İsviçre
Ankara ile Lozan Arasında:Max Schweizer Türkiye–Avrupa İlişkilerini Anlatıyor
Ankara ile Lozan Arasında:
Max Schweizer Türkiye–Avrupa İlişkilerini Anlatıyor
Avrupa dış politikasının yakından tanıdığı isimlerden biri olan İsviçreli diplomat Max Schweizer, editörlüğünü üstlendiği “Ankara ile Lozan Arasında: Türkiye’nin Avrupa Yolculuğu” başlıklı kitapta, Türkiye–Avrupa–İsviçre ilişkilerini tarihsel ve siyasal boyutlarıyla ele alıyor.
1950 yılında Zürih’te doğan Schweizer, otuz yılı aşkın süre İsviçre Dışişleri Bakanlığı’nda görev yaptı. Avrupa ve Orta Doğu diplomasisinin kesişim noktalarında çalışan Schweizer, aktif diplomatik kariyerinin ardından ZHAW School of Management and Law’da ders verdi.
Farklı yazarlardan oluşan bu derleme eser, Lozan Antlaşması’ndan günümüz jeopolitik gerilimlerine uzanan geniş bir çerçevede Türkiye–Avrupa ilişkilerinin uzun soluklu seyrini inceliyor. Kitapta özellikle İsviçre’nin, bu ilişkiler ağında zaman zaman bir gözlem ve dengeleme alanı olarak üstlendiği role dikkat çekiliyor.
Türkiye’nin siyasal kimliği, Avrupa bütünleşmesi, göç olgusu ve ekonomik karşılıklı bağımlılık gibi başlıkların öne çıktığı çalışmada, Türkiye; çelişkileri, stratejik öncelikleri ve değişken konumlanışıyla ele alınıyor. Bu kapsamlı çerçeveden hareketle Max Schweizer ile kitabının temel tezlerini, Avrupa’daki Türkiye algısındaki dönüşümü ve geleceğe dair öngörülerini konuştuk.
“Bu kitabın çıkış noktası ortak tarihsel temasların zenginliğiydi”
– Türkiye’yi Avrupa bağlamında ele alan bir derleme çalışmayı başlatmanızdaki temel motivasyon neydi?
Asıl itici güç, ortak temas noktalarının beklediğimden çok daha zengin olmasıydı. Örneğin İsviçre Medeni Kanunu’nun Türkiye’de benimsenmesi… Bunun hangi bağlamda gerçekleştiğini anlamak istedim. Ya da Migros gibi bir perakende devinin Türkiye’ye nasıl girdiği… Bir diğer örnek de Zürih’ten Türkiye’ye gönderilen üniversite profesörleri. Bunların her biri, iki ülke arasındaki ilişkinin derinliğini gösteren çarpıcı örneklerdi.
– Farklı yazarların katkılarını bir araya getirdiğinizde hangi ortak çizgiler ya da kırılmalar öne çıktı?
(Okuyucuya bırakılan, kitapta sezilen bir tartışma alanı.)
“Lozan, modern Türkiye’nin kuruluş belgesidir”
– Lozan Antlaşması’nı bugünkü siyasal tartışmalar açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim açımdan Lozan Antlaşması, modern Türkiye’nin bir tür kuruluş belgesidir. İsviçre için Rütli Çayırı ne anlama geliyorsa, Lozan da Türkiye için benzer bir simgesel değere sahiptir. Elbette Türkiye, yoğun ve zorlu müzakerelerin sonunda ortaya çıkmış bir devlettir.
– Türkiye’nin tarihsel öz algısı ile Avrupa’daki algı arasında temel farklar neler?
(Bu soru, kitabın genel çerçevesinde dolaylı olarak ele alınıyor.)
Avrupa entegrasyonu ve kırılma anları
– AB–Türkiye ilişkilerinde size göre en belirleyici dönemler hangileriydi?
