İsviçre
İsviçre Sağlık Sisteminde Kadınlar Tüm Alanlarda Dezavantajlı
Bern Üniversitesi’nin bir araştırma raporuna göre, kadınlar İsviçre sağlık sisteminde dezavantajlı durumda. Tüm sağlık sektöründe köklü bir zihniyet değişiminin gerekli olduğu vurgulanıyor.
Amme Kamber’in haberine göre, Bern Üniversitesi tarafından yapılan ve bu hafta yayınlanan bir araştırma raporu, kadınların İsviçre sağlık sisteminin tüm incelenen alanlarında dezavantajlı olduğunu ortaya koydu. Raporda, tanısal yöntemlerin daha çok erkeklere yönelik olduğu ve kadınlara özgü hastalıklarda sınırlı tedavi seçeneklerinin bulunduğu vurgulanıyor. Raporun yazarları, tüm sağlık sektöründe köklü bir zihniyet değişiminin gerekliliğine dikkat çekiyor.
Tanısal Yöntemler ve Tedavi Seçenekleri
Bern Üniversitesi Cinsiyet Araştırmaları Merkezi (IZFG) tarafından hazırlanan raporda, kadınların özellikle endometriozis gibi kadınlara özgü hastalıklarda sınırlı tedavi seçeneklerine sahip olduğu belirtiliyor. Rapora göre, tanısal yöntemler daha çok erkeklere yönelik olup, demans gibi hastalıklarda kadınlar daha fazla etkilenmesine rağmen bu durum göz ardı ediliyor. Raporun yazarlarından Christine Bigler, „Endometriozis gibi bazı kadın hastalıklarında tanının yetersiz gelişmiş olması, kadınlarda tanıların gecikmesine veya hiç konulmamasına yol açıyor,“ diyor.
Kemoterapilerde Daha Fazla Yan Etki
Rapora göre, kadınların dezavantajlı olduğu alanlar arasında araştırma, ilaç geliştirme ve tedavi, tanı ve teşhis, önleme, rehabilitasyon ve uzun süreli bakım, eğitim ve sağlık sektöründeki çalışma hayatı bulunuyor. Bu altı ana sorun, literatür araştırmaları ve 15 uzmanla yapılan görüşmelere dayanarak belirlendi.
Araştırmanın diğer yazarı Michèle Amacker, „Tıbbi araştırmalarda kadınlar hala sistematik olarak yetersiz temsil ediliyor,“ diyor. Bu durum, pratikte örneğin uygunsuz dozajlara ve kadınlarda kemoterapilerde daha fazla yan etkiye yol açıyor. Raporda, kadınların erkeklere göre daha az sayıda ve daha az uygun, daha az invaziv tedaviler aldığı ve bunun da daha kötü sağlık sonuçlarına neden olduğu belirtiliyor.
Kadınlara Özgü Hastalıklarda Sınırlı Tedavi Seçenekleri
Araştırma, kadınlara özgü hastalıklarda genellikle sınırlı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca, kadınların daha az sıklıkla rehabilitasyona yönlendirildiği, bu hizmeti daha az sıklıkla kullandıkları veya sıklıkla yarıda bıraktıkları belirtiliyor.
Tanısal Yöntemler de Erkeklere Yönelik
Rapora göre, tanısal yöntemler de daha çok erkeklere yönelik olarak geliştirilmiş durumda. Örneğin, demans gibi hastalıklarda, kadınlar erkeklerden daha fazla etkilenmelerine rağmen tanı süreçleri erkeklere odaklanıyor. Christine Bigler, „Bu durum, endometriozis gibi bazı kadınlara özgü hastalıklarda yetersiz gelişmiş tanı yöntemleri ile birleşince, kadınlarda tanıların gecikmesine veya hiç konulmamasına yol açıyor,“ diye açıklıyor.
Birçok Uzmanlık Alanında Erkekler Fazla Temsil Ediliyor
Durumu iyileştirmek için, araştırma raporunun yazarlarına göre eğitimlerde ve sağlık sektöründe yapısal önlemler alınması gerekiyor. Şu ana kadar cinsiyet tıbbına dair bulgular ilgili meslek ve eğitimlerde yalnızca sınırlı olarak yer bulmuş durumda.
Ayrıca, birçok uzmanlık alanında ve üst yönetim kademelerinde erkeklerin fazla temsil edilmesi, kadın hastaların sağlık hizmetlerinde dezavantajlı olmasına katkıda bulunuyor.
Kadın Sağlığında Sosyal Cinsiyetin Önemi
Bern Üniversitesi’nden Christine Bigler, sosyal cinsiyetin kadın sağlığı üzerinde büyük bir etkisi olduğunu vurguluyor. Bigler, sosyal roller ve cinsiyet stereotiplerinin kadın hastalar ve kadın doktorların erkek meslektaşlarına göre farklı davranmalarına yol açtığını belirtiyor. Bu sosyal cinsiyetin sağlığa etkisi şimdiye kadar yeterince dikkate alınmamış durumda. İsviçre sağlık sisteminde erkekler ve kadınlar arasındaki eşitliğin, bu farklılıklar göz önünde bulundurulmadan sağlanamayacağını ifade ediyor.
