Connect with us

Dünya

ÖFKE VE İNTİKAM: AFGANİSTANLI GENÇ, AİLE ONURUNU KORUMAK İÇİN İSVİÇRE’DEKİ VATANDAŞINI KATLETTİ

yazar

Published

on

Braunschweig – Almanya’nın Braunschweig kentinde görülen bir cinayet davası, aile onurunu koruma iddialarıyla dikkat çekiyor. 25 yaşındaki Ehsanullah N., İsviçre’nin Wallis kantonundaki Haute-Nendaz bölgesinde, babasını öldürmekle suçlanan bir başka Afganlıyı öldürmekle yargılanıyor. Savcılık, davada müebbet hapis cezası talep ediyor.

Planlı İntikam

Savcılığa göre, Ehsanullah N., 24 yaşındaki Ahmad W.’yi, kendisine ve ailesine ait onuru yeniden tesis etmek amacıyla tuzağa düşürerek öldürdü. Olay, 2023 yazında gerçekleşti. Ehsanullah’ın, Pakistan’da yaşayan kız kardeşi Nazifa’nın yardımıyla planladığı bu cinayet, aile intikamı olarak değerlendiriliyor.

Zalimce Bir Cinayet

Savcı, Ehsanullah N.’nin kız kardeşi aracılığıyla Ahmad W.’yi sosyal medya üzerinden bulduğunu ve onu buluşmaya ikna ettiğini vurguladı. Buluşma yerinde, Ehsanullah elindeki “Rambo” bıçağıyla Ahmad W.’ye 13,5 santim derinliğinde bir bıçak darbesi indirerek cinayeti gerçekleştirdi. Olayın ardından cinayet aletini ve kıyafetlerini geride bırakarak Almanya’ya döndü.

Aile İntikamı: Mükemmel Planlama

Yapılan Kriminal Polis (Kripo) soruşturmaları, Ehsanullah N. ve Pakistan’da yaşayan kız kardeşi Nazifa tarafından titizlikle planlanan bir cinayet olayına işaret ediyor. Kardeşler, 2022 yılında Afganistan’da öldürüldüğü iddia edilen babalarının intikamını almak amacıyla harekete geçti. Babalarının ölümünden Ahmad W.’yi sorumlu tutan ikili, planlarını sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirdi.

Nazifa, sosyal medya üzerinden, İsviçre’nin Wallis kantonundaki bir mülteci yurduna yerleşen hedeflerini tespit etti. Ona ulaşarak, yaz aylarında Haute-Nendaz bölgesinde bir buluşma ayarladı. Ancak buluşma noktasında Ehsanullah N. bekliyordu. Kısa bir süre önce Braunschweig’den satın aldığı „Rambo“ bıçağıyla Ahmad W.’ye 13,5 santim derinliğinde bir bıçak darbesi indirdi.

Savunma ve İddialar

Ehsanullah, duruşmada olayın farklı bir şekilde gerçekleştiğini öne sürdü. Eski bir arkadaşla tartışma sırasında saldırıya uğradığını ve kendini korumak için bıçağı kullandığını iddia etti. Ancak savcı, bu açıklamayı „masal gibi“ ve inandırıcı olmaktan uzak olarak nitelendirdi.

Karar Günü: 1 Ekim

Davanın son duruşması 1 Ekim’de gerçekleşecek ve mahkemenin Ehsanullah N.’ye yönelik kararı merakla bekleniyor.

#Braunschweig #Cinayet #EhsanullahN #Adalet #İsviçre #almanya #deutschland #wallis #schweiz #schwiiz #svizzera #suisse #mord #silvesterstallone

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Dünya

Doktor Ölü İlan Etti, Saatler Sonra Morgda Kalbi Attığı Ortaya Çıktı

yazar

Published

on

By

Dünya Haber

Arizona, ABD – ABD’nin Arizona eyaletinde yaşanan sıra dışı bir olay, sağlık sistemine ilişkin ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Havuz kazasının ardından hastanede yaşamını yitirdiği açıklanan 18 aylık Vincent Lorenzo F., saatler sonra morgda yapılan inceleme sırasında hayatta olduğunun anlaşılmasıyla yeniden tedavi altına alındı.

Olay, 8 Şubat 2026 tarihinde meydana geldi. Ailenin aktardığı bilgilere göre küçük Vincent, evlerinin havuzuna düştü ve yaklaşık beş dakika sonra sudan çıkarıldı. Aile bireyleri olay yerinde hemen kalp masajı ve suni solunuma başladı. Ardından çocuk, Arizona’daki Mercy Gilbert Medical Center Hastanesi’ne kaldırıldı.

Polis Nabız Aldığını İddia Etti

İddialara göre hastanede görevli doktor, tüm müdahalelere rağmen bebeğin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Ancak olay yerinde bulunan polis memurlarından biri, çocuğun hâlâ zayıf da olsa nabzının attığını fark etti.

Polis raporuna göre doktor, memurun uyarısına sert tepki göstererek, “Ben doktorum, tıp eğitimi aldım. İşimi bana bırakın.” ifadelerini kullandı.

