Gündem
İsviçre’de Gazze Yardım Filosu Krizi: Diplomatik Dengeler, Sokaktaki Tepki ve Uluslararası Baskılar
İsrail donanmasının Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı hedefleyen Global Sumud Yardım Filosu’na uluslararası sularda müdahalesi, İsviçre’de hem resmi düzeyde hem de toplum içinde büyük yankı uyandırdı. Aralarında yaklaşık 20 İsviçre vatandaşının da bulunduğu aktivistlerin gözaltına alınması, Bern yönetimini zor bir diplomatik denklemin ortasına sürükledi. Hükümet, İsrail’e “uluslararası hukuk” ve “orantılılık” ilkelerini hatırlatırken, İsviçre sokaklarında tepkiler hızla büyüyor.
🛥 Müdahale ve İlk Yankılar
Eylül sonunda Akdeniz’e açılan, 40’tan fazla gemiden oluşan yardım filosu Gazze ablukasına dikkat çekmeyi hedefliyordu. Ancak 1-2 Ekim gecesi İsrail donanması uluslararası sularda gemilere sert bir operasyon düzenledi ve aktivistleri Aşdod limanına götürdü. Tel Aviv yönetimi, müdahalenin “güvenlik gerekçesiyle” yapıldığını savunurken, filo organizatörleri bunu “açık denizlerde korsanlık” olarak niteledi.
🇨🇭 İsviçre’nin Resmi Tutumu
İsviçre Dışişleri Bakanlığı (FDFA), olayın ardından yaptığı açıklamada:
- İsrail’in orantılılık ilkesine uyması gerektiğini,
- Tutuklu İsviçreliler için konsolosluk desteği sağlanacağını,
- Tel Aviv Büyükelçiliği’nin İsrail makamlarıyla temasta olduğunu duyurdu.
Bakanlık ayrıca, tutukluların güvenliği ve haklarının korunması için diplomatik girişimlerin sürdüğünü belirtti.
🧑🤝🧑 Sokakta Yükselen Tepki
Kriz yalnızca diplomatik masalarda değil, İsviçre şehirlerinde de yankı buldu. Lausanne’da yaklaşık 1.000 kişi sokaklara çıkarak İsrail’i protesto etti. Cenevre’de yapılan dayanışma gösterilerinde polis ile kısa süreli gerginlikler yaşandı. Zürich, Basel ve Bern’de ise insan hakları örgütleri “Gazze’ye özgürlük” sloganlarıyla mitingler düzenledi.
🌐 Sivil Toplum ve Baskı
İsviçre merkezli Waves of Freedom Switzerland (WOFA), hükümeti daha net tavır almaya çağırdı:
“Tarafsızlık sessizlik değildir. Vatandaşlarımız uluslararası hukuka aykırı şekilde alıkonulmuştur.”
WOFA ve diğer örgütler, Bern’in dikkatli ve ölçülü dilini “yetersiz” buluyor.
⚖️ Uluslararası Etkiler
- Avrupa’nın pek çok kentinde protestolar düzenlenirken, AB liderlerinin sessizliği eleştirilere yol açıyor.
- Türkiye ve bazı ülkeler müdahaleyi “terör eylemi” olarak tanımlarken, İsviçre daha dengeli bir dil kullanıyor.
- Hukuk çevrelerinde “İsrail’in ablukası meşru mu, yoksa uluslararası hukukun ihlali mi?” tartışması yeniden gündeme taşındı.
📊 İsviçre İçin Sonuçlar
Uzmanlara göre bu kriz, İsviçre dış politikasındaki ikilemleri görünür kıldı:
- Tarafsızlık çizgisi sert açıklamaları sınırlıyor.
- İnsan hakları savunuculuğu ise hükümeti daha açık tavır almaya zorluyor.
- Artan toplumsal baskı, Bern’i ilerleyen günlerde daha cesur adımlar atmaya itebilir.
