İsviçre
LAUSANNE’DAKİ AMELİYATTA HASTA GÖZÜNÜ KAYBETTİ: DOKTOR SAHTE BELGE DÜZENLEDİ
2015 yılında Lausanne’da gerçekleşen bir kafa ameliyatında komplikasyonlar sonucu bir kadın hastanın sağ gözü kaybedildi. Ameliyatı gerçekleştiren beyin cerrahı, ağır ihmal, sahtecilik ve sigorta dolandırıcılığı girişimi suçlamalarıyla mahkemede yargılanıyor. Batı İsviçre’nin önde gelen gazetelerinden 24 Heures, olayın detaylarını aktardı.
AMELİYATTA MEYDANA GELEN KOMPLİKASYONLAR
Ameliyat sırasında hastanın kafatasının altında bulunan bir kitlenin çıkarılması hedeflenmişti. Ancak ortaya çıkan komplikasyonlar nedeniyle sağ göz ciddi şekilde zarar gördü. Acil bir şekilde göz kliniğine sevk edilmesine rağmen, göz kurtarılamadı.
Hasta, olaydan bu yana bir göz protezi kullanıyor. Ancak sürekli ağrılar nedeniyle protezi yalnızca belirli zamanlarda takabiliyor. Yaşanan olay, hastanın hem iş hem de günlük yaşamında ciddi kısıtlamalara yol açtı. Kadın, şu anda yalnızca yüzde 50 kapasiteyle çalışabiliyor ve eski yaşam kalitesine dönmenin mümkün olmadığını belirtiyor.
DOKTORUN RİSKLERİ YETERSİZ BİLDİRDİĞİ İDDİASI
Mahkemeye taşınan olayda, doktorun hastayı ameliyatın riskleri konusunda yeterince bilgilendirmediği ve işlemi “rutin bir müdahale” olarak sunduğu öne sürülüyor. Ameliyat öncesinde hastaya düşünmesi için yalnızca iki gün süre tanındığı belirtiliyor.
Cerrahın, hastadan alınması gereken yazılı onay belgesini sahte olarak düzenlediği iddiası da dava dosyasında yer alıyor. Hukuken zorunlu olan bu belge, hastanın onayını ve doktorun hukuki güvencesini sağlıyor. Doktor, belgeyi ameliyattan sonra, panik halinde düzenlediğini kabul etti.
DOKTORUN SAVUNMASI VE BİLİRKİŞİ RAPORU
Doktor, hastayı ameliyat öncesinde sözlü olarak bilgilendirdiğini ve yazılı onayın eksikliği nedeniyle suçlanmaması gerektiğini savundu. Bağımsız bir bilirkişi raporu, ameliyat sırasında teknik bir hata yapılmadığını ve komplikasyonların önceden öngörülemez olduğunu belirtti.
MAHKEME KARARINI BEKLİYOR
Neuroşirürji uzmanı olan doktorun, bu suçlamalar nedeniyle hapis cezası alabileceği ifade ediliyor. Ancak mahkeme süreci devam ettiği için masumiyet karinesi geçerli.
Gündem
İsviçre’de Bir İlk: Çocuk Hastanesinde “Martha’s Rule” Kalıcı Hale Geldi
İsviçre sağlık sisteminde hasta haklarını ve çocuk güvenliğini güçlendiren önemli bir adım atıldı. Luzern’deki Merkezi İsviçre Çocuk Hastanesi (Kinderspital Zentralschweiz), başarılı pilot uygulamanın ardından 6 Temmuz itibarıyla “Martha’s Rule” (Martha Yasası) sistemini kalıcı olarak hayata geçiren ülkedeki ilk sağlık kurumu oldu. Yeni uygulama, hastanede tedavi gören çocukların ailelerine kritik durumlarda ikinci bir tıbbi değerlendirme talep etme hakkı tanıyor.
Aileler Bağımsız Uzman Ekibini Doğrudan Çağırabilecek
“Martha’s Rule” kapsamında anne ve babalar, çocuklarının sağlık durumunun kötüleştiğini düşündüklerinde ve mevcut tedavi ekibinin müdahalesini yetersiz bulduklarında, doğrudan bağımsız yoğun bakım veya kritik bakım ekibinden acil ikinci değerlendirme isteyebilecek. Böylece tedaviyi yürüten ekipten bağımsız uzmanlar kısa sürede devreye girerek çocuğun durumunu yeniden değerlendirecek.
