Avrupa
ALMANYA’DA MÜLTECİ PATERNİTELİĞİ TARTIŞMASI: İRANLI KADIN’A TEPKİ DALGASI
Almanya’da göç ve entegrasyon konularında süregelen tartışmalar, İran asıllı iş insanı Emitis Pohl’un yaptığı öneriyle yeniden alevlendi. Köln’de yaşayan 51 yaşındaki Pohl, FOCUS Online’a verdiği röportajda, “Her birey bir mültecinin sorumluluğunu almalı ve onu birebir desteklemeli” şeklindeki önerisini dile getirdi. Ancak bu görüşü kamuoyunda büyük yankı uyandırdı; kimileri desteklerken, kimileri ise sert eleştirilerde bulundu ve hatta ağır hakaretlere varan tepkiler gösterdi.
DEVLETİN ENTEGRASYONDA BAŞARISIZ OLDUĞUNU SÖYLEDİ
Emitis Pohl, Alman devletinin mülteci entegrasyonu konusunda “tamamen başarısız olduğunu” savundu. Bu başarısızlığın sonuçlarının, son dönemde Solingen, Magdeburg ve Aschaffenburg’daki mülteci kökenli kişilerin gerçekleştirdiği şiddet olaylarında açıkça görüldüğünü belirtti.
Almanya’ya 1988 yılında 13 yaşında mülteci olarak gelen ve burada iş dünyasında başarılı bir kariyer yapan Pohl, önerisinin temel amacının mültecilerin entegrasyon sürecine halkın doğrudan dahil olması olduğunu söyledi:
“Her birey bir mülteciye birebir rehberlik etmeli, onu adım adım desteklemeli ve bu süreçte resmi makamlarla sürekli temas halinde olmalıdır. Devlet de bu tür gönüllü ‘patronaj’ sistemlerini vergi teşvikleriyle desteklemelidir.”
Pohl’un bu açıklamaları, özellikle sosyal medyada sert tepkilere yol açtı.
CİNSİYETÇİ VE IRKÇI SALDIRILARA MARUZ KALDI
Röportajın yayımlanmasının ardından Pohl, büyük bir nefret kampanyasıyla karşı karşıya kaldı. Gelen mesajların bir kısmı doğrudan kişisel saldırılar içerirken, bazıları ise ırkçı ve cinsiyetçi hakaretlerle doluydu. FOCUS Online, bu mesajlardan bazılarını yayımlayarak durumun vahametini gözler önüne serdi.
Nefret Söylemi ve Şiddet: Göçmenlere Yönelik Korkutucu Yorumlar Gündemde
Almanya’da son dönemde göçmenlere yönelik şiddet içerikli ve nefret dolu yorumlar sosyal medyada büyük yankı uyandırıyor. FOCUS Online tarafından yapılan araştırmalar, bazı yazarlardan gelen tehditkar, aşağılayıcı ve insanlık dışı mesajları belgelemeyi amaçladı. Bu yorumlar, sadece dilsel saldırılarla kalmayıp, açıkça şiddet çağrılarını da içeriyor.
Göçmenlere ve özellikle Emitis Pohl’e yönelik olarak yapılan bazı korkunç yorumlar, insanlık sınırlarını zorluyor. Yorumlar, ırkçı ve cinsiyetçi dil kullanılarak göçmenlere hakaret ediliyor, ayrıca insanları hedef alan tehditler yer alıyor. İşte bu şok edici yorumlardan bazıları:
- „Haben Sie einen Knall? Vielleicht kann Ihnen ein Psychiater helfen?“ (Aklınız mı gitti? Belki bir psikiyatrist size yardımcı olabilir?)
- „Junge bist du behindert!!!! Ich fick deinen Vorschlag dass jeder einen eigenen Flüchtling aufnehmen soll!!!“ (Çocuk, senin aklın mı yok? Herkesin bir mülteci alması fikrini si….m. Ne kadar da salaksın!)
- „Ey Araberfotze. Warum hälst du nicht deine Fresse und kehrst in dein Gebirge zurück. Da kannst du den Schwanz von deinem Schweine fickenden Vater lutschen. Kleine dreckige Kanakenhure.“ (Ey Arap orospusu. Neden çeneni kapamıyorsun ve dağlarına geri dönmüyorsun? Orada domuzlarla cinsel ilişkiye giren babanın penisiyle oynarsın. Küçük orospu.)
