Connect with us

Genel

İSVİÇRE’DE SÜREKLİ YAĞIŞ:

yazar

Published

on

Havuz İşletmecileri Umutsuz: „Bu Yılki Mevcut Kayıp Telafi Edilemez“

Sürekli Yağış, insanlardaki kötü ruh hali ve Düşük Sıcaklıklar Misafirlerin Gelmesini Engelliyor. Birçok İşletmeci, Kaybedilen Yaz Günlerinin Telafi Edilemeyeceğinden Korkuyor.

İsviçre’deki Havuzlarda Moral Bozuk

20Min Gazetesi Yüzme Havuzu ve Yaz Barı işletmecilerinin görüşlerini aktardı.

Havuz İşletmecilerinin Görüşleri

Sürekli yağış, havuz işletmecilerin moralini bozuyor. Sadece en dayanıklı olanlar yüzmeye devam ediyor.

Örneğin, Zürih’ten Letizia (30) neredeyse her gün gölde yüzüyor: „Belki de bu yüzden soğuğa biraz alıştım.“

Ancak o da bulutlu ve yağışlı havadan bıkmış durumda. Pek çok kişi, havuzlardan ve göllerden tamamen uzak duruyor.

Gerlafingen SO’daki Eichholz Yüzme Havuzu’nun baş cankurtaranı Roland Wälchli, „Bizim havuzdaki durum, tıpkı hava gibi, kötü. Mayıs ayı zaten yağmurlu geçti ve Haziran’da da iyi hava bekliyoruz,“ diyor. „Bu sezonu telafi edemeyeceğimiz neredeyse kesin.

Huttwil BE’deki Yüzme Havuzu – Badi’nin cankurtaranı Cornelia Heiniger de şikayetçi: „Şu an hiç misafir yok“

Bu durum sadece morali değil, bütçeyi de etkiliyor. Wälchli, „Hava durumunun daha uzun süre değişken kalacağını hissediyorum, bu bütçemizi etkileyecek,“ diyor.

Schaffhausen Rhybadi’de de geçen yılın aynı dönemine göre ciro oldukça düşük. İşletmecilerden Diell Osmani, „Geçen yıla göre gelirlerimiz belirgin şekilde daha düşük,“ diyor.

Konserler ve DJ performansları gibi etkinlikler kayıpları biraz telafi edebilir, ancak yine de havuz neredeyse her gün saat 14’te kapanmak zorunda kalıyor çünkü kimse gelmiyor. Buna rağmen, Osmani iyimserliğini koruyor: „Belki harika bir Temmuz ve Ağustos geçiririz ve her şey telafi olur.“

Yaz Barı İşletmecilerinin Görüşleri

Yaz barlarında çalışan gastronomlar, kötü hava koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bern’deki Summer Beach’ten Beat Hofer, „Hava durumu nedeniyle burada oldukça zorlanıyoruz,“ diyor. Pfingsten Tatili’nden bu yana sürekli bir dalgalanma yaşandığını belirtiyor: „Birçok kokteyl ve lounge etkinliği iptal edildi. Aynı zamanda hava güzelleştiğinde büyük bir insan akını oluyor.“ Bu durum, planlama güvenliğinin olmaması ve personel ile malzeme arasında sürekli bir denge kurulması gerektiği anlamına geliyor. Hava iyileştiğinde yoğunluk arttığında personel yetersiz kalıyor ve güvenlik personeli eksik kalıyor.“

Basel’deki Sandoase’nin işletmecisi Urs Poživil, bu sezonunun memnuniyetsizliğini dile getiriyor: „Normalde yaz aylarında çok daha fazla misafirimiz olurdu, ancak bu sezon beklediğimiz gibi değil. Geçmişi geri getiremeyiz. Neyse ki birçok şirket, mekânı etkinlikler için rezerve etmiş durumda: Bu şekilde misafirleri sabit olarak hesaplayabiliyoruz“ diyor. Poživil, umudunu koruyarak ekliyor: „Bir gün yaz yeniden gelecek, buna inanıyoruz.“

Basel

Bern

Gelateria di Berna Sadık Müşterilere Güveniyor

Bern, Zürih ve Basel’de şubeleri bulunan Gelateria di Berna’da biraz farklı. Kuruculardan Hansmartin Amrein (52), özellikle kötü havalarda bile dondurmacıya sadık kalan müşterilere güveniyor. Amrein, „Yağmur, fırtına veya kar olsun, tek bir gün bile kapalı kalmadık,“ diyor.

