Yaşam
Kaynana-Gelin İlişkilerinde Kıskançlık: Nedenleri ve Dinamikleri
Kaynana-gelin ilişkileri, toplumların kültürel ve sosyal dokusunun önemli bir parçasıdır. Ancak bu ilişkiler, zaman zaman gerilimli ve karmaşık hale gelebilir. Kaynana ile gelin arasında kıskançlık ve paylaşım zorlukları sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu haber, kaynananın gelinini neden kıskandığını ve oğlunu paylaşmada yaşadığı zorlukları kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır.
1. Aile Dinamiklerinin Temel Yapısı
Kaynana-gelin ilişkisinin karmaşıklığı, aile yapısının temel dinamiklerinden kaynaklanır. Geleneksel aile yapısında, kaynana genellikle oğlunun ilk kadın figürü olarak kabul edilir ve bu durum, doğal olarak bir sahiplenme hissi yaratabilir. Oğul, aile içindeki rolünü ve kimliğini kaynana tarafından geliştirilmiş ve desteklenmiş bir bireydir. Gelin, ailenin yeni bir üyesi olarak bu dinamiğe dahil olduğunda, kaynana için bir tehdit algısı doğabilir.
2. Kültürel ve Geleneksel Beklentiler
Birçok kültürde, kaynananın gelin üzerindeki etkisi ve gözetimi kültürel normlarla şekillenir. Geleneksel toplumlarda, kaynananın gelini “eğitme” ve “doğru davranışları” öğretme rolü vardır. Bu rol, zamanla kıskançlık ve çatışmalara yol açabilir, çünkü kaynana, gelinin uygun bir şekilde uyum sağlamadığı veya beklenen standartları karşılamadığı hissini taşıyabilir. Ayrıca, bu geleneksel roller, kaynananın oğluna olan bağlılığını ve onun başarılı bir şekilde yetişmesini sağlama arzusunu da yansıtabilir.
3. Psikolojik Faktörler ve Güvenlik
Kaynananın kıskançlığı, psikolojik faktörlerden de kaynaklanabilir. Kaynana, kendi çocuklarıyla kurduğu bağları kaybetme korkusu taşıyabilir. Oğul, kaynananın duygusal dünyasında önemli bir yere sahiptir ve gelin, bu bağın bir kısmını tehdit ediyor gibi görünebilir. Bu durum, kaynananın gelini bir rakip olarak görmesine ve kıskançlık duygularının ortaya çıkmasına neden olabilir.
4. Sosyal ve Ekonomik Faktörler
Sosyal ve ekonomik durumlar da kaynana-gelin ilişkilerini etkileyen önemli faktörlerdir. Eğer aile içindeki güç dinamikleri veya ekonomik kaynaklar, kaynana tarafından kontrol ediliyorsa, gelin bu kaynaklara erişim konusunda sınırlamalarla karşılaşabilir. Bu durum, kaynananın gelini yeterince yeterli görmemesine ve kıskanmasına neden olabilir.
5. Kişisel Güvenlik ve Kendilik Algısı
Kaynana, kendilik algısındaki bir tehdit hissi nedeniyle gelinle olan ilişkisini zorlaştırabilir. Oğul, kaynananın kişisel güvenliğinde ve özsaygısında bir rol oynar. Gelin, bu dinamiği etkilediğinde, kaynana kendini tehdit altında hissedebilir ve bu da kıskançlık duygularını artırabilir.
6. İletişim Eksiklikleri ve Çatışmalar
Etkili iletişim eksikliği, kaynana-gelin ilişkilerindeki kıskançlık ve çatışmaların artmasına neden olabilir. İyi bir iletişim eksikliği, yanlış anlamalara, önyargılara ve çiftler arasında gerilime yol açabilir. Kaynana ve gelin arasındaki açık ve dürüst iletişim eksikliği, kıskançlık ve paylaşım zorluklarını daha da derinleştirebilir.