- „Sind Sie total durchgeknallt?????? Stecken Sie sich Ihr Klientel doch irgendwohin belästigen Sie uns nicht damit und überlegen Sie mal was Sie für einen Unsinn generieren. Gehen Sie zurück nach Teheran Deutschland braucht solche Leute wie sie hier nicht!!!!“ (Tamamen delirdiniz mi? Kendi kitlenizi bir yere sokun, bizi rahatsız etmeyin ve ürettiğiniz saçmalığı düşünün. Tahran’a geri dönün, Almanya sizin gibi insanlara ihtiyacı yok!)
Bu nefret dolu ifadelerin yanı sıra, bazı yorumlar göçmenlere yönelik açıkça şiddet ve aşağılama çağrıları yapıyor. Bazı yazarlara göre, göçmenlerin sadece “sahiplenilmesi” değil, “köle olarak kullanılmaları” ve “şiddet uygulanmaları” gerektiği belirtiliyor. Şok edici örnekler arasında şu tür ifadeler de yer alıyor:
- „Geile Idee. Wir führen die Leibeigenen wieder ein. Er darf dann auch im Keller wohnen.“ (Harika fikir. Esirlik sistemini geri getirelim. Bodrumda yaşayabilir.)
- „Bekommen wir jetzt einen Sklaven?“ (Şimdi bir köle mi alacağız?)
- „Nur wenn es eine hübsche Latina Mitte 30 ist.“ (Sadece 30’larının ortasında güzel bir Latinli kız olursa.)
- „Hallo Frau Emitis Pohl, ich nehme Sie gerne auf!“ (Merhaba Bayan Emitis Pohl, sizi memnuniyetle evimde kabul ederim!)
- „Ich gehe mit meinem Baden! Davor bekommt er noch eine schöne Kette geschenkt! Panzerstahl.“ (Benimle gelenle birlikte giderim! Önce ona güzel bir zincir hediye ederim! Zırh çeliği.)
- „gern blausäure im tee gibt einen netten mandelgeschmack“ (Çok memnun olurum, çaya sinir gazı eklerim, güzel bir badem tadı verir.)
Bu korkunç yorumlar, sadece dilsel saldırılarla sınırlı kalmayıp, ciddi bir şekilde şiddet içeren, tehditkar ifadelerle de göçmenlere hakaret edilmektedir. FOCUS Online’a konuşan göçmen hakları savunucusu Emitis Pohl, bu tür yorumlara karşı dayanıklı olduğunu belirtti: „Neyse ki artık kalın bir derim var,“ diyerek şunları söyledi.
Bu tür nefret söylemleri, toplumsal barışa ve insanların birbirine olan saygısına ciddi tehdit oluşturmaktadır. Göçmenlerin maruz kaldığı bu tür saldırılar, sadece bireylerin değil, tüm toplumun güvenliğini ve huzurunu tehlikeye atmaktadır.
Yetkililer ve toplum liderleri, nefret dolu söylemlerin yayılmasını engellemek için daha fazla önlem alınması gerektiğini vurguluyor. Bu tür davranışların toplumdan dışlanması ve yasal yaptırımların uygulanması gerektiği konusunda birleşiyorlar.
#NefretSöylemi #Şiddet #GöçmenHakları #Toplum #İnsanlık #SosyalMedya
Pohl, yaşananları şöyle değerlendirdi:
“Beni en çok endişelendiren şey, toplumun ne kadar radikalleştiğini görmek. İnsanların birbirine karşı bu kadar öfkeli, saldırgan ve kutuplaşmış olması korkutucu.”
Pohl’un 20 ve 23 yaşındaki kızları da annelerine yönelik saldırılardan duydukları üzüntüyü dile getirdi.
ALMANYA’NIN DEĞİŞİMİNDEN ENDİŞELİ
Pohl, Almanya’nın giderek daha fazla kutuplaştığını belirterek, geçmiş yıllara duyduğu özlemi dile getirdi:
“Eskiden Almanya’da saygı, değerler ve nezaket vardı. Politikacılar gerçekten halkın yararını gözetirdi. Ancak şimdi insanlar sürekli birbirine saldırıyor, çözüm aramak yerine suçlu arıyor.”
