Connect with us

Gündem

Ticino’da Polis Tarafından Darp Edildiğini iddia eden Gümüşhane’li N.K’nin Adalet Arayışı

Lugano’nun Besso Caddesi’nde Türkler arasında meydana gelen şiddetli olay, bir restoranın önünde üç Türkiye kökenli kişinin bir bireyi taciz etmesiyle başladı. Saldırı, H.S. isimli kişiyi öldüreceklerini söyleyen önceden telefonla duyurulmuş ve restoran işletmecileri tarafından ciddiye alınmıştı.

yazar

Published

on

Lugano’da Türkler Arasında Gerçekleşen Şiddet Olayı: Polis Tarafından Darp Edildiğini iddia eden Gümüşhane’li N.K’nin Adalet Arayışı Devam Ediyor

Lugano’nun Besso Caddesi’nde Türkite Kökenliler arasında meydana gelen şiddetli olay, bir restoranın önünde üç Türkiye kökenli kişinin bir bireyi tehdit ve taciz etmesiyle başladı. Saldırı, H.S. isimli kişiyi öldüreceklerini söyleyen önceden telefonla duyurulmuş ve restoran işletmecileri tarafından ciddiye alınmıştı. Ancak, polisin müdahalesi sırasında yaşananlar çelişkili ifadelerle dolu ve şüpheli bir şekilde gerçekleşti. Öte yandan, daha önce benzer bir olayın ardından yine mahkemeye başvuruda bulunan işletme sahibi, polis müdahalesinin ardından maruz kaldığı kötü ve ırkcı muamelemeye maruz kaldığını iddia ederek adalet arayışına devam ediyor. Yaşananlar, olayın detayları ve polisin tutumu hakkında soru işaretleri uyandırıyor. Polis tarafından darp edildiğini iddia eden H.K adlı vatandaş, Avukatı aracılığıtla 1 Şubat’ta Federal Mahkemeye başvurarak olayın daha fazla incelenmesini talep ediyor.

2019 yılında yaşanan olayın detaylarına bakıldığında:

Besso Caddesi’nde Şiddetli Olay: Türkiye Kökenlililer Arasında Hesaplaşma Kontrolden Çıkıyor

Bir Salı günü iş saatlerinde, Lugano’da Besso Caddesi’nde Türkler arasında şiddetli bir olay meydana geldi. Olay, tehditkar telefon aramalarıyla başladı ve cezalandırıcı bir seferberlik gibi gelişti. Bir çekiç H.S adlı kişiyi öldürme girişmiyle kullanıldı ve olayın ardından polis tarafından el konuldu.

Hesaplaşma ve Çelişkili İfadeler:

Üç Türkite Kökenli, bir restoranın önünde bir vatandaşı önceden tehdit ve taciz etti, saldırıyı önceden telefonla duyurmuşlardı. Lokalin işletmecileri, saldırganların bir gün önce arayarak H.S adlı bir kişiyi öldüreceklerini söylediklerini ifade ediyor. Öldürülmek istenilen kişi, lokalin düzenli müşterilerinden biriydi. Ancak, kurbanın hastaneye hafif yaralarla sevk edilmesine rağmen, saldırı ve kasten yaralama suçlamalarının çelişkili olduğu belirtiliyor. Soruşturmanın konusu şiddetin detayları ve henüz netleşmedi ve Mahkeme konusu.

H.K’nın Gözaltına Alınması ve İddialar:

Olayla alakası olmamasına ve karışmamış olmasına rağmen, H.K cep telefonuyla sahneden görüntü çekmeye çalışırken polis tarafından gözaltına alındı. Yerel polis memurlarının N.K’e yönelik „şiddet uygulayıp ırkçı hakarette bulundukları“ yönündeki ciddi iddialar, olayın boyutlarını daha da karmaşık hale getiriyor.

Olayın detayları, şiddetin kaynağı ve polis müdahalesi hakkındaki belirsizlikler, Federal Mahkeme’nin incelemesini bekliyor. Mağdur N.K ve diğer ilgili taraflar, adil bir yargılama ve olayın tam anlamıyla aydınlatılması için adalet arayışlarına devam ediyor.

