Connect with us

Gündem

İSVİÇRE’DE KALMAYA DEVAM EDİYORLAR

yazar

Published

on

Ağır Suçlara Rağmen Sınır Dışı Edilmeyen Kriminel Yabancılar
İsviçre’de suç işleyen yabancıların sınır dışı edilmesi uygulaması kantonlar arasında ciddi farklılıklar gösteriyor. Resmî istatistikler, özellikle Batı İsviçre kantonlarında mahkemelerce verilen sınır dışı kararlarının yalnızca bir kısmının fiilen uygulandığını ortaya koyuyor.

Bu durum siyaset ve kamuoyunda tartışmalara yol açarken, SVP Grup Başkanı Thomas Aeschi, Federal Hükümet’ten düzenli olarak “pratikte uygulama listesi” talep ediyor. Bern Üniversitesi Göç Hukuku Profesörü Alberto Achermann ise özellikle bazı ülkelerin kendi vatandaşlarını geri kabul etmemesinin sınır dışı sürecini fiilen imkânsız hale getirdiğine dikkat çekiyor.

Blick Gazetesi, işledikleri ağır suçlara ve aldıkları mahkûmiyet kararlarına rağmen hâlâ İsviçre’de bulunan beş yabancı uyruklu faili örnekleriyle gündeme taşıdı.

Kantonlara Göre Büyük Farklılıklar

“Suç işleyen kriminel yabancıların sınır dışı edilmesi İsviçre’de ne kadar etkili?” sorusuna veriler net bir yanıt veriyor: Her yerde aynı ölçüde değil. Bazı kantonlar sınır dışı kararlarını büyük oranda uygularken, özellikle Batı İsviçre’de bu oran belirgin şekilde daha düşük. Buna ek olarak, hukuki ve siyasi gerekçelerle ülkeden çıkarılmayan çok sayıda dosya da bulunuyor.

İsviçre’de Kalan Beş Dikkat Çeken Dosya

1. IS sempatizanı “Tekerlekli Sandalye Bombacısı” Osamah M.

Irak vatandaşı Osamah M., 2011 yılında sığınmacı olarak İsviçre’ye geldi. 2014’te Schaffhausen’de, terör örgütü IŞİD’i desteklemek ve İsviçre ile Almanya’da bombalı saldırılar planlamak suçlamasıyla tutuklandı. Mahkeme, 2017 yılında onu dört yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırdı. Kamu güvenliği gerekçesiyle Federal Polis (Fedpol) tarafından ülkeden çıkarılmasına karar verildi.

Ancak bu kararın uygulanması ertelendi ve bugüne kadar hayata geçirilmedi. Son olarak Federal Mahkeme, yaz aylarında sınır dışı amacıyla tutukluluğun uzatılamayacağına hükmetti. Bu nedenle Osamah M. şu anda serbest durumda.

2. Eritreli Didinga E.: Sekiz Yıllık Sınır Dışı Kararı Kâğıt Üzerinde Kaldı

Eritreli Didinga E., 2021’de Biel’de yargılandı. Hakkındaki suçlar arasında attempted tecavüz, hayvanlara yönelik cinsel eylemler, hırsızlık, polise tehdit ve uyuşturucu ile trafik suçları yer aldı. Mahkeme 20 ay hapis cezası, zorunlu tedavi ve sekiz yıl süreli sınır dışı kararı verdi.

Ancak karar fiilen uygulanamadı. Prof. Alberto Achermann’a göre bunun nedeni açık: Eritre, kendi vatandaşlarını geri kabul etmeyen ülkeler arasında yer alıyor. Dolayısıyla zorla sınır dışı hukuken mümkün değil.

3. Kosovolu Kushtrim D.: Genç Yaşta Başlayan Suç Zinciri

Zürih’in Oberglatt bölgesinde yaşayan Kosovolu Kushtrim D., daha genç yaşlarda çok sayıda suça karıştı. Gasp, ağır trafik ihlalleri, patlayıcı madde saldırısı ve darp suçları bunlar arasında yer aldı. 2017 yılında iki arkadaşıyla birlikte bir para taşıma aracını soydu ve 22 bin frank çaldı.

Tüm bu eylemlere rağmen, 2018’de Zürih Horgen Bölge Mahkemesi sınır dışı kararı vermedi. Gerekçe olarak sanığın Kosova’da neredeyse hiç ailesinin bulunmaması gösterildi.

4. Hamile Sevgilisini Darp Eden Sırp Vatandaşı

2016 yılında bir Sırp vatandaşı, hamile sevgilisini düşüğe zorlamak amacıyla lastik çekiçle ağır şekilde darp etti. Kadın hastaneye kaldırıldı, bebek ise mucizevi şekilde sağlıklı doğdu.