Sonuç
Kaynana-gelin ilişkilerinde kıskançlık ve paylaşım zorlukları, çok boyutlu bir olgudur ve çeşitli psikolojik, kültürel, sosyal ve ekonomik faktörlerden etkilenir. Bu ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi, karşılıklı anlayış ve empati gerektirir. Her iki tarafın da duygusal ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamak, bu ilişkilerdeki gerilimleri azaltabilir ve daha uyumlu bir aile yapısının oluşmasına yardımcı olabilir.
Gelinlerin Kaynana ile İlişkilerinde Kıskançlık ve Paylaşım Sorunlarıyla Baş Etme Stratejileri
Gelinlerin kaynana ile ilişkilerinde kıskançlık ve paylaşım sorunlarıyla başa çıkabilmeleri için kullanabilecekleri bazı stratejiler ve yaklaşımlar şunlardır:
1. Açık ve Dürüst İletişim
Gelinler, kaynana ile olan ilişkilerinde açık ve dürüst bir iletişim kurmaya çalışmalıdır. Bu, kaynananın endişelerini ve beklentilerini anlamak için önemlidir. Kendi duygularını ve ihtiyaçlarını da samimi bir şekilde ifade etmek, yanlış anlamaların önüne geçebilir ve ilişkileri güçlendirebilir.
2. Empati ve Anlayış
Kaynana-gelin ilişkilerinde empati göstermek, gerilimleri azaltabilir. Gelinler, kaynananın hislerini ve motivasyonlarını anlamaya çalışmalı ve bu duygulara saygı göstermelidir. Kaynananın, kendisini tehdit altında hissetmesi durumunda, bu duyguyu anlamak ve ona göre yaklaşmak önemlidir.
3. Sınırları Belirlemek
Sağlıklı sınırlar koymak, kaynana-gelin ilişkilerinde dengeyi sağlamak için gereklidir. Gelinler, hem kendi sınırlarını hem de kaynananın sınırlarını net bir şekilde belirlemeli ve bu sınırları koruyarak saygı çerçevesinde hareket etmelidir. Bu, ilişkideki gerilimin azalmasına yardımcı olabilir.
4. Pozitif İlişkiler Kurmak
Kaynana ile olumlu bir ilişki kurmak, gelinin kaynana ile olan etkileşimini iyileştirebilir. Gelinler, kaynananın ilgi alanlarına ve hobilerine yönelik olumlu bir yaklaşım sergileyerek ortak paydalar bulabilirler. Ayrıca, kaynananın başarılarını ve katkılarını takdir etmek de ilişkiyi güçlendirebilir.
5. Ortak Çözümler Aramak
Çatışma yaşandığında, her iki tarafın da ortak bir çözüm arayışı içinde olması önemlidir. Gelinler, sorunları çözmek için işbirliğine açık olmalı ve kaynananın görüşlerine saygı göstermelidir. Bu, ilişkilerdeki sorunları yapıcı bir şekilde ele almayı sağlar.
6. Kendi Alanını Korumak
Gelinler, kişisel alanlarını korumalıdır. Evlilik, bireylerin kişisel alanlarını değiştirebilir, ancak sağlıklı bir ilişki için her bireyin kendi özel alanına ve zamanına ihtiyaç duyduğunu unutmamak önemlidir. Bu, gelinin kendini rahat hissetmesini sağlar ve kaynana ile olan ilişkilerdeki gerilimleri azaltabilir.
7. Destek Aramak
Gelinler, gerektiğinde profesyonel destek aramalıdır. Aile terapisi veya bireysel danışmanlık, kaynana-gelin ilişkilerindeki sorunları anlamak ve çözmek için yardımcı olabilir. Bir terapist, her iki tarafın da duygusal ihtiyaçlarını ve iletişim becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.
8. Sabırlı ve İyi Niyetli Olmak
Sabırlı ve iyi niyetli olmak, uzun vadeli ilişkilerde önemli bir faktördür. Gelinler, kaynana ile ilişkilerinde sabırlı olmalı ve zamanla ilişkinin iyileşmesini beklemelidir. İyi niyetli bir yaklaşım, çatışmaların çözümünü kolaylaştırabilir.
9. Ortak Zaman Geçirme
Kaynana ile ortak zaman geçirmek, ilişkinin gelişmesine yardımcı olabilir. Aile etkinlikleri, yemekler veya ortak ilgi alanları, gelin ve kaynana arasındaki bağı güçlendirebilir ve birbirlerini daha iyi anlamalarına olanak tanıyabilir.
10. Kendine Güven
Kendi değerini bilmek ve kendine güvenmek, gelinler için önemlidir. Kaynana-gelin ilişkilerinde yaşanan zorluklar, kişisel bir eksiklikten kaynaklanmaz; bu nedenle, gelinler kendine güvenmeli ve ilişkileri sağlıklı bir şekilde yönetmeye odaklanmalıdır.
Bu stratejiler, gelinlerin kaynana ile olan ilişkilerini iyileştirmelerine ve daha uyumlu bir aile ortamı oluşturmalarına yardımcı olabilir. Her iki tarafın da çaba göstermesi ve karşılıklı saygı içinde olması, ilişkilerin daha sağlıklı ve dengeli olmasını sağlayabilir.
Dul ve Evli Kaynanaların Farklı Tepkileri: Psikolojik ve Sosyal Dinamikler Üzerinden Bir İnceleme
Dul kalmış kaynana ve evli kaynana, genellikle farklı tepkiler verebilirler, çünkü her iki durumun psikolojik ve sosyal dinamikleri farklıdır. İşte bu iki durumun nasıl farklılık gösterebileceğine dair bazı temel noktalar:
1. Psikolojik ve Duygusal Durum
- Dul Kaynana: Dul kalan kaynanalar, eşlerinin ölümünden sonra yalnızlık ve kayıp duyguları yaşayabilirler. Bu durum, duygusal olarak hassas olmalarına ve evlatlarına veya gelinlerine daha fazla bağlılık hissi geliştirmelerine neden olabilir. Eşlerinin yokluğu, kaynananın duygusal desteğe olan ihtiyacını artırabilir ve bu durum, gelinle olan ilişkilerinde daha fazla bağlılık veya sahiplenme duygusuna yol açabilir.
- Evli Kaynana: Evli kaynanalar, eşlerinin varlığı nedeniyle duygusal destek ve güvenlik hissi yaşayabilirler. Eşlerinin varlığı, kaynanaya duygusal olarak daha istikrarlı bir zemin sağlayabilir ve bu durum, kaynananın gelinle olan ilişkilerinde daha fazla esneklik ve daha az kıskançlık yaşamasına yol açabilir. Ancak, evli kaynanalar da kendi evliliklerinin dinamikleri ve kısıtlamaları nedeniyle çeşitli sorunlar yaşayabilirler.
2. Sosyal ve Ailevi Dinamikler
- Dul Kaynana: Dul kalmış kaynanalar, toplumsal ve ailevi destek arayışında olabilirler ve bu nedenle çocuklarına veya gelinlerine daha fazla bağlılık gösterebilirler. Kendi başlarına kalmış olmaları, onlara aile içindeki rol ve sorumluluklarına daha fazla odaklanma isteği verebilir. Ayrıca, dul kalmış bir kaynana, kendi çocuklarıyla daha sıkı bağlar kurma ve onları destekleme konusunda daha istekli olabilir.
- Evli Kaynana: Evli kaynanalar, eşlerinin desteği ve varlığı ile aile içindeki rollerini ve sorumluluklarını dengelemekte olabilirler. Eşlerinin yardımı, kaynananın gelinle olan ilişkilerinde daha dengeli ve objektif bir yaklaşım benimsemesine yardımcı olabilir. Ancak, eşinin etkisi ve aile içindeki rolü, zaman zaman kaynananın gelinle olan ilişkilerini etkileyebilir, özellikle eğer eşinin tutumları veya beklentileri ilişkileri şekillendiriyorsa.