Adaletsizlik ve Çelişkili Durumlar: Lugano’da Türk Vatandaşı Mağdurun Hikayesi

Olaya karışmayan, 60 yaşındaki N.K adlı şahıs, yaşanan şiddet olayıyla hiçbir ilgisi olmamasına rağmen polis tarafından suçluymuş gibi davranıldığını iddia ediyor. Polisin kendisini darp ettiğini belirten N.Keles’in dizleri ve ayak bilekleri morluk ve yaralarla dolu. Olayın yaşandığı günlerde İtalyan gazetecilere bilgi veren Lugano Polisi, şu anda olaydaki memurlar aleyhine herhangi bir şikayet olmadığını belirtiyor. Resmi prosedür gereği „pozisyon almanın mümkün ve gerekli olduğunu“ ifade eden polis, ancak Komutanlığın devam eden soruşturmanın saygısı çerçevesinde açıklama yapma yetkisinin olmadığını belirtiyor.

Olayın geçtiği Besso Caddesi’nde bulunan restoranın sahibi, yaşanan olayın ardından değişmiş ve bugün başka biri işletiyor. 19 Mart 2019’da, o zamanlar ailesi tarafından işletilen restoranda polis tarafından yapılan sert bir gözaltının ardından suç duyurusunda bulunan 60 yaşındaki Gümüşhaneli Türk vatandaşı, yaşadığı adaletsizliği mahkemeye taşıdı. Ancak, Aralık sonunda Ceza Şikayetleri Mahkemesi, Başsavcının terk kararına yapılan itirazı reddetti. Hakimlere göre, mağdur Keles’in polis memurları tarafından kötü muamele gördüğüne dair yeterli kanıt bulunmamaktadır.

Lugano’da ve Ticino’da Gazetelerde de haber konusu olan olayla ilgili konuşan N. Keleş :

„Bunu Türkiye’de, ama Tessin’de beklemiyordum“ dedi.

Keles, hakimlerin kararının kendisinde derin bir hayal kırıklığı yarattığını belirtiyor. Hakimlerin kararının ardından yaşanan süreci şu şekilde anlatıyor: „Başka hangi kanıtlara ihtiyaç var ki?“ diyen Keles, telefonundaki fotoğraf ve videoları göstererek olayın şiddet içeren boyutunu belgelemeye çalıştı. Ancak hakimlere göre, Keles’in ifadeleriyle sanıkların ifadeleri arasında çelişkiler bulunmakla birlikte, dosyalardaki güvenilir unsurların eksikliği nedeniyle yeterli delil bulunmuyor. Olayın görüntüleri çevrimiçi platformlarda paylaşıldı ve toplumda geniş bir yankı uyandırdı. Ancak, hakimlerin kararı, adalet arayışını ve mağduriyeti daha da derinleştirdi. Federal Mahkeme’ye başvuruda bulunan Keles, hikayesinin detaylarını ve yaşadığı adaletsizliği bir üst mahkemeye taşımaya kararlı görünüyor.

„Suç için yeterli iz olmadığına karar verilmelidir.“ diyen Keles, halen tıbbi raporları elinde tutuyor. İki polis memurunun eylemlerinden kaynaklanan bir kafa travması olduğu doğrulandı. Ayrıca, gözaltına alınmasının – belki de en saçma yanı – tesadüfi bir durumdan kaynaklandığı belirtiliyor. Polis, Via Besso’da bir restoran müşterileri arasında çıkan bir kavgayı yatıştırmak için müdahale etmiş. Keles, daha sonradan gelen ve dış mekan mobilyalarında hasar tespit eden birinin olduğunu fark etmiş. Ancak burada hikayeler farklılaşıyor. Memurlar, Keles’in çıldırdığını ve kimlik tespiti yapmayı reddettiğini iddia ediyor. Keles ise sakin kaldığını söylüyor. Olayda birkaç dakika sonra video ve fotoğraflar, onu yerde kelepçeli bir şekilde gösteriyor. Ancak hakimlere göre, kanıtlar „onun kelepçelenmesinin ve yere atılmasının orantısız olup olmadığını belirlemeye yetmiyor.“

İtalyan Gazetesi’ne verdiği demeçte, avukatı Immacolata Iglio Rezzonico’ya göre, görüntülerin tekrar incelenmesi Lozan’daki karar durumunu değiştirebilir. Federal Mahkeme’ye başvuru şu anda yapıldı.

