Connect with us

Gündem

KANTONLAR, HİJYEN SORUNLU RESTORANLARIN İSİMLERİNİ AÇIKLAMALI

yazar

Published

on

İsviçre’deki restoranlarda gıda hijyeni denetimleri, sektörde büyük tartışmalara yol açtı. Gıda denetimlerinde başarısız olan restoranların isimleri gizli tutuluyor. Ancak, tüketici savunucuları ve bazı politikacılar, gıda güvenliği konusunda şeffaflığın sağlanabilmesi için yasal değişiklik yapılması gerektiğini savunuyor.


Özet:

  • Gıda denetimlerinde başarısız olan restoranların isimleri açıklanmıyor.
  • Tüketici savunucuları ve politikacılar, şeffaflık sağlanmasını talep ediyor.
  • Gastrosuisse sektörel birlikleri, bu tür açıklamalara karşı çıkıyor.

Basel’deki Hijyen Sorunları

Basel’de bir restoranda, 2023 yılı Haziran ayında yapılan denetimde, soslarda küf, aşırı sıcak ortamda saklanan balıklar ve kırmızı şarap kadehlerinde ölü sinekler tespit edildi. Dört ay sonra yapılan ikinci denetimde hijyen koşullarında iyileşmeler görülse de, mutfakta son kullanma tarihi geçmiş ürünler bulundu. Sonuç olarak, restoran sahibi 6.000 İsviçre frangı para cezasına çarptırıldı. Ancak hangi restoran olduğu gizli tutuluyor.


Şeffaflık Tartışması

Restoranların gıda denetimlerinde başarısız olduğunda isimlerinin açıklanıp açıklanamayacağı konusu, toplumda farklı görüşlere yol açtı.

  • Evet: Kirli işletmeleri desteklemek istemiyoruz!
  • Hayır: Bu uygulama fazla olur.

İsviçre’de, mevcut yasalara göre gıda denetimlerinde başarısız olan restoranların isimleri açıklanmıyor. Ancak, Danimarka gibi ülkelerde, bu tür bilgiler uzun yıllardır kamuoyuna sunuluyor. Danimarka’da restoranlar, yapılan denetimlerin ardından gülümseyen veya üzgün yüz simgeleriyle değerlendirilerek, bu puanlar restoranlarda görünür şekilde sergileniyor.


Politikacılardan Şeffaflık Çağrısı

Gıda güvenliği ve şeffaflık konusunda İsviçre’de bazı politikacılar da aktif olarak çağrıda bulunuyor. SVP milletvekili Lukas Reimann, 2008 yılında parlamentoya sunduğu önergesinde gıda denetimlerinde şeffaflık talep etmişti. SP milletvekili Nadine Masshardt ise yıllardır bu konuda aynı çağrıyı yapıyor.

Tüketici savunucuları da aynı şekilde, denetimlerin sonuçlarının en azından genel hatlarıyla açıklanması gerektiğini savunuyor. Josiane Walpen, bu konuda yaptığı açıklamada, „Tüketicilerin güvenliği için bu bilgilerin halkla paylaşılması önemli“ dedi.


Yasal Değişiklik Gerekli

Gıda denetimlerinin sonuçlarının halkla paylaşılabilmesi için Gıda Kanunu’nun değiştirilmesi gerekiyor. Ancak, parlamentoda yapılan şeffaflık çağrıları bugüne kadar reddedildi. Bu yasal değişiklik talepleri, restoran sektörünü de etkileyecek büyük bir dönüşümün önünü açabilir.


Danimarka’daki Smiley Sistemi

Tüketici savunucuları, Danimarka’daki Smiley Sistemi’ni örnek almayı öneriyor. Danimarka’da, restoranlar yapılan denetimlerin ardından gülümseyen veya üzgün yüz simgeleriyle değerlendirilir ve bu puanlar restoranlarda görünür şekilde sergilenir. Bu sistem, sadece tüketicilerin değil, aynı zamanda hijyen konusunda kusursuz çalışan restoranların da çıkarına olur. Olumsuz değerlendirmelerin kötü işletmelerle sınırlı kalmasını sağlar ve temiz işletmelerin haksız yere zarar görmesini engeller.


