Gündem
İsviçre’de Çiftlikte 120 Köpek Uyutuldu
İsviçre’nin Solothurn kantonuna bağlı Ramiswil köyünde bir çiftlikte yapılan denetim sonucu 120 köpeğin uyutulduğu bildirildi. Veterinerlik Dairesi, hayvanların sağlık durumu ve barınma koşullarının yetersizliği nedeniyle bu kararın alındığını açıkladı.
Solothurn Kantonu Veterinerlik Dairesi ile polis ekipleri, geçen perşembe ve cuma günü Ramiswil’deki bir çiftlikte kontroller gerçekleştirdi. Yetkililer, çiftlikte 100’ün üzerinde köpek ve çok sayıda at bulunduğunu belirtti.
Yapılan incelemelerde, bazı hayvanların bakımsız, zayıf ve uygun koşullarda tutulmadığı tespit edildi. Durumu kritik olan 120 köpek, veterinerler tarafından uyutuldu.
Atların ise Bern’deki Ulusal At Merkezi ve Bern Hayvan Hastanesi’ne nakledildiği öğrenildi.
Yerel halk uzun süredir durumdan haberdardı
Olayın yaşandığı bölgenin yakınında yaşayan çiftçi ve ormancı Daniel Bader, köpeklerin zaman zaman ormanda başıboş dolaştığını söyledi:
“Köpekleri sık sık çevrede görüyorduk. Aç olduklarında yiyecek aramak için dolaşıyorlardı,” dedi.
Bazı komşular, çiftliğin yeni sahibiyle ilgili şikayetlerin bir süredir gündemde olduğunu, ancak durumun son haftalarda ciddi boyuta ulaştığını belirtti.
Çiftliğin sahibi tanınan bir beslenme uzmanı
Yerel basına göre çiftliğin sahibi, İsviçre’de tanınan bir beslenme uzmanı ve yazar. Kadının yaklaşık iki buçuk yıl önce çiftliği devraldığı ve o dönemde hayvan yetiştiriciliğine başladığı aktarıldı.
Komşular, zaman içinde hayvan sayısının hızla arttığını ve bakımın yetersiz hale geldiğini ifade etti.
Soruşturma başlatıldı
Solothurn Kantonu yetkilileri, olayla ilgili hayvan refahı yasasının ihlali kapsamında soruşturma yürütüldüğünü doğruladı.
Kanton Sözcüsü Andrea Affolter, devam eden idari süreç sonucunda çiftlik sahibine hayvan sahipliği yasağı getirilebileceğini söyledi.
Olay, Ramiswil köyünde geniş yankı uyandırırken, yetkililer incelemenin tamamlanmasının ardından kamuoyuna detaylı bilgi verileceğini bildirdi.
Solothurn Kantonu Veterinerlik Hizmetleri, kanton polisi eşliğinde geçtiğimiz Perşembe ve Cuma günleri Ramiswil’deki söz konusu çiftliği boşalttı. Yetkililer, burada çok sayıda hasta, yetersiz beslenmiş ve ihmal edilmiş hayvan tespit etti. Çiftlikte bulunan yaklaşık 120 köpek, birkaç düzine at ve iki keçi devlet korumasına alındı.
“Böylesine bir olayı bir daha yaşamamayı umuyorum”
Kanton veteriner hekimi Dr. Chantal Ritter, olayın hem mesleki hem de kişisel açıdan kendisini derinden etkilediğini belirtti:
“Bu çiftlik bize yabancı değildi; daha önce de birkaç kez denetim yapılmıştı. Son kontrollerde, belirlenen iyileştirme koşullarına uyuluyordu. Ancak son dönemde durum hızla kötüleşti. Yeni bir ihbar üzerine tekrar gittiğimizde koşulların dramatik biçimde bozulduğunu gördük,” dedi.
Ritter, bazı köpeklerin sağlık durumunun iyileştirilemeyecek kadar ağır olduğunu ve bu nedenle yerinde ötenazi uygulamak zorunda kaldıklarını ifade etti:
“Bu kadar çok hayvanı aynı anda uyutmak zorunda kalmamıştım. Umarım bir daha asla böyle bir durumla karşılaşmam.”
“Çoğu zaman kasıtlı yapılmıyor”
Ritter, bu tür olayların çoğunda kötü niyetten çok karmaşık kişisel ve sosyal nedenlerin etkili olduğunu vurguladı:
“Tüm vakalar bilinçli zulümle ilgili değil. Çoğu zaman hayvan sahiplerinin yaşam koşulları, psikolojik ya da ekonomik sorunları nedeniyle durum kontrol dışına çıkabiliyor.”
Kalan hayvanlar koruma altında
Tahliye edilen hayvanların şu anda güvenli bir tesiste veteriner gözetiminde oldukları bildirildi. Uzman ekipler, hayvanların sağlık durumunu değerlendirdikten sonra bakımlarının nasıl sürdürüleceğine ve çiftliğin geleceğine dair karar verecek.