🎙 Yorum
Gazze Yardım Filosu krizi, İsviçre için yalnızca vatandaşlarının güvenliğiyle ilgili bir mesele değil; aynı zamanda tarafsızlık ilkesi ile insan hakları savunusu arasındaki ince çizgide önemli bir sınav. Bern yönetimi, sessiz diplomasiyle gözaltındaki vatandaşlarını kurtarmaya mı yönelecek, yoksa uluslararası arenada daha yüksek sesle konuşmayı mı tercih edecek? Bu tercih, İsviçre’nin küresel imajını da şekillendirecek.
#sumud #isviçre #schweiz
Gündem
Aldi Suisse, İsviçre’de birçok mağazasını kapatma kararı aldı
İsviçre’de faaliyet gösteren indirim marketi Aldi Suisse, 2026 yılı içinde ülke genelinde birçok mağazasını kapatacağını duyurdu. Kapatılacak mağazalar arasında, Zürih’in en işlek noktalarından Bahnhofstrasse’ye yakın konumda bulunan “vitrin mağaza” da yer alıyor.
Aldi Suisse’den yapılan açıklamada, şirketin İsviçre genelinde bazı şubelerini faaliyet dışı bırakacağı belirtilirken, Zürih’te merkezi bir konumda bulunan mağazanın ilkbahar aylarında kapatılacağı doğrulandı. Söz konusu mağaza yaklaşık beş yıl önce hizmete açılmıştı.
Şirketten edinilen bilgilere göre, 31 Ocak itibarıyla Bern’de Kornhausplatz, Baden’de Bahnhofstrasse ve Wallisellen’deki Glatt Alışveriş Merkezi’nde bulunan Aldi şubeleri kapatılacak. Ayrıca Bern kantonundaki Wabern şubesinin de ilkbaharda faaliyetlerine son vermesi planlanıyor.
Aldi Suisse, mağaza kapatma kararlarının maliyetleri düşürme ve verimliliği artırma hedefiyle alındığını belirtti. Şirket sözcüsü, “Uygun fiyatlı perakende modeliyle faaliyet gösteren bir zincir olarak her zaman verimli süreçlere ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına odaklanıyoruz. Bu doğrultuda mağaza ağımızı, şirket yapımıza uygun ve daha verimli lokasyonlara göre yeniden düzenliyoruz” açıklamasında bulundu.
Açıklamada, Aldi Suisse’nin İsviçre’deki mağaza ağını sadeleştirmeyi hedeflediği, şirketle örtüşmeyen lokasyonlarda ise gerekli adımların atıldığı vurgulandı. Almanya’daki Aldi Süd’te yaşanan personel azaltımının İsviçre’deki mağaza kapatmalarıyla bağlantılı olmadığı da özellikle belirtildi.
Şirketin İsviçre genelinde Şubat ayı itibarıyla 244 mağazası bulunacağı, orta vadede ise bu sayının 260’a çıkarılmasının hedeflendiği kaydedildi. Aldi Suisse, mağaza kapatmalarına rağmen İsviçre pazarındaki büyüme hedeflerinden vazgeçilmediğini bildirdi.
Yetkililer, kapatma kararlarının istihdam ve faaliyet planları üzerinde sınırlı etki yaratacağını, yeni mağaza ve personel alımlarına yönelik planların ise devam ettiğini ifade etti.
Gündem
SRF, Asyl haberindeki hata nedeniyle özür diledi
İsviçre Radyo ve Televizyonu (SRF), “Tagesschau” bülteninde geri giden asyl ve net göç rakamlarının sunumunda yapılan hata nedeniyle özür dilediğini açıkladı.
SRF’nin pazartesi akşamı yayımlanan “Tagesschau” ana haber bülteninde, Federal hükümet tarafından açıklanan net göç ve asyl başvurularına ilişkin veriler ekrana taşındı. Ancak yayında, düşüş gösteren rakamların ülkeye yapılan toplam göçle ilişkilendirilmeden aktarılması, siyasi tartışmaya yol açtı.
