Connect with us

Gündem

Evde Alkol Nedeniyle Ehliyet Kaybı – Polisin Yetkileri ve Sınırları

yazar

Published

on

STRASSENVERKEHRSGESETZ – Trafik Kuralları

Evde Alkol Nedeniyle Ehliyet Kaybı – Polisin Yetkileri ve Sınırları

Cemil Baysal – Thurgau’dan bir kişi, evde alkol tükettiği gerekçesiyle ehliyetini kaybetti. Haberin detayları Link

Ehliyetinin evde yapılan test sonrası alınmasına ‚tedbir, „ihtiyati tedbir“ olarak adlandırılıyor. Bir trafik hukuku uzmanı, bu durumun yasal boyutunu açıklıyor. Arkadaşlarla keyifli bir akşam, içki içilen bir ortamda, ertesi gün herkesin ehliyeti geri alınabilir mi? Thurgau Kantonu Arbon’dan 38 yaşındaki bir Türkiye kökenli kişi için bu üzücü durum gerçek oldu. Kendisiyle yapılan röportajda, bir arkadaşıyla evinde alkol tükettiğini ve komşusunun gürültü nedeniyle polisi aradığını anlatıyor. Polis, alkol testi yaptı ve 38 yaşındaki adamın ehliyetini geri aldı.

Bu olayın ardından kişi, avukatı için 3000 Frank, itiraz için 1000 Frank ve sağlık değerlendirmesi için ekstra 1500 Frank olmak üzere toplamda 4000 Frank harcamış.

Peki, polis bunu yapabilir miydi?

Ve bundan sonra evde içki içenler ehliyeti için endişelenmeli mi?

İhtiyati Tedbir Amaçlı Ehliyetine El Konulma

Almanca Prävention yani Koruma amaçlı ya da ihtiyati tedbir. Bu durum birçok kişi için anlamsız gelebilir, ancak bu, St. Galler Trafik Dairesi’nin web sitesinde Prävention „İhtiyati Tedbir“ olarak tanımlanıyor. „Prävention“, Almanca kökenli bir terim olup, Türkçe’de „önleme“ veya „korunma“ olarak söylenilebilir. Bu terim, genellikle olumsuz durumların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla alınan önlemleri ifade eder.

Örneğin, sağlık alanında „prävention“ terimi, hastalıkların önlenmesi amacıyla alınan tedbirleri kapsar. Bu, aşılar, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz gibi önleyici sağlık önlemlerini içerebilir. Aynı zamanda, kriminalite veya güvenlikle ilgili bağlamda da kullanılabilir. Bir toplumda suç oranlarını düşürmeye yönelik önleyici stratejiler ve güvenlik tedbirleri de „prävention“ kapsamına girebilir.

Bu tedbir, „araç sürücüsü olarak uygun olmayan kişilerden tüm trafik katılımcılarını korumak“ amacıyla alınıyor.

Trafikte olmasa bile ehliyetine el konulabilir

Trafik Daireleri – Strassenverkehrsämter Birliği Sözcüsü Monica di Mattia’ya göre, polis, alkol bağımlılığı veya önümüzdeki dönemde sarhoş bir şekilde araç kullanma ihtimali şüphesi varsa ehliyeti el koyabilir alabilir. Yani, kişi direksiyon başında olmasa bile, polis kişinin gelecekte sarhoş bir şekilde araç kullanabileceğine inanıyorsa, ehliyeti belirsiz bir süre için el koyabilir geri alabilir.

Hukuki Olarak Uygun mu?

Matthias Fricker’a göre, bu tedbir hukuki olarak uygun ve spesifik bir kural ihlali olmadan da ehliyete el konulabilir. Fricker, „Burada alkol bağımlılığı olup olmadığı sorusu ortaya çıkıyor. Birisi evde aşırı içki içiyorsa, bu bir belirti olabilir“ diyor. Ancak alkol testi, trafik dışında polisin bir savcılık tarafından izni emri olmadan kişi tarafından reddedilebilir. Alkol testini direksiyuon başında olunmayan durumlarda reddedilmesi durumunda herhangi bir ceza sözkonusu değil.

İhtiyati Tedbir Durumunda Nasıl İlerlenir?

