Gündem
İsviçre’de 6 Milyar Franklık Corona Kredisi Hâlâ Geri Ödenmedi
65 Bin Şirket Borcunu Kapatamadı – Federal Hükûmet 1,7 Milyar Franklık Zararı Göze Aldı
Yayınlanma: 20 Ekim 2025 – 23:00
Koronavirüs salgınının ilk günlerinde İsviçre’de devlet destekli acil kredi başvuruları olağanüstü hızla sonuçlandırılmış, başvurusunu tamamlayan şirketler yarım saat, en fazla bir saat içinde onay alarak paralarını hesaplarında görmüştü.
Bu hızlı destek mekanizması sayesinde on binlerce işletme kepenk kapatmaktan kurtuldu. Ancak aradan geçen beş yılın ardından tablo değişti: Binlerce işletme, o gün aldığı kredileri hâlâ geri ödeyemedi.
Federal Denetim Dairesi’nin (EFK) yeni yayımladığı rapora göre, 65 bin 15 şirket hâlâ 6 milyar franktan fazla borç taşıyor. Devletin 2020’de başlattığı pandemi destek programı kapsamında, toplamda 17 milyar franklık kredi dağıtılmıştı.
Pandeminin İlk Günlerinde Rekor Hızda Destek
2020 yılının mart ayında, dönemin Maliye Bakanı Ueli Maurer’in yönetiminde hazırlanan acil kredi planı, İsviçre’nin ekonomik tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir adım olmuştu.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler), yalnızca on dakika süren bir çevrim içi başvuruyla 500 bin franka kadar kredi alabiliyordu.
Bankalar bu süreçte 138 bin başvuruya onay verdi. Kredilerin tamamına federal hükûmet kefil oldu. Amaç, kapanan işletmelerin likidite krizine düşmesini engellemekti.
O dönem bürokrasinin neredeyse tamamen kaldırıldığı sistem, ekonomiyi kısa vadede ayakta tuttu. Ancak bugün gelinen noktada, o hızın bedeli ağır biçimde hissediliyor.
9,2 Milyar Geri Ödendi, 6 Milyar Hâlâ Bekleniyor
EFK verilerine göre, bugüne kadar kredilerin 9,2 milyar frankı geri ödendi.
2023 yılında kredilere faiz uygulanmaya başlanması, birçok işletmeyi borcunu erken kapatmaya yöneltti. Buna rağmen, 65 binden fazla işletme borcunu hâlâ ödeyemedi.
Hükûmet şimdiye kadar 1,3 milyar franklık krediye kefalet ödemesi yapmak zorunda kaldı. Bu, devletin doğrudan zarar hanesine yazıldı.
Bankalar Mart 2022’den itibaren geri ödeme çağrılarına başlamıştı. Kredilerin ortalama vadesi dört yıl, istisnai durumlarda ise altı yıl olarak belirlendi. Ancak pandeminin ardından artan maliyetler, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon baskısı birçok işletmenin nakit akışını bozdu.
EFK raporuna göre, geri ödeme süresi dolmasına rağmen ödenmeyen kredilerin tutarı 68 milyon frankı aştı. Uzmanlar, bu rakamın önümüzdeki iki yıl içinde daha da artabileceğini öngörüyor.
Devlet 1,7 Milyar Franklık Zarara Hazırlanıyor
Federal Maliye Bakanlığı, toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 10’unun tahsil edilemeyeceğini kabul ediyor.
Bu da yaklaşık 1,7 milyar franklık bir zararın bütçeye yansıyacağı anlamına geliyor.
Eski Bakan Ueli Maurer de görevdeyken benzer bir tahminde bulunmuştu. Hükûmet kaynakları, büyük bir resesyon yaşanmadığı sürece bu oranın “yönetilebilir” olduğunu savunuyor.
Bankalara, likidite sıkıntısı yaşayan işletmelere 6 ila 12 ay arasında ek süre tanıma yetkisi verildi. Ancak bu uygulama da yalnızca geçici bir çözüm olarak görülüyor.
17 Bin Dolandırıcılık Şüphesi, 4800 Suç Duyurusu
Pandemi döneminde hızla dağıtılan krediler, dolandırıcılık girişimlerine de kapı araladı.
EFK verilerine göre, 17 bin dolandırıcılık şüphesi dosyası açıldı.
Bu vakalardan 4800’ü hakkında şu ana kadar resmî suç duyurusu yapıldı.
Bazı işletmelerin gerçekte faaliyette olmadığı ya da mali durumunu yanlış beyan ettiği ortaya çıktı. Kantonal savcılıklar ve bankalar bu konuda ortak soruşturmalar yürütüyor.
Ekonomik Etkiler Devam Ediyor
Ekonomi uzmanlarına göre, Covid kredilerinin geri ödenmemesi yalnızca devlet bütçesini değil, bankacılık sisteminin likidite dengesini de etkiliyor.
Birçok KOBİ, özellikle konaklama, gastronomi ve perakende sektörlerinde hâlâ pandemi öncesi ciro seviyesine ulaşamadı.
Artan enerji fiyatları, yüksek kira giderleri ve personel maliyetleri, borç geri ödemelerini ikinci plana itti.
Buna karşın bankalar, kredilerden elde ettikleri faiz gelirleri sayesinde belirli bir kazanç sağladı. Bu durum, bazı sektör temsilcileri tarafından “krizden kâr elde etmek” olarak eleştiriliyor.
“Hızlı Yardımın Bedeli”
Ekonomistler, pandemi sürecinde uygulanan “hızlı yardım” modelinin kısa vadede etkili olduğunu ancak uzun vadede kontrol mekanizmalarının zayıflığı nedeniyle kalıcı mali riskler yarattığını belirtiyor.
Federal Denetim Dairesi ise gelecekte benzer krizlerde daha güçlü denetim sistemlerinin kurulması gerektiğini vurguluyor.
Bugün itibarıyla İsviçre ekonomisinin büyük kısmı toparlanmış olsa da, pandemi döneminde atılan mali adımların artçı etkileri hâlâ bütçe tablolarında hissediliyor.
Özetle:
İsviçre devleti, pandemide ekonomiyi kurtarmak için hızla 17 milyar frank dağıttı. Beş yıl sonra bu paranın 6 milyar frankı hâlâ geri dönmedi. 65 binden fazla işletme borç batağında, binlerce dosya ise dolandırıcılık şüphesiyle savcılıkta.
Kriz döneminde bir saat içinde onaylanan krediler, şimdi uzun vadeli bir mali yük olarak ülkenin omuzlarında.
Gündem
İsviçre’de Coop, metal parça riski nedeniyle maydanoz içeren bazı ürünleri geri çağırdı
İsviçre’nin önde gelen perakende zincirlerinden Coop, maydanoz içeren bazı ürünlerinde metal yabancı madde bulunma ihtimali nedeniyle geri çağırma kararı aldı.
Şirketten yapılan açıklamada, söz konusu ürünlerin tüketilmesinin potansiyel sağlık riski oluşturabileceği belirtilerek, tüketicilere ürünleri kullanmamaları çağrısında bulunuldu.
Geri çağırma kapsamına giren ürünler şöyle sıralandı:
- Betty Bossi doğranmış maydanoz (20 gram)
- Freshly Made Protein Salad (325 gram)
- Betty Bossi Salad Protein (325 gram)
- Sarımsaklı kelebek karides (ön paketli)
- Sarımsaklı kuyruklu karides (ön paketli)
- Fırınlık dana rosto (ön paketli)
- – Betty Bossi Petersilie gehackt 20 Gramm
- – Freshly Made Protein Salad 325 Gramm
- – Betty Bossi Salad Protein 325 Gramm
- – Crevetten Butterfly Knoblauch (vorverpackt)
- – Crevetten Knoblauch Tail on (vorverpackt)
- – Sonntagsbraten (vorverpackt)
Açıklamada, söz konusu ürünlerin 28 Ocak 2026 tarihinde Coop süpermarketleri, Coop to go şubeleri, Coop City mağazaları, Coop Pronto ve Jumbo satış noktalarında satışa sunulduğu bildirildi.
Riskin tespit edilmesinin ardından ürünlerin satıştan kaldırıldığı kaydedilen açıklamada, daha önce satın alınan ürünlerin mağazalara iade edilebileceği ve satış bedelinin tüketicilere geri ödeneceği ifade edildi.
Coop yetkilileri, tüketici güvenliğinin öncelik olduğunu vurgulayarak, geri çağırma sürecinin tedbir amacıyla başlatıldığını bildirdi.
Gündem
Crans-Montana’daki yangın faciası soruşturmasında ciddi hatalar zinciri
CENEVRE – İsviçre’nin Valais (Wallis) kantonuna bağlı Crans-Montana’daki ölümcül yangın faciasına ilişkin yürütülen soruşturmada, savcılık makamının yaptığı hataların art arda ortaya çıkması kamuoyunda tepkilere yol açtı.
Valais Başsavcısı Beatrice Pilloud yönetimindeki savcılığın, olayın aydınlatılması sürecinde birçok kritik ihmale imza attığı belirtiliyor. Crans-Montana Belediye Başkanı Nicolas Féraud’nun verdiği son röportajda dile getirdiği yeni ayrıntılar, soruşturmanın sağlıklı yürütülmediği yönündeki eleştirileri daha da güçlendirdi.
Yerel basında yer alan değerlendirmelere göre, soruşturmadaki başlıca sorunlar şu başlıklarda toplanıyor:
Belediye başkanı sorgulanmadı
Belediye Başkanı Féraud, olaydan haftalar sonra yaptığı açıklamada, savcılık tarafından bugüne kadar ifadesine başvurulmadığını söyledi. Oysa facianın yaşandığı barda yangın güvenliği kontrollerinin yeterince yapılıp yapılmadığı konusunda belediyenin sorumluluğu olabileceği ifade ediliyor.
