Connect with us

Sağlık

YALNIZLIK CİDDİ HASTALIKLARA YOL AÇABİLİR

yazar

Published

on

Sosyal İlişkiler Hayati Önem Taşıyor

Cambridge Üniversitesi ve Fudan Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, yalnızlık kalp krizi, felç, Tip 2 diyabet ve enfeksiyon riskini önemli ölçüde artırıyor.

Cambridge ve Şanghay merkezli Fudan Üniversitesi bilim insanları, yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmada, sosyal ilişkilerin bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve insan sağlığı için kritik öneme sahip olduğu tespit edildi. Uzmanlar, sürekli arkadaş ve aile bağlarının sağlıklı bir yaşam için gerekli olduğunu vurguluyor. Çalışmada, 42.000’den fazla Britanyalı yetişkinin kan örnekleri analiz edilerek yalnızlığın sağlık üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde incelendi. Sonuçlar, özellikle yaşlı bireylerin daha büyük risk altında olduğunu ortaya koyuyor.

TEMAS EKSİKLİĞİ ERKEN ÖLÜME NEDEN OLABİLİR

Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacı Barbara Sahakian, „Bu büyüyen sorunu ele almalı ve insanlara sosyal bağlantılar kurmaları için olanaklar sağlamalıyız,“ dedi. Uzmanlara göre, sosyal ilişkiler sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Araştırma, sosyal izolasyon ve yalnızlığın kötü sağlık koşulları ve erken ölümle bağlantılı olduğuna dair güçlü kanıtlar sundu.

Araştırmacılar, yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerini anlamak için kan dolaşımındaki proteinleri inceledi. Proteinler, genler tarafından üretilen ve vücudun düzgün çalışmasını sağlayan moleküllerdir. Ayrıca, bu proteinler ilaç geliştirme sürecinde de kritik bir hedef olabilir.

40-69 YAŞ ARASI KİŞİLER İNCELENDİ

Araştırmaya katılan 40 ila 69 yaş arasındaki bireylerin kan örnekleri analiz edildi. Sosyal izolasyon ve yalnızlık yaşayan bireylerde belirli proteinlerin daha yüksek seviyelerde olduğu saptandı. Araştırmacılar, sosyal izolasyonla ilişkilendirilen 175 ve yalnızlıkla bağlantılı 26 protein tespit etti.

Çalışmada, yalnızlık ve sosyal izolasyonla ilişkili proteinlerin yüzde 85’inin örtüştüğü belirlendi. Bu proteinlerin çoğunun, iltihaplanma, viral enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemi tepkileriyle ilgili olduğu, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, Tip 2 diyabet, felç ve erken ölümle bağlantılı olduğu belirtildi.

İLAÇ TEDAVİLERİ UMUT VEREBİLİR

Araştırma ekibi, yalnızlık ve sosyal izolasyonun protein seviyeleri üzerindeki etkisini belirlemek için „Mendelsyen Randomizasyon“ adlı istatistiksel yöntemi kullandı. Çalışma sonucunda, yalnızlığa bağlı olarak aşırı düzeyde üretilen beş protein tespit edildi.

Bunlardan biri olan ASGR1 proteini, yüksek kolesterol seviyesi ve kalp-damar hastalıkları riskinin artmasıyla ilişkilendirildi. Diğer proteinlerin ise vücuttaki duyusal algılara, insülin direncine, damar sertliğine ve hastalıkların ilerlemesine katkıda bulunduğu bulundu. Bu bulgular, farmakologlara yeni tedavi yöntemleri geliştirme konusunda önemli ipuçları sunuyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

İSVİÇRE’DE ŞAŞIRTAN DURUM: DİPLOMASI OLMAYAN DOKTORLAR NASIL ÇALIŞABİLİYOR?

yazar

Published

on

By

İsviçre’de bazı doktorların geçerli diploması veya çalışma izni olmadan mesleklerini sürdürebildiği ortaya çıktı. Uzmanlara göre bunun nedeni, sistemdeki boşluklar ve denetimlerin kantonlara göre farklı uygulanması.

