Sosyal Medya

Gündem

GELİYORUM DİYEN ÖLÜM VE YAŞANAN KORKUNÇ SON: BÜLAH’TA BİR KADININ DAHA YAŞAMI SONLANDI

yazar

Yayınlayan

on

Eşlerinden ayrılan veya ayrılmak isteyen birçok kadın, defalarca tehdit ve saldırıya maruz kaldığı halde yardım çağrıları çoğu zaman duyulmuyor ya da yeterince ciddiye alınmıyor. Bu satırları yazarken dünyanın bir başka köşesinde, benzer bir cinayetle bir kadının daha yaşamına son verildiğini düşünmek içimizi acıtıyor. Türkiye’de her gün tanık olduğumuz bu trajedilerin, İsviçre gibi güvenli kabul edilen bir ülkede de yaşanıyor olması, bu sorunun ne kadar küresel, ciddi ve acil olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Mahkemelerce verilen kadına yaklaşma yasakları, kadının güvenliğini sağlamak amacıyla alınmış olsa da, bu yasakların yeterince caydırıcı olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Zanlılar, çoğu zaman yasağı göz ardı ederek, kurbanların kapısına dayanmakta ya da onları çeşitli bahanelerle tuzağa çekmektedir.

CİNAYETİN KORKUTUCU GÖLGESİ

Bülach’ta meydana gelen kadın cinayeti, ayrılmak isteyen ya da ayrılan kadınların karşı karşıya kaldığı tehlikenin boyutlarını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Olayda, eşini öldürüp kaçan Afgan uyruklu bir zanlı, kadına yönelik mahkemenin verdiği yaklaşma yasağına rağmen kurbanını tuzağa düşürmek için her türlü yolu denemiştir. Çoğunlukla çocukları ya da eski ilişkilerdeki bağları bahane eden sanıklar, yasaları çiğneyip kurbanlarına ulaşmakta ve korkunç planlarını hayata geçirmektedir.

YASAKLAR VE YETERSİZ UYGULAMA

Bülach’taki olay, yasaların kadını koruma konusunda ne derece yetersiz kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Zanlı, hakkında verilen uzaklaştırma kararına rağmen, eski eşine saldırmayı başarmıştır. Bu olay, yasakların çoğu zaman sanıkları durdurmaya yetmediğini ve daha kapsamlı, etkin önlemlerin alınması gerektiğini acı bir şekilde ortaya koymaktadır.

POLİSİN İHMALİ VE SOSYAL GÜVENLİK

Zanlının geçmişte polise yansıyan olaylar yaşadığı öğrenildi. Buna rağmen, güvenlik güçlerinin mahkeme kararlarını yeterince ciddiye almamaları bu trajedinin yaşanmasına zemin hazırladı. Bülach’ta işlenen cinayet, şiddet mağdurlarının sesinin ne kadar az duyulduğunu ve alınan tedbirlerin ne kadar etkisiz olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kadınlar, tehdit altındayken toplum ve güvenlik güçleri tarafından yeterince korunmuyor.

AİLE İÇİ ŞİDDETİN KARANLIK YÜZÜ

Bu tür olaylar, sadece bir kadın cinayeti değil, aynı zamanda derin bir aile travması yaratmaktadır. Bülach’ta hayatını kaybeden 29 yaşındaki kurban, çocuk sahibi bir anneydi. Eşinin, çocuklarının gözü önünde ona kıyması, şiddetin ve çaresizliğin ne kadar büyük boyutlara ulaştığını gösteriyor. Kadına yönelik şiddetin artışı, toplumun her kesiminde yankı buluyor ve daha ciddi çözümlerin bir an önce hayata geçirilmesini zorunlu hale getiriyor.