Ne olacak bu hava durumu?

Meteorolog Sarina Leuthold’a göre, Mayıs ayında güneş süresi ortalamanın altında kaldı. Bunun nedeni, genellikle Atlantik’ten gelen alçak basınç alanlarının Avrupa’ya gelerek bol miktarda nem getirmesiydi. Atmosferdeki Jetstream adı verilen hava akımı, bu alçak basınç alanlarının nereye hareket edeceğini belirler. Uzun süreli kötü hava dönemleri nadir görülse de, Leuthold’a göre bu olağanüstü bir durum değil. Geçen yıl da uzun süre yağışlı bir dönem yaşanmış ve dikkat çekici derecede fazla sayıda şimşek ve sel yaşanmıştı. Üç haftalık yağıştan sonra birçok kişi güneşli bir hava bekliyor ancak Leuthold’a göre bu yanlış bir inanç. Ona göre, önceki hava koşulları sonraki havanın güneşli olup olmayacağını etkilemiyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Ekonomi

Kelepçe (teleferik kabinini halata bağlayan parça) arızası şüphesi: Engelberg’de teleferik kabini düştü, 1 kişi hayatını kaybetti

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Engelberg bölgesinde bulunan Titlis Dağı’nda meydana gelen teleferik kazası ülkede büyük üzüntü yarattı. Bir teleferik kabinin düşmesi sonucu 61 yaşındaki bir kadın hayatını kaybetti.

Olay çarşamba günü meydana geldi. İlk bilgilere göre gondol, şiddetli rüzgar sırasında halattan koparak dağ yamacına düştü ve birkaç kez takla attı.

Titlis Bergbahnen CEO’su Norbert Patt, kazaya ilişkin yaptığı açıklamada, olayda kelepçenin (teleferik kabinini halata bağlayan parça) önemli rol oynamış olabileceğini belirtti.

Patt, “teleferik kabini halata bir kelepçe ile bağlıdır ve bu kelepçe açıldı. Ancak kesin neden henüz net değil” dedi.

Daha önce de riskli bulunmuştu

İsviçre Güvenlik Araştırma Kurumu (SUST), 2021 yılında yaptığı incelemede ülkedeki 52 teleferik hattında kullanılan kelepçelerin (teleferik kabinini halata bağlayan parça) güvenlik açısından sorunlu olabileceğini belirtmişti.

Raporda bazı kelepçelerin yeterince iyi kapanmadığı ifade edilmiş, bu nedenle sistemlerin çalıştırılmaması yönünde uyarı yapılmıştı.

Daha önce de kazalara neden oldu

Benzer arızalar geçmişte de kazalara yol açtı:

  • 2024 yılında Visperterminen’de bir telesiyej kazasında iki kişi yaralandı
  • 2023’te Avusturya’da bir telesiyej koltuğu düştü, bir aile yaralandı
  • 2016’da Flumserberg’de bir koltuk düştü, nedeni yine kelepçe arızası olarak açıklandı

Uzmanlar: Sistem genelde güvenli

Teleferik uzmanı Reto Canale, kelepçenin sistemin en önemli parçalarından biri olduğunu belirterek, “Bu parçalar günde milyonlarca kez çalışır ve genelde güvenlidir” dedi.

Ancak Canale, kontrol sisteminin arızalanması durumunda gondolun halata tam bağlanmadan hareket edebileceğini ve bunun kazaya yol açabileceğini ifade etti.

Soruşturma sürüyor

Kazanın kesin nedeni henüz belirlenemezken, teknik incelemeler devam ediyor. Yetkililer, sistemde bir arıza olup olmadığını detaylı şekilde araştırıyor.