İsviçre’nin Sesi’ne açıklamalarda bulunan Keleş, 19 Mart 2019 tarihinde damadının işlettiği restorana yönelik yaşanan olayı detaylarıyla anlatarak paylaştı. O gün kendisinin başka bir yerde olduğunu ve kızının çalıştığını belirten Keleş, kızının saat 18.30’da arayarak korku dolu bir şekilde, „Baba, restorana geldiler, birisini öldürmeye gelenler var“ dediğini ifade etti. Restorana hemen koştuğunu söyleyen Keleş, durumun sakin göründüğünü ancak Türkçe tehditlerin savrulduğu bir ortam olduğunu fark ettiğini dile getirdi.

Durum sakin görünüyordu ve polisler her şeyin kontrol altında olduğunu belirtiyordu. Ancak, bir grup kişi arasında Türkçe tehditlerin savrulduğu bir durum ortaya çıkmıştı. Bu noktada, ben birisine seslenerek, „Utanmıyor musunuz, burada mekanda olay çıkarıyor, kavga edip dövüşüyorsunuz?“ dedim. Ancak, polisler beni kolumdan tutarak restoranın dışına yönlendirdi. Eşim ve kızım restoranın terasındaydılar ve terasta ciddi hasar olduğunu fark ettim. Bir polise yaklaşıp restoranın hasarı olduğunu söyledim ve bu konuda ne yapmamız gerektiğini sordum.

Polis, bana „Siz kimsiniz?“ diye sordu, ben de restoranı işletenin kayınpederiyim dedim. Polis, bana gidip hasarı fotoğrafla dedi. Ben de polisin dediği gibi telefonumu çıkarıp fotoğraf çekecektim ki eşim bir polisin geldiğini söyledi. Restoranın basamaklara koşarak gelen polis, ilk sözü „Ne yapıyorsun, fotoğraf mı çektin?“ diye sordu. Benimle ilgisi olmadığını, arkadaşımın çektiğini söyledim. Ancak, bu cevap onu tatmin etmedi.

Kimliğimi sordu, kimliğim elimdeydi ve çıkartırken „Lütfen centilmen ol“ derken sol bileğimi ve boynumu sıkarak kimliği almaya çalıştı. Diğer polisler de beni tekme tokat yere yatırmaya çalıştı. Ardından ayakta ters kelepcelediler, beni sürüklediler ve arabaya atıp hastaneye götürdüler.

Hastanede 10-12 gün geçirdim ve ayaklarımda kan zehirlenmesi oluştu. Türk makamlarına başvurdum, Türk gazetelerine yazdım, ancak ne yazık ki geri dönüş alamadım. Bu süreçte avukatım ve diğer tarafın avukatlarının baskısına maruz kaldım ve sonunda avukatımı değiştirdim. Olay, 19 Mart 2019’da Kanton Tessin Lugano Temiz Mahkemesi’nde görüldü ve 20 Aralık 2023 tarihinde reddedildi.

Şahitler, doktor raporları, fotoğraf ve video delilleri ile bir avukatın polis taraftarı olduğunu ifade ettim. Ben, Gümüşhaneliyim 1984 yılından beri Kanton Tessin’de yaşıyorum ve 2000 yılında malulen emekli oldum. Yazılarımı 20 Dakika Gazetesine verdim, bir televizyonda konu oldu ve başka bir gazetede de yazıldı. Türk makamlarından ve Türk medyasından ne yazık ki destek görmedim hiç dönüş yapılmadı. Ancak, avukatım beni uyardı: „Eğer bir hukuki süreç başlatırsan, Türk makamlarına bildirirsen davanın takip edilmemesi sonucunu alırız“ dedi.

Birinci mahkeme ve temiz mahkeme delil yetersizliğinden ret kararı verdi. Şu anda Federal Mahkemeye başvurdum, ancak güvencim kalmadı.

İtalyanca, Almanca ve Fransızca okumak için alttaki Linke tıkla :

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Okullarda Telefon Yasağı Artıyor: Öğretmenler Temkinli

yazar

Published

on

By

İsviçre’de giderek daha fazla kanton, okullarda cep telefonu kullanımını yasaklama kararı alıyor. Ancak uzmanlar ve öğretmenler, bu yasakların ne kadar etkili olduğu konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Araştırmalara göre, İsviçre’de çocukların dijital cihazlarla tanışma yaşı oldukça erken. İlkokula başlayan her beş çocuktan biri kendi akıllı telefonuna sahipken, bu oran ilkokulun sonunda yüzde 80’e, ortaokul düzeyinde ise neredeyse yüzde 99’a ulaşıyor. Bu veriler, Çocuk Koruma Vakfı’nın James Araştırması’na dayanıyor.