📊 Yasaklı doktorlar bile çalışmaya devam edebiliyor
2022 yılında İsviçre’de 36 doktor hakkında meslek yasağı bulunuyordu. Ancak bunların yaklaşık üçte birinin farklı yollarla çalışmaya devam ettiği belirlendi. 2025 yılında ise iki doktor, geçerli diploması olmadan çalıştıkları için mahkeme tarafından cezalandırıldı.

⚠️ Sistemde boşluklar var
Uzmanlar, mevcut sistemin büyük ölçüde “güvene dayalı” olduğunu söylüyor. Yani bir doktora yasak getirilse bile, bunun uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek her zaman mümkün olmuyor.

Ayrıca İsviçre’de sağlık sistemi kantonlara göre yönetildiği için, bir doktor bir kantonda yasaklı olsa bile başka bir kantonda çalışmaya devam edebiliyor.

🏥 Denetim zor, uygulama karmaşık
Yetkililere göre bir doktora yasak getirilse bile bunu sahada takip etmek oldukça zor. Her muayenehaneyi sürekli denetlemek mümkün olmadığı için sistem pratikte aksayabiliyor.

💻 Online kontrol sistemi yeterli değil
Hastalar, doktorların çalışma iznine sahip olup olmadığını resmi bir internet sitesi üzerinden kontrol edebiliyor. Ancak bu sistem de her zaman yeterli değil. Çünkü:

  • İzin olmamasının nedeni açıklanmıyor
  • Bazı doktorlar henüz diplomaları tanınmadığı için listede görünmeyebiliyor

🌍 Avrupa ile fark
Avrupa Birliği ülkelerinde doktorların durumu ülkeler arasında paylaşılan ortak bir sistemle takip ediliyor. İsviçre’nin ise bu sisteme erişimi bulunmuyor.

Continue Reading

Sağlık

Zayıflama iğneleri mucize mi? Uzmanlar uyarıyor: Kilo geri geliyor

yazar

Published

on

By

Son dönemde hızla yaygınlaşan zayıflama iğneleri, özellikle Ozempic gibi ilaçlar, iştahı azaltarak kilo vermeyi kolaylaştırdığı için büyük ilgi görüyor. Ancak uzmanlara göre bu yöntem, kalıcı bir çözüm olmayabilir.

Nörobilimci Dr. Maria Brasser, bu ilaçların yalnızca mideyi değil doğrudan beyni etkilediğini belirtiyor. İlaçlar, açlık ve ödül merkezlerini baskılayarak kişinin yemek yeme isteğini azaltıyor. Bu nedenle birçok kişi, “Artık kendimi zorlamıyorum, yemek aklıma daha az geliyor” şeklinde deneyimlerini aktarıyor.

Uzmanlara göre bu durum tesadüf değil. İlaçların etken maddesi semaglutid, vücutta doğal olarak bulunan bir hormonu taklit ederek tokluk hissini artırıyor ve özellikle tatlı ile yağlı yiyeceklere olan isteği azaltıyor.

Ancak asıl sorun, ilacın bırakılmasıyla ortaya çıkıyor. Araştırmalar, zayıflama iğnesi kullanmayı bırakan kişilerin, verdikleri kilonun büyük bölümünü geri aldığını gösteriyor. İlk yıl içinde kaybedilen kilonun yüzde 60 ila 80’inin geri geldiği belirtiliyor.

Uzmanlar bu durumu “jo-jo etkisi” olarak tanımlıyor. Çünkü ilaç, iştahı geçici olarak baskılıyor ancak beslenme alışkanlıklarını, yaşam tarzını ve stresle başa çıkma yöntemlerini değiştirmiyor. İlaç bırakıldığında ise vücut eski düzenine dönüyor.

Öte yandan tedavinin maliyeti de dikkat çekiyor. Aylık 180 ila 300 İsviçre frangı arasında değişen bu ilaçların uzun süre kullanılması, ciddi bir maddi yük oluşturabiliyor.