Continue Reading

Genel

Zürih’te 1000 Kişilik İftar: İsviçre’de Türk Toplumu Ramazan Sofrasında Buluştu

yazar

Published

on

By

İsviçre’de yaşayan Türkler, ramazan ayının manevi atmosferinde Zürih’in Dietikon ilçesinde kurulan geniş iftar sofrasında bir araya geldi. İsviçre Türk Toplumu’nun (İTT) ev sahipliğinde düzenlenen programa yaklaşık 1000 kişi katıldı.

Geceye Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, Zürih Başkonsolosu Fazlı Çorman, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile vatandaş iştirak etti. Program, yoğun katılımı ve verilen birlik mesajlarıyla dikkat çekti.

“Ramazan, Kardeşliğin En Güçlü Zamanı”

İTT Başkanı Suat Şahin konuşmasında ramazanın toplumları bir araya getiren özel bir dönem olduğunu vurguladı. Farklı görüş ve düşüncelere sahip olunabileceğini ancak ortak değerler etrafında kenetlenmenin önem taşıdığını belirten Şahin, İsviçre’deki Türk toplumunun dayanışma kültürünü güçlü şekilde sürdürdüğünü ifade etti. Dernekler ve federasyonların bu birlikteliğin temel yapı taşları olduğunu dile getirdi.

Gençlere Teknoloji ve Dayanışma Çağrısı

Büyükelçi Şebnem İncesu ise özellikle gençlere dikkat çekerek, teknolojinin doğru ve etkin kullanımının önemine değindi. Yurt dışında yaşayan Türk toplumunun birlik ruhunu korumasının ve bunu gelecek nesillere aktarmasının büyük değer taşıdığını söyledi.

Başkonsolos Fazlı Çorman da ramazan ayında vatandaşlarla aynı sofrayı paylaşmanın anlamlı olduğunu belirterek, bu tür buluşmaların toplumsal bağı güçlendirdiğini ifade etti.

Soylu’dan “Medeniyet ve Kimlik” Vurgusu

Milletvekili Süleyman Soylu ise konuşmasında ramazanın sadece bir ibadet dönemi olmadığını, aynı zamanda bir medeniyet ve ahlak iklimi olduğunu söyledi. Ramazanın paylaşmayı, dayanışmayı ve toplumsal sorumluluğu güçlendirdiğini belirten Soylu, yurt dışında kurulan iftar sofralarının bu değerlerin yaşatıldığının bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Avrupa’da yaşayan Türklerin iki önemli sorumluluk taşıdığını dile getiren Soylu, “Bulunduğumuz ülkenin kurallarına ve toplumsal yapısına uyum sağlarken, kendi kültürel ve milli kimliğimizi korumak zorundayız” mesajını verdi. Türk toplumunun İsviçre’de çalışkanlığı, girişimciliği ve güçlü aile yapısıyla örnek bir duruş sergilediğini belirtti.

Soylu ayrıca kültürel değerlerin yeni nesillere aktarılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, gençlerin eğitimde ve sosyal hayatta daha aktif olmaları gerektiğini ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini belirten Soylu, birlik ve beraberliğin kurumsal yapılar üzerinden daha güçlü şekilde korunabileceğini söyledi.

Konuşmasının sonunda iftar programına gösterilen yoğun katılımın anlamlı olduğunu belirten Soylu, farklı görüşlere sahip olunabileceğini ancak ortak değerler etrafında bir araya gelmenin Türk toplumunun en önemli gücü olduğunu dile getirdi.

Programın ardından Süleyman Soylu, İTT Genel Merkezi’ni ziyaret etti ve Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) İsviçre temsilcileriyle sahur programında bir araya geldi.

Zürih’te düzenlenen iftar organizasyonu, İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun kültürel değerlerini yaşatma ve dayanışma ruhunu güçlendirme kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Continue Reading

Genel

Crans-Montana (VS) Yangını: Hukuki Sorumluluk Kimde?

yazar

Published

on

By

Avukat Christian Lenz değerlendiriyor: Yangın sonrası sorumluluk kimlere yönelebilir, mağdurların hangi yasal hakları var?