Ülkede eğitim sistemi federal yapıya sahip olduğu için, telefon kullanımıyla ilgili kurallar kantonlara, belediyelere ve okullara göre değişiklik gösteriyor. Ancak genel eğilim, telefonların okul hayatından tamamen çıkarılması yönünde ilerliyor.

Örneğin Ticino kantonunda telefon yasağı genişletilerek tüm zorunlu eğitim kademelerinde uygulanmaya başlandı. Nidwalden, Aargau ve Valais kantonları da 2025/26 eğitim yılından itibaren özel elektronik cihazların kullanımını yasakladı. Bu yasaklar yalnızca ders saatlerini değil, teneffüsleri ve okul etkinliklerini de kapsıyor. İstisnalar ise sadece eğitim amaçlı kullanım veya sağlık durumlarıyla sınırlı tutuluyor.

Kamuoyunda yapılan anketler, telefon yasağına güçlü destek olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 80’den fazlası bu uygulamayı desteklediğini belirtti.

Ancak öğretmenlerin yaklaşımı daha temkinli. İsviçre Öğretmenler Birliği, genel bir yasağın tek başına çözüm olmayabileceğini savunuyor. Uzmanlara göre, öğrencilerle birlikte belirlenen kurallar daha kalıcı ve etkili sonuçlar doğurabiliyor.

Uygulamada bazı zorluklar da ortaya çıkıyor. Örneğin Aargau kantonunda bir okulda uygulanan yasak sonrası öğrenciler, teneffüslerde ödeme yapmak için kullandıkları dijital sistemleri kullanamaz hale geldi. Bu nedenle okul kantininde dijital ödeme yöntemleri kaldırıldı.

Uzmanlar, sorunun yalnızca cihazlar olmadığını vurguluyor. Dijital platformların sonsuz içerik akışları, algoritmalar ve “beğeni” sistemleriyle bağımlılık yarattığına dikkat çekiliyor. Eğitimciler, kalıcı çözümün yasaklardan çok bilinçli kullanım ve dijital eğitimden geçtiğini belirtiyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de İltica Çıkmazı: 2016’daki Başvuru Reddedildi, 10 Yıldır Hâlâ Ülkede

yazar

Published

on

By

İsviçre basınındaki haberlere göre, iltica başvurusu reddedilen bazı kişilerin yıllarca ülkede kalmaya devam etmesi, sistemdeki uygulama sorunlarını yeniden gündeme taşıdı. Son örnekler, hem hukuki süreçlerdeki aksaklıkları hem de artan mali yükü gözler önüne seriyor.

Reddedildi ama hâlâ İsviçre’de

2016 yılında ülkeye gelen zihinsel engelli bir Iraklı sığınmacının iltica başvurusu reddedildi, hakkında sınır dışı kararı verildi ve bu karar 2019’da mahkeme tarafından da onandı. Ancak aradan geçen yaklaşık 10 yıla rağmen söz konusu kişi hâlâ İsviçre’de bulunuyor.

Yetkililer, sığınmacının ağır sağlık durumu nedeniyle sürekli gözetim altında tutulması gerektiğini belirtiyor. Farklı bakım kurumlarında yaşanan sorunlar ve güvenlik riskleri nedeniyle uygun yer bulunamadığı, son olarak bir psikiyatri kliniğinde bire bir gözetim altında tutulduğu ifade ediliyor.

Bu durumun kamuya maliyeti ise dikkat çekici. Yetkili kaynaklara göre, söz konusu kişinin devlete günlük maliyeti yaklaşık 1000 İsviçre frangı.

Kimliği tartışmalı, belgeler sahte çıktı

İsviçre Göç Sekreterliği (SEM), sığınmacının kimliği ve geldiği bölgeye ilişkin beyanlarında tutarsızlıklar tespit etti. Yapılan incelemelerde sunulan bazı belgelerin sahte olduğu belirlendi. Dil analizleri ise kişinin Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesinden geldiğine işaret ediyor.

Yetkililer, bu bölgenin görece güvenli kabul edilmesi nedeniyle sınır dışı işleminin hukuken mümkün ve uygulanabilir olduğunu savunuyor.