YARDIM ÇIĞLIKLARINA KULAK VERİN

Kadınların yardım çağrıları ciddiye alınmalı, gerekli önlemler derhal hayata geçirilmelidir. Kadına yönelik şiddet, yalnızca bir suç değil, aynı zamanda toplumsal bir yara ve sorundur. Hukuk sistemi ve toplum, bu konuda daha duyarlı ve etkin bir tavır almalıdır. Kadınların yaşadığı tehditler karşısında sessiz kalmak, yalnızca bir kadının değil, tüm toplumun geleceğini karartmaktadır.

#İsviçre #Bülach #KadınCinayet #Afgan #Asyl #Suisse #Svizzera #Suisse #Svizra #Schwiiz #Switzerland #Haber


Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Aldi Suisse, İsviçre’de birçok mağazasını kapatma kararı aldı

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de faaliyet gösteren indirim marketi Aldi Suisse, 2026 yılı içinde ülke genelinde birçok mağazasını kapatacağını duyurdu. Kapatılacak mağazalar arasında, Zürih’in en işlek noktalarından Bahnhofstrasse’ye yakın konumda bulunan “vitrin mağaza” da yer alıyor.

Aldi Suisse’den yapılan açıklamada, şirketin İsviçre genelinde bazı şubelerini faaliyet dışı bırakacağı belirtilirken, Zürih’te merkezi bir konumda bulunan mağazanın ilkbahar aylarında kapatılacağı doğrulandı. Söz konusu mağaza yaklaşık beş yıl önce hizmete açılmıştı.

Şirketten edinilen bilgilere göre, 31 Ocak itibarıyla Bern’de Kornhausplatz, Baden’de Bahnhofstrasse ve Wallisellen’deki Glatt Alışveriş Merkezi’nde bulunan Aldi şubeleri kapatılacak. Ayrıca Bern kantonundaki Wabern şubesinin de ilkbaharda faaliyetlerine son vermesi planlanıyor.

Aldi Suisse, mağaza kapatma kararlarının maliyetleri düşürme ve verimliliği artırma hedefiyle alındığını belirtti. Şirket sözcüsü, “Uygun fiyatlı perakende modeliyle faaliyet gösteren bir zincir olarak her zaman verimli süreçlere ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına odaklanıyoruz. Bu doğrultuda mağaza ağımızı, şirket yapımıza uygun ve daha verimli lokasyonlara göre yeniden düzenliyoruz” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, Aldi Suisse’nin İsviçre’deki mağaza ağını sadeleştirmeyi hedeflediği, şirketle örtüşmeyen lokasyonlarda ise gerekli adımların atıldığı vurgulandı. Almanya’daki Aldi Süd’te yaşanan personel azaltımının İsviçre’deki mağaza kapatmalarıyla bağlantılı olmadığı da özellikle belirtildi.

Şirketin İsviçre genelinde Şubat ayı itibarıyla 244 mağazası bulunacağı, orta vadede ise bu sayının 260’a çıkarılmasının hedeflendiği kaydedildi. Aldi Suisse, mağaza kapatmalarına rağmen İsviçre pazarındaki büyüme hedeflerinden vazgeçilmediğini bildirdi.

Yetkililer, kapatma kararlarının istihdam ve faaliyet planları üzerinde sınırlı etki yaratacağını, yeni mağaza ve personel alımlarına yönelik planların ise devam ettiğini ifade etti.

Haberin Devamını Oku

Gündem

SRF, Asyl haberindeki hata nedeniyle özür diledi

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre Radyo ve Televizyonu (SRF), “Tagesschau” bülteninde geri giden asyl ve net göç rakamlarının sunumunda yapılan hata nedeniyle özür dilediğini açıkladı.

SRF’nin pazartesi akşamı yayımlanan “Tagesschau” ana haber bülteninde, Federal hükümet tarafından açıklanan net göç ve asyl başvurularına ilişkin veriler ekrana taşındı. Ancak yayında, düşüş gösteren rakamların ülkeye yapılan toplam göçle ilişkilendirilmeden aktarılması, siyasi tartışmaya yol açtı.

