Connect with us

Avrupa

CORONA AŞISI SONRASI ACI GERÇEK: DR. MÖLLER’DEN ŞOK EDEN İTİRAF

yazar

Published

on

Covid-19 aşısı sonrasında yaşanan sağlık sorunları konusunda farkındalık oluşturmak isteyen Dr. Jörg-Heiner Möller, deneyimlerini samimi ve duygusal bir dille paylaştı. Bavyera’da uzun yıllar kardiyolog ve başhekim olarak görev yapan Dr. Möller, hem hastalarının hem de kendi eşinin mRNA aşısı sonrasında yaşadığı ciddi sağlık sorunlarıyla yüzleştiğini belirtiyor.

„POST-VAC HASTALIĞI YOK SAYILIYOR“

Röportajda, Dr. Möller, „Post-Vac“ olarak adlandırılan aşı kaynaklı hastalıkların ciddiyetine dikkat çekerek, bu hastalığın otoimmün rahatsızlıklara benzer bir sistemik hastalık olduğunu vurguluyor. Yorgunluk, bilişsel bozukluklar ve otoimmün disfonksiyon belirtileri ile kendini gösteren bu rahatsızlığın, tıbbi camiada yeterince tanınmadığını ifade eden Möller, „Bu hastalık spontan olarak iyileşmiyor ve binlerce insan hayatından koparılıyor“ diyor.

AŞININ YAN ETKİLERİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR

Dr. Möller’e göre, Spike proteini bağışıklık sisteminde aşırı bir tepkiye yol açarak kronik iltihaplanmaya neden oluyor ve bu durum, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. „Bu protein vücuttan asla tam olarak atılamıyor ve sürekli bir inflamatuar süreci tetikliyor,“ diyen Möller, bu durumu kontrol altına alacak bir tedavi yönteminin henüz geliştirilemediğini belirtiyor.

„MESLEKTAŞLARIM GERÇEĞE GÖZLERİNİ KAPATIYOR“

Dr. Möller, meslektaşlarının çoğunun bu gerçeğe gözlerini kapattığını ve aşı kaynaklı zararları kabul etmekten kaçındıklarını söylüyor. Bir vakada, bir hastasını başka bir doktora yönlendirdiğinde kendisinin hakaretlere maruz kaldığını aktaran Möller, „Bazı doktorlar, iyi niyetle yapılan bir uygulamanın yan etkilerini kabullenmek istemiyor,“ diyor.

BÜROKRASİDE BÜYÜK ENGELLER

Aşı zararlarını belgelemek için mevcut testlerin yeterli olmasına rağmen, sigorta kurumları ve resmi mercilerin bu testlerin ödemesini kabul etmediğini belirten Dr. Möller, „Bu durum, hastaların tanı almasını zorlaştırıyor ve onları yalnız bırakıyor,“ diyor.

İLGİ ÇEKEN VAKA: 28 YAŞINDAKİ ÖĞRENCİ

Dr. Möller, 28 yaşındaki bir öğrencinin Covid-19 aşısından sonra geliştirdiği miyokardit sonucu yaşam beklentisinin kısaltıldığını ifade ediyor. „Bu hasta, üniversite hastanesinde tedavi edilmesine rağmen aşı zararı olarak tanınmadı,“ diyen Dr. Möller, bunun politik ve bürokratik nedenlerden kaynaklandığını düşünüyor.

TIBBİ ARAŞTIRMALAR ÖNEMLİ AMA YETERLİ DEĞİL

Yürüttüğü 350 kişiyle yapılan çalışmanın bilimsel dergilerde yayınlanmadığını dile getiren Dr. Möller, akademik dünya ve resmi kurumların bu konuya duyarsız kaldığını vurguluyor. „Araştırma sonuçları, farklı hastalıkların aşı ile ilişkilendirilebileceğini gösteriyor. Ancak sesimizi duyuramıyoruz,“ diyerek durumu özetliyor.

Dr. Jörg-Heiner Möller’in bu çarpıcı röportajı, aşının potansiyel yan etkilerinin daha geniş kitleler tarafından bilinmesi ve yetkililerin konuya daha ciddi yaklaşması gerekliliğine dikkat çekiyor.