İsviçre Halk Partisi (SVP), söz konusu yayının ardından SRF’yi “manipülatif haber yapmakla” suçladı. Parti tarafından yapılan açıklamada, asyl başvurularındaki düşüşün gerçeği yansıtmadığı, rakamların bağlamından koparılarak sunulduğu öne sürüldü. SVP, bu durumu yaklaşan SRG yarı yarıya küçültme girişimi oylaması öncesinde kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir tutum olarak nitelendirdi.
Eleştirilerin ardından SRF’den açıklama geldi. Medya kuruluşu, SVP’nin sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, 26 Ocak tarihli “Tagesschau” yayınında bir gazetecilik hatası yapıldığını kabul etti. Açıklamada, yurt dışına çıkan kişi sayısının, ülkeye gelenlerle yeterince ilişkilendirilmediği için izleyicilerde yanlış bir algı oluşabileceği belirtildi.
SRF, “Bu hatadan dolayı üzüntü duyuyor ve özür diliyoruz.” ifadesini kullandı. Ayrıca, çarşamba günü yayımlanan ana haber bülteninde söz konusu verilerin daha doğru bir çerçevede yeniden ele alındığı ve gerekli düzeltmenin yapıldığı bildirildi.
Medya kuruluşu, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmenin temel ilkeleri olduğunu vurgulayarak, editoryal süreçlerin bu tür hataların tekrarlanmaması için gözden geçirileceğini kaydetti.
Gündem
Akıllı telefonlar kadın sığınma evlerindeki mağdurlar için risk oluşturabiliyor
İsviçre’de şiddetten korunmak amacıyla kadın sığınma evlerine başvuran mağdurlar için akıllı telefonların ciddi bir güvenlik riski oluşturabildiği, bazı kadınların konum verileri üzerinden takip edilerek yeniden tehlike altına girdiği bildirildi.
Adresleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan kadın sığınma evlerinde kalan kişilerin, akıllı telefonlarındaki konum verileri nedeniyle izlenebildiğine dikkati çeken St. Gallen Kadın Sığınma Evi ve Semkyi geçiş konutlarının yöneticisi Silvia Vetsch, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.
Vetsch, İsviçre’de birden fazla vakada, kadın sığınma evlerinde kalan mağdurların akıllı telefonlarındaki veriler üzerinden takip edilebildiğini belirterek, “Konum bilgileri ortaya çıktığında, failin veya mağdur için tehdit oluşturan kişinin aniden sığınma evinin önünde belirmesi mümkün olabiliyor.” dedi.
Böyle bir durumda derhal polisin bilgilendirildiğini ifade eden Vetsch, güvenlik riski nedeniyle kadınların ve çocukların başka bir sığınma evine nakledilmek zorunda kalındığını aktardı. Bunun mağdurlar için ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurgulayan Vetsch, zaten hayatlarının önemli bir bölümünü geride bırakan kadınların yeniden yer değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti.
Öte yandan sığınma evlerinin bir “hapishane” olmaması gerektiğine de işaret eden Vetsch, kadınların ve çocukların mümkün olduğunca özgür hareket edebilmesinin önemine dikkati çekti.
St. Gallen Kadın Sığınma Evi’nde bu risklere karşı çeşitli önlemler alındığı bildirildi. Buna göre, sığınma evine kabul edilmeden önce kadınların cep telefonları kontrol ediliyor ve ilk telefon görüşmesinde dahi cihazların kapatılması tavsiye ediliyor. Ayrıca konum paylaşımı, uygulama izinleri ve hareket takibine yol açabilecek tüm özelliklerin devre dışı bırakılması öneriliyor.
Uzmanlar, iz bırakmamak için internetin gizli modda kullanılmasını, çerezlerin ve arama geçmişinin düzenli olarak silinmesini tavsiye ediyor. Aksi halde, kötü niyetli kişilerin mağdurların hangi kadın sığınma evini aradığını dahi tespit edebileceği uyarısında bulunuluyor.
Yetkililer, dijital güvenliğin, şiddetten korunma sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, kadınların ve çocukların güvenliği için teknoloji kullanımında daha fazla bilinçlenilmesi gerektiğini ifade ediyor.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


