Connect with us

İsviçre

İMAMOĞLU’NUN GÖZALTINA ALINMASI İSVİÇRE BASININDA GENİŞ YANKI BULDU

yazar

Published

on

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, İsviçre basınında büyük ilgi gördü. Ülkenin önde gelen medya kuruluşları, bu gelişmeyi „Türkiye’deki siyasi mücadele“ ve „Erdoğan’ın en büyük rakibine yönelik hamle“ olarak değerlendirdi. İşte İsviçre basınında çıkan bazı haberler:

Neue Zürcher Zeitung (NZZ): „Machtkampf in der Türkei“

İmamoğlu’nun önce diplomasının iptal edildiği, ardından gözaltına alındığı belirtilirken, muhalefet liderinin yargıya „Sessiz kalmayın“ çağrısında bulunduğu vurgulandı.

Watson: „Nach Imamoglu-Festnahme: Zusammenstösse bei Demos in Türkei“

İstanbul, İzmir, Ankara ve Eskişehir başta olmak üzere birçok şehirde polis ile göstericiler arasında çatışmalar yaşandığı, polisin tazyikli su ve gazla müdahale ettiği aktarıldı.

Tages-Anzeiger: „Machtkampf in der Türkei“

Muhalefet, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını „siyasi bir operasyon“ olarak değerlendirirken, gözaltının Türkiye’deki demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından kritik bir dönüm noktası olabileceği ifade edildi.

SRF (İsviçre Devlet Televizyonu): „Erdogan könnte mit Verhaftung Imamoğlus ein Eigengoal schiessen“

Türkiye uzmanlarının değerlendirmelerine yer veren SRF, „Erdoğan, İmamoğlu’nu tutuklayarak kendi kalesine gol atabilir“ başlığıyla, bu tutuklamanın Erdoğan’a zarar verebileceğini ve İmamoğlu’nun halk desteğini artırabileceğini belirtti.

20 Minuten: „Zusammenstösse zwischen Polizei und Demonstranten in der Türkei“

Türkiye’nin birçok kentinde binlerce kişinin protesto için sokaklara döküldüğü, gösterilerin yer yer şiddet olaylarına dönüştüğü ve polis müdahalesinin sert olduğu bildirildi.

Blick: „Verhaftung von Istanbuls Bürgermeister Imamoglu löst politische Krise aus“

İmamoğlu’na yöneltilen suçlamaların PKK bağlantılı olduğu iddia edilirken, Erdoğan’ın bu hamlesinin siyasi rakibini saf dışı bırakma çabası olarak görüldüğü ifade edildi.

Ekonomi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 100’e yakın kişinin gözaltına alınmasının ardından Türk lirası döviz karşısında değer kaybetti.

Türk lirası 19 Mart’ta yaklaşık yüzde 12 değer kaybetti. Serbest piyasada Amerikan doları 42 liraya ulaşarak rekor tazeledi, euro ise 45 liraya dayandı.

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Cezaevleri Tarihi Düzeyde Dolu: Uzmanlar Nedenleri ve Çözüm Önerilerini Tartışıyor

yazar

Published

on

By


İsviçre’de cezaevlerindeki doluluk oranı 2026 yılının başı itibarıyla rekor seviyeye ulaştı. Ülkede bugüne kadar görülmemiş sayıda mahkûmun bulunması, ceza infaz sistemi üzerindeki baskıyı artırırken, uzmanlar bu artışın nedenlerine ilişkin farklı faktörlere dikkat çekiyor.
Ceza infaz uzmanı Benjamin Brägger, İsviçre’de cezaevlerindeki yoğunluğun dört temel nedenden kaynaklandığını belirtiyor. İsviçre Devlet Televizyonu SRF’de yaptığı açıklamalara göre Brägger, ilk olarak son 20 yılda ülkede sürekli ikamet eden nüfusun artmasının, buna paralel olarak suç oranlarında da yükselişe yol açtığını ifade ediyor.
İkinci önemli etken olarak, özellikle sınır bölgelerinde ve Doğu İsviçre’de, yasal oturum izni bulunmayan kişiler arasında örgütlü suç faaliyetlerinde artış yaşanması gösteriliyor.
Üçüncü faktör ise iltica sistemiyle bağlantılı suç vakalarındaki yükseliş. Brägger, hem başvuru sürecinde olan bazı kişilerin hem de ilticası reddedildiği halde ülkeden çıkarılamayan bireylerin suç oranlarına katkıda bulunduğunu ifade ediyor.
Dördüncü ve son neden olarak ise 1990’lı yıllardan bu yana giderek güçlenen “tekrar suçun önlenmesi ve risk azaltma” yaklaşımı nedeniyle, ağır suçlarda daha uzun hapis cezaları ve daha sık güvenlik tedbirleri uygulanması gösteriliyor.