Morgda Şoke Eden Keşif

Saatler sonra cenazeyi teslim almak üzere morga gelen adli tıp görevlisi, Vincent’ın hâlâ çok zayıf da olsa kalp atışlarının bulunduğunu tespit etti. Bunun üzerine küçük çocuk acil olarak helikopter ambulansla Phoenix Children’s Hospital’a sevk edildi.

İlk değerlendirmelerde uzun süre oksijensiz kalması nedeniyle ağır beyin hasarı ve organ yetmezliği riski bulunduğu düşünülse de doktorlar beklenmedik derecede olumlu bir tabloyla karşılaştı.

Ailenin yakınlarının verdiği bilgiye göre Vincent’ta yalnızca küçük bir morluk oluştu ve birkaç gün içinde kendi başına nefes almaya başladı.

Soğuk Su Hayatını Kurtarmış Olabilir

Uzmanlar, havuz suyunun düşük sıcaklığının çocuğun hayatta kalmasında önemli rol oynamış olabileceğini belirtiyor. Tıbbi kaynaklara göre soğuk su, boğulma vakalarında beynin oksijen ihtiyacını azaltarak kalıcı hasar riskini düşürebiliyor. Ayrıca olay yerinde hızlı şekilde uygulanan ilk yardım, kısa süre suda kalması ve yaşının küçük olması da iyileşme sürecini olumlu etkileyen faktörler arasında gösteriliyor.

Aile Hakkında Soruşturma Başlatıldı

Öte yandan olayın ardından polis, ebeveynler hakkında da inceleme başlattı. Polis ekiplerinin olay yerinde marihuana kokusu aldığı ve yapılan testlerde anne ile babanın THC maddesi açısından pozitif sonuç verdiği bildirildi.

Yetkililer, aile hakkında dava açılması yönünde tavsiye kararı hazırlarken, nihai kararın savcılık tarafından verileceği belirtildi.

Not: Haberde yer alan iddialar, aile yakınlarının açıklamaları ve yabancı basında yer alan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. Olayla ilgili resmi soruşturma devam etmektedir.

#news#nachrichten#haber#abd#usa

Continue Reading

Dünya

🌍 ABD-İRAN SAVAŞININ FATURASI 1 TRİLYON FRANKI AŞABİLİR

yazar

Published

on

By

🌍 ABD-İRAN SAVAŞININ FATURASI 1 TRİLYON FRANKI AŞABİLİR

ABD ile İran arasında 15 hafta süren savaş sona erdi, ancak geride milyarlarca dolarlık yıkım ve ağır insani kayıplar kaldı. Uzmanlara göre savaşın küresel ekonomiye toplam maliyeti 1 trilyon İsviçre frangını aşabilir.

28 Şubat’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle başlayan ve İsrail’in de dahil olduğu askeri operasyonlar, kısa sürede Orta Doğu’nun en yıkıcı çatışmalarından birine dönüştü. Taraflar arasında imzalanan barış anlaşması çatışmaları sonlandırsa da savaşın ekonomik ve insani etkilerinin uzun yıllar hissedileceği belirtiliyor.

İranlı yetkililerin açıklamalarına göre savaş boyunca ülkede 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti. En büyük trajedilerden biri ise bir okula düzenlenen bombardımanda yaşandı. Saldırıda çok sayıda çocuk dahil 175 kişi yaşamını yitirdi. Aynı dönemde İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalarda ise yaklaşık 3 bin 700 kişi öldü. ABD ordusu da 13 asker kaybetti.

Uzman raporlarına göre savaşın yalnızca ABD’ye maliyeti yaklaşık 132 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu rakama askeri harcamalar, yükselen enerji fiyatları ve ekonomik etkiler dahil edildi. İran’ın karşı saldırılarında zarar gören ABD üslerinde oluşan hasarın ise 25 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.

İran tarafında tablo daha da ağır. Altyapı, enerji tesisleri ve ekonomik kayıpların toplam maliyetinin 250 milyar doları bulduğu belirtiliyor.

Kamuoyuna yansıyan analizlerde savaşın toplam maliyetinin 542 milyar dolar ile 1,73 trilyon dolar arasında değişebileceği ifade ediliyor. Bu rakamlar İsviçre frangı cinsinden yaklaşık 436 milyar ile 1,4 trilyon frank arasında bir büyüklüğe karşılık geliyor.

Savaşın etkileri yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı aylarca kapalı tutması nedeniyle küresel petrol arzı ciddi şekilde daraldı. Dünya piyasalarından yaklaşık 1,1 milyar varil petrol eksildi. Bunun sonucunda akaryakıt fiyatları yükselirken, başta ABD olmak üzere birçok ülkede enflasyon baskısı arttı.

Uzmanlar, boğazın yeniden açılmış olmasına rağmen risklerin tamamen ortadan kalkmadığını belirtiyor. Küresel petrol rezervlerinin son yılların en düşük seviyelerine gerilemesi nedeniyle enerji piyasalarında yeni dalgalanmaların yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.

