Gündem
HAKİM, STAJYER BAYANA TECAVÜZ VE TACİZLE SUÇLANIYOR
Graubünden kantonunda görev yapan bir hakim, 2021’in sonunda 24 yaşındaki stajyer bayana ofisinde tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanıyor. İddialara göre, olay 13 Aralık 2021 akşamında, Chur’daki idare mahkemesi ofisinde gerçekleşti. Hakim Manuele G.*, stajyeri ofisine davet ederek yeni davaları görüşmek istediğini belirtti. Ofisinde, perdeyi kapatarak stajyere çay ikram etti. Önce mesleki ve kişisel konular hakkında konuşan ikili, sonrasında adliyedeki son kişinin binadan ayrılmasının ardından yalnız kaldı.
Suçlamalara göre, olayın ardından stajyere mesaj atan hakim, “Bunu tekrarlamak isterim” diyerek genç kadına psikolojik baskı uyguladı. Savcılık iddianamesine göre, yalnızca fiziksel değil, yazılı, sözlü ve online çevrimiçi olarak da tehdit edilen stajyer, yaşadıklarını Mart 2022’de resmi suç duyurusuna taşıdı.
Stajyerin avukatı tarafından yapılan suç duyurusunda, yaşananların „iğrenç ahlaksız bir suç“ olarak nitelendiği belirtiliyor. Davanın detayları, Graubünden’deki yargı sistemine ve adalet sürecine olan güveni sorgulatırken, hakim sanık olarak yargı önüne çıkmaya hazırlanıyor.
Bir hakimin sanık olarak mahkemeye çıkması nadir görülen bir durumken, tecavüz suçlamasıyla yargılanması Graubünden kantonunda büyük bir skandala dönüştü. İddialara göre Manuele G.*, 2021 sonunda genç bir stajyer bayana tecavüz etmesine rağmen bir yıl boyunca Graubünden İdare Mahkemesi’nde görev yapmaya devam etti.
Olayın detayları, Inside Justiz portalı, SonntagsZeitung ve Südostschweiz gibi medya organlarının yaptığı araştırmalar sonucu 2022’de ortaya çıktı. Bu gelişmelerle birlikte saygın bir yargı mensubu olarak tanınan Manuele G.’nin itibarında sarsıntılar yaşandı ve hakime yönelik suç duyurusu sonucunda görevden alındı.
Graubünden kantonunda yankı uyandıran davada hakim, bugün mahkeme önünde tecavüz ve cinsel taciz suçlamalarıyla hesap verecek.
Bugün eski bir Graubünden hakimi, tecavüz, cinsel taciz ve zor durumda olan bir kişiden yararlanma suçlamalarıyla yargı önünde. Davanın Graubünden’de bir mahkemede görülmesi, henüz yargı süreci başlamadan kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı.
Savcılık dosyasına göre, hakim Manuele G.*, stajyerini iş konularını görüşmek bahanesiyle ofisine davet etti. İlk olarak çay ikram edip perdeleri kapattı, ardından ikili iş ve özel konulardan konuşmaya başladı. Diğer çalışanların binayı terk etmesiyle yalnız kalan ikili arasında yaşananlar, mağdurenin Mart 2022’de yaptığı suç duyurusuyla ortaya çıktı. Bu ağır iddialar, Graubünden’deki yargı sisteminde büyük bir güven krizine yol açtı.
Mart 2022’de yapılan suç duyurusuna göre, 13 Aralık 2021 akşamı hakim, genç kadını ofisine davet etti ve yalnız kalmalarının ardından cinsel saldırıya başladı. Suç duyurusunda yer alan ifadelere göre, hakim genç kadını zorla öpmeye, tişörtünün altına dokunmaya çalıştı. Stajyerin kendini savunma çabasına rağmen, pantolonunu açarak tacize devam etti ve bir elini onun iç çamaşırına sokarken diğer eliyle kendini tatmin etti.