Muhtemel bir bağımlılık belirtisine dair ipuçları olduğunda, polis ilgili trafik dairesini bilgilendirir. Bu, „idari tedbir prosedürü“ başlatılarak yapılır. Ehliyet önce tedbir amaçlı olarak geri alınır ve trafik hukuku uzmanına göre, „bir trafik tıp incelemesinden sonra kesin bir tedbir veya alkol abstinesini takiben bir yeniden verme gerçekleşir.“ Ancak bu süreç birkaç bin Frank’a mal olabilir.

Ehliyetin Geri Alınma Süresi Ne Kadar?

Fricker’a göre, ihtiyati tedbir bir trafik doktoru sürüş yeteneğini yeniden onaylayana veya geri çekme hukuki olarak başarılı bir şekilde itiraz edilene kadar devam eder. „Eğer tekrar şüpheler ortaya çıkarsa, ehliyet tekrar belirsiz bir süre için geri alınır.“

Buna Karşı Nasıl Savunabiliriz?

Hukukçu Fricker’a göre, ehliyetin geri alınması veya diğer trafik dairesi tedbirleri bir hukuki başvuru ile itiraz edilebilir, örneğin bir karara karşı itiraz yoluyla. „Bu konuda belgelenmiş olan kişinin sürüş yeteneğine dair şüphelerin kanıtlanıp kanıtlanamadığı önemlidir.“ Ancak hukuki engeller yüksektir, çünkü tereddüt durumunda yetkili makamlar ve  otoriteler, trafik güvenliği lehine, yani bir geri çekme lehine karar vereceklerdir.

SVP- Milletvekili IMARK ÇILDIRDI VE KANUNU DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR

„İhtiyati TEDBİR“: „ŞOK OLDUM“

Evde alkol tüketimi nedeniyle bir 38 yaşındaki kişinin ehliyetinin, direksiyon başında olmadan ehliyetin alınma durumu, SVP Ulusal Konsey Üyesi Imark’ı öfkelendirdi ve kanunu değiştirmek istiyor.

Evde alkol tüketmek ve bu nedenle ehliyetin geri alınması?

Bu, Thurgau kantonundaki 38 yaşındaki bir kişinin başına geldi. Evde doğum günü partisi yapıyordu, bir gürültü şikayeti nedeniyle polis geldi ve alkol testi yaptı. 2.2 promil değeri nedeniyle ehliyeti alındı.

Bu Kanunun Temeli Nedir?

Bu durumun temeli, ehliyetin tedbir amaçlı yetki ve yasadır. Bu yasa, otoritelerin sağlık sorunları, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı veya önceki trafik suçları nedeniyle bir kişinin bir tehlike oluşturduğunu düşündüğünde ehliyeti önleyici olarak geri çekebileceğini belirtir. 38 yaşındaki Thurgauer’ın durumu, bu yasa hakkında yapılan tartışmaları yeniden alevlendirdi.

„Bu Son Derece Keyfi“

Ehliyetin, trafikte herhangi bir ihlal olmaksızın geri alınabileceği bir durum, görünüşe göre tüm milletvekillerince bile bilinmiyordu:

SVP Ulusal Konsey Üyesi Christian Imark, „Durum beni şoke etti,“ diyor. „Eğer trafikte herhangi bir ihlal olmaksızın makamların sürüş belgelerine el koyması geri alması mümkün değil. Bu son derece keyfi.“

Bu konuda benzer bir görüşü olan SP Ulusal Konsey Üyesi Min Li Marti: „Bu durumu tam olarak bilmeden, bu müdahalenin müdahaleci bir müdahale olduğunu söyleyebilirim. Birisinin arabayla direksiyon başında veya başka bir şekilde hareket etmiyor olmasına rağmen alkol testinin yapılmasının bir nedeni yok gibi görünüyor ve açıkça karşı koymamış veya başka türlü bir kötü davranışta bulunmamış ihlal etmemiş gibi görünüyor. Belirgin bir tehlike olmadan alınan önleyici polis önlemlerini zaten eleştirel buluyorum.“

„Ulaşım Güvenliğini Sağlamak İçin Gerekli“

Ancak, yeşillerin Ulusal Konsey Üyesi Marionna Schlatter, düzenlemeyi önemli bir güvenlik önlemi olarak görüyor: „Bu, bir somut şüphe olduğunda gerçekleştirilen önleyici bir ehliyetin geri çekilme uygulaması. Bu, ulaşımdaki güvenliği sağlamak için önemlidir. Bir kişinin kanında 2.2 promil varsa, bu, kişinin bir problemi olduğu ve trafikte bir tehlike oluşturduğu bir işarettir.“