Gastrosuisse Karşı Çıkıyor

Ancak, restoran sektörünün temsilcisi olan Gastrosuisse, denetim sonuçlarının açıklanmasına karşı çıkıyor. Sektör, eski sahiplerinin kötü değerlendirmelerinin yeni restoran sahiplerine zarar vermesini istemiyor. Ayrıca, Gastrosuisse temsilcileri, denetimlerden başarısız çıkan restoranların isimlerinin kendilerine de açıklanmadığını belirtiyor.


Sonuç

İsviçre’deki gıda denetimlerinin şeffaflık konusundaki tartışmalar devam ediyor. Tüketici savunucuları ve politikacılar, daha fazla şeffaflık talep ederken, restoran sektörü ise bu uygulamanın işletmelerin itibarına zarar vereceğini savunuyor. Gıda güvenliği ve hijyen konusunda sağlanacak şeffaflık, hem tüketici güvenliğini artırabilir hem de sektörün iyileşmesine katkıda bulunabilir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Aşırı Sıcaktan Korkup 14 Yaşındaki Oğlunu Okula Göndermedi: Anneye Para Cezası, Hakkında Resmî İşlem Başlatıldı

yazar

Published

on

By

🌡️ Ne oldu? Erlinsbach’ta yaşayan bir anne, aşırı sıcakların oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişe ederek 14 yaşındaki çocuğunu yaz tatilinden önce okula göndermedi.

🏫 Okul ne yaptı? Devamsızlığın önceden onaylanmadığı ve çocuğa resmî izin verilmediği gerekçesiyle durumu yetkili makamlara bildirdi.

⚖️ Sonuç ne oldu? Anneye para cezası uygulandı ve zorunlu eğitim yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle hakkında resmî işlem başlatıldı. Cezanın miktarı açıklanmadı.

İsviçre’nin Erlinsbach bölgesinde yaşanan olay, aşırı sıcak günlerde öğrencilerin okula devam zorunluluğu konusunda tartışma başlattı.

Tele M1’in haberine göre anne, yaz tatilinden hemen önce etkili olan yüksek sıcaklıkların 14 yaşındaki oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişelendi. Bu nedenle çocuğunu belirli günlerde evde tutarak okula göndermedi.

Ancak devamsızlık için okuldan önceden alınmış bir izin bulunmuyordu. Okul yönetimi, annenin kendi kararıyla çocuğa “sıcak tatili” vermesini izinsiz devamsızlık olarak değerlendirdi.

Olayın ardından anneye para cezası uygulandı. Ayrıca zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle durum yetkili makamlara bildirildi ve anne hakkında resmî işlem başlatıldı.

Para cezasının kaç frank olduğu açıklanmadı. Çocuğun önceden bilinen bir hastalığının bulunup bulunmadığı, doktordan rapor alınıp alınmadığı veya annenin daha önce okuldan izin talep edip etmediği konusunda da ayrıntı verilmedi.

Anne ile oğlunun uyruğu da haberde belirtilmedi. Bu nedenle herhangi bir milliyet bilgisine yer verilmesi doğru değil.

Olay, ebeveynlerin çocuklarının sağlığını koruma sorumluluğu ile İsviçre’deki zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğü arasındaki sınırı yeniden gündeme getirdi.

Continue Reading

Gündem

Her İki Yeni IV Aylığından Biri Ruhsal Hastalık Nedeniyle: Yardım Payı Sadece Yüzde 13,6

yazar

Published

on

By

🧠 Ne oldu? Ruhsal hastalıklar, İsviçre’de yeni bağlanan malullük sigortası (IV) aylıklarının en yaygın nedeni oldu.

💰 Çelişki nerede? Ruhsal engeli bulunanlar IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alandaki kuruluşlar yardımların yalnızca yüzde 13,6’sını alıyor.

⚖️ Sistem değişecek mi? Federal Sosyal Sigortalar Dairesi yeni bir model üzerinde çalışıyor ancak çözüm yıllar sürebilir.

İsviçre’de yeni bağlanan IV aylıklarının neredeyse yarısı ruhsal hastalıklar nedeniyle veriliyor. Buna rağmen hastalara destek sağlayan kuruluşlara aktarılan kaynaklar ihtiyacın gerisinde kalıyor.

İsviçre Malullük Sigortası, engelli kuruluşlarına her yıl yaklaşık 155 milyon frank dağıtıyor. Ancak uzun yıllardır değişmeyen dağıtım anahtarı ve çok yıllı sözleşmeler, günümüzdeki ihtiyaçlarla kaynakların birbirinden uzaklaşmasına yol açıyor.