Luzern Ceza Mahkemesi sanığı üç yıl hapis cezasına çarptırdı (iki yılı ertelenmiş). Buna rağmen sınır dışı kararı verilmedi. Mahkeme, sanığın “örnek düzeyde entegre” olduğunu ve küçük yaşlardan beri İsviçre’de yaşadığını gerekçe gösterdi.

5. Hiç Yaşamadığı İspanya’ya Gönderilemedi

Vaud Kantonu Mahkemesi, bir İspanyol vatandaşı hakkında soygun ve silah yasasını ihlal suçlarından 12 ay hapis cezası ve beş yıl süreli sınır dışı kararı verdi. Ancak Federal Mahkeme 2018 sonunda kararı bozdu ve ilk kez “ağır mağduriyet” (Härtefall) hükmünü uyguladı.

Gerekçe: Sanık 1985’te İsviçre’de doğmuş, İspanya’da hiç yaşamamıştı. Tüm ailesi ve çocukları İsviçre’de bulunuyordu ve kısa süreli bir işsizlik dışında geçimini kendisi sağlamıştı. Mahkemeye göre, cezasını tamamladıktan sonra İsviçre’de yeniden topluma kazandırılması mümkündü.

Sonuç:
Bu örnekler, İsviçre’de suç işleyen yabancıların sınır dışı edilmesinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi, insani ve uluslararası boyutları olan karmaşık bir süreç olduğunu gözler önüne seriyor. Kantonlar arasındaki uygulama farkları ise tartışmanın önümüzdeki dönemde de süreceğine işaret ediyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te bir mülteci 9. kattan atlayarak hayatına son verdi

yazar

Published

on

By

Röportaj: Cemil Baysal
Kamptaki tanık: “Bu sadece bir ölüm değil”

İsviçre’de iltica sürecinin yarattığı baskı, bir kez daha trajik bir olayla gündeme geldi. Zürih’te bulunan Triemli mülteci kampında kalan Burundili sığınmacı Davy N., kaldığı odanın penceresinden düşerek hayatını kaybetti.

5 Nisan 2026’da meydana gelen olayın, İsviçre medyasında geniş yer bulmaması dikkat çekerken, kampta kalan diğer sığınmacılar arasında büyük bir şok ve üzüntüye yol açtı.

Yaklaşık üç yıldır İsviçre’de bulunan ve iltica başvurusu reddedilen 31 yaşındaki Davy N.’in sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğu öğrenildi.

Ölümün ardından gündeme gelen sorular

Olayın ardından kamp sakinleri ve mülteci hakları savunucuları, özellikle psikolojik destek mekanizmalarının yeterliliğini ve süreçte olası ihmalleri tartışmaya açtı.

Paylaşılan bilgilere göre Davy N.’in, yaşamını yitirmeden kısa süre önce psikolojik sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, ancak iki gün sonra yeniden kampa gönderildiği belirtildi. Bu süreçte sınır dışı edilme baskısı altında olduğu ifade ediliyor.

Sessiz anma, dikkat çeken mesajlar

Davy N.’in hayatını kaybettiği noktada, “Sınır Dışı Edilmelere Karşı İttifak” ve arkadaşları tarafından bir anma düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda, olayın yalnızca bireysel bir kayıp olmadığı, daha geniş yapısal sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

İttifak adına konuşan Christoph H., başta İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM) olmak üzere yetkili kurumların süreci değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Tanık anlatımı: “Bu sistem insanı tüketiyor”

Kampta kalan Türkiye kökenli bir mülteci, yaşananların bireysel bir olaydan öte sistemsel bir sorun olduğunu dile getirdi:

“Bu sadece bir kişinin kararı değil. Bu şartlar insanı o noktaya getiriyor. Bu sistem insanları zamanla tüketiyor. Bazıları buna dayanamayabiliyor.”

Tanık, mültecilerin karşılaştığı zorlukların yalnızca kamplarla sınırlı olmadığını belirterek, göç yolculuğunun da ciddi riskler içerdiğine dikkat çekti.

“Kimse keyfinden mülteci olmaz”

Tanık, mültecilerin ülkelerini terk etme nedenlerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Hiç kimse keyfinden ülkesini bırakmaz. İnsanlar yaşamak için geliyor. Kendi ülkelerinde yaşayamadıkları için yola çıkıyorlar.”

Avrupa’daki uygulamalara da değinen tanık, iltica politikalarının insani boyutunun daha fazla dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Tartışma yeniden gündemde

Davy N.’in ölümü, İsviçre’deki mülteci kamplarındaki yaşam koşulları, iltica süreçlerinin uzunluğu ve psikolojik destek imkanları gibi konuları yeniden gündeme taşıdı.