📌 Ekonomistler, savaş sona ermiş olsa da ortaya çıkan maliyetin ve küresel ekonomik etkilerin uzun yıllar boyunca hissedilmeye devam edeceğini vurguluyor.

Continue Reading

Dünya

Mülteci Kamplarında Cinsel İstismar Skandalı: 18 Çalışan İşten Çıkarıldı

yazar

Published

on

By

ÇAD – Uluslararası yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (Médecins Sans Frontières – MSF), Sudan sınırındaki mülteci kamplarında görev yapan çalışanları hakkında yürüttüğü soruşturma sonucunda 59 ayrı cinsel istismar ve sömürü iddiasını kayıt altına aldığını açıkladı. Soruşturma kapsamında 18 çalışanın işine son verildi.

Associated Press’in (AP) ulaştığı kurum içi gizli rapora göre, bazı vakalarda reşit olmayan kız çocuklarının hedef alındığı, bazı durumlarda ise mültecilere gıda, su, süt, iş veya çeşitli yardımlar karşılığında cinsel ilişki teklif edildiği ortaya çıktı.

İddiaların Boyutu Beklenenden Büyük

Soruşturma, AP’nin daha önce yayımladığı ve mülteci kadınların yardım kuruluşu çalışanlarını cinsel sömürüyle suçladığı haberlerin ardından başlatıldı. Sudan’daki iç savaştan kaçarak Çad’a sığınan yüz binlerce kişinin yaşadığı kamplarda yaşanan olayların, ilk tahmin edilenden çok daha yaygın olduğu belirtildi.

MSF tarafından hazırlanan raporda toplam 59 farklı suçlama yer aldı. Bunlar arasında cinsel taciz, cinsel istismar, cinsel sömürü ve görevin kötüye kullanılması gibi vakalar bulunuyor.

Kuruluş yaptığı açıklamada, „Bildirilen vakalar MSF’nin değerlerine ve insani yardım ilkelerine ağır bir aykırılık teşkil etmektedir. Yaşananlardan dolayı derin üzüntü duyuyoruz“ ifadelerini kullandı.

Yardım Karşılığında Cinsel İlişki İddiası

Raporda yer alan en çarpıcı iddialardan biri, kadın mültecilerin yiyecek, su ve süt gibi temel ihtiyaçlara erişebilmek için cinsel ilişkiye zorlandıkları yönündeki suçlamalar oldu.

Ayrıca bazı çalışanların iş vaadi karşılığında cinsel ilişki talep ettiği, mülteci kadınların ve kız çocuklarının fuhuşa sürüklendiği iddiaları da soruşturma dosyasına girdi.

Rapora göre bazı çalışanların özellikle genç kızları hedef aldığı, hatta bir mülteci kampında genç kızların yardım çalışanlarıyla görüşmesini engellemek amacıyla yerel yöneticiler tarafından sokağa çıkma kısıtlaması uygulandığı belirtildi.

Reşit Olmayan Kız Çocukları da Mağdur Oldu

Soruşturma kapsamında incelenen vakalardan birinde yedi mülteci kız çocuğunun yardım kuruluşuna ait bir araçla taşındığı ortaya çıktı. Kızlara su dağıtım noktalarına ve inşaat alanlarına götürülecekleri söylenmesine rağmen farklı bir bölgeye götürüldükleri ve burada cinsel istismara maruz kaldıkları öne sürüldü.

Kadın Çalışanlar da Baskı Gördü

Raporda yalnızca mültecilerin değil, kuruluş bünyesinde çalışan Çadlı kadın personelin de mağdur olduğu belirtildi. Bazı kadın çalışanların, amirleri veya iş arkadaşlarıyla cinsel ilişkiyi reddetmeleri halinde işlerini kaybetmekle tehdit edildiği kaydedildi.

Soruşturmacılara konuşan mağdurlar ve yerel toplum temsilcileri, yardım kaybetme veya işsiz kalma korkusu nedeniyle yaşananları bildirmekten çekindiklerini anlattı.

Personel Eksikliği Sorunu Derinleştirdi

MSF raporunda, bölgede yaşanan yoğun personel ihtiyacının ve yeterli geçmiş kontrollerinin yapılmamasının da sorunun büyümesine katkı sağladığı ifade edildi. Bazı çalışanların daha önce benzer davranışlar nedeniyle gündeme gelmiş olmalarına rağmen işe alındıkları belirtildi.

Kuruluş, bundan sonra daha sıkı referans kontrolleri yapılacağını, istismar nedeniyle çalışma yasağı bulunan kişilere yönelik merkezi bir veri tabanı oluşturulacağını ve çalışanlara yönelik etik eğitimlerin artırılacağını açıkladı.

MSF ayrıca geçmiş yıllarda, özellikle 2021 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Ebola salgını sırasında da benzer iddiaların gündeme geldiğini kabul ederek, mevcut sistemlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İsviçre’nin Sesi

Continue Reading

Trendler