Raporun diğer yazarı Michèle Amacker ise, „Cinsiyete duyarlı bir sağlık hizmeti tüm cinsiyetlere fayda sağlar“ diyerek, mevcut sağlık sektöründe köklü bir zihniyet değişiminin gerekli olduğunu belirtiyor. Amacker, sağlık sisteminin hala ikili ve heterosentrik bir cinsiyet kavramına bağlı olduğunu ve bu durumun değişmesi gerektiğini vurguluyor.


Gündem
İsviçre’de Kadın-Erkek Ücret Farkı Azaldı: Kadınlar Hâlâ Yüzde 15,7 Daha Az Kazanıyor
İsviçre’de kadınlarla erkekler arasındaki ücret farkı son yıllarda azalmaya devam etse de hâlâ belirgin düzeyde bulunuyor. Federal İstatistik Dairesinin (BFS) 2024 verilerine göre kadınlar, erkeklerden ortalama yüzde 15,7 daha az kazanıyor.
Tam zamanlı çalışmaya göre hesaplanan standart brüt aylık ücret erkeklerde ortalama 8.699 frank, kadınlarda ise 7.335 frank olarak belirlendi.
Ücret farkı 2018’de yüzde 19, 2020’de yüzde 18 ve 2022’de yüzde 16,2 düzeyindeydi. Böylece farkın uzun vadede kademeli olarak azaldığı görüldü.
Özel sektörde fark daha yüksek
Özel sektörde erkeklerin standart brüt aylık ücreti ortalama 8.588 frank, kadınlarınki ise 7.114 frank oldu. Aradaki fark 2022’deki yüzde 17,5 seviyesinden 2024’te yüzde 17,2’ye geriledi.
Kamuda ise erkekler ortalama 9.417 frank, kadınlar 8.213 frank kazandı. Kamu sektöründeki ücret farkı 2022’de yüzde 13,8 iken 2024’te yüzde 12,8’e düştü.
Sektörler arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Kadın-erkek ücret farkı:
* Konaklama ve gastronomi sektöründe yaklaşık yüzde 8,
* Perakende ve makine sanayisinde yaklaşık yüzde 17,
* Bankacılık ve sigortacılık sektöründe ise yaklaşık yüzde 31 olarak hesaplandı.
Açıklanamayan fark aylık 640 frank
Ücret farkının bir bölümü eğitim düzeyi, mesleki deneyim, görev alanı, hizmet süresi ve yöneticilik pozisyonu gibi yapısal etkenlerle açıklanabiliyor.
Ancak benzer niteliklere ve mesleki profile sahip kadınlarla erkekler karşılaştırıldığında yüzde 6,5 oranında “açıklanamayan ücret farkı” kalıyor. Bu fark kadınlar açısından ayda ortalama 640 franklık brüt ücret kaybına karşılık geliyor. 2022’de açıklanamayan fark yüzde 7 ve 657 frank seviyesindeydi.
Özel sektörde açıklanamayan fark yüzde 6,7, kamu sektöründe ise yüzde 5,9 olarak belirlendi. Bankacılık ve sigortacılık sektöründe aylık açıklanamayan fark 1.506 franka kadar yükseldi.
BFS’nin kullandığı “açıklanamayan” ifadesi, mevcut istatistiksel modelde dikkate alınan özelliklerle izah edilemeyen bölümü tanımlıyor; farkın tamamının doğrudan ücret ayrımcılığından kaynaklandığını tek başına kanıtlamıyor.
Yöneticilerde ve küçük şirketlerde fark büyüyor
Üst düzey yönetici pozisyonlarında açıklanamayan ücret farkı yüzde 12,4’e ulaşırken, yöneticilik görevi bulunmayan çalışanlarda yüzde 6,1 olarak hesaplandı.
20’den az çalışanı bulunan küçük işletmelerde fark yüzde 8,6, en az 1.000 kişinin çalıştığı büyük şirketlerde ise yüzde 5,8 oldu.
Yaş ilerledikçe farkın arttığı da görüldü. Açıklanamayan ücret farkı 30 yaşın altındaki kadınlarda yüzde 2,2 iken, 50 yaşın üzerindekilerde yüzde 8,3’e yükseldi.
Medeni duruma göre yapılan incelemede fark bekâr çalışanlarda yüzde 2,7, evlilerde ise yüzde 8,1 olarak hesaplandı. BFS, medeni durum ve aile yapısı gibi unsurların farkı tarif etmekte kullanılabileceğini ancak ücret eşitsizliğini haklı göstermeyeceğini vurguladı.
Gündem
Aarau’daki Rave Partisi Saldırısında İsviçreli Şüpheli Yakalandı: Polis Neden 48 Saat Boyunca Ayrıntı Vermedi?
