İsviçre
Gizli Tutulan Rapor – EDA uzmanları: Filistin’in tanınması için koşullar karşılandı
Bir devlet toprağı, bir devlet halkı ve bir devlet otoritesi – İsviçre Dışişleri Bakanlığı’nın (EDA) uluslararası hukuk uzmanları, Federal Konsey’e Filistin’in İsviçre tarafından tanınması konusunda yeşil ışık verdi.
Yayın: 00.01 | Blick Fabian Eberhard
Federal Hükümet raporu gizledi – sonra yayımladı
İsviçre Federal Hükümeti, Filistin’in tanınmasına ilişkin bir raporu uzun süre kamuoyundan sakladı. Ancak Blick’in haberine göre, hükümet aniden geri adım atarak belgeyi yayımladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise farklı bir yol izledi: Diğer bazı devlet başkanlarıyla birlikte Filistin’i tanıdığını açıkladı. Bu sırada Gazze’de İsrail’in kara harekâtı sürerken yüz binlerce kişi bölgeden kaçtı.
EDA’nın geri dönüşü
Ignazio Cassis’in yönetimindeki Dışişleri Bakanlığı (EDA) ani bir politika değişikliğine gitti. Daha geçen hafta EDA, Blick’in araştırma talebini reddetmiş ve Filistin’in tanınmasına ilişkin iç raporu, Bilgi Edinme Yasası’na rağmen kamuoyundan gizlemişti. Bakanlık, raporun açıklanmasının İsviçre’nin uluslararası ilişkilerini “ciddi biçimde zedeleyebileceğini” ve Federal Konsey’in “özgür karar alma sürecini tehlikeye atabileceğini” savunmuştu.
Şimdi ise bu gerekçeler bir kenara bırakıldı. EDA, sürpriz bir adımla Blick’e belgeyi inceleme izni verdi ve böylece Kasım ayında Bilgi Koruma ve Şeffaflık Denetçisi (EDÖB) önünde yapılması planlanan arabuluculuk görüşmesinin de önüne geçti.
Raporun içeriği
Belgenin neden gizlendiği, incelendiğinde belirsiz görünüyor. Yaklaşık üç sayfalık raporda, EDA’nın Uluslararası Hukuk Dairesi uzmanları Filistin’in tanınma koşullarını değerlendiriyor. Sonuç:
- “Filistin’in ikili düzeyde tanınması uluslararası hukuk açısından mümkündür.”
- Ancak aynı zamanda bunun, “siyasi genel durumun değerlendirilmesine bağlı bir siyasi karar” olduğu da vurgulanıyor.
Son kararı Federal Konsey vermek zorunda. Hükümet prensipte iki devletli çözümü destekliyor. Ancak tanıma için kapsamlı bir barış anlaşmasını şart koşuyor. Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırısı ve İsrail’in ağır karşı harekâtı nedeniyle böyle bir barış şu an için uzak görünüyor.
“Toprak ve halk mevcut”
Uluslararası hukuk uzmanlarına göre tanıma için üç koşul gerekli: toprak, halk ve otorite.
- Toprak ve halk: Bu koşulların yerine getirildiği ifade ediliyor. Toprakların kısmen işgal veya farklı bölgelere dağılmış olması tanımaya engel değil.
- Devlet otoritesi: Daha sorunlu. Filistin Yönetimi yalnızca sınırlı alanlarda kontrol sahibi. Dış güvenlik, sınırlar, hava sahası ve ticaret büyük ölçüde İsrail’in elinde. Gazze’de ise fiilen Hamas hâkim durumda.
Rapor, otoritenin kısmen eksik olmasının özel bir durum olduğunu, ancak tanıma için hukuki engel teşkil etmediğini belirtiyor. Ayrıca, uluslararası toplumda Filistin devletinin kurulmasının “istenen” bir gelişme olduğuna dair geniş mutabakat bulunduğuna dikkat çekiliyor.
Uluslararası tablo
EDA’nın olumlu raporuna rağmen Federal Konsey temkinli davranıyor. Buna karşılık Fransa, İngiltere ve Kanada geçtiğimiz hafta Filistin’i tanıdı. Bugün 150’den fazla BM üyesi ülke Filistin’i devlet olarak kabul ediyor. İsrail ve ABD ise sert tepki gösteriyor.
BM Genel Kurulu’nda konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Artık Filistin halkına adalet zamanı” dedi. Macron, tanımanın esasen sembolik olduğunu ve Gazze’deki insani felakete karşı bir protesto niteliği taşıdığını ifade etti.