Kuruluş yılları mutlaka önemli; o dönem aynı zamanda Batı Avrupa’dan bir ölçüde mesafelenmeyi de içeriyordu. Sovyetler Birliği ile olan ilişkiler, Stalin’in toprak taleplerine kadar sürdü. NATO üyeliği ve ardından gelen Soğuk Savaş dönemiyle Türkiye Batı’nın bir müttefiki haline geldi. Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlaması ise başlı başına olağanüstü bir girişimdi ve ilişkilerin çerçevesini netleştirdi.
– Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik tutumunda tutarlı bir çizgi görüyor musunuz?
Avrupa entegrasyon tarihine baktığınızda mutlak bir tutarlılık beklemek gerçekçi olmaz. Farklı dönemler, farklı aktörler ve değişen öncelikler söz konusu.
– Soğuk Savaş sonrası Türkiye’nin jeostratejik önemi Avrupa açısından nasıl değişti?
Soğuk Savaş dönemindeki değerlendirmeyle bugünkü arasında ciddi farklar var. Silah teknolojileri ve uluslararası dengeler değişti. Örneğin ABD, Körfez Savaşı sırasında Türkiye dışında başka ortaklara yönelmek zorunda kaldı.
– Türkiye’nin AB üyeliği bugün hâlâ gerçekçi bir senaryo mu?
Açık konuşmak gerekirse, artık anlamlı bulmuyorum. Benim bakış açıma göre Türkiye’nin AB’ye katılım senaryosu artık bir anlam ifade etmemektedir. Bu durum, tarafların hareket alanını gereksiz yere ciddi biçimde kısıtlamakta ve er ya da geç verilmesi gündeme gelecek serbest dolaşım hakkıyla birlikte çeşitli sorunları beraberinde getirmektedir. Buna ek olarak din meselesi de tartışma konusudur.
İsviçre: “Yan sahne ama etkisiz değil”
– İsviçre, Türkiye–Avrupa ilişkilerinde nasıl bir rol oynuyor?
İsviçre’nin resmî olarak tanımlanmış bir arabuluculuk rolü yok. Daha çok bir yan sahne diyebiliriz: Büyük ve nüfuslu Türkiye ile küçük İsviçre arasında doğal bir asimetri var.
– İsviçre’deki Türk diasporası ilişkileri nasıl etkiliyor?
İsviçre makamları, Türkiye içi çatışmaların ülke topraklarına taşınmamasını önemsiyor. Aksi durum ilişkileri gereksiz yere zorluyor. Bern’den Türk büyükelçisinin geri çağrılması ve Ankara’daki temsilcimizin sınır dışı edilmesi hâlâ aklımdadır.
– Ekonomik ilişkilerde potansiyel alanlar neler?
Küreselleşme çerçevesinde Türkiye ile İsviçre arasındaki iş bölümü çok değerli. Türkiye, İsviçre için bir tür üretim üssü olabilir. Genç nüfusu ise yaşlanan İsviçre toplumu için dengeleyici bir unsur. Ancak bu bizi göç sınırlamaları tartışmasına getiriyor.
Algılar, kültür ve yanlış okumalar
– Batı Avrupa’da Türkiye algısı son yıllarda nasıl değişti?
Son yıllarda bu algı, maalesef İslam–Hristiyanlık karşıtlığı üzerinden şekillendi. Bu dini karşıtlık, bana göre neredeyse sorumsuzca abartıldı ve bundan büyük üzüntü duyuyorum.
– Kültür ve bilim diplomasisi, siyasi gerilim dönemlerinde ne kadar etkili olabilir?
Eğer hükümetler kültür politikalarını gerilim artırmak için kullanıyorsa, diplomatik dengeleme çok zorlaşıyor.
Gelecek için tek kelime: “Pragmatizm”
– Önümüzdeki on yıl için Türkiye–Avrupa ilişkilerinde nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?
Benim için tek bir kelime yeterli: Pragmatizm. Elbette gerçekçilik temelinde.
– Türkiye’nin gelecekte Avrupa güvenlik mimarisindeki rolü ne olur?
Moskova’daki aktörlerin bizi hangi maceralara sürükleyeceğini zaman gösterecek. Bu gelişmeler Türkiye’nin rolünü de doğrudan etkileyecektir.
– Genç kuşakların bu ilişkilerde özel bir rolü olacak mı?
Açıkçası özel bir rol atfetmiyorum.
– İsviçre–Türkiye ilişkileri nasıl derinleşebilir?
Bugün Dostluk Derneği ve Swiss Turkish Business Council’in yürüttüğü gibi, sağlıklı ve sakin bir “normal ilişki” çizgisi en doğru yol.
Kişisel bir anı, kalıcı bir ders
– Türkiye’ye bakışınızı kalıcı olarak etkileyen bir anınız var mı?
Evet. Diplomatik kariyerimin başında, ilk tatilimi Türkiye’de geçirmek istedim. Ailemi Zürih’ten güney sahillerine uçurdum. Diplomatik pasaportum yanımdaydı ama Türk diplomatik kimliğimi ofiste bırakmıştım. Çıkışta görevli memur ülkede kalış süremi aştığımı fark etti… Öğretici bir deneyimdi.
– Avrupa’da Türkiye hakkında en sık karşılaştığınız yanlış algı nedir?
Küçümseme. Ya turistik çay–halı deneyimleriyle sınırlı bir algı var ya da tam tersine, bir kitap ve kısa bir ziyaretle Türkiye’nin anlaşılabileceği sanılıyor. Oysa Türkiye’yi anlamak, çok daha derin bir çaba gerektirir.
Kitabı sipariş etmek isteyen okurlar için: : Link
Almanca Haber:
İsviçre
Migros “Save Food” Ürün Serisini Başlattı: Gıda İsrafına Karşı Yeni Adım
ZÜRİH – İsviçre’nin önde gelen perakende zincirlerinden Migros, gıda israfını azaltmak amacıyla “Save Food” adlı yeni bir ürün serisini piyasaya sürdü. Şirketten pazartesi günü yapılan açıklamada, yeni ürün hattının görsel standartlara uymayan meyve ve sebzeleri kapsadığı bildirildi.
Migros, “Save Food” serisiyle hem gıda atığını azaltmayı hem de tarım sektörünü desteklemeyi ve tüketicilerde farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Açıklamada, söz konusu ürünlerin düzensiz şekiller, küçük boyutlar ya da hava koşullarına bağlı yüzey kusurları gibi nedenlerle standart ürünlerden ayrışabileceği; ancak tat ve besin değeri açısından herhangi bir farklılık taşımadığı vurgulandı.
Yeni ürün serisinin ilk aşamasında İsviçre menşeli patatesler satışa sunulacak. Migros, 2025 yılındaki iyi hasat nedeniyle özellikle patateslerin bu uygulama için uygun olduğunu belirtti. Ürünlerin mağazalara hangi tarihte ulaşacağı ve satış fiyatlarına ilişkin ise henüz ayrıntı paylaşılmadı.
Migros’un 2024 yılı faaliyet raporuna göre şirketin gıda atığı oranı yüzde 1,18 seviyesinde gerçekleşti. Bu atıkların büyük bölümünün hayvan yemi ya da biyogaz üretiminde değerlendirildiği, yalnızca binde birlik kısmın imha edildiği ifade edildi.
Migros’un en büyük rakibi Coop ise benzer bir uygulamayı 2013 yılında “Ünique” markasıyla başlatmıştı. Coop, 2024 yılında yaklaşık 3 bin 20 ton meyve ve sebzeyi bu yolla kurtardığını açıklamıştı.
Federal Çevre Dairesi’nin (Bafu) verilerine göre İsviçre’de her yıl üretimden tüketime kadar olan süreçte yaklaşık 2,8 milyon ton gıda kaybı yaşanıyor. Bu miktar kişi başına yılda yaklaşık 310 kilogram önlenebilir gıda kaybına karşılık geliyor. Federal Hükümet, gıda israfına karşı eylem planı kapsamında 2030 yılına kadar önlenebilir kayıpları 2017 seviyesine kıyasla yarıya indirmeyi hedefliyor. Migros da bu hedefi desteklediğini duyurdu.
İsviçre
Anket: İsviçrelilerin Çoğunluğu 5 Rappenlik (5 Kuruşluk) Madeni Paranın Kaldırılmasını İstiyor
ST. GALLEN – İsviçre’de yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre, halkın çoğunluğu 5 rappenlik (5 kuruşluk) madeni paranın tedavülden kaldırılmasını destekliyor. Ancak nakit para kullanımına yönelik genel eğilim güçlü şekilde devam ediyor.
St. Gallen Üniversitesi’nin (HSG) Edelmetaller Araştırması kapsamında, değerli madenler şirketi Philoro ile iş birliği içinde gerçekleştirilen ankete göre, katılımcıların yüzde 54’ü 5 rappenlik madeni paranın kaldırılmasından yana görüş bildirdi.
Philoro İsviçre CEO’su Christian Brenner, desteğin özellikle Ticino ve Fransızca konuşulan İsviçre bölgelerindeki belirgin eğilimden kaynaklandığını ifade etti. Ankete göre Ticino’da katılımcıların yüzde 80’i en küçük madeni para biriminin kaldırılmasını desteklerken, bu oran Fransızca konuşulan bölgelerde yüzde 68 olarak ölçüldü. Almanca konuşulan bölgelerde ise görüşlerin daha dengeli olduğu belirtildi.
Öte yandan, nakit paraya olan bağlılığın sürdüğü kaydedildi. Araştırma, tamamen nakitsiz bir yaşamı mümkün görenlerin oranının azaldığını ortaya koydu. Son ankette katılımcıların yalnızca yüzde 11,2’si nakit paranın tamamen kaldırılmasını desteklediğini belirtti. Bu oran 2024’te yüzde 12,4, 2023’te ise yüzde 28 seviyesindeydi.
Sonuçlar, gençlerin nakitsiz ödeme yöntemlerine daha açık olduğunu gösterdi. Eğitim ve gelir seviyesi yüksek bireylerin de madeni para ve banknot kullanımını daha kolay bırakabildiği ifade edildi.
St. Gallen Üniversitesi Pazarlama ve Müşteri İçgörüsü Enstitüsü tarafından Temmuz–Eylül 2025 döneminde çevrim içi olarak gerçekleştirilen ankete, Almanca, Fransızca ve İtalyanca konuşulan bölgelerden toplam 3 bin 12 yetişkin katıldı. Çalışmanın örnekleminin temsili nitelik taşıdığı bildirildi.
İsviçre
Zürih’te Camiye Yumurtalı Saldırı
ZÜRİH – Zürih’in Oerlikon semtinde bulunan Mimar Sinan Camii geçtiğimiz hafta yumurtalı saldırının hedefi oldu. Cami binasının giriş kapısına çiğ yumurta atıldığı, olayın ardından cami çevresinde de benzer vakaların yaşandığı bildirildi. Olay, hem cemaatte hem de sosyal medyada tepkiye yol açtı.
Görgü tanıklarının aktardığına göre, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler cami binasının kapısına bir kutu dolusu çiğ yumurta fırlattı. Giriş kısmında yumurta kalıntılarının görüldüğü fotoğraflar sosyal medyada da paylaşıldı.
Zürih Şehir Polisi, olaydan haberdar olduklarını açıkladı. Polis sözcüsü Pascal Siegenthaler, olayın kendilerine bildirildiğini ve şehir bünyesindeki “Brückenbauer” biriminin cami yetkilileriyle temas halinde olduğunu belirtti. Maddi hasar oluşmadığı için cami yönetiminin resmi şikâyette bulunmadığı kaydedildi.
Zürih Belediyesi’ne bağlı Brückenbauer birimi, farklı kültürler arasında karşılıklı saygıyı teşvik etmeyi ve topluluklar arası sorunlarda arabuluculuk yapmayı amaçlıyor. Olay, kentte birlikte yaşama kültürü ve güvenlik konularını yeniden gündeme taşıdı.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