Kısa Vadeli Çözüm Arayışları
Artan doluluk karşısında en temel çözüm olarak cezaevi kapasitesinin artırılması öne çıkıyor. Ancak uzmanlar bunun zaman alan ve karmaşık bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Bazı kantonların konteyner tipi geçici çözümlere yöneldiği belirtilse de, bu uygulamaların uzun süreli ve hukuka uygun bir çözüm sunmadığı ifade ediliyor.
Diğer bir seçenek ise cezaevine girişlerin azaltılması. Mevcut verilere göre, ceza infazına giren kişilerin yaklaşık yarısı, ödenmeyen para cezalarının hapis cezasına çevrilmesi nedeniyle cezaevine giriyor. Bu durum yılda 350 ila 400 cezaevi kapasitesinin sürekli dolu kalmasına yol açıyor.
Alternatif: Topluma Yararına Çalışma
Brägger, bu noktada para cezalarını ödeyemeyen kişiler için daha sık “topluma yararına çalışma” uygulanmasını öneriyor. Bu grubun büyük bölümünün ekonomik olarak zor durumda olan kişilerden oluştuğunu belirten uzman, bu nedenle borç tahsilatının çoğu durumda mümkün olmadığını vurguluyor.

Ekonomik karşılaştırmalara göre, bir günlük hapis maliyeti 200 ila 300 İsviçre frangı arasında değişirken, topluma yararına çalışmanın maliyeti 40 ila 50 frank seviyesinde kalıyor. Bu yöntem hem daha düşük maliyetli hem de bireylerin sosyal hayata bağını koruyucu bir alternatif olarak değerlendiriliyor.
Ancak mevcut yasal düzenlemeler, para cezaları hapse çevrildikten sonra topluma yararına çalışma uygulanmasına izin vermiyor. Uzmanlara göre bu durumun değişmesi için yasal reform gerekiyor.

Caydırıcılık Tartışması
Topluma yararına çalışmanın cezaların caydırıcılığını azaltıp azaltmayacağı sorusu da gündemde. Brägger’e göre, suçun önlenmesinde belirleyici olan unsur cezanın türü değil, yakalanma ihtimali.
Uzman, trafik suçları örneğini hatırlatarak otomatik denetim sistemlerinin kontrol sıklığını artırdığını ve bunun da ihlallerde azalmaya yol açtığını belirtiyor. Buna göre caydırıcılığı sağlayan temel unsur cezanın ağırlığı değil, tespit edilme olasılığı olarak öne çıkıyor.
İsviçre’de cezaevlerindeki bu artışın önümüzdeki dönemde nasıl yönetileceği ise hem siyasi hem de hukuki tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. #isviçre #haber #schweiz

Continue Reading

İsviçre

Antalya“daki79 Yaşındaki Rolf, Antalya’da Evlendiği Eşini İsviçre’ye Getiremiyor

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Aargau kantonuna bağlı Vordemwald kasabasında yaşayan 79 yaşındaki Rolf’un, Türkiye’den evlendiği eşi Dilana’yı İsviçre’ye getirme talebi reddedildi. Yetkililer, çiftin evliliğinin “sahte evlilik” olabileceğinden şüpheleniyor. Yani oturum veya vatandaşlık amacıyla yapılmış bir evlilik olabileceği değerlendiriliyor.

Rolf ile kendisinden 23 yaş küçük olan 56 yaşındaki Dilana, iki yıl önce Türkiye’nin Antalya kentinde tanıştı. Rolf’un anlatımına göre çift kısa sürede birbirine âşık oldu ve Ocak 2026’da Türkiye’de evlendi.

Ancak İsviçre Göçmenlik Dairesi, aile birleşimi başvurusunu kabul etmedi. Kurum, kararına gerekçe olarak çift arasındaki yaş farkını ve bugüne kadar hiç birlikte yaşamamış olmalarını gösterdi.

Daha Önce Evlilik Vizesi de Reddedildi

Rolf, daha önce Dilana’nın İsviçre’ye gelip resmi nikâh yapabilmesi için “evlilik hazırlık vizesi” başvurusunda bulunmuştu. Bu vize için maddi yeterlilik, resmi nikâh sürecinin başlatılması ve gerçek bir evlilik niyetinin kanıtlanması gerekiyor.

Ancak bu başvuru da reddedildi. Bunun üzerine çift Türkiye’de evlenme kararı aldı.

“Onu Seviyorum, Vazgeçmeyeceğim”

Yerel televizyon kanalı Tele M1’e konuşan Rolf, yaşanan süreç nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

“Sevdiğiniz bir insan var ama ona sarılamıyorsunuz, yanında uyuyamıyorsunuz,” diyen Rolf, evliliklerinin tamamen gerçek olduğunu savundu.

Göçmenlik makamları ayrıca Dilana’nın eşinin yaşam koşulları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını öne sürdü. Yetkililer bu nedenle ilişkinin gerçekliğinden şüphe ediyor.