İsviçre Halk Partisi (SVP), söz konusu yayının ardından SRF’yi “manipülatif haber yapmakla” suçladı. Parti tarafından yapılan açıklamada, asyl başvurularındaki düşüşün gerçeği yansıtmadığı, rakamların bağlamından koparılarak sunulduğu öne sürüldü. SVP, bu durumu yaklaşan SRG yarı yarıya küçültme girişimi oylaması öncesinde kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir tutum olarak nitelendirdi.

Eleştirilerin ardından SRF’den açıklama geldi. Medya kuruluşu, SVP’nin sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, 26 Ocak tarihli “Tagesschau” yayınında bir gazetecilik hatası yapıldığını kabul etti. Açıklamada, yurt dışına çıkan kişi sayısının, ülkeye gelenlerle yeterince ilişkilendirilmediği için izleyicilerde yanlış bir algı oluşabileceği belirtildi.

SRF, “Bu hatadan dolayı üzüntü duyuyor ve özür diliyoruz.” ifadesini kullandı. Ayrıca, çarşamba günü yayımlanan ana haber bülteninde söz konusu verilerin daha doğru bir çerçevede yeniden ele alındığı ve gerekli düzeltmenin yapıldığı bildirildi.

Medya kuruluşu, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmenin temel ilkeleri olduğunu vurgulayarak, editoryal süreçlerin bu tür hataların tekrarlanmaması için gözden geçirileceğini kaydetti.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Akıllı telefonlar kadın sığınma evlerindeki mağdurlar için risk oluşturabiliyor

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de şiddetten korunmak amacıyla kadın sığınma evlerine başvuran mağdurlar için akıllı telefonların ciddi bir güvenlik riski oluşturabildiği, bazı kadınların konum verileri üzerinden takip edilerek yeniden tehlike altına girdiği bildirildi.

Adresleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan kadın sığınma evlerinde kalan kişilerin, akıllı telefonlarındaki konum verileri nedeniyle izlenebildiğine dikkati çeken St. Gallen Kadın Sığınma Evi ve Semkyi geçiş konutlarının yöneticisi Silvia Vetsch, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.

Vetsch, İsviçre’de birden fazla vakada, kadın sığınma evlerinde kalan mağdurların akıllı telefonlarındaki veriler üzerinden takip edilebildiğini belirterek, “Konum bilgileri ortaya çıktığında, failin veya mağdur için tehdit oluşturan kişinin aniden sığınma evinin önünde belirmesi mümkün olabiliyor.” dedi.

Böyle bir durumda derhal polisin bilgilendirildiğini ifade eden Vetsch, güvenlik riski nedeniyle kadınların ve çocukların başka bir sığınma evine nakledilmek zorunda kalındığını aktardı. Bunun mağdurlar için ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurgulayan Vetsch, zaten hayatlarının önemli bir bölümünü geride bırakan kadınların yeniden yer değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti.

Öte yandan sığınma evlerinin bir “hapishane” olmaması gerektiğine de işaret eden Vetsch, kadınların ve çocukların mümkün olduğunca özgür hareket edebilmesinin önemine dikkati çekti.

St. Gallen Kadın Sığınma Evi’nde bu risklere karşı çeşitli önlemler alındığı bildirildi. Buna göre, sığınma evine kabul edilmeden önce kadınların cep telefonları kontrol ediliyor ve ilk telefon görüşmesinde dahi cihazların kapatılması tavsiye ediliyor. Ayrıca konum paylaşımı, uygulama izinleri ve hareket takibine yol açabilecek tüm özelliklerin devre dışı bırakılması öneriliyor.

Uzmanlar, iz bırakmamak için internetin gizli modda kullanılmasını, çerezlerin ve arama geçmişinin düzenli olarak silinmesini tavsiye ediyor. Aksi halde, kötü niyetli kişilerin mağdurların hangi kadın sığınma evini aradığını dahi tespit edebileceği uyarısında bulunuluyor.

Yetkililer, dijital güvenliğin, şiddetten korunma sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, kadınların ve çocukların güvenliği için teknoloji kullanımında daha fazla bilinçlenilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler