İsviçre
Zürih’teki Okul Skandalı: Öğretmen, Öğrencilere Cinsel Taciz İddialarıyla Gözaltında- Okul İhmal Nedeniyle Tartışılıyor
Zürih’teki Okulda Cinsel Taciz Skandalı
27 Yaşındaki Öğretmen Reto T. Öğrencilerine Cinsel Saldırıda Bulundu
Zürih şehrindeki bir ilkokulda öğretmen olarak görev yapan Reto T. (27), öğrencilerine cinsel saldırıda bulunmakla suçlanıyor. Eğitimci görevden alındı ve şu anda polis nezaretinde. Çarşamba günü gözaltı talebi yapıldı. Okul, gecikmiş müdahalesi nedeniyle eleştiriliyor.
Reto T., sosyal medyada mavi bir takım elbise ile şık bir giyimle poz veriyor, kendini tanıtıyor ve mesleğiyle onur duyduğunu belirtiyor. Kendini „büyük yürekli bir adam“ olarak tanımlıyor. Ancak şimdi, Zürih şehrindeki bir ilkokulda öğrencilerine cinsel yönde zarar verdiği iddiasıyla görevden alındı.
Salı günü okul çevresinden bir kişi, Blick gazetesine, „Bir kadın öğretmen onu suçüstü yakaladığı ve sonra yetkililere haber verdiği için durum ortaya çıktı“ dedi. Öğretmen, Reto T.’nin bir öğrenciyle cinsel içerikli bir ilişki içinde olduğunu görmüş.
Bu olay Salı günü, 11 Haziran’da gerçekleşti ve okulun tepki vermesi iki gün sürdü. Bu süre zarfında öğretmen okulda serbestçe dolaşmaya ve öğrencilerle iletişim kurmaya devam edebildi. Perşembe günü öğretmen görevden alındı, Cuma günü ise veliler bilgilendirme toplantısına davet edildi.
Velilere Gönderilen Mektup:
20 Haziran’da velilere gönderilen bir yazıda, „Bildiğiniz üzere, çocuğunuzun öğretmeni tarafından sınırları aşan bir davranışa dair bilgi aldık. Okul bu tür bilgileri her zaman ciddiye alır. Etkilenen çocukların velileri doğrudan bilgilendirildi“ denildi.
Ailelere Gönderilen Mektup

Görevden Alma Suç Kabulü Değildir
Yazıda ayrıca, „Çocukların korunması bizim için en önemli önceliktir. Bu konuda sıfır tolerans politikamız vardır“ ifadeleri yer aldı. Okul yönetimi, iddiaların açıklığa kavuşturulması için önlemler aldığını ve ilgili makamlarla yakın işbirliği içinde çalıştığını belirtti. Öğretmenin sınıfa veya okula geri dönmesinin söz konusu olmadığı açıklandı. „Öğretmen, 23/24 eğitim yılı sonunda okulu bırakacak. Bu süre zarfında öğretmen görevden uzaklaştırılmıştır. Bu karar, öğretmenin suçunu kabul ettiği anlamına gelmemektedir. Suçsuzluk karinesi geçerlidir“ denildi.
Zürih Eğitim ve Spor Departmanı İletişim Müdürü Marc Caprez, Blick’in sorusu üzerine, „Okul yönetimi, bir çalışandan öğretmenin sınırları aşan davranışlarına dair bilgi aldı“ dedi. „Bu sınır aşımının ne tür olduğu, soruşturmanın konusudur.“ Okulun geç tepki verdiği eleştirilerini reddeden Caprez, „Okul yönetimi Çarşamba günü bu yönde bir bildirim aldı. Çarşamba öğleden sonra öğretmenle yapılan görüşme, Perşembe günü derslerden sonra öğretmenin uzaklaştırılmasıyla sonuçlandı“ dedi.
Zürih şehri Salı öğleden sonra olay hakkında bilgilendirme yaptı. Ayrıca Zürih şehir polisinin çocuk koruma birimi de devreye girdi.
Öğretmen Gözaltında
Zürih Kantonu Başsavcılığı da olayla ilgili olarak polisin Pazartesi günü savcılığa rapor verdiğini açıkladı. İletişim Müdürü Erich Wenzinger, „Savcılık, cinsel bütünlüğe karşı işlenen suçlar şüphesiyle öğretmen hakkında cezai soruşturma başlattı. Şüpheli şu anda polis nezaretinde“ dedi.
Tutuklanma Talebi
Salı günü gözaltının „geçici“ olduğu belirtilirken, Çarşamba günü Reto T.’nin hemen serbest bırakılmayacağı anlaşıldı. Wenzinger, „Savcılık, Çarşamba öğleden sonra zorunlu tedbirler mahkemesine şüpheli öğretmen için tutukluluk talebi yaptı. Mahkemenin kararı bekleniyor“ dedi. Wenzinger, „Soruşturma henüz çok başında, kaç çocuğun öğretmenin cinsel saldırı ya da tacizlerinden etkilendiği de soruşturmanın konusudur“ dedi.
Devam eden dava ve kişilik hakları nedeniyle savcılık daha fazla bilgi veremedi. Wenzinger, „Kesin bir yargı kararı çıkana kadar suçsuzluk karinesi geçerlidir“ dedi.
isviçre #zürich #schweiz #schuleskandal #okulskandal #taciz #cinsel #schule #sexuelleübergriff #ZürihTacizSkandalı #RetoT #İlkokulSkandalı #CinselTaciz #ÇocukKoruma #EğitimdeTaciz #ZürihHaberleri #SuçsuzlukKarinesi #VelilereUyarı
İsviçre
Otel Yangını Mağdurlarıyla Postauto Yangını Mağdurlarına Farklı Muamele İddiası
İsviçre’nin Fribourg kantonuna bağlı Kerzers kasabasında mart ayında meydana gelen ölümcül Postauto (bölgesel toplu taşıma) yangınında ağır yaralanan bir kadının ailesi, yetkililerin maddi destek konusunda yetersiz kaldığını savunuyor.
10 Mart 2026 akşamı yaşanan faciada ağır yanıklarla Zürih Üniversite Hastanesi’ne kaldırılan kadın hâlâ yaşam mücadelesi veriyor. Kızları ise yüksek tedavi, ulaşım ve konaklama masraflarıyla baş başa bırakıldıklarını söylüyor.
Üniversiteden dönerken Kerzers tren istasyonunda büyük bir duman bulutu gördüğünü anlatan mağdurun kızlarından N., kısa süre sonra babasından gelen telefonla annesinin yanan Postauto’da olduğunu öğrendiğini belirtti. Ağır yaralanan kadın daha sonra helikopterle Zürih’e sevk edilerek yoğun bakımda komaya alındı.
Aileye yalnızca 35 günlük acil yardım desteği sağlandığı açıklandı. Yardımın ulaşım, psikolojik destek ve avukat masraflarını kapsadığı belirtilirken, daha uzun süreli destek için aileden vergi belgeleri ve ek evrak talep edildi.
Mağdurun diğer kızı S., yaşadıkları süreçte daha az bürokrasi beklediklerini ifade ederek, “Biz annemizle ilgilenmek isterken sürekli resmi işlemlerle uğraşmak zorunda kaldık” dedi.
Aile, Crans-Montana’daki otel yangını mağdurlarıyla kendi durumları arasında farklı muamele yapıldığını savunuyor. Söz konusu olayda mağdurlar ve yakınlarına üç aylık acil yardımın yanı sıra kanton tarafından 10 bin frank, federal hükümet tarafından ise 50 bin franklık dayanışma desteği verilmişti.
Fribourg Kantonu yetkilileri ise kantonda bu tür ek mali yardımları düzenleyen özel bir yasa bulunmadığını açıkladı. Federal makamlar da Kerzers’teki olayda mağdur sayısının daha düşük olması nedeniyle mevcut yardım sisteminin sınırlarına ulaşılmadığını savundu.
Ancak aile bu açıklamaları yeterli bulmuyor. Özellikle ağır yanık tedavisinin İsviçre’de yalnızca Zürih ve Lozan’daki özel merkezlerde yapılabilmesi nedeniyle yüksek yolculuk ve konaklama masraflarının kaçınılmaz olduğunu vurguluyorlar.
Kız kardeşler, önceliklerinin para değil annelerinin sağlığı olduğunu belirterek, “Biz maddi kaygılarla değil, annemizin iyileşmesiyle ilgilenmek istiyoruz” mesajını verdi.
#Schweiz #suisse #bern #haber #isvicre
Gündem
İsviçre Federal Polisinde Köstebek Skandalı: Uluslararası Büyük Para Aklama Ağı Çökertildi
İsviçre Federal Polisi (Fedpol) ve Federal Savcılık, organize suç örgütlerine yönelik uluslararası çapta büyük bir operasyona imza attı. Operasyon kapsamında, suç örgütlerine para karşılığı gizli bilgi sızdırdığı belirlenen bir Fedpol çalışanının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi tutuklandı. Soruşturmanın merkezinde ise İsviçre merkezli küresel bir para transfer şirketi yer alıyor.
Koordineli Baskınlar ve Fedpol’de „Köstebek“ Yakalanması
CH Media kaynaklı Christian Mensch imzalı habere göre; 28 Nisan Salı günü, İsviçre’nin birçok kantonunda ve komşu ülkelerde koordineli büyük bir polis operasyonu gerçekleştirildi. Basel sokaklarında bir zanlı, emniyet güçlerince silah doğrultularak aracından indirilip gözaltına alınırken; Basel Bankenplatz civarında konuşlanan polis ekipleri, eş zamanlı olarak çok sayıda adrese baskın düzenleyerek ev aramaları gerçekleştirdi.
Aynı gün Fedpol ve Federal Savcılık, organize suçla mücadele kapsamında altı kişinin tutuklandığını duyurdu. Tutuklananlar arasında en dikkat çeken isim ise Fedpol’ün güvenlik biriminde görev yapan bir personel oldu. Bu çalışanın, gizli ve hassas soruşturma bilgilerini maddi menfaat karşılığında suç örgütlerine sızdırdığı (köstebeklik yaptığı) iddia ediliyor.
Tages-Anzeiger ve SRF tarafından yapılan medya araştırmalarına göre, açığa alınan bu şahsın daha önce Basel kanton polisinde görev yaptığı, operasyon kapsamında eşinin de gözaltına alındığı öğrenildi. Basel milis ortamında, emniyet içerisindeki istihbarat ve soruşturma bilgilerinin adeta bir „abonelik sistemi“ gibi farklı süre ve tarifelerle suç şebekelerine sunulduğu konuşuluyor.
Para Transfer Şirketi ve Milyonlarca Franklık Kara Para
İlk etapta basına „uyuşturucu mafyasına yönelik bir operasyon“ olarak yansıyan baskınların arka planında, çok daha büyük bir kara para aklama (Geldwäscherei) şebekesi olduğu ortaya çıktı. Soruşturma dosyasındaki arama emirlerine ve iki bağımsız kaynağa göre, operasyonun asıl hedefi İsviçre merkezli faaliyet gösteren küresel bir para transfer şirketi.
Zürih başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, sistemli bir şekilde siber dolandırıcılık, aşk dolandırıcılığı (Romance Scam) ve uyuşturucu ticaretinden elde edilen milyonlarca franklık suç gelirinin bu şirket üzerinden yurt dışına transfer edildiği belirtildi. 28 Nisan günü Zürih merkezli yürütülen paralel baskınlarda, aralarında dokuzunun bir Nijerya kardeşlik örgütüne (bruderschaft) üye olduğu belirtilen ve siber dolandırıcılıkla suçlanan şahısların da bulunduğu toplam 15 kişi yakalandı. Başsavcılık ve Fedpol, soruşturma güvenliği gerekçesiyle bu üç operasyon arasındaki bağlantıyı henüz resmen doğrulamadı veya yalanlamadı.
Şirketin Yapısı ve Türkiye Bağlantısı
Elimizdeki belgeler para aklama ağının arka planını net bir şekilde ortaya koyuyor. Söz konusu şebekenin ana merkezi Zürih’te bulunsa da, şirketin en aktif ve önemli İsviçre şubelerinin Cenevre’de Rue de Berne ve Basel’de Clarastrasse üzerinde yer aldığı belirlendi.
- Basel Yönetimi ve Türkiye Detayı: Şirketin resmi ticaret siciline kayıtlı yönetim kurulu başkanı H.K.’nin Basel’de yaşadığı ve Türkiye doğumlu olduğu tespit edildi. H.K.’nin geçmişte diskotek işletmeciliği, ithalat-ihracat ve gayrimenkul danışmanlığı gibi alanlarda faaliyet gösterdiği biliniyor.
- Merkezi Figür Rus Asıllı Hukukçu: Şebekenin arkasındaki asıl beyin ve yönetici figürün ise Macaristan’da yaşayan, yeni belgelere göre Romanya vatandaşlığına geçmiş Rus asıllı hukukçu S.S. olduğu iddia ediliyor. Parayı en zorlu kriz ve ambargo koşullarında (zorlu konstellasyonlarda) bile transfer etmesiyle tanınan eğitimli hukukçu S.S., 2015 yılında Rus işgali altındaki Ukrayna bölgesi Donetsk’te Lübnan menşeili bir bankanın temsilcisi olarak yaptırımları delmiş, para transferi organize ettiği için Ukrayna devletinin kara listesine girmişti. 2022 yılında Moskova Bölge Mahkemesi’ndeki bir borç davasıyla da adı geçen S.S., İsviçre’de 2020 yılından bu yana aktif. Zürih’te satın aldığı bir döviz bürosunun adını değiştirerek küresel bir ağ kuran S.S.’nin, İsveç ve Güney Amerika ortaklı bağlantılarının yanı sıra Dubai’den operasyon yürüten Hindistan kökenli bir ortak üzerinden Brezilya ve Senegal’de de uzantıları bulunuyor. Ticaret sicili kayıtlarına göre S.S., geçtiğimiz Kasım ayında yönetim kurulundan ayrılmış olsa da şirket halen kendisine ait görünüyor.
Yunanistan Lisansını İptal Etti, İsviçre İzledi
Adında „Swiss“ ibaresini taşıyan şirketin Yunanistan üzerinden Almanya’ya uzanan yapılanması, geçtiğimiz Şubat ayında Yunan denetim makamlarının dikkatini çekti. Yunan makamları, „kara paranın aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi“ mevzuatına yönelik ağır ihlaller tespit ederek şirketin ülkedeki lisansını iptal etti.
Buna karşın, İsviçre’deki finansal özdenetim kuruluşu Polyreg, yöneltilen soru üzerine şirketin İsviçre’deki üyeliğinin ve lisansının halen geçerli olduğunu ve herhangi bir sakınca taşımadıklarını onayladı.
Mevcut Durum: Gözaltına alınan tüm şüpheliler için masumiyet karinesi geçerliliğini korurken, Fedpol çalışanı görevden uzaklaştırıldı. Soruşturmanın odağındaki para transfer şirketinin Basel’deki şubesi ise kapılarını kapatmadı ve faaliyetlerine halen devam ediyor.

Gündem
İsviçre’de „10 Milyon İnisiyatifi“ Tartışması: Federal Aile Birleşimi Verilerinde Türkiye İkinci Sırada
İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından sunulan ve ülke nüfusunun 2050 yılından önce 10 milyona ulaşmasını engellemeyi amaçlayan „10 Milyon İnisiyatifi“ (10-Millionen-Initiative), federal siyasetteki göç ve nüfus tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İnisiyatif kapsamında, nüfusun 2050 yılından önce 9,5 milyona ulaşması halinde federal hükümetin acil önlemler alması ve bir „nüfus freni“ mekanizmasını devreye sokması istenirken, kısıtlamaların odak noktası olarak „aile birleşimi“ ve „iltica alanı“ işaret ediliyor.
Bu siyasi tartışmaların gölgesinde, Federal Göç Sekreterliği (SEM) 2008-2025 yıllarını kapsayan resmi aile birleşimi verilerini ilk kez detaylı bir rapor halinde yayınladı. İsviçre’de iş gücü göçünün ardından ikinci en büyük göç gerekçesi olan aile birleşimine dair istatistikler, Türkiye kökenli göçün yapısal dinamiklerini, demografik etkilerini ve olası yasal değişikliklerin Türk toplumuna yansımalarını somut verilerle ortaya koyuyor.
İltica Kaynaklı Aile Birleşiminde Türkiye 2. Sırada
Raporda öne çıkan en önemli bulgulardan biri, iltica (sığınma) statüsü üzerinden gerçekleştirilen aile birleşimi verilerinde görüldü. İltica alanında aile birleşimi süreçleri, İsviçre genelinde yıllık ortalama 3.000 kişi seviyesinde gerçekleşiyor. Ülke bazlı dağılıma bakıldığında ise Türkiye; Eritre’nin ardından dünya genelinde 2. sırada yer alıyor ve Suriye ile birlikte istatistiklerin en üst sırasını paylaşıyor.
Son yıllarda İsviçre’ye yönelik gerçekleşen sığınma başvurularının ve yasal kabul süreçlerinin ardından, hak sahiplerinin geride kalan aile bireylerini yanlarına getirmesi bu tablonun ana nedenini oluşturuyor.
Üçüncü Ülkeler, „Evlilik Göçü“ ve Kuzey Makedonya İstatistiği
İltica dışındaki düzenli göç kategorisinde (çalışma ve yerleşik oturum izinleri kapsamında) İsviçre, AB/EFTA dışındaki ülkeleri „Üçüncü Ülkeler“ olarak sınıflandırıyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu grupta aile birleşimi oranları, ülkelerin toplam göç hareketleri içinde çok büyük bir ağırlığa sahip.
Burada en dikkat çekici veri Kuzey Makedonya istatistiklerinde göze çarpıyor. Verilere göre, 2008’den bu yana İsviçre’ye göç eden yaklaşık 27.000 Kuzey Makedonya vatandaşının %92’si ülkeye aile birleşimi yoluyla giriş yaptı. Kuzey Makedonya’nın başı çektiği bu göreceli listede Kosova ve Türkiye de benzer şekilde çok yüksek aile birleşimi oranlarıyla öne çıkıyor. Bu yapısal durum iki temel etkene dayanıyor:
- Yerleşik Diaspora Bağları: İsviçre’den vatandaşlık almış veya oturum hakkı kazanmış yerleşik Türkiye ve Balkan kökenli nüfusun, köken ülkeleriyle olan ailevi ve kişisel bağları resmi başvurularda canlılığını koruyor.
- Katı İş Gücü Kotaları: İsviçre’nin üçüncü ülkelerden doğrudan iş gücü alımını son derece sınırlı kotalara bağlaması nedeniyle, bu ülkelerden gerçekleşen yasal göçün en büyük kısmını evlilik yoluyla yapılan aile birleşimleri oluşturuyor.
Kuzeyden Çocuklar, Türkiye gibi Üçüncü Ülkelerden Genç Eşler Geliyor
SEM’in detaylı analizi, aile birleşimiyle İsviçre’ye gelenlerin demografik yapısındaki uçurumu da netleştiriyor. Almanya gibi AB ülkelerinden gelen aileler genellikle kariyer odaklı ve doğrudan çocuklarıyla birlikte (bütünsel bir aile olarak) İsviçre’ye göç ederken; Türkiye, Kosova ve Brezilya gibi ülkelerden yapılan aile birleşimlerinde neredeyse hiç çocuk gelmiyor.
Türkiye ve benzeri statüdeki ülkelerden gelenlerin çok büyük bir çoğunluğunu genç ve çocuksuz eşler oluşturuyor. Bu evlilik göçüyle İsviçre’ye giriş yapan genç çiftlerin çocukları ise çoğunlukla İsviçre’ye geldikten sonra dünyaya gözlerini açıyor. Dolayısıyla Türk göçü, İsviçre’deki yerleşik nüfusun doğal artış oranını da doğrudan besliyor.
SVP’nin Planları Türk Toplumunu Nasıl Etkileyecek?
SVP, İsviçre nüfusunun 2050 yılından önce 9,5 milyonu aşması halinde federal hükümetin „özellikle iltica alanında ve aile birleşiminde“ acil fren mekanizmasını devreye sokmasını istiyor.
- İlk Sınırlandırma İltica Kontenjanına: SVP lider kadrosunun (Marcel Dettling ve Sandra Sollberger) öncelikli hedefi iltica alanındaki aile birleşimlerini tamamen kısıtlamak. Bu durum, İsviçre’de mülteci statüsünde bulunan ve Türkiye’deki ailesini yanına getirmek isteyen binlerce Türk vatandaşını doğrudan vuracak.
- Geniş Aile Engeli: SVP’li Thomas Matter’ın hedef aldığı, anne, baba veya büyükanne/büyükbaba gibi geniş aile üyelerinin İsviçre’ye getirilmesi hakkı da kısıtlanmak istenenler arasında. Her ne kadar veriler bu yolla gelenlerin (2008-2025 arası tüm dünyadan toplam 1.447 kişi) çok az olduğunu gösterse de, Türkiye’deki yaşlı ebeveynlerini yanına almak isteyen gurbetçiler için şartlar çok daha ağırlaşacak.
Genel Rakamlar ve Siyasi Taleplerin Arka Planı
SEM verilerine göre, iltica dışı düzenli göç alanında aile birleşimi sayıları uzun yıllardır yıllık ortalama 44.000 kişi düzeyinde dengeli bir seyir izliyor ve toplam göç içindeki payı %31’den %25’e gerilemiş durumda.
SVP lider kadrosunun nüfus freni olarak ilk aşamada kısıtlanmasını talep ettiği yıllık 3.000 kişilik iltica kaynaklı aile birleşimi, analistlere göre genel nüfus artışını durdurmada sınırlı bir etkiye sahip. Ancak yasal olarak atılacak bu radikal adımlar sayısal etkisinden ziyade, İsviçre’deki Türk toplumunun hem evlilik yoluyla eş getirme süreçlerini hem de mülteci statüsündeki aile birleşimi haklarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Analistler, inisiyatifte nihai olarak hedeflenen nüfus sınırlandırmasının, ancak AB ile olan Serbest Dolaşım Anlaşması’nın tamamen iptal edilmesiyle radikal bir boyuta ulaşabileceğini vurguluyor.
-
Gündem1 Jahr agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren agoERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren agoMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren agoTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