Rolf ise suçlamaları reddederek şu ifadeleri kullandı:

“Bu bir sahte evlilik değil. Para söz konusu olmadı, ona acıdığım için de evlenmedim.”

79 yaşındaki adam, karara karşı hukuk mücadelesi başlatacağını ve bir avukat tutacağını açıkladı.

İsviçre Göçmenlik Dairesi ise davanın hâlen devam ettiğini belirterek konu hakkında ayrıntılı açıklama yapmadı.#antalya#isviçre#haber#aargau

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de “10 Milyonluk İsviçre” Referandumu: Anketlerde Başa Baş Yarış, Sonucu Kararsızlar Belirleyecek

yazar

Published

on

By

İsviçre’de nüfusun 10 milyon kişiyle sınırlandırılmasını öngören Halk Partisi SVP girişimi, 14 Haziran’da yapılacak referandum öncesinde ülkenin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Son kamuoyu yoklamaları, “evet” ve “hayır” oylarının başa baş olduğunu, sonucu ise kararsız seçmenlerin belirleyebileceğini gösteriyor.

SRG adına yapılan son ankete göre seçmenlerin yaklaşık yarısı girişimi desteklerken, yaklaşık yarısı karşı çıkıyor.

Girişim neyi öngörüyor?

SVP’nin “Sürdürülebilir Nüfus Gelişimi” adıyla hazırladığı halk girişimi, İsviçre’nin kalıcı nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonu aşmamasını hedefliyor.

Teklife göre nüfus 9,5 milyona ulaştığında Federal Hükümet ve Parlamento göçü sınırlandırıcı önlemler almak zorunda kalacak. Gerekirse Avrupa Birliği ile serbest dolaşım anlaşmasının yeniden müzakere edilmesi de gündeme gelebilecek.

Göç ve nüfus tartışması

İsviçre, Avrupa’da son yıllarda en yüksek net göç alan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Demografik verilere göre ülkenin nüfusu son 20 yılda net göçün etkisiyle yaklaşık 1,5 ila 1,6 milyon kişi artış gösterdi.

İsviçre’de nüfusun önemli bir bölümü göçmen kökenli. Resmî istatistiklere göre ülkede:

  • Nüfusun yaklaşık yüzde 25’i yabancı uyruklu (oturum izniyle yaşayan göçmenler)
  • Göçmen kökenli (yani birinci veya ikinci nesil göç geçmişi olanlar dahil edildiğinde) oran daha yüksek seviyelere ulaşıyor ve bazı tahminlere göre yüzde 35–40 bandına kadar çıkıyor

Bu durum İsviçre’yi Avrupa’da göçmen nüfus oranı en yüksek ülkelerden biri haline getiriyor.

SVP ve destekleyenler ne diyor?

SVP ve girişimi destekleyen seçmenler, hızlı nüfus artışının İsviçre’de yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini savunuyor.

Destekleyenlere göre:

  • Konut ve kira krizi derinleşiyor
  • Trafik ve toplu taşıma yoğunluğu artıyor
  • Kamu hizmetleri üzerindeki baskı yükseliyor
  • Doğal alanlar ve altyapı zorlanıyor

Ayrıca SVP destekçileri arasında bazı seçmen gruplarının, özellikle kadın seçmenlerin bir bölümünün, güvenlik algısı ve göç kaynaklı sosyal değişimlere ilişkin endişeler nedeniyle girişime destek verdiği ifade ediliyor. Bu kapsamda kriminalite, kamu düzeni ve şehirlerdeki sosyal uyum konuları kampanyanın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

Karşı çıkanların görüşü

Federal Hükümet, iş dünyası temsilcileri, sendikalar ve birçok ekonomi uzmanı ise girişime karşı çıkıyor.

Federal Konsey tarafından hazırlanan çalışmaya göre nüfus artışının sert şekilde sınırlandırılması bazı alanlarda rahatlama sağlasa da ekonomik ve sosyal açıdan önemli maliyetler doğurabilir.

Araştırmada özellikle şu risklere dikkat çekiliyor:

  • Emeklilik sistemi AHV’de gelir kaybı
  • Vergi gelirlerinde düşüş
  • Sağlık sektöründe personel açığının büyümesi
  • Nitelikli iş gücü eksikliği
  • Ekonomik büyümenin yavaşlaması

Gözler kararsız seçmende

Uzmanlara göre referandum kampanyasının son haftaları belirleyici olacak. Özellikle kararsız seçmenlerin ekonomi, güvenlik ve yaşam maliyeti gibi başlıklarda nasıl karar vereceği, 14 Haziran’daki sonucun yönünü tayin edecek.

#isviçre #schweiz #suisse #haber #keine10millionen

Continue Reading
Advertisement

Trendler