„Kanun Hemen Değiştirilmelidir“

Christian Imark hemen hareket etmek istiyor: „Kanun derhal değiştirilmelidir. Kesinlikle bir tasarı sunacağım.“

Ona, Ulaştırma ve Telekomünikasyon Komitesi Başkanı olan Ulusal Konsey Üyesi Philipp Kutter destek veriyor: „Bunu Ulusal Konsey Ulaştırma Komitesi’nde bir konu olarak ele almayı düşünebilirim. Özellikle polisin masumiyet karinesini her zaman nasıl koruyacağı beni özellikle ilgilendirecek. Polisin niyet okumasına göre böyle bir yasa uygulanamaz. Ayrıca, polisin birinin alkol sorunu olduğu konusundaki şüpheli olarak değerlendirmesini ne dayanarak, hangi temel kritere göre yapabileceği ve ehliyete el koyabileceğini anlamak ve temel bir düzenlemenin olması önemli.“

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir

yazar

Published

on

By

İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.

Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.

Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?

Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.

Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:

  1. İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
  2. Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
  3. İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
  4. En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.

Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?

Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.

Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.

Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.

İsviçre bugün tarafsız değil mi?

Evet, tarafsız.

Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.

Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.

Asıl soru şu:

Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?

Girişimi savunanlar ne diyor?

Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.

Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.

Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.

Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?

Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.

Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.

Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.

Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?

Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.

Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.

Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.

İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?

Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.

“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.

Arabuluculuk konusu

Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.

Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.

Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.

27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?

Sandıkta sorulacak temel soru:

“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?

EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.

HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.

Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.

İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası

Continue Reading

Avrupa

Almanya’da Akılalmaz Sahte Ev Satışı: Biri Ev Sahibi, Diğeri Noter Gibi Davrandı

yazar

Published

on

By

🏠 Ne oldu? Stahnsdorf’ta bir müstakil evin satışını gerçekleştirdiklerini öne süren iki şüpheli, alıcılardan yüksek miktarda nakit kapora aldı.

🎭 Nasıl kandırdılar? Erkek şüphelinin kendisini evin sahibi, kadın şüphelinin ise noter olarak tanıttığı ve Berlin’deki bir ofiste sahte satış sözleşmesi düzenlediği bildirildi.

💶 Ne kadar para alındı? Brandenburg Polisi kesin rakam açıklamadı; yalnızca “yüksek miktarda nakit para” ifadesini kullandı.

🚨 Polis ne istiyor? Robot resimleri yayımlanan iki şüphelinin kimliğinin ve bulunduğu yerin belirlenmesi için halktan yardım bekleniyor.

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Stahnsdorf’ta sahte bir ev satışıyla alıcıları dolandırdıkları şüphesiyle bir erkek ve bir kadın aranıyor. Olayın 7 Haziran ile 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştiği, robot resimli arama duyurusunun ise 12 Ağustos 2026’da yayımlandığı bildirildi.

Brandenburg Polisinin açıklamasına göre kimliği henüz belirlenemeyen erkek şüpheli, Haziran 2025’te müstakil ev satın almak isteyen kişilerle iletişime geçti. Kendisini taşınmazın ve arsanın sahibi olarak tanıtan şüpheli, alıcılarla evde buluşarak mülkü gezdirdi ve evi satmak istediği izlenimini verdi.

Tarafların kapora konusunda anlaşmasının ardından Berlin’deki bir ofiste sözde noter randevusu gerçekleştirildi. Burada noter gibi davrandığı öne sürülen kadın şüpheli, taşınmazın satışına ilişkin bir sözleşme hazırladı. Mağdurlar, işlemlerin gerçek olduğuna inanarak süreci sürdürdü.

Daha sonra Berlin Havalimanı yakınlarındaki halka açık bir yerde, yüksek miktarda nakit para kapora olarak teslim edildi. Parayı alan erkek şüpheli olay yerinden ayrıldı ve mağdurlarla tüm iletişimini kesti. Polis, dolandırılan paranın kesin miktarını açıklamadı.

Sonradan yapılan incelemelerde, Berlin’deki ofiste noter gibi davranan kadının gerçek bir noter olmadığı belirlendi. Polise göre kadın, erkek şüpheliyle birlikte hareket ederek mağdurlara taşınmaz için gerçeğe aykırı bir satış sözleşmesi hazırladı.