Şüpheli yabancı ya da Müslüman olsaydı, dünya medyası çoktan “terör saldırısı” manşeti atar mıydı? Aarau’daki temkinli tutum, aynı hassasiyetin farklı kökenlerden gelen şüpheliler için de gösterilip gösterilmediği sorusunu gündeme getirdi.
Bir kişinin öldüğü, beş kişinin yaralandığı saldırının ardından 43 yaşındaki bir İsviçre vatandaşı “kuvvetli suç şüphesiyle” yakalandı. Ancak yakalama yeri, şüphelinin geçmişi, olası amacı ve deliller açıklanmadı. Polis, yeni bilgileri 2 Eylül saat 14.00’te paylaşacak.
Blick’in haberi: Polis neden 48 saat sustu?
Uzmanlara göre gözaltı, olayın çözüldüğü veya yakalanan kişinin kesin olarak saldırgan olduğu anlamına gelmiyor.
Şüphelinin avukatı eşliğinde sorgulanması; ifadelerinin tanık anlatımları, görüntüler ve balistik bulgularla karşılaştırılması gerekiyor. Yakalama yerinin gizlenmesi de süren delil çalışmalarını korumaya yönelik olabilir.
İsviçre Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre savcılık, yakalamadan itibaren en geç 48 saat içinde mahkemeden tutuklama veya alternatif tedbir talep etmek zorunda. Bu sırada DNA, parmak izi, kovanlar ve dijital izler inceleniyor. Erken açıklamalar soruşturmayı ve masumiyet karinesini tehlikeye atabilir.
Bizim değerlendirmemiz: Aynı ölçü herkese uygulanıyor mu?
Polisin soruşturmayı korumak için susması hukuken anlaşılabilir. Ancak medyanın benzer olaylarda neden aynı ihtiyatı göstermediği sorusu ortada duruyor.
Şüpheli yabancı kökenli veya Müslüman olduğunda dini, uyruğu, ailesi ve yaşadığı çevre, suçu kanıtlanmadan haberlerde yer alabiliyor. “İslami terör” veya “terör saldırısı” ihtimali de soruşturma tamamlanmadan manşetlere taşınabiliyor.
Aarau’da ise şüphelinin İsviçreli olduğunun açıklanmasının ardından geçmişi ve amacı konusunda sessizlik sürüyor. Soruşturmanın gizliliği başka, şüphelinin kökeni veya dini üzerinden erken hüküm kurulması başka bir konu.
İsviçre
Basel-Landschaft’ta Yapay Zekâyla Üretilmiş Çocuk Pornografisi Görsellerine Şartlı Para Cezası
Basel-Landschaft Ceza Mahkemesi, yapay zekâyla oluşturulan yüzlerce çocuk pornografisi görselini bulunduran 31 yaşındaki bir erkeği şartlı para cezasına çarptırdı.
Yetkililer, yurt dışındaki bir kurumdan gelen ihbarın ardından sanığın bilgisayarında ve cep telefonunda 500’den fazla dosya tespit etti.
Dosyalar arasında çizgi roman tarzındaki içeriklerin yanı sıra yapay zekâyla oluşturulan, gerçekçi görünümlü kız çocukları tasvirleri de bulunuyordu.
Sanık görselleri internetten indirdiğini kabul etti. Gerçek çocukların yer almaması nedeniyle bunların yasal olduğunu düşündüğünü söyledi.
Yapay içerikler de yasak
Mahkeme, İsviçre’de reşit olmayan kişileri cinsel olarak tasvir eden içeriklerin gerçek, çizilmiş veya yapay zekâyla oluşturulmuş olmasına bakılmaksızın yasak olduğunu belirtti. Hâkim, hukuki durumun 2014’ten beri açık olduğunu ifade etti.
Sanığa, her biri 30 frank olmak üzere 60 günlük şartlı para cezası verildi. Toplam 1.800 franklık ceza, sanığın deneme süresi içinde yeniden suç işlemesi durumunda uygulanabilecek.
Sanık ayrıca yaklaşık 6.500 franklık yargılama masraflarını ödeyecek.
Savcılık, buna ek olarak 1.200 frank para cezası ve sanığın gençlerle çalışmasının yasaklanmasını istemişti. Mahkeme, sanığın pedofilik eğilim taşıdığına ilişkin belirti bulunmadığı gerekçesiyle bu talepleri reddetti.
Karar kesinleşmedi
İsviçre Çocuk Koruma Kurumu, yapay zekâ sistemlerinin gerçek çocuklara ait görüntülerle eğitilebileceğine dikkat çekerek bu tür içeriklerin zararsız kabul edilmemesi gerektiğini belirtti.
Basel-Landschaft Savcılığı bu suçları ayrı bir istatistik kategorisinde tutmuyor. Basel-Stadt Polisi’nin ise 2025 ve 2026 yıllarında cinsel bağlamda yapay zekâ destekli görüntü işlemesiyle ilgili iki vakadan haberdar olduğu açıklandı.
Mahkeme kararı henüz kesinleşmedi. Sanık, yazılı kararın ardından Basel-Landschaft Kanton Mahkemesine başvurabilecek.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi3 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre3 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