Düzenlenen anma etkinliği, “Yalnız değilsiniz” mesajıyla sona ererken, daha insani koşullar için çağrılar yapıldı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Musk’ın yapay zekâsına soruşturma: Keller-Sutter şikâyetçi oldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’de, Elon Musk’a ait X platformunda geliştirilen yapay zekâ sohbet botu “Grok” üzerinden üretilen içerikler yargıya taşındı. Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter hakkında sosyal medyada yayılan cinsiyetçi ve hakaret içeren ifadeler üzerine Bern-Mittelland Savcılığı soruşturma başlattı.

Olay, bir kullanıcının Grok’a verdiği komutlar sonucunda, Keller-Sutter’a yönelik aşağılayıcı ve cinsiyetçi ifadelerin üretilmesiyle ortaya çıktı. Söz konusu içerik kısa sürede silinse de, konu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Şikâyetin bizzat Keller-Sutter tarafından “faili meçhul” olarak yapıldığı bildirildi. Bakanlık yetkilileri, özellikle kadın siyasetçilere yönelik nefret söylemlerine karşı hukuki sürecin işletilmesinin önemine dikkat çekti.

Soruşturma kapsamında yalnızca içeriği üreten kullanıcı değil, aynı zamanda yapay zekâ sisteminin ve platformun sorumluluğu da değerlendiriliyor. Savcılık, Grok’un bu tür içerikleri üretmesine imkân tanıyıp tanımadığını ve X platformunun denetim yükümlülüklerini incelemeye aldı.

Yetkililer, bu dosyanın İsviçre’de yapay zekâ kaynaklı hakaret ve nefret söylemi konusunda emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle dijital platformların ve yapay zekâ araçlarının hukuki sorumluluğunun sınırları bu süreçte netleşebilir.

Avrupa genelinde de benzer tartışmalar sürüyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yanıltıcı veya zarar verici içeriklere karşı hem ulusal hem de Avrupa Birliği düzeyinde yeni düzenlemeler gündemde.

Soruşturmanın ilerleyen süreçte hem kullanıcı hem de platform açısından önemli hukuki sonuçlar doğurması bekleniyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Okullarda Telefon Yasağı Artıyor: Öğretmenler Temkinli

yazar

Published

on

By

İsviçre’de giderek daha fazla kanton, okullarda cep telefonu kullanımını yasaklama kararı alıyor. Ancak uzmanlar ve öğretmenler, bu yasakların ne kadar etkili olduğu konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Araştırmalara göre, İsviçre’de çocukların dijital cihazlarla tanışma yaşı oldukça erken. İlkokula başlayan her beş çocuktan biri kendi akıllı telefonuna sahipken, bu oran ilkokulun sonunda yüzde 80’e, ortaokul düzeyinde ise neredeyse yüzde 99’a ulaşıyor. Bu veriler, Çocuk Koruma Vakfı’nın James Araştırması’na dayanıyor.

Ülkede eğitim sistemi federal yapıya sahip olduğu için, telefon kullanımıyla ilgili kurallar kantonlara, belediyelere ve okullara göre değişiklik gösteriyor. Ancak genel eğilim, telefonların okul hayatından tamamen çıkarılması yönünde ilerliyor.

Örneğin Ticino kantonunda telefon yasağı genişletilerek tüm zorunlu eğitim kademelerinde uygulanmaya başlandı. Nidwalden, Aargau ve Valais kantonları da 2025/26 eğitim yılından itibaren özel elektronik cihazların kullanımını yasakladı. Bu yasaklar yalnızca ders saatlerini değil, teneffüsleri ve okul etkinliklerini de kapsıyor. İstisnalar ise sadece eğitim amaçlı kullanım veya sağlık durumlarıyla sınırlı tutuluyor.

Kamuoyunda yapılan anketler, telefon yasağına güçlü destek olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 80’den fazlası bu uygulamayı desteklediğini belirtti.

Ancak öğretmenlerin yaklaşımı daha temkinli. İsviçre Öğretmenler Birliği, genel bir yasağın tek başına çözüm olmayabileceğini savunuyor. Uzmanlara göre, öğrencilerle birlikte belirlenen kurallar daha kalıcı ve etkili sonuçlar doğurabiliyor.

Uygulamada bazı zorluklar da ortaya çıkıyor. Örneğin Aargau kantonunda bir okulda uygulanan yasak sonrası öğrenciler, teneffüslerde ödeme yapmak için kullandıkları dijital sistemleri kullanamaz hale geldi. Bu nedenle okul kantininde dijital ödeme yöntemleri kaldırıldı.

Uzmanlar, sorunun yalnızca cihazlar olmadığını vurguluyor. Dijital platformların sonsuz içerik akışları, algoritmalar ve “beğeni” sistemleriyle bağımlılık yarattığına dikkat çekiliyor. Eğitimciler, kalıcı çözümün yasaklardan çok bilinçli kullanım ve dijital eğitimden geçtiğini belirtiyor.

Continue Reading

Trendler