Mağdurenin ifadesine göre, olay sırasında odadan çıkmak istemiş, ancak hakim yolu keserek gitmesine izin vermemiş. Hakim, genç kadının ellerini tutup bileklerini büro kapısına bastırarak onu zorla tecavüz etmiş. Mahkeme tutanağında yazan olayın daha fazla detayları, mağdurun mahremiyetine saygı gereği yazmıyoruz.
Tecavüz iddialarıyla yargılanan eski Graubünden hakimi Manuele G.*, tecavüz saldırısının ardından yaşanan travmatik anlara dair şok edici detaylar gün yüzüne çıkıyor. Olayın ardından stajyer, yaşadığı dehşetin etkisiyle ofisten çıkmak istemiş ancak bu süreçte dizlerinin bağı çözülüp yere yığılmış.
Mağdurun avukatı, müvekkilinin yerde titrerken hakim tarafından yaşananların göz ardı edildiğini belirtiyor. Hakim, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranarak stajyere müzik zevki hakkında sorular sormuş, favori şarkılarıyla ilgili konuşmuş ve katıldığı konserlerden bahsetmiş. Bu durum, yaşananların ciddiyetine gölge düşüren bir tavır olarak değerlendiriliyor ve mağdurun yaşadığı psikolojik travmayı derinleştiriyor.
Olaydan sonra genç kadın, biraz kendine geldikten sonra ofisten çıkarak eşyalarını almış ve mahkeme binasından kaçmış. Arkadaşının yardımıyla hastaneye giderek delil toplatmış. Yapılan incelemelerde, kadının vücudunda hakimin DNA’sına rastlanmış.
Yaşadığı travma ile başa çıkmaya çalışan genç kadın, takip eden günlerde büyük bir zorluk yaşamış, sanığın ona yönelik cinsel saldırılarının ardından onunla bir tür rıza gösterdiğini ima eden mesajlar almış olması nedeniyle psikolojik destek arayışına girmiş. Bu mesajlardan biri, hakimin “Seni çok arzuluyorum. Bunu tekrarlamak isterim.” ifadesi, kadının ruh sağlığını ciddi şekilde etkilemiş ve onu acil psikiyatrik yardım almaya yöneltmiş.
Genç kadın, mahkeme dosyasına göre, saldırıdan önceki aylarda Graubünden İdare Mahkemesi hakimi tarafından sürekli olarak cinsel tacizlere maruz kalmış. Hakim, stajyerine sıkça iltifatlarda bulunmuş ve cinsellik içeren yorumlar yapmış. Dahası, iç iletişim platformu üzerinden de açık ve cinselliği çağrıştıran mesajlar göndermiş. Bu mesajlardan bazıları şunlar: „Seni çok istiyorum. Yarın için sabırsızlanıyorum,“ ve „Sabredemiyorum Dayanamayacağım.“ veya “Baş döndürücü güzelsin“ gibi ifadelerle, kadının rahatsızlık hissetmesine neden olmuş.
Bu durum, iş yerinde bir güç dinamiği oluşturmuş ve stajyerin cinsel istismara uğrama korkusunu artırmış. Yaşananlar, adalet sisteminde cinsiyet temelli güç istismarının bir örneği olarak kayıtlara geçmektedir.
Hakim Manuele G.* hakkında yöneltilen cinsel istismar iddiaları, yalnızca saldırıyla sınırlı kalmayıp, stajyerin daha önceki zamanlarda da cinsel tacize uğradığını gösteriyor. İddialara göre, hakim kadını birkaç kez öpmeye çalışmış, cinsel organını onun cinsel bölgesine sürtmeye çalışmış ve stajyerine kucağına oturmasını teklif etmiş. Ancak stajyer, bu tür sınır ihlallerini sürekli olarak geri adım atarak veya iterek reddetmiş.