Benzer dosyada farklı karar

Öte yandan, Gürcistan’dan gelen bir aileyle ilgili dosyada mahkeme farklı bir karar verdi. Ağır beyin hasarı bulunan oğullarının tedavisi için İsviçre’ye gelen aile, iltica gerekçesi sunmadı.

Federal Mahkeme, tıbbi durumun yeterince net olmadığını belirterek dosyanın yeniden incelenmesine karar verdi. Bu karar doğrultusunda aile geçici olarak İsviçre’de kalmaya devam edebilecek.

Siyasi baskı artıyor

Bu tür vakalar, İsviçre’de iltica sisteminin en zayıf halkalarından biri olan uygulama sürecini tartışmaya açtı. Özellikle sınır dışı kararlarının yıllarca uygulanamaması, siyasi baskıyı artırıyor.

Adalet ve Polis Bakanı Beat Jans, süreçlerin hızlandırılması için çeşitli adımlar atıldığını açıklasa da muhalefet bu önlemleri yetersiz buluyor.

Uzmanlara göre mevcut tablo, İsviçre’nin iltica sisteminde yalnızca karar almak değil, bu kararları etkin şekilde uygulamak konusunda da ciddi sorunlar yaşadığını ortaya koyuyor.

Continue Reading

Dünya

İsrail’den ölüm cezası kararı, İsviçre’den eleştiri

yazar

Published

on

By

İsrail Parlamentosu (Knesset), idam cezasını yeniden uygulanabilir hale getirme kararı aldı. Bu karar uluslararası alanda tepki çekti. İsviçre Dışişleri Bakanlığı’ndan Büyükelçi Tim Enderlin, kararı “üzüntü verici” ve “geriye doğru bir adım” olarak değerlendirdi.

⚖️ Ne Oldu?

İsrail Parlamentosu, yaklaşık 60 yıldır uygulanmayan ölüm cezasını yeniden gündeme alan bir karar aldı.

Bu karar:

  • Ölüm cezasının kapsamını genişletiyor
  • İsrail’in yıllardır uyguladığı fiili moratoryumu (uygulamama durumu) sona erdirebilir

Ancak yasa henüz tamamen kesinleşmiş değil:

  • İsrail içinde hâlâ tartışılıyor
  • Mahkemeler, sivil toplum ve bazı siyasi gruplar karara karşı çıkıyor

🇨🇭 İsviçre Ne Diyor?

İsviçre Dışişleri’nden Tim Enderlin:

👉 Kararı “büyük bir üzüntüyle” karşıladıklarını söyledi
👉 Ölüm cezasının genişletilmesini “geri adım” olarak nitelendirdi

İsviçre:

  • 2023’ten beri bu konuda İsrail ile diplomatik temas kurduğunu açıkladı
  • Hem Bern’de hem Tel Aviv’de girişimlerde bulundu

⚠️ İnsan Hakları ve Ayrımcılık Endişesi

İsviçre’nin en önemli kaygılarından biri:

  • Ölüm cezasının fiilen sadece Filistinlilere uygulanabileceği iddiası

Enderlin bu konuda:

  • Durumun henüz net olmadığını
  • Ancak eğer böyle bir ayrımcılık varsa bunun
    👉 uluslararası insan hakları anlaşmalarına aykırı olacağını söyledi

İsviçre ayrıca İsrail’e:
👉 “Uluslararası yükümlülüklerine uyması gerektiğini” hatırlattı

🌍 Küresel Perspektif

  • Dünyada ülkelerin yaklaşık 3’te 2’si ölüm cezasını kaldırdı ya da uygulamıyor
  • Ancak bazı ülkelerde (özellikle İran ve Suudi Arabistan’da) idamlar artıyor

İsviçre’ye göre:
👉 Genel eğilim olumlu olsa da bazı bölgelerde kötüleşme var

📌 Genel Değerlendirme

Bu gelişme:

  • İsrail’de önemli bir hukuki ve siyasi değişim anlamına geliyor
  • Uluslararası alanda insan hakları tartışmalarını yeniden alevlendirdi

İsviçre ise net bir şekilde:
👉 “İdam cezası her durumda yanlıştır ve kaldırılmalıdır” görüşünü sürdürüyor

Continue Reading
Advertisement

Trendler