Connect with us

Gündem

BOŞANIRSAM B ya C OTURUMUM KAYBOLUR MU?

yazar

Published

on

Yazan: Cemil Baysal | Okuma süresi: 5 dk

Türkiye’den İsviçre’ye evlenerek gelen birçok yabancı, özellikle evliliklerin sonlanması durumunda ikamet izinlerinin durumu hakkında endişeler taşıyor. „5 yıl boyunca evliliğimi sürdürmek zorunda mıyım?“ ve „Boşanırsam B oturumum kaybolur mu?“ gibi sorular, İsviçre’de yaşayan yabancılar için oldukça önemli ve sıkça gündeme gelen konulardır. Bu konuda kulaktan kulağa yayılan bilgi kirliliği de yaygındır.

Bu tür sorular, İsviçreninsesi sosyal medya kanallarındaki özel hesaba günde en az 10 farklı kişiden geliyor ve oldukça yaygın. Evlenerek gelen yabancıların, boşanma durumunda karşılaşabileceği ikamet izni ve oturumla ilgili belirsizlikler sıkça gündemde.

İsviçre’de yabancı uyruklu kişilerin, bir İsviçre vatandaşı ile evlenerek elde ettikleri ikamet izni (Aufenthaltsbewilligung) ve boşanma durumunda karşılaşabilecekleri hukuki sonuçlar önemli bir konu olarak öne çıkmaktadır. Bu yazıda, evlilik sonrası ikamet izni süreçleri, boşanma ve ayrılık durumlarıyla ilgili hukuki düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde ele aldık.

5 Yıl Evliliği Sürdürme Zorunluluğu

İsviçre’de, yabancı bir kişi, İsviçreli biriyle evlendiğinde, 5 yıl boyunca evliliğin devam etmesi gerekliliği yoktur. Ancak, evlilik üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra ve ikamet izni süresi devam ediyorsa, boşanma durumunda ikamet izninin uzatılması daha karmaşık hale gelebilir.

Eğer evliliğiniz süresince iyi bir entegrasyon sağladıysanız ve herhangi bir suç işlememişseniz, boşanma sonrası oturum hakkınızın kaybolması riski düşük olacaktır. Ancak, sürekli devlet yardımlarına bağımlı olmanız veya kötü entegrasyon gibi durumlar ikamet izninin iptaline yol açabilir.

Boşanırsam Geri Mi Gönderirler?

İsviçre’de boşanma durumunda, eğer kişinin 3 yıl ve üzerinde ikamet ettiği bir ilişkisi varsa, oturum izninin iptal edilmesi için herhangi bir neden yoktur. Ancak, kişilerin sosyal güvenlik veya devlet yardımlarına dayalı yaşam sürmeleri halinde, bu durumun yasal etkileri olabilir. Ayrıca, boşanma sonrası da ikamet izninin uzatılması için, evliliğinizin durumu, entegrasyon ve yerel yasalar göz önünde bulundurularak karar verilir.

Evlilik Sonrası Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Hakkı

Öz İsviçreli bir kadın/erkek veya doğuştan İsviçre vatandaşlığına sahip bir Türk ya da yabancı kadın/erkek ile evlenerek İsviçre’ye evlilik yoluyla gelen yabancı uyruklu kişiler, 5 yıl boyunca İsviçre’de yaşadıktan sonra, bunun 3 yılı evlilik içinde geçirilmişse kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusunda bulunabilirler (BüG 20. Madde, 21. Madde). Ancak, bu kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusu, evlilik sonrasında yalnızca birkaç ay içinde boşanma durumunda geçersiz kılınabilir. Bu gibi durumlar, vatandaşlık başvurusunun evlenen kişinin İsviçreli ya da oturumlu kişiyle, sadece oturum veya İsviçre vatandaşlığı elde etmek amacıyla yapıldığı dolandırıcılık amacı güdülen evlilikler arasında sayılmakta olup, bu tür davalar İsviçre Mahkemelerinde sıkça gündeme gelmektedir (1C_356/2024; 1C_80/2019).