ABD etkisi
İsviçre’nin geri durmasının nedenlerinden biri de ABD ile yürütülen hassas gümrük müzakereleri olabilir. Filistin’in tanınması Washington’da tepkiye yol açabilir. Kanada bu tepkiyi doğrudan yaşadı: Eski ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social’daki paylaşımında öfkesini şu sözlerle dile getirdi:
“Vay! Kanada Filistin’in devletliğini tanıdığını açıkladı. Bu, onlarla ticaret anlaşması yapmamızı çok zorlaştıracak.”
İsviçre’de baskı artıyor
İçeride de hükümete yönelik baskılar büyüyor. Federal Hükümet ve kantonlar, Gazze’den yaralı çocukların kabulünü değerlendiriyor. İlk etapta 20 çocuğun aileleriyle birlikte İsviçre’ye getirilmesi planlanıyor. Daha önce İngiltere ve İtalya da benzer adımlar atmıştı.
👉 Sonuç: EDA uzmanlarına göre Filistin’in tanınması hukuken mümkün. Ancak Federal Konsey, siyasi dengeler ve süren çatışmalar nedeniyle bekleme politikasını sürdürüyor.
Gündem
Aldi Suisse, İsviçre’de birçok mağazasını kapatma kararı aldı
İsviçre’de faaliyet gösteren indirim marketi Aldi Suisse, 2026 yılı içinde ülke genelinde birçok mağazasını kapatacağını duyurdu. Kapatılacak mağazalar arasında, Zürih’in en işlek noktalarından Bahnhofstrasse’ye yakın konumda bulunan “vitrin mağaza” da yer alıyor.
Aldi Suisse’den yapılan açıklamada, şirketin İsviçre genelinde bazı şubelerini faaliyet dışı bırakacağı belirtilirken, Zürih’te merkezi bir konumda bulunan mağazanın ilkbahar aylarında kapatılacağı doğrulandı. Söz konusu mağaza yaklaşık beş yıl önce hizmete açılmıştı.
Şirketten edinilen bilgilere göre, 31 Ocak itibarıyla Bern’de Kornhausplatz, Baden’de Bahnhofstrasse ve Wallisellen’deki Glatt Alışveriş Merkezi’nde bulunan Aldi şubeleri kapatılacak. Ayrıca Bern kantonundaki Wabern şubesinin de ilkbaharda faaliyetlerine son vermesi planlanıyor.
Aldi Suisse, mağaza kapatma kararlarının maliyetleri düşürme ve verimliliği artırma hedefiyle alındığını belirtti. Şirket sözcüsü, “Uygun fiyatlı perakende modeliyle faaliyet gösteren bir zincir olarak her zaman verimli süreçlere ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına odaklanıyoruz. Bu doğrultuda mağaza ağımızı, şirket yapımıza uygun ve daha verimli lokasyonlara göre yeniden düzenliyoruz” açıklamasında bulundu.
Açıklamada, Aldi Suisse’nin İsviçre’deki mağaza ağını sadeleştirmeyi hedeflediği, şirketle örtüşmeyen lokasyonlarda ise gerekli adımların atıldığı vurgulandı. Almanya’daki Aldi Süd’te yaşanan personel azaltımının İsviçre’deki mağaza kapatmalarıyla bağlantılı olmadığı da özellikle belirtildi.
Şirketin İsviçre genelinde Şubat ayı itibarıyla 244 mağazası bulunacağı, orta vadede ise bu sayının 260’a çıkarılmasının hedeflendiği kaydedildi. Aldi Suisse, mağaza kapatmalarına rağmen İsviçre pazarındaki büyüme hedeflerinden vazgeçilmediğini bildirdi.
Yetkililer, kapatma kararlarının istihdam ve faaliyet planları üzerinde sınırlı etki yaratacağını, yeni mağaza ve personel alımlarına yönelik planların ise devam ettiğini ifade etti.
Gündem
SRF, Asyl haberindeki hata nedeniyle özür diledi
İsviçre Radyo ve Televizyonu (SRF), “Tagesschau” bülteninde geri giden asyl ve net göç rakamlarının sunumunda yapılan hata nedeniyle özür dilediğini açıkladı.