İddiaların Arka Planı ve Neden Daha Önce Şikayetci Olmadı?
Stajyerin, iş yerinde yaşadığı bu tacizleri bildirmesinin önünde en büyük engel, işini kaybetme korkusuydu. Hakim, daha önce stajyere, Graubünden kantonunda hakimlerin „dokunulmaz“ olduğunu belirtmiş, bu da stajyerin yaşadığı durumu daha da zorlaştırmış.
Devlet Savcılığı, stajyerin bir bağımlılık ilişkisi içinde bulunduğunu ve hakimin bu durumu istismar ettiğini vurgulamakta. Ayrıca, Graubünden kantonu savcılığı, eski hakimin Eylül 2023’te stajyere anonim tehdit mektupları gönderdiğini iddia etmekte. Bu mektuplarda, hakimin stajyerine, avukatlık sınavını geçemeyeceği konusunda tehditler savurduğu belirtilmekte.
Bu dava, yalnızca bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda adalet sistemi ve toplumsal değerlere yönelik derin sorgulamalara yol açıyor. Graubünden’deki yargı sistemi ve hukukçulara olan güveni sarsmaya devam eden bu trajik olay, eski hakime yöneltilen ağır suçlamalarla gündeme geliyor. Bu iddialar, Graubünden kantonundaki yargı sistemine olan güveni ciddi şekilde zedeleyerek davanın seyrinin yakından izlenmesine neden oluyor. Hem mağdurda hem de kamuoyunda şok etkisi yaratan bu suçlamalar, Graubünden’deki adalet sistemine yönelik güveni sarsıyor.
Mahkeme Süreci
Mahkemeye çıkarılan Manuele G., suçlamaları reddederek, cinsel ilişkinin rızaya dayalı olduğunu öne sürmüş. İddialar ciddi olmakla birlikte, suçsuzluk karinesi geçerlidir. Dava süreci bugün saat 09:00’da başlayacak.
*İsim değiştirilmiştir.
#CinselTaciz #AdaletSistemi #HakimSkandalı #isviçre #graubünden #bündnerrichter #sexuelleübergriff #vergewaltigung #tecavüz #stajyer #eğitim #isviçrehaberleri #isvicreninsesi #isviçredeyaşam
Gündem
İsviçre’de “Evlilik Cezası”: Emeklilikte İki Artı İki Neden Dört Etmiyor?
Çalışırken 1+1=2; emeklilikte ise evli çiftler için 1+1=1,5 ediyor.
Cemil Baysal http://instagram.com/cemil_baysal
40 yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşıyorum. Bu ülkenin düzenini, refahını ve güçlü sosyal devlet anlayışını yakından biliyorum. Amacım kesinlikle İsviçre’yi kötülemek değil; iyi işleyen bu sistemin içinde yıllardır tartışılan, insanları mağdur eden bir adaletsizliğe dikkat çekmek.
Bazen çevremdeki emeklilerle oturup sohbet ederken açıkça soruyorum:
“Bu hayat pahalılığında nasıl geçiniyorsunuz?”
Cevap neredeyse her zaman aynı:
“Her şeyden tasarruf ediyoruz. Boğazımızdan kısıyor, sosyal hayattan vazgeçiyor ve her kuruşun hesabını yapıyoruz…”
Bu sıkıntı yalnızca İsviçre’ye özgü değil. Almanya, Hollanda ve Avrupa’nın birçok ülkesinde insanlar, emeklilik yaşı yaklaşırken Türkiye, İspanya, Yunanistan veya Tayland gibi yaşam maliyetlerinin daha düşük olduğu ülkelere taşınma planları yapıyor.
Ancak ülke değiştirmek de sanıldığı kadar kolay değil. Vergilendirme ve sağlık sigortası koşulları gidilecek ülkeye, vatandaşlığa ve ikili anlaşmalara göre değişiyor. İsviçre’de geçimini sağlayamayan emeklilere verilen Ergänzungsleistungen ise yurt dışına taşınıldığında devam etmiyor.