Ritter, olayın hem kendisini hem de ekibini duygusal olarak etkilediğini dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim işimizde profesyonellik önemli, ama sonuçta biz de hayvansever insanlarız. Evlerimizde köpeklerimiz var. Bu tür durumlar hepimizi derinden sarsıyor. Olay sonrası ekip olarak bir değerlendirme toplantısı yaptık. Herkes yaşadıklarını kendi yöntemince atlatmaya çalışıyor.”
Gündem
Epilepsi İlacı Gümrükte Takıldı: Babaya Ceza Kapısı Açıldı
Zürih – Yıllardır epilepsiyle mücadele eden kızının yanında olan bir baba, çocuğuna yardım etmek isterken İsviçre hukukuyla karşı karşıya kaldı. Baba, kızının ihtiyacı olan ilaç için İtalya’dan sipariş verdi; ancak gümrükte paket durduruldu.
İsviçre Federal İlaç Dairesi Swissmedic, babayı mahkemeye taşıdı. Zürih adli makamları başlangıçta olaya anlayışla yaklaşmak istese de, Federal Mahkeme kararında, ilacın yasadışı uyuşturucu kapsamına girdiğini vurguladı. Yasaya göre, Delorazepam içeren bu tür ilaçların izinsiz ithali, üç yıla kadar hapis cezası ile sonuçlanabiliyor.
İlaç, hayati önemde
Sorunlu ilaç Delorazepam. Benzodiazepin sınıfına ait bu ilaç, anksiyete ve epilepsi ataklarını hafifletici etkisiyle biliniyor. Kız çocuk, beş yaşından beri ağır epilepsiyle mücadele ediyor ve yüzde 100 engelli. Sürekli bir bakıma ihtiyaç duyuyor.
Doktor raporlarına göre, kız çocuğu ilaç değişikliğine karşı duyarlı. 2022 tarihli bir raporda, “Delorazepam’ı düzenli kullanıyor ve iyi tolere ediyor. İlaç değişikliği söz konusu olursa ciddi kaygı duyuyor,” deniliyor. Ertesi yıl, olası bir hastane yatışı gerektireceği için tedavi değişikliğini yine reddediyor. Kayıtlarda, “Delorazepam, kendisine en iyi gelen ilaç,” ifadesi yer alıyor.
Gümrük ve yasal boşluk
İlaç, İsviçre’de resmi olarak onaylı değil ve bağımlılık yapıcı özellikleri nedeniyle izinsiz ithaline izin verilmiyor. Babaya göre ise, reçeteli ve doktor kontrolünde bir tedavi söz konusu olduğundan herhangi bir yanlışlık yapmadığı açıktı.
Swissmedic’in açtığı dava, ilaç tedavisinin hayati önemini ve hukuk ile tıp arasındaki hassas dengeyi gözler önüne seriyor. Federal Mahkeme’nin kararı, vatandaşların yurtdışından ilaç temin ederken dikkatli olmaları gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Gündem
Luzern’de Küçük Ali’nin Ölümü: Doktorlar Beraat Etti
Luzern Kanton Mahkemesi, Ali’nin ölümüyle ilgili davada doktorları beraat ettirdi.
Luzern, İsviçre – 2021 yılında geçirdiği ameliyat sırasında yaşamını yitiren 10 haftalık bebek Ali’nin ölümüyle ilgili dava sonuçlandı. Luzern Kantonu Mahkemesi, ameliyatı gerçekleştiren iki doktor ve bir doktor yardımcısını suçsuz buldu ve beraat ettirdi.
Olayın Detayları
Ali, doğumdan kısa süre sonra kalp rahatsızlığı ve düşük doğum kilosu ile dünyaya geldi. Uzmanlar, bebekte nadir görülen genetik bir hastalık olan Williams-Beuren Sendromu olasılığından şüphelendi. Ayrıca Ali’nin kasık fıtığı bulundu ve ameliyat kararı alındı.
Ameliyat sırasında anestezi komplikasyonları yaşandı. Bebekte ani kan basıncı düşüşü gözlemlendi ve iki kez yeniden canlandırma uygulandı; ancak Ali dolaşım yetmezliğinden hayatını kaybetti.
Mahkeme Süreci
Aile, ameliyatı gerçekleştiren doktorları ihmal ve tıbbi hata ile suçladı. Savcılık, operasyon risklerinin yeterince değerlendirilemediğini iddia etti.
Luzern Kantonu Mahkemesi ise doktorların herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek beraate hükmetti. Kararın gerekçesi yazılı olarak açıklanacak.
Savunma ve Uzman Görüşleri
Avukatlar, ameliyatın tıbbi açıdan gerekli olduğunu ve dolaşım çökmesinin kesin nedeninin net olmadığını savundu. Ayrıca doktorların, Ali’nin olası Williams-Beuren Sendromu’ndan haberdar olmadıkları vurgulandı.
Aile ve Savcılık İtiraz Etti
Ali’nin ailesi ve savcılık, karara itiraz başvurusunda bulundu. Mahkeme, kararı yazılı gerekçeyle açıklamak zorunda.
Not: Ali ismi değiştirilmiştir.
Gündem
Kilise mi, cami mi? Wittigkofen’de tartışmalar alevleniyor
Wittigkofen’de bir kilise satış kararı, mahallede sıcak tartışmalara yol açtı. İşte detaylar.
Cuma, 28.11.2025, 14:31
Bern’in doğusundaki Hochhaus-Siedlung Wittigkofen mahallesinde, eski bir kilise merkezi, yeni bir tartışmanın odağı oldu. Plan: Evangelik-reform kilise merkezi camiye dönüşecek. Kilise merkezini satmayı planlıyor ve alıcının Bern İslami Merkezi Vakfı olması öngörülüyor. Bu durumda mahalle sakinlerinin yıllardır buluşma noktası olan yer, aynı zamanda Müslümanlar için bir ibadet alanı haline gelecek. Ancak bu değişim herkesin hoşuna gitmiş değil.
Mahallede atmosfer nasıl?
Çoğu sakin temkinli bir tavır sergiliyor. Mikrofon karşısına geçip konuşmak isteyen çok az kişi var, ancak endişeler hissediliyor: “tanımadıkları kişilerin mahallede dolaşması”, mülk değerlerinin düşmesi ve kilise merkezinin tarafsız buluşma noktası olma özelliğinin kaybolması gibi kaygılar öne çıkıyor. Yedi yıldır mahallede yaşayan ve dindar bir Hristiyan olan Tobias Barth, bir açık mektup yayınladı: “Kilise herkesi bir araya getiren bir alan yarattı. Orada cami olursa bu özelliği kaybolur.”
İslami Merkez’in planları neler?
Vakfın hedefi, binayı 1.8 milyon İsviçre Frangı’na satın almak ve ibadet alanı oluşturmak. Reform kilisesi ise binada kiracı olarak kalacak ve ofisleri ile bazı odaları kullanmaya devam edebilecek. Bern’de doğup büyüyen İslami Merkez Başkanı Ali Osman, “Çevrede farklı geçmişlere sahip insanlar yaşıyor. Herkes hangi alanları kullanacağını kendisi seçebilir” diyor.
İslami Vakfın geçmişi ve profili
Bern İslami Merkezi, uzmanlar tarafından ılımlı ve açık görüşlü olarak değerlendiriliyor. Kanton Bern’in dini işler sorumlusu David Leutwiler, “1984’te kanton kilisesiyle ortak bir etkinlik düzenlediler; mahalleye barış getirmeyi amaçladılar” diyor. Vakıf, 40 yılı aşkın süredir Bern’in Länggass mahallesinde eski bir otoparkta faaliyet gösteriyordu. Kira sözleşmesinin sona ermesiyle, yeni mekan arayışları uzun sürdü ve birçok olumsuz yanıt alındı. Nihayet Wittigkofen’de uygun bir yer bulundu.
Kilise neden satıyor?
Diğer birçok yerde olduğu gibi, reform kilisesi de üye kaybı ve azalan gelirlerle mücadele ediyor. Bern Kilise Genel Meclisi Küçük Kilise Konseyi Başkanı Rudolf Beyeler, “Bu yüzden mülkü devretmek zorundayız. Alıcıyı titizlikle inceledik ve kantonun dini dairesinin görüşünü aldık. Olumsuz bir bilgiye rastlamadık” diyor.
Tepkiler: SVP ve Egerkinger Komitee
Plan, siyasi ve toplumsal çevrelerde de tartışma yaratıyor. SVP Bern temsilcisi Alexander Feuz, satışa karşı çıkıyor: “Bu, çok hassas bir emsal. Mahallenin yapısı değişecek, komşuluk düzeni zarar görecek” diyor. Feuz ayrıca finansmanın yurtdışından gelebilecek şüpheli kaynaklarla yapılabileceğini öne sürüyor ve şeffaflık eksikliğine dikkat çekiyor. Ona göre, binanın “tarafsız bir buluşma yeri” olarak kalması yerine “büyük bir cami” haline gelmesi bazı sakinler için rahatsızlık yaratabilir.
Egerkinger Komitee ise satışın “ülke genelinde artan bir eğilimin parçası” olduğunu savunuyor: Hristiyan kurumların geri çekilmesi ve yerine Müslüman kurumların kurulması toplumsal kimlik ve güvenlik açısından risk barındırıyor. Komite, ibadet yerlerinin finansman kaynaklarının açıklanmasını ve şeffaflığı talep ediyor. Ayrıca, bu tür dönüşümlerin mahallede toplumsal bölümün artması riskini de gündeme getiriyor.
Süreç nasıl ilerleyecek?
Cami planı henüz kesinleşmiş değil. Şu an sadece bir niyet mektubu imzalanmış durumda. Vakfın binayı satın alabilmesi için 1.8 milyon Frank’ı bağışlarla toplaması gerekiyor. Şimdiye kadar sadece 50 bin Frank toplanabildi. Wittigkofen’de konu yalnızca bir bina değil; mahalledeki değişime ne kadar yer açılabileceği tartışılıyor. Ali Osman, “Amacımız Wittigofen’de sosyal hayatı geliştirmek, kimseyi dışlamak değil” diyor.

temsili görsel
-
Gündem12 ay önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