SRF’nin pazartesi akşamı yayımlanan “Tagesschau” ana haber bülteninde, Federal hükümet tarafından açıklanan net göç ve asyl başvurularına ilişkin veriler ekrana taşındı. Ancak yayında, düşüş gösteren rakamların ülkeye yapılan toplam göçle ilişkilendirilmeden aktarılması, siyasi tartışmaya yol açtı.
İsviçre Halk Partisi (SVP), söz konusu yayının ardından SRF’yi “manipülatif haber yapmakla” suçladı. Parti tarafından yapılan açıklamada, asyl başvurularındaki düşüşün gerçeği yansıtmadığı, rakamların bağlamından koparılarak sunulduğu öne sürüldü. SVP, bu durumu yaklaşan SRG yarı yarıya küçültme girişimi oylaması öncesinde kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir tutum olarak nitelendirdi.
Eleştirilerin ardından SRF’den açıklama geldi. Medya kuruluşu, SVP’nin sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, 26 Ocak tarihli “Tagesschau” yayınında bir gazetecilik hatası yapıldığını kabul etti. Açıklamada, yurt dışına çıkan kişi sayısının, ülkeye gelenlerle yeterince ilişkilendirilmediği için izleyicilerde yanlış bir algı oluşabileceği belirtildi.
SRF, “Bu hatadan dolayı üzüntü duyuyor ve özür diliyoruz.” ifadesini kullandı. Ayrıca, çarşamba günü yayımlanan ana haber bülteninde söz konusu verilerin daha doğru bir çerçevede yeniden ele alındığı ve gerekli düzeltmenin yapıldığı bildirildi.
Medya kuruluşu, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmenin temel ilkeleri olduğunu vurgulayarak, editoryal süreçlerin bu tür hataların tekrarlanmaması için gözden geçirileceğini kaydetti.
Gündem
Akıllı telefonlar kadın sığınma evlerindeki mağdurlar için risk oluşturabiliyor
İsviçre’de şiddetten korunmak amacıyla kadın sığınma evlerine başvuran mağdurlar için akıllı telefonların ciddi bir güvenlik riski oluşturabildiği, bazı kadınların konum verileri üzerinden takip edilerek yeniden tehlike altına girdiği bildirildi.
Adresleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan kadın sığınma evlerinde kalan kişilerin, akıllı telefonlarındaki konum verileri nedeniyle izlenebildiğine dikkati çeken St. Gallen Kadın Sığınma Evi ve Semkyi geçiş konutlarının yöneticisi Silvia Vetsch, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.
Vetsch, İsviçre’de birden fazla vakada, kadın sığınma evlerinde kalan mağdurların akıllı telefonlarındaki veriler üzerinden takip edilebildiğini belirterek, “Konum bilgileri ortaya çıktığında, failin veya mağdur için tehdit oluşturan kişinin aniden sığınma evinin önünde belirmesi mümkün olabiliyor.” dedi.
Böyle bir durumda derhal polisin bilgilendirildiğini ifade eden Vetsch, güvenlik riski nedeniyle kadınların ve çocukların başka bir sığınma evine nakledilmek zorunda kalındığını aktardı. Bunun mağdurlar için ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurgulayan Vetsch, zaten hayatlarının önemli bir bölümünü geride bırakan kadınların yeniden yer değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti.
Öte yandan sığınma evlerinin bir “hapishane” olmaması gerektiğine de işaret eden Vetsch, kadınların ve çocukların mümkün olduğunca özgür hareket edebilmesinin önemine dikkati çekti.
St. Gallen Kadın Sığınma Evi’nde bu risklere karşı çeşitli önlemler alındığı bildirildi. Buna göre, sığınma evine kabul edilmeden önce kadınların cep telefonları kontrol ediliyor ve ilk telefon görüşmesinde dahi cihazların kapatılması tavsiye ediliyor. Ayrıca konum paylaşımı, uygulama izinleri ve hareket takibine yol açabilecek tüm özelliklerin devre dışı bırakılması öneriliyor.
Uzmanlar, iz bırakmamak için internetin gizli modda kullanılmasını, çerezlerin ve arama geçmişinin düzenli olarak silinmesini tavsiye ediyor. Aksi halde, kötü niyetli kişilerin mağdurların hangi kadın sığınma evini aradığını dahi tespit edebileceği uyarısında bulunuluyor.
Yetkililer, dijital güvenliğin, şiddetten korunma sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, kadınların ve çocukların güvenliği için teknoloji kullanımında daha fazla bilinçlenilmesi gerektiğini ifade ediyor.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