@Report24

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Avrupa

Karı-Koca Arasındaki Cinsel Oyun Ölümle Bitti: Tutuklu Eşten “Rızaya Dayalı Kaza” Savunması

yazar

Published

on

By

Karı-Koca Arasındaki Cinsel Oyun Ölümle Bitti: Tutuklu Eşten „Rızaya Dayalı Kaza“ Savunması

Avusturya’nın Yukarı Avusturya eyaletine bağlı Marchtrenk kentinde, 40 yaşındaki bir kadının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan şüpheli olayla ilgili yürütülen soruşturmada yeni adli ayrıntılar ortaya çıktı. Soruşturmanın merkezinde bulunan 50 yaşındaki eş, polis ve savcılığa verdiği ifadede eşini öldürme niyetinin bulunmadığını öne sürerek, yaşananların tarafların rızasıyla gerçekleşen sıra dışı cinsel uygulamalar sırasında meydana gelen trajik bir kazadan ibaret olduğunu savundu.

Ağır Yaralı Bulundu, Hastanede Hayatını Kaybetti

Olay, 26 Haziran 2026 tarihinde Wels-Land bölgesindeki Marchtrenk’te bulunan bir evde meydana geldi. İhbar üzerine adrese ulaşan sağlık ekipleri, 40 yaşındaki kadını yoğun kan kaybı ve hayati tehlike oluşturan ağır yaralanmalarla buldu. Hastaneye kaldırılan kadın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kısa süre sonra yaşamını yitirdi.

Adli tıp incelemesinde, kadının karın ve genital bölgesinde ölümüne neden olan ağır iç yaralanmalar tespit edildi. Bu bulgular, yürütülen ceza soruşturmasının temelini oluşturdu.

Şüpheli Eşin Savunması ve „BDSM“ İddiaları

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve ardından tutuklanan 50 yaşındaki eş, ifadesinde cinsel eylemleri kabul etti. Ancak bu eylemlerin tarafların ortak rızasıyla gerçekleştirilen sıra dışı cinsel uygulamalar („einvernehmliche Sexualpraktiken“) kapsamında yaşandığını ileri sürdü.

Avusturya basınında yer alan ve soruşturma dosyasına dayandırılan bilgilere göre, söz konusu uygulamalar sırasında cinsel yardımcı araçlar veya yabancı cisimler („Sexspielzeug / Fremdkörper“) kullanılmış olabileceği belirtiliyor. Ayrıca adli tıp çevreleri ile bazı medya kuruluşları, olayın BDSM (sadomazoşist ilişki) kapsamında gerçekleşmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Ancak bu ayrıntılar savcılık tarafından şu ana kadar resmen doğrulanmış değil.

Şüpheli, ağır yaralanmaların bu uygulamalar sırasında meydana gelen trajik bir kaza („unfallartiges Geschehen“) sonucu oluştuğunu öne sürerken, „öldürme kastım yoktu“ diyerek herhangi bir kasıt taşımadığını özellikle vurguladı.

Cinayet Değil, Cinsel İstismar Şüphesiyle Soruşturuluyor

Wels Savcılığı, soruşturmanın bu aşamada cinayet suçlamasıyla değil, Avusturya Ceza Kanunu kapsamında „savunmasız bir kişiye yönelik ölümle sonuçlanan cinsel istismar“ şüphesiyle yürütüldüğünü açıkladı.

Soruşturmanın odağında ise şüphelinin „rızaya dayalı kaza“ savunmasının adli tıp bulgularıyla örtüşüp örtüşmediği yer alıyor. Uzmanlar ayrıca hayatını kaybeden kadının olay sırasında fiziksel ve zihinsel olarak geçerli bir rıza gösterebilecek durumda olup olmadığını da araştırıyor. Bu kapsamda otopsi raporu, olay yerindeki deliller ve diğer tıbbi incelemeler ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor.

Masumiyet Karinesi Geçerli

Yetkililer, soruşturmanın tüm yönleriyle sürdürüldüğünü ve hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmayan şüpheli açısından masumiyet karinesinin geçerliliğini koruduğunu hatırlattı. Adli tıp raporlarının ve soruşturmanın tamamlanmasının ardından olayın hukuki niteliği kesinlik kazanacak-

Continue Reading

Avrupa

Gurbetçilere Yabancı Plakalı Araç Kolaylığı: Yeni Uygulama Yürürlüğe Girdi

yazar

Published

on

By

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının uzun süredir beklediği yabancı plakalı araç kullanımına ilişkin yeni düzenleme yürürlüğe girdi. Yapılan uygulama değişikliğiyle birlikte, Türkiye’de bulunan yabancı plakalı araçların kullanımına yönelik önemli kolaylıklar sağlandı.