3. Bağımlılık ve Güvenlik Duygusu
- Dul Kaynana: Dul kalan kaynanalar, hem maddi hem de duygusal olarak daha fazla bağımlılık hissi yaşayabilirler. Bu durum, çocuklarına ve gelinlerine daha fazla bağlılık hissetmelerine veya kendi isteklerini gerçekleştirmeye yönelik daha güçlü bir arzuya yol açabilir. Duygusal güvenlik arayışı, ilişkilerinde daha güçlü bir sahiplenme hissi yaratabilir.
- Evli Kaynana: Evli kaynanalar, eşlerinin varlığı nedeniyle daha fazla güvenlik ve destek hissi yaşayabilirler. Bu güvenlik, onların gelinlerle olan ilişkilerinde daha dengeli ve az kıskanç olmalarına yardımcı olabilir. Ayrıca, evli kaynananın eşiyle ortak hedefler ve değerler doğrultusunda hareket etmesi, gelinle olan ilişkisini daha uyumlu hale getirebilir.
4. Sosyal Destek ve Çevre
- Dul Kaynana: Dul kalan kaynanalar, sosyal çevrelerinden ve ailelerinden daha fazla destek arayışında olabilirler. Bu arayış, onların gelinlerle olan ilişkilerinde daha fazla destek talep etmelerine veya bağımlılık hissi oluşturmalarına neden olabilir. Sosyal destek eksikliği, gelinle olan ilişkilerinde daha fazla bağımlılık ve kıskançlık yaratabilir.
- Evli Kaynana: Evli kaynanalar, eşlerinin ve kendi sosyal çevrelerinin desteğine daha kolay ulaşabilirler. Bu destek, onların gelinle olan ilişkilerinde daha bağımsız ve dengeli bir tutum sergilemelerine olanak tanıyabilir. Sosyal çevrelerinin desteği, kaynananın gelinle olan ilişkilerini daha sağlıklı bir şekilde yönetmelerine yardımcı olabilir.
Sonuç
Dul kalmış kaynana ve evli kaynana arasındaki tepkiler, bireysel psikolojik durumlar, ailevi dinamikler ve sosyal destek sistemleri gibi birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Her iki durumda da, anlayışlı ve empatik bir yaklaşım benimsemek, ilişkileri güçlendirebilir ve olası çatışmaları azaltabilir. Kaynana-gelin ilişkilerinde en önemli faktör, karşılıklı saygı, iletişim ve anlayıştır.
#GelinKaynanaİlişkileri #DulKaynana #EvliKaynana #Kıskançlık #OğlunuKıskananKaynana #GelinKıskanması #AileDinamikleri #KaynanaGelinSorunları #KaynanaGelinStratejileri #KaynanaGelinÇatışması






İsviçre
Luzern’de Yıllar Sonra Aydınlatılan Cinsel Saldırı Dosyaları
DNA delilleri iki ayrı saldırıyı aynı şüpheliye bağladı, zanlı yargılama sürerken hayatını kaybetti
İsviçre’nin Luzern kantonunda farklı yıllarda iki ayrı tren istasyonunda yaşanan cinsel saldırı vakaları, kapsamlı DNA analizleri sayesinde yıllar sonra aydınlatıldı. Entlebuch ve Wolhusen tren istasyonlarında gerçekleşen olaylara ilişkin soruşturmalarda, saldırıların aynı kişi tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. Ancak zanlının 2025 yılında hayatını kaybetmesi nedeniyle ceza soruşturmaları resmen sona erdirildi.
İlk saldırı 2019 yılında Entlebuch’te yaşandı
Eylül 2019’da Entlebuch tren istasyonunda bir kadın, kimliği belirsiz bir erkek tarafından takip edilerek yere itildi ve cinsel saldırıya uğradı. Mağdur, saldırgandan kurtularak olay yerinden kaçmayı başardı. Luzern polisi tarafından yürütülen yoğun çalışmalara rağmen failin kimliği o dönemde tespit edilemedi. Bunun üzerine Sursee Savcılığı dosyayı geçici olarak askıya aldı.