Ruhsal engeli bulunan kişiler IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alanda çalışan kuruluşların aldığı pay yüzde 13,6’da kalıyor.

Görme engelliler alanında ise ters bir tablo var. Görme engelliler IV önlemlerinin yüzde 2,4’ünden yararlanırken, ilgili kuruluşlar yardımların yüzde 19’unu alıyor.

Federal Sosyal Sigortalar Dairesi, sistemi güncel ihtiyaçlara uyarlamak amacıyla kantonlar ve kuruluşlarla yeni kriterleri görüşüyor. Ancak değişikliğin birkaç yıl sürebileceği belirtiliyor. Daireden Florian Steinbacher, hızlı değil, iyi ve kalıcı bir çözüm bulunmasının önemli olduğunu söyledi.

Kaynakların yeniden dağıtılması kolay değil. Bir kuruluşun payının yükselmesi, diğerinin daha az para alması anlamına gelebilir. Pro Mente Sana Genel Müdürü Muriel Langenberger, kuruluşların karşı karşıya getirilmemesi ve sistemin bütünüyle iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Bankalara Göre Ne Zaman “Varlıklı” Sayılıyorsunuz? İşte Dört Müşteri Grubu

yazar

Published

on

By

💰 Sınır nerede? Yatırım yapılabilir serveti yaklaşık 100 bin franga ulaşan müşteriler genellikle “varlıklı” kabul ediliyor.

🏦 Private Banking ne zaman başlıyor? Kişiye özel hizmetler çoğunlukla 1 milyon franktan itibaren sunuluyor.

💎 En üst grupta kimler var? 30 milyon frank ve üzerindeki müşteriler özel danışman ekiplerinden yararlanabiliyor.

İsviçre’de bankalar müşterilerini yatırım yapılabilir servetlerine göre çoğunlukla dört gruba ayırıyor. Luzern Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesinden bankacılık uzmanı Andreas Dietrich’e göre sınıflandırma şöyle:

• Retail: 100 bin frankın altındaki standart müşteriler.

• Affluent: 100 bin ile 1 milyon frank arasındaki varlıklı müşteriler. Genişletilmiş yatırım seçenekleri ve kişisel danışmanlık sunulabiliyor.

• HNWI: 1 milyon ile 30 milyon frank arasındaki yüksek servetli müşteriler. Private Banker desteği ve kişiye özel hizmetlerden yararlanıyorlar.

• UHNWI: 30 milyon frank ve üzerindeki çok yüksek servetli müşteriler. Bu gruba Family Office, Private Equity erişimi, vakıf danışmanlığı ve servetin gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik planlama sunuluyor.

Sınırlar her bankada aynı değil. Bazı İsviçre bölgesel bankaları 500 bin franktan itibaren Private Banking hizmeti verirken, özel bankalar daha yüksek bir alt sınır belirleyebiliyor.

Hesaplamada toplam mal varlığından çok, yatırım için kullanılabilecek servet dikkate alınıyor. Örneğin bir milyon frank değerindeki evinde yaşayan ve ayrıca 60 bin frank yatırım sermayesi bulunan biri, yalnızca konutu nedeniyle varlıklı müşteri sayılmayabilir.

Bazı ülkelerde bankada para tutan müşterilere daha yüksek mevduat faizi veya özel avantajlar sunulurken, İsviçre’de tasarruf hesaplarının faiz getirisi çoğunlukla daha düşük kalabiliyor. Üstelik bankaya ve hesap türüne göre müşteriler hesap yönetimi, kart, işlem veya menkul kıymet saklama ücretleri ödeyebiliyor. Ancak ülkeler arasındaki nominal faiz karşılaştırmalarında enflasyonun, para biriminin ve merkez bankası politikasının da dikkate alınması gerekiyor.

Bankalar, müşterilerin paralarını yalnızca hesapta tutmak yerine yatırım ürünlerine yönlendirmesini ekonomik açıdan daha cazip bulabiliyor. Çünkü yatırımlardan portföy yönetimi, danışmanlık, saklama ve ürün ücretleri üzerinden ek gelir elde ediliyor.

Dietrich’e göre yalnızca servete dayalı katı sınırlar yeterli değil; müşterinin geliri, davranışları ve ihtiyaçları da dikkate alınmalı.

#İsviçre #Bankacılık #Servet #PrivateBanking #Finans

Continue Reading

Trendler