İnsanlar böylece İsviçre’deki yüksek yaşam maliyetleri ile yurt dışında kaybedecekleri sosyal güvenceler arasında kalıyor. İnsanın gençliğini, emeğini, vergisini ve primini verdiği ülkeden yaşlılığında geçinememe korkusuyla ayrılmayı düşünmesi ne kadar acı!
Prim Alırken İki Kişi, Aylık Öderken Bir Buçuk Kişi
İsviçre’de yıllardır siyasetin gündeminden düşmeyen bir sorun var:
“Heiratsstrafe”, yani evlilik cezası.
Karı koca çalışma hayatları boyunca ayrı ayrı çalışıyor ve kazançları üzerinden ayrı ayrı AHV primi ödüyor. Primler maaş bordrolarından kesilirken her iki eş de bağımsız birer sigortalı olarak değerlendiriliyor.
Başka bir ifadeyle, primler alınırken kadın da erkek de ayrı birer kişi. Ancak emeklilik zamanı geldiğinde evli çiftin toplam AHV aylığı yüzde 150 tavanıyla sınırlandırılıyor.
Sistem prim toplarken eşleri iki kişi, emekli aylığını öderken adeta bir buçuk kişi olarak görüyor.
Matematik Ortada: Rakamlar Ne Söylüyor?
2026 itibarıyla rakamlar şöyle:
- Tek kişi için azami AHV aylığı: 2.520 CHF
- Nikâhsız yaşayan iki kişinin toplam azami aylığı: 5.040 CHF
- Resmî evli çiftin toplam azami aylığı: 3.780 CHF
| Medeni durum | Kişi başına azami aylık | İki kişinin toplam azami aylığı |
|---|---|---|
| Nikâhsız birlikte yaşayan | 2.520 CHF | 5.040 CHF |
| Resmî evli çift | Oransal olarak sınırlandırılır | 3.780 CHF |
İki hane arasındaki azami fark ayda tam 1.260 CHF.
Aralık 2026’da ilk kez ödenecek 13. AHV aylığı da hesaba katıldığında, yıllık azami fark 16.380 CHF’ye ulaşacak.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekir: Bu rakamlar, her iki kişinin de azami AHV aylığına hak kazandığı örnek için geçerlidir. Eksiksiz prim ödemiş olmak tek başına azami aylığı garanti etmez. AHV aylığı; prim süresi, çalışma hayatındaki ortalama gelir ile eğitim ve bakım kredilerine göre hesaplanır.
Ancak şartları aynı olan iki çift arasında yalnızca resmî nikâh nedeniyle böylesine büyük bir fark oluşması adil midir?
Gerekçe olarak evli çiftlerin aynı evde yaşadığı ve giderlerini paylaştığı söyleniyor. Fakat nikâhsız çiftler de aynı çatıyı, kirayı, mutfağı, elektriği ve ısınma giderlerini paylaşıyor.
Onlar iki ayrı kişi kabul edilirken, evli çiftler neden bir buçuk kişi sayılıyor?
Vergideki “Evlilik Cezası” İçin Halk Kararını Verdi
Evli çiftlerin karşılaştığı dezavantaj yalnızca AHV ile sınırlı değildi. Mevcut vergi sisteminde eşlerin gelirleri birlikte hesaplandığı için, özellikle her iki eşin de çalıştığı bazı evli çiftler nikâhsız çiftlere göre daha yüksek vergi ödeyebiliyor.
Ancak İsviçre halkı bu konuda önemli bir karar verdi. Bireysel vergilendirme yasası, 8 Mart 2026’daki halk oylamasında yüzde 54,23 “evet” oyuyla kabul edildi.
Yeni sistemle birlikte evli kişiler de gelirlerini ayrı ayrı beyan edecek. Düzenlemenin en geç 2032’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Böylece vergilendirmede medeni durumdan kaynaklanan farklılıkların giderilmesi yönünde önemli bir adım atılmış oldu. Şimdi benzer bir adalet beklentisi, AHV’deki yüzde 150 evli çift tavanı için de devam ediyor.
“Kâğıt Üzerinde Boşanmak” Çözüm mü?
Sistemin oluşturduğu ekonomik baskı nedeniyle bazı çiftlerin emeklilik öncesinde resmî olarak boşandığı ancak aynı evde birlikte yaşamaya devam ettiği sıkça konuşuluyor.
Bunun ne kadar yaygın olduğuna ilişkin resmî bir istatistik bulunmuyor. Fakat insanların böyle bir yöntemi düşünmesi bile sorunun ciddiyetini göstermeye yetiyor.
Üstelik boşanmak kusursuz bir çözüm değil. İki kişinin de otomatik olarak azami AHV aylığı alacağı anlamına gelmiyor. Miras hakları, dul aylığı, mal paylaşımı ve 2. Sütun birikimlerinin bölüşülmesi bakımından ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabiliyor.
İnsanların hak ettiklerini düşündükleri aylığı alabilmek için 30–40 yıllık evliliklerini kâğıt üzerinde bitirmeyi akıllarından geçirmeleri, sistemin vicdanını sorgulatması gereken bir durumdur.
3. Sütun Yoksa, Ev Kiraysa Nasıl Geçinilecek?
Kendine ait evi, yeterli birikimi ve 3. Sütun’u olmayan; 2. Sütun’dan da güçlü bir gelir elde edemeyen emekli bir çiftin yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de insanca geçinebilmesi neredeyse imkânsız.
Kira, iki kişinin zorunlu sağlık sigortası primleri, elektrik, ısınma, vergi, ulaşım ve mutfak masrafları alt alta yazıldığında para ay bitmeden tükenebiliyor.
İşte İsviçre’nin güçlü ve takdir edilmesi gereken sosyal devlet anlayışı burada devreye giriyor: Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamayan emeklilere Ergänzungsleistungen, yani tamamlayıcı ödemeler sunuluyor.
Bu bir sadaka, lütuf veya klasik anlamda sosyal yardım değildir. Şartları karşılayan kişilere tanınmış yasal bir haktır. Bu desteğin bulunması, İsviçre sosyal güvenlik sisteminin en güçlü yönlerinden biridir.
Ancak başka bir gerçeği de konuşmak zorundayız: Yeterli 2. ve 3. Sütun geliri bulunmayan birçok emeklinin Ergänzungsleistungen olmadan İsviçre’de temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması, normal AHV aylıklarının yeterliliğini ciddi biçimde sorgulatıyor.
Emeklilerin de dışarıda bir kahve içmeye, torunlarına küçük bir hediye almaya, dostlarıyla buluşmaya ve yılda birkaç gün dinlenmeye hakkı var. İnsan ömrü yalnızca kira, sağlık sigortası ve market faturası ödemekten ibaret olmamalı.
İsviçre’yi karalamak değil; güzel ve güçlü taraflarını takdir ederken eksik ve adil olmayan yönlerini de açıkça konuşmak gerekir.
Konu aslında oldukça önemli ve hassas. Her yönüyle ele almaya kalksak neredeyse roman yazmamız gerekir. Kısa yazınca “Şunları unutmuşsunuz, bunları yazmamışsınız” deniliyor; biraz ayrıntılı yazınca da “Çok uzun olmuş” eleştirisi geliyor. Bu nedenle önemli olan, verilmek istenen temel mesajı doğru anlamaktır.
Prim öderken iki kişi olarak değerlendirilen eşler, emeklilikte neden bir buçuk kişi muamelesi görüyor?
Sizce bu sistem adil mi? Kendine ait evi bulunmayan ve kirada yaşayan emekli bir çift, yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de geçinebilir mi?
Buyurun, görüşlerinizi ve tecrübelerinizi yorumlarda paylaşın.

Gündem
İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir
İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.
Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.
Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?
Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.
Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:
- İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
- Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
- İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
- En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.
Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?
Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.
Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.
Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.
İsviçre bugün tarafsız değil mi?
Evet, tarafsız.
Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.
Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.
Asıl soru şu:
Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?
Girişimi savunanlar ne diyor?
Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.
Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.
Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.
Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?
Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.
Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.
Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.
Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?
Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.
Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.
Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.
İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?
Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.
“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.
Arabuluculuk konusu
Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.
Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.
Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.
27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?
Sandıkta sorulacak temel soru:
“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?
EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.
HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.
Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.
İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası
Avrupa
Almanya’da Akılalmaz Sahte Ev Satışı: Biri Ev Sahibi, Diğeri Noter Gibi Davrandı
Ne oldu? Stahnsdorf’ta bir müstakil evin satışını gerçekleştirdiklerini öne süren iki şüpheli, alıcılardan yüksek miktarda nakit kapora aldı.
Nasıl kandırdılar? Erkek şüphelinin kendisini evin sahibi, kadın şüphelinin ise noter olarak tanıttığı ve Berlin’deki bir ofiste sahte satış sözleşmesi düzenlediği bildirildi.
Ne kadar para alındı? Brandenburg Polisi kesin rakam açıklamadı; yalnızca “yüksek miktarda nakit para” ifadesini kullandı.
Polis ne istiyor? Robot resimleri yayımlanan iki şüphelinin kimliğinin ve bulunduğu yerin belirlenmesi için halktan yardım bekleniyor.
Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Stahnsdorf’ta sahte bir ev satışıyla alıcıları dolandırdıkları şüphesiyle bir erkek ve bir kadın aranıyor. Olayın 7 Haziran ile 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştiği, robot resimli arama duyurusunun ise 12 Ağustos 2026’da yayımlandığı bildirildi.
Brandenburg Polisinin açıklamasına göre kimliği henüz belirlenemeyen erkek şüpheli, Haziran 2025’te müstakil ev satın almak isteyen kişilerle iletişime geçti. Kendisini taşınmazın ve arsanın sahibi olarak tanıtan şüpheli, alıcılarla evde buluşarak mülkü gezdirdi ve evi satmak istediği izlenimini verdi.
Tarafların kapora konusunda anlaşmasının ardından Berlin’deki bir ofiste sözde noter randevusu gerçekleştirildi. Burada noter gibi davrandığı öne sürülen kadın şüpheli, taşınmazın satışına ilişkin bir sözleşme hazırladı. Mağdurlar, işlemlerin gerçek olduğuna inanarak süreci sürdürdü.
Daha sonra Berlin Havalimanı yakınlarındaki halka açık bir yerde, yüksek miktarda nakit para kapora olarak teslim edildi. Parayı alan erkek şüpheli olay yerinden ayrıldı ve mağdurlarla tüm iletişimini kesti. Polis, dolandırılan paranın kesin miktarını açıklamadı.
Sonradan yapılan incelemelerde, Berlin’deki ofiste noter gibi davranan kadının gerçek bir noter olmadığı belirlendi. Polise göre kadın, erkek şüpheliyle birlikte hareket ederek mağdurlara taşınmaz için gerçeğe aykırı bir satış sözleşmesi hazırladı.
Potsdam Kriminal Polisi, iki şüphelinin robot resimlerini yayımlayarak kamuoyuna çağrıda bulundu. Şüphelileri tanıyan veya kimlikleri ve bulundukları yer hakkında bilgi sahibi olanların 45/26 numaralı arama dosyasını belirterek 0331 5508-0 numaralı telefondan Potsdam Polis Müfettişliğine ya da herhangi bir polis merkezine başvurması istendi.
Kaynak: Brandenburg Polisi
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