Güvenlik kamerası kayıtları kayboldu
Yangının meydana geldiği “Le Constellation” adlı barın içi ve çevresindeki onlarca güvenlik kamerası görüntüsünün silindiği ortaya çıktı. Savcılığın bu kayıtları zamanında güvence altına almaması “ağır ihmal” olarak nitelendirildi.
Yetki ve tarafsızlık tartışması
Başsavcı Pilloud’un, olaydan sonra kanton ve belediye yetkilileriyle birlikte basın toplantılarına katılması ve yangın alanını belediye başkanıyla birlikte ziyaret etmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı bulundu. Uzmanlar, hem belediyenin hem de kantonun soruşturmanın muhtemel tarafları arasında olabileceğine dikkat çekiyor.
Bar sahibinin gözaltı süreci tartışmalı
Facianın yaşandığı barın sahibi Jacques Moretti, günlerce serbest kaldıktan sonra 9 Ocak’ta gözaltına alındı, ancak kısa süre sonra 200 bin İsviçre frangı kefaletle serbest bırakıldı. Eleştirmenler, bunun delillerin karartılması riskini artırdığını savunuyor.
Otopsi sürecinde karmaşa
Yangında hayatını kaybeden bazı kurbanlara hiç otopsi yapılmadığı, bazılarının ise geç otopsiye alındığı belirtildi. 17 yaşındaki Trystan Pidoux’nun cenazesinin, son anda otopsi kararı alınması nedeniyle ertelenmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Hukuki usul hataları
Savcılığın, mağdur ailelerin avukatlarının sorgulamalara katılmasını önce engellemeye çalıştığı, ardından da bazı mağdur yakınlarına, kanton yargı kurulunda görev yapan avukatları tavsiye ettiği bildirildi. Bu durum tarafsızlık konusunda soru işaretlerine yol açtı.
İletişim eleştirileri
Savcılık, olaydan kısa süre sonra basına bilgi vermeyi bırakacağını ve sadece yazılı açıklamalar yapacağını duyurdu. Uzmanlar, böylesine ciddi bir olayda şeffaf ve düzenli bilgilendirmenin hayati önemde olduğunu vurguluyor.
Olağanüstü savcı talebi reddedildi
Ulusal ve uluslararası baskılara rağmen, bağımsız bir “olağanüstü savcı” atanması talebinin kanton makamları tarafından reddedilmesi de eleştirilerin odağında. Bu durumun, soruşturmanın güvenilirliğine zarar verdiği ifade ediliyor.
Crans-Montana’daki yangın faciası, İsviçre’de son yılların en ağır olaylarından biri olarak kayıtlara geçmişti. Soruşturmada yaşanan aksaklıklar ise hem mağdur ailelerinin hem de kamuoyunun adalet sürecine olan güvenini zedelemiş durumda.
Gündem
İsviçre hükümeti SVP’nin “sınır güvenliği” girişimini reddetti
İsviçre Federal Hükümeti (Bundesrat), İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) sunduğu “İltica suistimaline son verilsin (Sınır güvenliği girişimi)” başlıklı halk oylaması girişimini reddettiğini açıkladı.
Hükümetten cuma günü yapılan yazılı açıklamada, söz konusu girişimin uygulanmasının zor olduğu ve ciddi olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
Federal Hükümet, girişimin kabul edilmesi halinde yüksek maliyetler ortaya çıkacağını, bunun hem federal yönetim hem de kantonlar ve özellikle sınır bölgeleri üzerinde ağır bir yük oluşturacağını vurguladı.
Açıklamada ayrıca, İsviçre’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü Schengen ve Dublin anlaşmalarının tehlikeye girebileceğine dikkat çekildi. Bu anlaşmaların sona ermesi durumunda, Avrupa içinde sığınmacıların ikinci kez başka ülkelere yönelmesi anlamına gelen “ikincil göçün” artabileceği, bunun da ülkenin iç güvenliğini zayıflatabileceği ifade edildi.
Federal Hükümet, girişimde yer alan taleplerin “aşırı ve radikal” nitelikte olduğunu belirterek, bu nedenle dolaylı bir karşı öneri ya da doğrudan bir alternatif tasarı hazırlamayı da düşünmediğini bildirdi.
SVP’nin girişimi, İsviçre sınırlarında daha sıkı kontroller yapılmasını ve iltica başvurularına ilişkin uygulamaların köklü biçimde değiştirilmesini öngörüyor. Ancak hükümet, mevcut uluslararası yükümlülükler ve güvenlik iş birliği mekanizmaları göz önünde bulundurulduğunda bu yaklaşımın ülke çıkarlarına hizmet etmeyeceği görüşünde.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