Potsdam Kriminal Polisi, iki şüphelinin robot resimlerini yayımlayarak kamuoyuna çağrıda bulundu. Şüphelileri tanıyan veya kimlikleri ve bulundukları yer hakkında bilgi sahibi olanların 45/26 numaralı arama dosyasını belirterek 0331 5508-0 numaralı telefondan Potsdam Polis Müfettişliğine ya da herhangi bir polis merkezine başvurması istendi.

Kaynak: Brandenburg Polisi

Continue Reading

Avrupa

KONSOLOSLUK YOLUYLA BAŞVURU VE 6 AYLIK SÜRE: Yurt Dışı Sakinleri Çerçeve Yasa’dan Nasıl Yararlanacak?

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal

http://instagram.com/cemil_baysal

ANKARA — Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan „Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun“ (Çerçeve Yasa), yurt dışında yaşayan ve Türkiye’de hakkında örgüt bağlantılı suçlamalar nedeniyle dosyası bulunan vatandaşlar için en kritik bürokratik aşama olan „Başvuru Usulü ve Süresi“ konusunu 9. maddesiyle net bir esasa bağlıyor.

Düzenleme; hak sahiplerinin başvuru yapmak amacıyla Türkiye’ye gelme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, işlemlerin doğrudan bulunulan ülkelerdeki T.C. Dış Temsilcilikleri üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor.

Türkiye’ye Gelme Şartı Yok: Konsolosluk Başvuruları (Madde 9)

Kanunun 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenleme, yurt dışı mukimleri için seyahat engeli ve sınırda gözaltı riski yaşamadan başvuru yapma imkânı getiriyor:

„Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.“

Bu hüküm uyarınca, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Özel Kurul tarafından görevlendirilecek olan T.C. Başkonsoloslukları ve Büyükelçilikleri, yurt dışındaki vatandaşların yazılı dilekçelerini kabul etmeye yetkili kılınmaktadır.

Başvuru Süreci Adım Adım Nasıl İşleyecek?

  1. Ön Şart (MGK Kararı): Yasa kabul edilmiş olsa da başvuru sürecinin başlaması için ilk şart; örgütün silahsızlandığının tespiti ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete’de yayımlanmasıdır.
  2. 6 Aylık Hak Düşürücü Süre: 6 aylık yasal başvuru süresi, MGK kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı gün başlar. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, 6 ay içinde başvuru yapmayan kişiler yasanın getirdiği dava ve ceza ertelemesi imkânlarından yararlanamaz.
  3. Yazılı Dilekçe İle Başvuru: Hak sahibi veya yetkili hukuki temsilcisi (avukatı), bulundukları ülkedeki T.C. Başkonsolosluğu’na yazılı dilekçe ile başvurarak ilgili dosyası için Çerçeve Yasa hükümlerinin uygulanmasını talep eder.
  4. Adli Makamlara Sevk ve Erteleme: Konsolosluk aracılığıyla iletilen başvuru, Türkiye’deki ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya mahkemeye ulaştırılır. Yetkili mahkeme erteleme kararı vererek varsa yakalama, tutuklama veya adli kontrol kararlarını kaldırır.

Kimlerin Başvuru Yapması Gereklidir?

  • Adli Dosyası Olanlar: Türkiye’de PKK/KCK üyeliği, propaganda, yardım/yataklık veya terörizmin finansmanı iddiasıyla hakkında devam eden soruşturması, davası veya kesinleşmiş cezası bulunan gurbetçiler.
  • Seyahat Engeli Bulunanlar: Hakkında çıkarılmış arama, gıyabi tutuklama veya kazaen yakalama kararı nedeniyle Türkiye’ye gelemeyen yurt dışı sakinleri.

Kimlerin Başvuru Yapmasına GEREK YOKTUR?

  • Terör Kaydı Olmayan Vatandaşlar: Türkiye’de hakkında örgüt veya terör kapsamında açılmış hiçbir adli dosyası, soruşturması veya araması bulunmayan sıradan vatandaşların konsolosluklara gidip herhangi bir başvuru yapmasına veya dilekçe vermesine gerek yoktur. Yasa bu kişilerin hukuki durumunda bir değişiklik yaratmaz.
Continue Reading

Trendler