Yeni düzenlemeye göre, yabancı plakalı aracın sahibi Türkiye’de bulunduğu sürece; yurt dışında ikamet eden eşi, anne ve babası, büyükanne ve büyükbabası, çocukları ile torunları, araç sahibi araçta bulunmasa dahi aracı kullanabilecek.

Düzenleme bununla da sınırlı kalmadı. Araç sahibinin araçta bulunması şartıyla, yurt dışında ikamet eden diğer kişiler de akrabalık bağı aranmaksızın yabancı plakalı aracı kullanabilecek. Ayrıca sağlık gibi zorunlu hallerde, araç sahibinin araçta bulunması koşuluyla Türkiye’de yaşayan eşi, anne ve babası ile çocuklarının da aracı kullanmasına izin verilecek.

Yetkililer, düzenlemenin yurt dışında yaşayan vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda hazırlandığını ve uygulamanın araç kullanımında yaşanan belirsizlikleri ortadan kaldırarak günlük yaşamı kolaylaştıracağını belirtti.

Söz konusu değişiklik, yeni bir kanun çıkarılması yerine mevcut mevzuat kapsamında yapılan idari düzenleme ve uygulama esaslarının güncellenmesiyle hayata geçirildi. Bu kapsamda uygulama, resmî makamlar tarafından duyurulan esaslar çerçevesinde yürürlüğe girmiş durumda.

Özellikle yaz döneminde Türkiye’ye kara yoluyla gelen milyonlarca gurbetçi için önemli bir kolaylık sağlaması beklenen düzenlemenin, sınır kapılarında yaşanan mağduriyetleri azaltması ve araç kullanımını daha esnek hale getirmesi hedefleniyor.

#turkiye#gurbetci#avrupa#almanya#sondakika

Continue Reading

Avrupa

GURBETÇİNİN İSYANI: PEKİ İSVİÇRE’DE FİYATLAR KAÇ?

yazar

Published

on

By

Türkiye’de Philadelphia 918 TL, İsviçre’de Aynı Ürün 3–4 CHF

Türkiye’de ithal gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışları sosyal medyada yeniden gündem oldu. Paylaşılan bir videoda, lüks bir markette satılan Philadelphia XL 330 gram krem peynirin 918,85 TL, hemen yanında bulunan Mascarpone peynirinin ise 1.095 TL fiyat etiketi taşıdığı görüldü. Görüntüler kısa sürede binlerce kişi tarafından paylaşılırken, yüksek fiyatlar büyük tepki topladı.

İsviçre’deki fiyatlarla yapılan karşılaştırma ise dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Philadelphia 200 gram krem peynir, İsviçre’nin büyük market zincirleri Coop ve Migros’ta yaklaşık 2,75–2,80 CHF seviyesinde satılıyor. Philadelphia XL 330 gram ise yaklaşık 4,10 CHF fiyatla raflarda yer alıyor. İndirim marketleri Aldi, Lidl ve Denner’de ise kampanyalara bağlı olarak aynı ürünler genellikle 3–4 CHF fiyat bandında tüketiciyle buluşuyor.

Türkiye’deki 918,85 TL‘lik satış fiyatı ile İsviçre’deki 3–4 CHF‘lik fiyatlar karşılaştırıldığında, aynı ithal ürünün Türkiye’de kat kat daha pahalıya satıldığı görülüyor. Aradaki fark, sosyal medyada “Aynı ürün Avrupa’da çok daha ucuza satılırken Türkiye’de neden bu kadar pahalı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Uzmanlara göre bu fiyat farkının temel nedenleri arasında yüksek enflasyon, döviz kuru, ithalat maliyetleri, lojistik giderleri ve gümrük vergileri yer alıyor. Sosyal medyada büyük yankı uyandıran görüntüler, Türkiye’de ithal gıda ürünlerinin ulaştığı fiyat seviyesini ve alım gücündeki düşüşü bir kez daha gözler önüne serdi.

#isviçre#turkiye#avrupa#almamya#sondakika

Continue Reading

Trendler