Evlilik ve B Oturumu

B tipi oturum izni, İsviçre’de uzun süreli ikamet izni sağlayan ve yabancı bireylerin belirli koşullar altında ülkede yaşamalarını mümkün kılan bir belgedir. Türkiye’den bir İsviçreli ya da İsviçre’de yaşayan oturumlu Türk veya başka bir uyruklu kişi ile evlenen yabancıların B tipi ikamet izninin durumu, boşanma veya ayrılma durumunda değişebilir.

İsviçre’deki yasal düzenlemelere göre, boşanma sonrasında B tipi ikamet izni otomatik olarak iptal edilmez. Ancak, bazı durumlarda ikamet izninin uzatılması için bazı kriterler dikkate alınır.

Oturma İzni – Niederlassungsbewilligung (C Tipi İkamet İzni) ve Boşanma Durumunda Etkiler

İsvçre’deki „C Tipi İkamet İzni“, yani Sürekli İkamet İzni, bir kişinin İsviçre’deki uzun süreli oturum hakkını simgeler. Bir boşanma veya ilişki sonlanması, bu izni etkilemez. İkamet izni genellikle belirli durumlar haricinde uzatılmaya devam eder. C tipi iznin iptal edilebilmesi, yalnızca çok ağır durumlar söz konusu olduğunda, örneğin kişiye yönelik suç işlemesi veya ciddi sosyal ve ekonomik entegrasyon eksiklikleri yaşanması halinde mümkündür.

B Tipi İkamet İzni: AB ve EFTA Ülkeleri için Özel Durumlar

AB ve EFTA ülkelerinin vatandaşları, İsviçre’de serbest dolaşım hakkına sahip oldukları için, boşanma sonrası ikamet izinlerinin uzatılması genellikle zorunludur. Bu kişiler, maddi olarak kendi geçimlerini sağlayabiliyorlarsa, evlilik veya ilişkilerinin sonlanmasından sonra da İsviçre’de ikamet etmeye devam edebilirler.

Diğer Yabancı Ülkelerden Gelen Kişiler İçin Boşanma Sonrası İkamet Durumu

AB veya EFTA vatandaşı olmayan yabancı uyrukluların durumları daha karmaşıktır. Boşanma sonrası, bu kişilerin ikamet izinlerinin uzatılması, yalnızca belirli koşullar altında mümkündür. Örneğin, evliliklerinin en az 3 yıl sürmüş olması ve iyi bir entegrasyon sergilemiş olmaları gerekmektedir. Dil yeterliliği, iş gücü katılımı ve sabıka kaydı gibi faktörler de değerlendirilir. Aksi takdirde, İsviçre’den ayrılmak zorunda kalabilirler.

Boşanma Durumunda Çocukların Durumu

Bakıma muhtaç küçük çocuklar varsa, ebeveynin ikamet izninin uzatılması, çocukla olan duygusal ve ekonomik ilişki dikkate alınarak değerlendirilir. Çocuğun İsviçre vatandaşı olması durumunda, çocuğun bakım ve eğitimi ile ilgili önemli bir bağlantı varsa, başvurulan mahkemelerde kişisel bir inceleme yapılır.

Evlilik İçi Şiddet Durumunda İkamet Hakkı

Eğer bir yabancı uyruklu kişi, evlilik sırasında şiddet mağduru olmuşsa, bu durum ikamet izninin uzatılması için geçerli bir sebep oluşturabilir. Evlilik içi şiddet, sosyal entegrasyonu tehdit edici boyutlara ulaşmışsa, mağdur olan eşin ikamet izninin uzatılması sağlanabilir. Ancak, şiddet olaylarının belgelenmesi ve mahkemeye sunulması gerektiği unutulmamalıdır. Evlilik içi şiddet ile ilgili davalar uzun sürebilir ve her durumda başarılı sonuçlanmaz.

Ciddi Suçlar ve İkamet Hakkı

Yabancı uyruklu bir kişi, İsviçre’de ciddi bir suç işlemişse, bu durumun ardından ülkeyi terk etmesi gerekebilir. 66a StGB’ye göre, suç işlemeyi takiben, yabancıların İsviçre’den sınır dışı edilmesi gerekmektedir. Ancak bu karar, yalnızca suçun ciddiyetine göre değil, aynı zamanda mağdurun ailesine, özellikle de çocuklarına etkileri dikkate alınarak verilmelidir.