İkinci olay 2024’te Wolhusen’de meydana geldi
Aradan beş yıl geçtikten sonra, Aralık 2024’te Wolhusen tren istasyonunda benzer bir saldırı gerçekleşti. Bir kadın, tren istasyonunda cinsel saldırıya uğradı ve hafif şekilde yaralandı. Olay sırasında çevrede bulunan kişilerin müdahalesi üzerine saldırgan kaçtı.
DNA eşleşmesi dosyaları birleştirdi
Her iki olay yerinde de adli inceleme kapsamında DNA örnekleri toplandı. Luzern polisi tarafından yürütülen kapsamlı kriminal çalışmalar sonucunda, elde edilen DNA profilleri birbiriyle eşleşti. Yapılan analizler, saldırıların Eritre uyruklu bir erkek tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu.
Zanlı yargılama sürerken hayatını kaybetti
Şüpheli hakkında ceza soruşturması devam ederken, söz konusu kişi 2025 yılı içerisinde hayatını kaybetti. Bu gelişme üzerine Luzern Savcılığı, her iki dosyanın da hukuken kapatılmasına karar verdi. İsviçre hukukuna göre sanığın ölümü, ceza yargılamasının düşmesine yol açıyor.
Yetkililerden adli teknoloji vurgusu
Luzern polisi, olayla ilgili yaptığı açıklamada, DNA teknolojisinin uzun yıllar sonra dahi ağır suçların aydınlatılmasında kritik rol oynadığını vurguladı. Yetkililer, benzer vakalarda delillerin titizlikle saklanmasının ve gelişen kriminal tekniklerin önemine dikkat çekti.
Avrupa
Yurt Dışından Telefon Getireceklere Kötü Haber: IMEI Kayıt Ücreti 2026’da 54 Bin TL’yi Aştı
Yurt dışından cep telefonu getirmeyi planlayanlar için 2026 yılına girerken maliyetler ciddi biçimde arttı. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile birlikte IMEI kayıt ücretinin 2026 yılında 54.258 TL olduğu kesinleşti.
Söz konusu artış, vergi ve harçlara uygulanan yeniden değerleme oranının %25,49’dan %18,95’e düşürülmesine rağmen gerçekleşti. Karar kapsamında oran düşürülmeseydi, IMEI kayıt ücretinin yaklaşık 57 bin 240 TL seviyesine çıkacağı belirtiliyor.
Haberde yer alan ifadeyle:
“Bu indirime rağmen IMEI kayıt ücreti rekor bir seviyeye ulaşarak 54.258 TL oldu.”
14 Yılda Sembolik Ücretten Rekor Seviyeye
IMEI kayıt ücretlerindeki artış, yıllar içinde çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. 2012 yılında yalnızca 100 TL olan ücret, özellikle son üç yılda hızla yükseldi.
Öne çıkan yıllar şöyle:
- 2012: 100 TL
- 2018: 500 TL
- 2019: 1.500 TL
- 2023: 20.000 TL
- 2025: 45.614 TL
- 2026: 54.258 TL
Uzmanlara göre bu artış yalnızca döviz kuru etkisiyle açıklanmıyor; aynı zamanda devletin yurt dışından getirilen cihazlara yönelik vergi ve denetim politikasının sıkılaşmasının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
120 Gün Kuralı Devam Ediyor
Yurt dışından getirilen cep telefonlarının Türkiye’de kullanılabilmesi için IMEI numarasının BTK sistemine kaydedilmesi gerekiyor. Bu işlem için tanınan süre ise cihazın Türkiye’ye giriş tarihinden itibaren 120 gün ile sınırlı.
Bu süre içinde kayıt yapılmazsa:
- Cihaz mobil şebekelere kapatılıyor
- Kayıt hakkı kaybediliyor
Kayıt işlemleri yalnızca e-Devlet üzerinden gerçekleştirilebiliyor ve kayıt, ücretin ödenmesiyle tamamlanıyor.