Pohl, 2015 yılındaki mülteci krizinde, Köln’deki toplu cinsel saldırılara tanık olduğunu ve o dönemde Merkel hükümetinin mülteci politikasını eleştirdiği için tepki aldığını hatırlattı.
“Bugün yine saldırıya uğruyorum, ama bu sefer karşı taraftan. Eskiden beni ‘mülteci karşıtı’ olmakla suçlayanlar vardı, şimdi ise mülteci yanlısı olmakla eleştiriliyorum. Oysa ben her zaman mantıklı ve insani çözümlerden yana oldum.”
DESTEKLEYENLER DE VAR
Pohl’un önerisi tamamen olumsuz tepkiler almadı. Sosyal medya ve profesyonel platformlarda, onun fikrini destekleyen pek çok kişi de oldu. Özellikle LinkedIn’de yapılan yorumlarda, birçok kişi Pohl’un görüşlerini destekleyerek entegrasyon konusunda daha aktif çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı.
Örneğin, Karlsruhe’de gönüllü olarak mültecilere iş bulmaya çalışan bir kişi, Pohl’un sözlerini desteklediğini belirterek, Almanya’daki bürokrasinin bu süreçte büyük bir engel oluşturduğunu ifade etti.
“EĞER BİRBİRİMİZE SALDIRMAYA DEVAM EDERSEK, KAYBEDEN BİZ OLURUZ”
Pohl, tepkilere rağmen mültecilerin daha iyi bir şekilde entegrasyonunu sağlamak için mücadele etmeye devam edeceğini söyledi:
“Eğer birbirimize saldırmaya devam edersek, kaybeden biz oluruz. Sorunlara çözüm odaklı yaklaşmak zorundayız. Birçok mülteci gerçekten yeni bir hayat kurmak istiyor ve onlara bu şansı vermeliyiz.”
Pohl, mülteci desteğiyle ilgili bir öneri daha sunarak, yalnız yaşayan yaşlıların mülteci çocuklarla iletişim kurmasını teşvik edebilecek projeler geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
“Neden yalnız yaşayan yaşlılarımız, bir mülteci çocuğa rehberlik ederek hem sosyal bağlarını güçlendirmesin hem de ek bir gelir elde etmesin? Toplum olarak birlikte çalışarak herkes için daha iyi bir sistem oluşturabiliriz.”
TARTIŞMA DEVAM EDİYOR
Pohl’un açıklamaları Almanya’da göç ve entegrasyon konusundaki hararetli tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Kamuoyunda mülteci politikasına dair bölünmüş görüşler devam ederken, Pohl’un önerisinin nasıl bir yankı uyandıracağı merak konusu.
YASAL UYARI: Bu haberin tüm yayın hakları www.isvicreninsesi.ch sitesine aittir. İçerikler, izinsiz olarak kopyalanamaz, paylaşılmaz ve sosyal medya platformlarında içerik üretimi amacıyla kullanılamaz. İsviçre dışındaki paylaşımlarda, haberin linki kaynak gösterilerek kullanılabilir. Sosyal medya platformlarında, sayfamız @isvicreninsesi etiketlenmeden paylaşım yapılması yasaktır.
Avrupa
Avusturya’da Matura Ball Sezonu Açıldı: Zarafetin ve Geleneğin Buluştuğu Gece
Avusturya’da her yıl sonbahar ve kış aylarında başlayan Matura Ball sezonu, lise son sınıf öğrencilerinin mezuniyet öncesindeki en özel kutlamalarından biridir. “Matura”, Avusturya’da üniversitelere giriş sağlayan lise bitirme sınavının adıdır; Matura Ball ise öğrencilerin bu önemli eşiği kutladığı görkemli bir balodur. Hem geleneksel hem de modern öğeleri içinde barındıran bu özel gece, öğrenciler, öğretmenler ve aileler için unutulmaz bir deneyim sunar.
Matura Ball Nedir?
Matura Ball, lise mezunları tarafından organize edilen, genellikle büyük salonlarda veya tarihi binalarda gerçekleştirilen resmi bir balodur.
Bu gecede öğrenciler adeta bir yetişkinliğe geçiş töreni yaşar. Erkekler smokin veya takım elbise, kızlar ise uzun gece elbiseleriyle şıklığın yarıştığı bir atmosfer oluşturur. Ayrıca gelen konukların da akşam kıyafeti giymesi beklenir.
Klasik Açılış Dansı: Polonez
Balonun en önemli geleneklerinden biri, öğrencilerin haftalarca prova yaptığı açılış dansıdır.
Genellikle bir Polonez veya Vals koreografisi seçilir.
Beyaz elbiseler içindeki genç kadınlar ve siyah smokinleriyle erkekler, balonun başlangıcında düzenli bir koreografiyle sahneye çıkarak konuklara görsel bir şölen sunar. Bu an, balonun resmi olarak açılışını simgeler.
Tombola & Eğlence
Avusturya’daki Matura Balların vazgeçilmez bölümlerinden biri de Tombola (çekiliş) kısmıdır.
Öğrenciler sponsorlar bularak hediyeler toplar ve çekilişten elde edilen gelir, balo masraflarına, sınıf gezilerine veya mezuniyet projelerine katkı sağlar.
Gecenin ilerleyen saatlerinde DJ performansları, canlı müzik, temalı fotoğraf köşeleri ve after-party bölümüyle eğlence devam eder.
Zarafet ve Moda
Matura Ball adeta bir moda şölenidir.
Uzun abiyeler, parlak taşlar, pastel tonlarda elbiseler, klasik siyah smokinler ve zarif saç modelleri… Hem öğrenciler hem de misafirler özenli seçimleriyle geceye ayrı bir ışıltı katar. Bu balolara sadece öğrenci velileri değil, başka misafirler de ilgi gösterip katılım sağlar.
Gelenekten Moderne Bir Köprü
Geçmişi 19. yüzyıla dayanan bu balolar, Avusturya’da sosyal yaşamın önemli bir parçasıdır. Viyana’nın ünlü bal kültürünün genç versiyonu olarak da görülebilir.
Günümüzde Matura Ballar; modern müzikler, temalı dekorasyonlar ve dijital efektlerle zenginleştirilse de, geleneksel açılış dansı ve resmi atmosfer her zaman korunmaktadır.
Aileler İçin Gurur, Öğrenciler İçin Hayatın Dönüm Noktası
Bu özel akşam, öğrencilerin yalnızca mezuniyete değil, aynı zamanda yetişkinliğe adım attıkları anlamına gelir. Öğretmenlerin ve ailelerin gururla izlediği bu anlar, birçok kişi için hayat boyunca unutulmayacak hatıralar arasında yer alır.
Bu yıl biz de oğlumuzun mezuniyet yılı olması nedeniyle baloya gururla katılan veliler arasındaydık.
Ayrıca baloların güvenli bir ortamda geçmesini sağlayan güvenlik, itfaiye ve Rotes Kreuz (Kızılhaç) görevlilerini de unutmamak gerekir.

Avrupa
Roma’da 19 yaşındaki bir kadına yönelik toplu tecavüz olayı ülke çapında büyük infial yarattı
Mağdurun partneri: “Beni tuttular ve tehdit ettiler” – Olay, 2009 ve 2024’teki benzer saldırıları yeniden gündeme taşıdı
Özet: 19 yaşındaki bir kadının toplu tecavüze uğradı,
Erkek arkadaşı bunu izlemek zorunda kaldı,
Üç şüpheli tutuklandı,
Polis başka saldırganları arıyor,
Olay Roma’nın doğusunda gerçekleşti.
- Çift araçlarında otururken etraflarında “birkaç kişinin dolaştığını” fark etti.
- Saldırının çok hızlı gerçekleştiğini, camın kırılmasıyla birlikte “şok etkisi” yaşadığını söyledi.
- Saldırganların onu araçtan sürükleyip uzaklaştırdığını, yerde tutulduğu için partnerine yardım edemediğini belirtti.
- Yaşanan panik nedeniyle “kaç kişinin saldırıya karıştığını” tam olarak göremediğini ifade etti.
- Saldırganların kaçmasının ardından hemen yardım aramak için koştuğunu ve polise haber verdiğini söyledi.
Erkek arkadaşın ifadeleri soruşturma dosyasında yer alsa da yetkililer, hem mağduru hem de yakınlarını korumak amacıyla ayrıntıların kamuoyuna açıklanmadığını vurguluyor.
Roma’nın doğusundaki Tor Tre Teste bölgesinde 19 yaşındaki bir kadına yönelik toplu tecavüz ve cinsel şiddet olayı ülke çapında büyük infial yaratmaya devam ediyor. Olay sırasında genç kadının erkek arkadaşı saldırganlar tarafından etkisiz hâle getirildi ve dehşeti engelleyemedi.
🔵 “Beni tuttular ve öldürmekle tehdit ettiler” – Partnerin ifadesi
Almanca kaynaklarda yer alan bilgilere göre, mağdurun erkek arkadaşı polise verdiği ifadede, saldırganlar tarafından tutulduğunu ve ölümle tehdit edildiğini söyledi. Olayın birkaç saniye içinde geliştiğini, saldırgan sayısını tam olarak göremediğini ancak organize şekilde hareket ettiklerini belirtti.
🔵 Genç kadının ifadesi: Araca zorla girildi
Genç kadın, polisle yaptığı görüşmede saldırganların aracın camını kırarak içeri girdiklerini, telefonunu almaya çalıştıklarını ve direndiği sırada zorla araçtan çıkarıldığını anlattı. Sonrasında saldırganlardan en az birinin kendisini tehdit ederek bölgeden uzaklaştırdığını, yanında başka bir kişinin daha bulunduğunu ve çevreyi kontrol ettiğini söyledi.
Polis, ifadenin olay yerindeki izlerle uyumlu olduğunu açıkladı.
🚓 Şüpheliler: Fas ve Tunus uyruklu üç kişi tutuklandı
İtalyan basını ve Corriere della Sera‘nın haberlerine göre polis:
- Fas ve Tunus uyruklu üç erkeği
- toplu cinsel saldırı, ağır soygun girişimi, suç örgütü kapsamında hareket etmek
suçlamalarıyla tutukladı. Yetkililer, tutuklanan kişilerin daha önce:
hırsızlık, uyuşturucu ticareti gibi suçlardan da kayıtlarının bulunduğunu belirtti.
Soruşturmaya göre zanlılar, bölgede faaliyet gösteren bir çetenin parçası olabilir.
🔎 En az iki saldırgan daha aranıyor
Polis, soruşturmanın hâlâ sürdüğünü ve saldırıya karışmış olabilecek iki kişinin daha arandığını açıkladı.
🕰️ Roma daha önce benzer olaylar yaşamıştı
Haberde ayrıca Roma ve İtalya genelinde geçmiş yıllarda yaşanan benzer saldırılara değiniliyor:
2009 – 13 yaşındaki kızın kaçırılıp tecavüze uğradığı olay
Roma’da 2009’da yaşanan kaçırma ve toplu tecavüz olayı tüm ülkeyi ayağa kaldırmıştı. Fail iki kişi mahkûm edilmişti.
2009 Guidonia olayı
Aynı yıl Guidonia’da bir genç kız tecavüze uğramış, erkek sevgilisi ise altı kişilik bir grup tarafından aracın bagajında kilitli tutulmuştu.
2024 – Sicilya’da 13 yaşındaki kız olayı
Sicilya’da 2024 yılında 13 yaşındaki bir kız çocuğu toplu tecavüze uğramış, erkek arkadaşı olay sırasında engellenmişti.
Bu olayda polis yedi zanlıyı yakalamıştı. Zanlıların “Mısırlı göçmenler” olduğu bazı haberlerde geçiyor.
Bu geçmiş vakalar, Roma’daki yeni saldırıyla birlikte yeniden ülke gündemine taşındı.
🗣️ Siyasi tepkiler: “Barbarlık”
Roma belediye meclis üyeleri ve çeşitli yerel politikacılar, olayı “barbarca” olarak nitelendirerek kınadı.
Bazı siyasetçiler, şehirde suçun önlenmesi için özel polis birimleri kurulması ve riskli bölgelerde daha yoğun denetim yapılması çağrısında bulundu.