İkamet Hakkı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesi, kişilerin özel ve aile hayatlarına saygı gösterilmesini öngörmektedir. İsviçre, bu sözleşmeye taraf bir ülke olarak, vatandaşlık veya ikamet izinlerinin iptali ve uzatılması kararlarını alırken, özel yaşamı da göz önünde bulundurmak zorundadır.

Sonuç ve İleriye Dönük Adımlar


İsviçre’de evlilik ve boşanma durumları, yabancı uyruklu kişilerin ikamet izinlerini doğrudan etkileyebilir. Bu süreçlerin doğru yönetilmesi, hem hukuki açıdan hem de bireysel haklar açısından büyük önem taşır. Eğer ikamet izni ve boşanma konusunda sorularınız varsa, konuyla ilgili uzmanlarla doğrudan görüşmekte yarar vardır. Şiddetli geçimsizlik, ev içi şiddet ve diğer benzer durumlar her kişinin durumu üzerinde, her kantonda farklı değerlendirmelere neden olabilir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir

yazar

Published

on

By

İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.

Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.

Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?

Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.

Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:

  1. İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
  2. Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
  3. İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
  4. En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.

Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?

Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.

Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.

Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.

İsviçre bugün tarafsız değil mi?

Evet, tarafsız.

Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.

Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.

Asıl soru şu:

Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?

Girişimi savunanlar ne diyor?

Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.

Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.

Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.

Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?

Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.

Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.

Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.

Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?

Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.

Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.

Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.

İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?

Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.

“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.

Arabuluculuk konusu

Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.

Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.

Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.

27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?

Sandıkta sorulacak temel soru:

“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?

EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.

HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.

Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.

İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası

Continue Reading

Avrupa

Almanya’da Akılalmaz Sahte Ev Satışı: Biri Ev Sahibi, Diğeri Noter Gibi Davrandı

yazar

Published

on

By

🏠 Ne oldu? Stahnsdorf’ta bir müstakil evin satışını gerçekleştirdiklerini öne süren iki şüpheli, alıcılardan yüksek miktarda nakit kapora aldı.

🎭 Nasıl kandırdılar? Erkek şüphelinin kendisini evin sahibi, kadın şüphelinin ise noter olarak tanıttığı ve Berlin’deki bir ofiste sahte satış sözleşmesi düzenlediği bildirildi.

💶 Ne kadar para alındı? Brandenburg Polisi kesin rakam açıklamadı; yalnızca “yüksek miktarda nakit para” ifadesini kullandı.

🚨 Polis ne istiyor? Robot resimleri yayımlanan iki şüphelinin kimliğinin ve bulunduğu yerin belirlenmesi için halktan yardım bekleniyor.

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Stahnsdorf’ta sahte bir ev satışıyla alıcıları dolandırdıkları şüphesiyle bir erkek ve bir kadın aranıyor. Olayın 7 Haziran ile 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştiği, robot resimli arama duyurusunun ise 12 Ağustos 2026’da yayımlandığı bildirildi.

Brandenburg Polisinin açıklamasına göre kimliği henüz belirlenemeyen erkek şüpheli, Haziran 2025’te müstakil ev satın almak isteyen kişilerle iletişime geçti. Kendisini taşınmazın ve arsanın sahibi olarak tanıtan şüpheli, alıcılarla evde buluşarak mülkü gezdirdi ve evi satmak istediği izlenimini verdi.

Tarafların kapora konusunda anlaşmasının ardından Berlin’deki bir ofiste sözde noter randevusu gerçekleştirildi. Burada noter gibi davrandığı öne sürülen kadın şüpheli, taşınmazın satışına ilişkin bir sözleşme hazırladı. Mağdurlar, işlemlerin gerçek olduğuna inanarak süreci sürdürdü.

Daha sonra Berlin Havalimanı yakınlarındaki halka açık bir yerde, yüksek miktarda nakit para kapora olarak teslim edildi. Parayı alan erkek şüpheli olay yerinden ayrıldı ve mağdurlarla tüm iletişimini kesti. Polis, dolandırılan paranın kesin miktarını açıklamadı.

Sonradan yapılan incelemelerde, Berlin’deki ofiste noter gibi davranan kadının gerçek bir noter olmadığı belirlendi. Polise göre kadın, erkek şüpheliyle birlikte hareket ederek mağdurlara taşınmaz için gerçeğe aykırı bir satış sözleşmesi hazırladı.