Pilot Uygulama Olumlu Sonuç Verdi
Hastanenin bağlı bulunduğu LUKS Grubu, kalıcı uygulamaya geçmeden önce yürütülen pilot sürecin başarılı geçtiğini açıkladı. Deneme döneminde aileler sistemi yaklaşık 40 kez kullanırken, iki başvuruda bağımsız uzman ekibin ikinci değerlendirmesiyle olası risklerin önüne geçildi. Uzmanlar, çocukların sağlık durumundaki küçük ancak kritik değişiklikleri çoğu zaman ilk fark eden kişilerin anne ve babalar olduğuna dikkat çekiyor.
Yeni Hastanenin Dijital Altyapısına Entegre Edildi
Merkezi İsviçre Çocuk Hastanesi, sonbaharda Luzern’de hizmete açılacak yeni binasına taşınmaya hazırlanıyor. “Martha’s Rule” çağrı ve takip sistemi de yeni hastanenin dijital klinik altyapısına ve hasta odalarındaki bilgi panellerine kalıcı olarak entegre edildi.
Göçmen Aileler İçin Önemli Bir Güvence
Yeni uygulamanın özellikle göçmen aileler için önemli bir güvence sağlaması bekleniyor. Dil engeli, iletişim zorlukları veya İsviçre sağlık sistemine yeterince hâkim olmama gibi nedenlerle endişelerini dile getirmekte zorlanan aileler, artık doğrudan bağımsız uzman ekibinden değerlendirme talebinde bulunabilecek.
İngiltere’den İsviçre’ye Uzanan Hasta Güvenliği Modeli
“Martha’s Rule”, İngiltere’de 13 yaşındaki Martha Mills’in sepsis nedeniyle yaşamını yitirmesi ve ailesinin uyarılarının zamanında dikkate alınmadığının ortaya çıkmasının ardından geliştirilen bir hasta güvenliği modeli olarak hayata geçirildi. İsviçre’de ilk kez Luzern’de kalıcı olarak uygulanmaya başlayan sistemin, önümüzdeki dönemde diğer kantonlardaki çocuk hastaneleri ve üniversite kliniklerine de örnek olması bekleniyor.
İsviçre
Luzern’den Çarpıcı Araştırma: Emeklilik Birikimleri Gelecekte Yetersiz Kalabilir
İsviçre’de artan yaşam süresi, emeklilik sistemine ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. 6 Temmuz’da Luzern’de yayımlanan yeni bir sosyo-ekonomik araştırma, ülkede insanların daha uzun yaşamasının, mevcut emeklilik birikimlerinin ilerleyen yaşlarda yetersiz kalma riskini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti. Araştırma, özellikle ikinci sütun (BVG) ve gönüllü üçüncü sütun (3a) tasarruflarının gelecekte daha fazla önem kazanacağını ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre geçmiş yıllara kıyasla emeklilik dönemi artık çok daha uzun sürüyor. Ortalama yaşam süresindeki artış nedeniyle birçok kişi emeklilikte 20 ila 30 yıl arasında gelir elde etmek zorunda kalıyor. Bu durum ise çalışma hayatı boyunca yapılan birikimlerin daha uzun bir döneme yayılmasına neden oluyor ve tasarrufların beklenenden daha erken tükenme riskini artırıyor.
Araştırmada, yalnızca devlet emekliliği olan AHV gelirine güvenmenin birçok kişi için yeterli olmayabileceği vurgulanıyor. Özellikle ikinci sütunda birikimi düşük olan çalışanlar ile gönüllü üçüncü sütun tasarrufu yapmayanların ilerleyen yaşlarda yaşam standartlarını korumakta zorlanabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, enflasyon, sağlık harcamaları ve bakım giderlerindeki artışın da emeklilik bütçesi üzerindeki baskıyı büyüttüğünü ifade ediyor.
Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise göçmen kökenli çalışanlara yönelik uyarılar oldu. İsviçre’de yaşayan, çalışan, ticaret yapan veya kendi işini yürüten birinci ve ikinci nesil Türk vatandaşlarının emeklilik planlamalarını yeniden değerlendirmeleri gerektiği belirtiliyor. Kariyerine geç başlayanlar, uzun süre yarı zamanlı çalışanlar veya iş değişiklikleri nedeniyle ikinci sütunda düşük birikime sahip olan kişilerin daha fazla risk altında olabileceği ifade ediliyor.
Finans uzmanları, emeklilik döneminde gelir kaybını en aza indirebilmek için AHV ve BVG hesaplarının düzenli olarak kontrol edilmesini, üçüncü sütun tasarruflarının mümkün olduğunca erken yaşta artırılmasını ve eksik prim dönemlerinin gözden geçirilmesini tavsiye ediyor. Özellikle serbest meslek sahipleri ve küçük işletme sahiplerinin bireysel emeklilik planlamasına daha fazla önem vermesi gerektiği belirtiliyor.
Araştırmacılar, İsviçre’de nüfusun yaşlanmasının önümüzdeki yıllarda emeklilik sistemini daha da zorlayacağını vurgularken, bireysel tasarruf ve uzun vadeli mali planlamanın artık bir tercih değil, ekonomik güvence açısından önemli bir gereklilik haline geldiğine dikkat çekiyor. #luzern#isviçre#schweiz#switzerland#haber
Gündem
Denner’de “Yüzde 50 İndirim” Dönemi Kapandı: Uygulama Aile Bütçelerini Yakından İlgilendiriyor
İsviçre’de yaşayan Türk ailelerin market alışverişlerinde yakından takip ettiği indirimli ürün uygulamalarında dikkat çeken bir değişiklik yaşandı. Ülkenin yaygın market zincirlerinden Denner, son kullanma tarihi yaklaşan taze gıda ürünlerinde uzun süredir uygulanan yüzde 50 indirim dönemini sona erdirdi.
Denner’in yeni uygulamasına göre, son kullanma tarihine iki gün kalan ürünlerde artık sabit şekilde yüzde 30 indirim yapılacak. Daha önce bazı ürünlerde önce yüzde 25, kapanışa kısa süre kala ise yüzde 50’ye varan indirimler uygulanabiliyordu. Yeni sistemle birlikte tüketiciler, “son saat indirimi” olarak bilinen daha yüksek oranlı fırsatları artık eskisi gibi bulamayacak.
Şirket, değişikliğin gıda israfını azaltma hedefiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Denner’e göre ürünlerin son güne bırakılmadan daha erken indirimli satışa sunulması, tüketicilerin bu ürünlere daha kolay yönelmesini sağlıyor. Böylece ürünlerin raflarda bekleyip çöpe gitme ihtimalinin azaltılması amaçlanıyor.
Ancak uygulama, özellikle mutfak masrafını düşürmek isteyen aileler, öğrenciler, emekliler ve indirimli alışveriş yapan dar gelirli tüketiciler açısından yakından izleniyor. İsviçre’de gıda fiyatlarının hane bütçeleri üzerindeki etkisi devam ederken, yüzde 50 etiketlerinin kalkması günlük alışveriş planlamasında yeni bir dönem anlamına geliyor.
Denner’in son dönemde gıda israfına karşı farklı projelere de yöneldiği biliniyor. Şirket, Too Good To Go iş birliği, “Wundertüte” uygulaması ve Caritas marketleriyle yürütülen et bağışı projesi gibi yöntemlerle satılamayan ancak tüketilebilir durumdaki ürünleri değerlendirmeye çalışıyor.
Tüketici uzmanları ise bu değişikliğin iki yönlü okunması gerektiğini belirtiyor. Bir yandan ürünlerin daha erken indirimle satılması gıda israfını azaltabilir. Diğer yandan, yüzde 50 indirimleri bekleyen tüketiciler için alışveriş maliyetleri artabilir. Bu nedenle ailelerin özellikle taze gıda alışverişlerinde etiketleri daha dikkatli takip etmesi ve yeni indirim düzenine göre bütçe planlaması yapması öneriliyor.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