Avrupa
İsviçreli Çiftçiler Alman Tarlalarından EU Desteği Alıyor – Almanya’da Tepki Büyüyor
Almanya’nın Baden-Württemberg bölgesinde tarım arazileri satın alan İsviçreli çiftçiler hem ucuz üretim yapıyor, hem de Avrupa Birliği’nin (AB) tarım desteklerinden yararlanıyor. Bu durum, özellikle Alman çiftçiler arasında hoşnutsuzluğa neden oluyor.
Özetle:
- İsviçre’nin sınır bölgesindeki çiftçiler Almanya’da binlerce hektar tarım arazisine sahip.
- Üretim maliyetleri düşük, ürünler 1958 tarihli özel bir anlaşma sayesinde gümrüksüz şekilde İsviçre’ye sokuluyor.
- 80 İsviçreli işletme, 2024 yılında toplam 766.837 euro AB desteği aldı.
- Alman çiftçiler “fiyat rekabetinde dayanamadıklarını” söylüyor, politikacılar ise yeni kurallar talep ediyor.
İsviçreliler Almanya’da Araziyi Nasıl Alıyor?
Baden-Württemberg’de tarım arazisi satışa çıktığında, İsviçreli alıcılar da tıpkı Almanlar gibi teklif verebiliyor. Alman çiftçi Norbert Mayer, “İsviçreliler daha yüksek fiyat ödüyor, biz yetişemiyoruz” diyerek durumu özetliyor.
Kaç İsviçreli Çiftçi Almanya’da Üretim Yapıyor?
Güney Almanya’da yaklaşık 80 İsviçreli tarım işletmesi, toplam 5700 hektar araziyi işliyor. Bölge halkı bu duruma artık “Schweizer Landnahme” (İsviçre toprak alımı) adını veriyor.
Neden Gümrüksüz İthalata İzin Veriliyor?
1958’de yapılan ikili anlaşma sayesinde, sınırdan itibaren 10 kilometrelik hatta üretilen tarım ürünleri karşı ülkeye gümrüksüz geçirilebiliyor. Anlaşmanın amacı, sınır çiftçiliğini kolaylaştırmaktı.
İsviçreli Çiftçiler Neden AB Desteği Alıyor?
Çünkü bu tarlalar AB toprağı.
Dolayısıyla işletmeler, AB’nin Ortak Tarım Politikası (GAP) kapsamındaki çevre koruma ve sürdürülebilir tarım teşviklerinden yararlanabiliyor.
Ne Kadar Para Akıyor?
2024 mali yılında İsviçreli işletmelere ödenen toplam destek: 766.837 euro.
Tutar, işletmelerin işlediği arazi büyüklüğüne göre değişiyor.
Destek En Çok Hangi İsviçre Bölgelerine Gidiyor?
- Thayngen (SH): 213.942 euro
- Schleitheim (SH): 140.822 euro
Ayrıca Aargau, Zürih ve Basel-Stadt sınırındaki bazı çiftlikler de AB desteğinden pay alıyor.
Alman Çiftçiler Ne Diyor?
Tepki büyük. Bazıları İsviçrelileri “Schnäppli-Bauern” (fırsatçı çiftçi) diye niteliyor.
En büyük eleştiri:
- İsviçreliler hem AB’den hem İsviçre’den destek alıyormuş gibi görünmeleri.
Bu nedenle Baden-Württemberg’li politikacılar daha sıkı fiyat denetimleri ve yalnızca AB’de yerleşik işletmelere destek verilmesi için lobi yapıyor.
İsviçreli Çiftçilerin Yanıtı
- Almanya’daki tarlalar için İsviçre’den destek alamadıklarını, dolayısıyla “çifte sübvansiyon” olmadığını söylüyorlar.
- Ayrıca AB fonlarının ciddi koşullara bağlı olduğunu, dolayısıyla bunun “kolay para” olmadığını vurguluyorlar.
Peki Bu Durum Adil mi?
Okurlar genellikle ikiye ayrılıyor:
- “Bu tam bir pratik zeka örneği, yani bauernschlau.”
- “Hayır, bu haksız rekabet.”
Hukuki açıdan ise tablo net:
Tarlalar Avrupa’da olduğu sürece, İsviçreli de olsa o araziyi işleyen çiftçi diğer AB çiftçileriyle aynı haklara sahip.
-
Gündem12 ay önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