Potsdam Kriminal Polisi, iki şüphelinin robot resimlerini yayımlayarak kamuoyuna çağrıda bulundu. Şüphelileri tanıyan veya kimlikleri ve bulundukları yer hakkında bilgi sahibi olanların 45/26 numaralı arama dosyasını belirterek 0331 5508-0 numaralı telefondan Potsdam Polis Müfettişliğine ya da herhangi bir polis merkezine başvurması istendi.

Kaynak: Brandenburg Polisi

Continue Reading

Avrupa

KONSOLOSLUK YOLUYLA BAŞVURU VE 6 AYLIK SÜRE: Yurt Dışı Sakinleri Çerçeve Yasa’dan Nasıl Yararlanacak?

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal

http://instagram.com/cemil_baysal

ANKARA — Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan „Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun“ (Çerçeve Yasa), yurt dışında yaşayan ve Türkiye’de hakkında örgüt bağlantılı suçlamalar nedeniyle dosyası bulunan vatandaşlar için en kritik bürokratik aşama olan „Başvuru Usulü ve Süresi“ konusunu 9. maddesiyle net bir esasa bağlıyor.

Düzenleme; hak sahiplerinin başvuru yapmak amacıyla Türkiye’ye gelme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, işlemlerin doğrudan bulunulan ülkelerdeki T.C. Dış Temsilcilikleri üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor.

Türkiye’ye Gelme Şartı Yok: Konsolosluk Başvuruları (Madde 9)

Kanunun 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenleme, yurt dışı mukimleri için seyahat engeli ve sınırda gözaltı riski yaşamadan başvuru yapma imkânı getiriyor:

„Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.“

Bu hüküm uyarınca, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Özel Kurul tarafından görevlendirilecek olan T.C. Başkonsoloslukları ve Büyükelçilikleri, yurt dışındaki vatandaşların yazılı dilekçelerini kabul etmeye yetkili kılınmaktadır.

Başvuru Süreci Adım Adım Nasıl İşleyecek?

  1. Ön Şart (MGK Kararı): Yasa kabul edilmiş olsa da başvuru sürecinin başlaması için ilk şart; örgütün silahsızlandığının tespiti ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete’de yayımlanmasıdır.
  2. 6 Aylık Hak Düşürücü Süre: 6 aylık yasal başvuru süresi, MGK kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı gün başlar. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, 6 ay içinde başvuru yapmayan kişiler yasanın getirdiği dava ve ceza ertelemesi imkânlarından yararlanamaz.
  3. Yazılı Dilekçe İle Başvuru: Hak sahibi veya yetkili hukuki temsilcisi (avukatı), bulundukları ülkedeki T.C. Başkonsolosluğu’na yazılı dilekçe ile başvurarak ilgili dosyası için Çerçeve Yasa hükümlerinin uygulanmasını talep eder.
  4. Adli Makamlara Sevk ve Erteleme: Konsolosluk aracılığıyla iletilen başvuru, Türkiye’deki ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya mahkemeye ulaştırılır. Yetkili mahkeme erteleme kararı vererek varsa yakalama, tutuklama veya adli kontrol kararlarını kaldırır.

Kimlerin Başvuru Yapması Gereklidir?

  • Adli Dosyası Olanlar: Türkiye’de PKK/KCK üyeliği, propaganda, yardım/yataklık veya terörizmin finansmanı iddiasıyla hakkında devam eden soruşturması, davası veya kesinleşmiş cezası bulunan gurbetçiler.
  • Seyahat Engeli Bulunanlar: Hakkında çıkarılmış arama, gıyabi tutuklama veya kazaen yakalama kararı nedeniyle Türkiye’ye gelemeyen yurt dışı sakinleri.

Kimlerin Başvuru Yapmasına GEREK YOKTUR?

  • Terör Kaydı Olmayan Vatandaşlar: Türkiye’de hakkında örgüt veya terör kapsamında açılmış hiçbir adli dosyası, soruşturması veya araması bulunmayan sıradan vatandaşların konsolosluklara gidip herhangi bir başvuru yapmasına veya dilekçe vermesine gerek yoktur. Yasa bu kişilerin hukuki durumunda bir değişiklik yaratmaz.
Continue Reading

Trendler