Pasaport ve Hat Sınırlamaları Sürüyor
Artan ücretin yanı sıra mevcut yasal sınırlamalar da yurtdışından telefon getirmeyi zorlaştırıyor. Mevzuata göre:
- İki yılda bir cihaz hakkı: Aynı kişi, 2 takvim yılı içinde yalnızca 1 telefon kaydı yaptırabiliyor
- Pasaport zorunluluğu: IMEI kaydı, cihazı getiren kişinin pasaportu ile yapılmak zorunda
- Hat sınırlaması: Kayıt edilen telefon, 3 yıl boyunca yalnızca kayıt sahibine ait hatlarla kullanılabiliyor
Bu düzenlemelerin temel amacı, yurt dışından telefonların ticari amaçla getirilmesini engellemek olarak açıklanıyor. Ancak bireysel kullanıcılar açısından da ciddi kısıtlamalar doğuruyor.
Sonuç
- 2026 IMEI kayıt ücreti resmen 54.258 TL
- Rakam Resmî Gazete’de yayımlanan kararla kesinleşti
- 120 gün kuralı ve pasaport–hat sınırlamaları aynen devam ediyor
- Uzmanlar, yurt dışından telefon getirmeden önce toplam maliyetin dikkatle hesaplanması gerektiğini vurguluyor
Gündem
İsviçre’de “Kumbara Dönemi” Sona Eriyor: Bankalar Madeni Para Kabulünü Sınırlıyor
İsviçre’de madeni paraların bankalara yatırılması giderek zorlaşıyor. Bazı bankalar bozuk parayı tamamen kabul etmezken, kabul edenler ise yüksek ücretler ve zahmetli prosedürler uyguluyor. Uzmanlara göre bu durum, ülkede nakit kullanımının hızla azalmasının bir sonucu.
Yıl boyunca biriken madeni paraları banka hesabına yatırmak isteyen İsviçreliler, artık ciddi engellerle karşılaşıyor. Bazı bankalar bozuk parayı hiç kabul etmezken, bazıları ise para yatırma işlemini ücretli hale getirmiş durumda.
Migros Bank Madeni Parayı Tamamen Reddediyor
İsviçre’nin önde gelen finans kuruluşlarından Migros Bank, madeni para kabul etmeme kararı alan bankalar arasında yer alıyor. Banka yetkilileri, bu kararın gerekçesi olarak nakit kullanımındaki sürekli düşüşü gösteriyor. Migros Bank’ta müşteriler, bozuk paralarını ne gişeden ne de makineler aracılığıyla hesaplarına yatıramıyor.
Raiffeisen Ücretli Sisteme Geçti
Madeni para kabul eden bankalar ise işlemleri giderek zorlaştırıyor. Raiffeisen, İsviçre genelinde işlettiği 485 bancomat (ATM) üzerinden madeni para yatırma imkânı sunuyor. Ancak bu hizmet 3 İsviçre frangından başlayan ücretlere tabi.
Diğer bazı bankalarda ise müşteriler, bozuk paralarını yatırabilmek için önce tek tek rulo haline getirmek zorunda kalıyor. Bu durum, özellikle küçük tutarlı birikimlerde işlemi hem zaman alıcı hem de caydırıcı hale getiriyor.
Nakit Kullanımı Azalıyor, Kurallar Sertleşiyor
Uzmanlara göre bankaların madeni paraya mesafeli yaklaşımı, İsviçre’de nakitsiz ödeme alışkanlıklarının hızla yaygınlaşmasıyla doğrudan bağlantılı. Kart ve dijital ödeme sistemlerinin günlük hayatta baskın hale gelmesi, bankalar açısından bozuk paranın lojistik ve operasyonel maliyetini artırıyor.
Bu gelişmelerle birlikte, uzun yıllar tasarrufun sembolü olan “kumbara” kültürünün de giderek ortadan kalktığı yorumları yapılıyor.
Vatandaşlar Tepkili
Birçok tasarruf sahibi, küçük birikimlerini bankaya yatırmanın bu kadar zorlaşmasını eleştiriyor. Özellikle çocuklar için biriktirilen bozuk paraların bankacılık sistemine kazandırılamaması, sosyal medyada da sıkça tartışılan konular arasında yer alıyor.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