Uzmanlar, zayıflama iğnelerinin tek başına bir çözüm olmadığını, kalıcı sonuçlar için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının şart olduğunu vurguluyor.

Continue Reading

Dünya

İki Covid-19 aşısının çok nadir vakalarda pıhtılaşmaya yol açma nedeni açıklandı

yazar

Published

on

By

Covid-19’a karşı aşılama kampanyasının başlamasından beş yıl sonra, iki vektör bazlı aşının nadir durumlarda ciddi kan pıhtılaşmasına neden olmasının arkasındaki biyolojik mekanizma bilimsel olarak netleştirildi. Araştırmaya göre ağır komplikasyonlar ortalama her 200 bin aşıdan birinde görüldü.

Bulgular, saygın tıp dergisi New England Journal of Medicine’da yayımlandı.

Yaklaşık 900 vaka, 200 ölüm

Söz konusu yan etki, özellikle AstraZeneca’nın “Vaxzevria” ve Johnson & Johnson’ın adenovirüs tabanlı aşıları sonrasında görüldü. Avrupa’da yaklaşık 900 vaka kaydedilirken, bunlardan 200’ü ölümle sonuçlandı.

Uzmanlar, milyarlarca doz uygulandığı dikkate alındığında riskin son derece düşük olduğunu vurguluyor. Ancak vakalar, birçok Avrupa ülkesinde bu aşıların kullanımının sınırlandırılmasına veya durdurulmasına yol açmıştı.

Sorunun kaynağı: Adenovirüs ve genetik yatkınlık

Araştırmayı yürüten ekip, komplikasyonun doğrudan aşıdaki etken maddeden değil, taşıyıcı olarak kullanılan adenovirüs vektöründen kaynaklandığını belirledi.

Çalışmaya göre, belirli genetik yatkınlığa sahip kişilerde bağışıklık sistemi, adenovirüsün protein VII (pVII) adlı bileşenine karşı antikor üretirken, yapısal benzerlik nedeniyle vücudun kendi proteini olan “Plaklet Faktör 4”e (PF4) yanlışlıkla saldırabiliyor.

Bu durum, kan pulcuklarının (trombosit) aktive olmasına ve pıhtı oluşumuna yol açarken, aynı anda trombosit sayısının düşmesine neden oluyor. Bu çelişkili tablo hem pıhtılaşma hem de ağır kanama riskini beraberinde getiriyor.

Araştırmacılar, sürecin nadir bir somatik mutasyon ile genetik yatkınlığın birleşmesi sonucu ortaya çıktığını belirtti. Uzmanlar bunu, “anahtarın dişlerinden birinin değişmesi ve artık başka bir kilide uyması” benzetmesiyle açıkladı.

21 hastanın kan örneği incelendi

Almanya genelinden 21 hastanın kan örnekleri üzerinde yapılan incelemeler ve hayvan deneyleri, söz konusu mekanizmayı doğruladı. Mutasyona uğramamış antikorların PF4’e çok daha zayıf bağlandığı ve pıhtı oluşumunun belirgin şekilde azaldığı gözlendi.

Bilim insanları, bu bulgunun gelecekte adenovirüs tabanlı aşıların daha güvenli hale getirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Gelecekteki aşılar için umut

Adenovirüs vektörleri, düşük maliyetli ve lojistik açıdan avantajlı olmaları nedeniyle halen önemli bir teknoloji olarak görülüyor. Ebola aşısı da aynı prensibe dayanıyor; grip, sıtma ve tüberküloza karşı geliştirilen birçok aşı adayı da bu yöntemi kullanıyor.

Araştırmacılar, protein VII üzerindeki kritik bölgenin değiştirilmesiyle benzer yan etkilerin önlenebileceğini belirtti.

Uzmanlara göre çalışma, nadir görülen bir yan etkinin moleküler düzeyde açıklanmasını sağlarken, biyomedikal araştırmaların karmaşık güvenlik sorularına yanıt verebildiğini de ortaya koyuyor.

Continue Reading
Advertisement

Trendler