Crans-Montana’da yılbaşı gecesi meydana gelen ve büyük bir faciaya yol açan yangının ardından adli soruşturma süreci resmen başlatıldı. Yangının kesin çıkış nedeni ve sorumlular henüz netlik kazanmazken, İsviçre hukukunda bu tür olayların ardından hangi hukuki mekanizmaların devreye girdiği, sorumluluğun hangi kişi ve kurumlara yönelebileceği ile mağdur ve yakınlarının hangi haklara sahip olduğu soruları öne çıkıyor.

Bu soruları avukat Christian Lenz, 20 Minuten gazetesine yanıtladı.

Yangın sonrası hangi hukuki süreçler otomatik olarak başlatılır?

Avukat Christian Lenz’e göre, İsviçre’de can kaybı ve ağır yaralanmalarla sonuçlanan bu tür olayların ardından polis ve savcılık tarafından otomatik olarak ceza soruşturması başlatılıyor.

“Soruşturmalar genellikle ilk aşamada ‘faili meçhul’ olarak yürütülür. Öncelikle olayın tam olarak nasıl gerçekleştiği ve ceza hukuku açısından sorumluluk doğurabilecek bir ihmal ya da kusurlu davranış olup olmadığı araştırılır.”

Buna paralel olarak, belediye ve kanton makamları idari bir inceleme süreci yürütüyor. Bu süreçte işletmeye verilen ruhsat ve izinler, güvenlik yükümlülükleri ile resmî denetimlerin yeterliliği mercek altına alınıyor.

İşletme sahiplerinin hukuki sorumluluğu nedir?

Lenz’e göre, ceza hukuku veya tazminat hukuku açısından sorumluluk, güvenliğe ilişkin bir yükümlülüğü bulunan ve bu yükümlülüğü ihlal etmiş olabilecek kişi ya da kişiler için söz konusu olabilir.

“İşletmeyi işleten çiftin polis tarafından, ardından da savcılıkça ifadeye çağrılacağını varsayıyorum.”

Ancak Lenz, bu aşamada masumiyet karinesinin geçerli olduğunu özellikle vurguluyor. İşletme sahiplerinin sanık sıfatı kazanıp kazanmayacağı, soruşturma sonucunda elde edilecek bulgulara bağlı.

İdari makamlar ise soruşturma süresince işletmenin faaliyetini geçici olarak durdurma, ruhsat ve izinleri askıya alma ya da yeniden değerlendirme yetkisine sahip.

Ruhsatlar, izinler, yangın güvenliği ve kaçış yolları ne kadar belirleyici?

Yetkililer, soruşturma kapsamında işletmenin şu yükümlülükleri yerine getirip getirmediğini ayrıntılı biçimde inceliyor:

  • İşletme ruhsatı
  • Azami kapasite (maksimum kişi sayısı) izni
  • Yangın alarm ve söndürme sistemlerinin yeterliliği
  • Kaçış yollarının açık, erişilebilir ve mevzuata uygun olup olmadığı
  • Yapısal güvenlik şartları
  • Özel etkinlikler için verilen ek izinler
    (piroteknik unsurlar, açık alev, mum, özel efekt kullanımı gibi)

Lenz’e göre bu alanlardaki ihlaller, ceza sorumluluğu, idari yaptırımlar ve tazminat davaları açısından belirleyici olabilir.

Mağdurlar ve yakınlarının hangi yasal hakları var?

Yangından etkilenenler ile hayatını kaybedenlerin yakınları, yürütülen ceza soruşturmasına özel katılan (özel davacı) sıfatıyla dahil olabiliyor.

Bu kapsamda sahip oldukları başlıca haklar şunlar:

  • Soruşturma süreci hakkında bilgi alma
  • Yasal sınırlar çerçevesinde dosyaya erişim
  • Avukat aracılığıyla temsil edilme
  • Delil sunma ve taleplerde bulunma
  • Mağdur destek hizmetleri kapsamında
    psikolojik, mali ve organizasyonel yardım alma
Continue Reading
Advertisement

Trendler