazip bulabiliyor. Çünkü yatırımlardan portföy yönetimi, danışmanlık, saklama ve ürün ücretleri üzerinden ek gelir elde ediliyor.

Dietrich’e göre yalnızca servete dayalı katı sınırlar yeterli değil; müşterinin geliri, davranışları ve ihtiyaçları da dikkate alınmalı.

#İsviçre #Bankacılık #Servet #PrivateBanking #Finans

Continue Reading

Trendler