Connect with us

Gündem

Evde Alkol Nedeniyle Ehliyet Kaybı – Polisin Yetkileri ve Sınırları

yazar

Published

on

STRASSENVERKEHRSGESETZ – Trafik Kuralları

Evde Alkol Nedeniyle Ehliyet Kaybı – Polisin Yetkileri ve Sınırları

Cemil Baysal – Thurgau’dan bir kişi, evde alkol tükettiği gerekçesiyle ehliyetini kaybetti. Haberin detayları Link

Ehliyetinin evde yapılan test sonrası alınmasına ‚tedbir, „ihtiyati tedbir“ olarak adlandırılıyor. Bir trafik hukuku uzmanı, bu durumun yasal boyutunu açıklıyor. Arkadaşlarla keyifli bir akşam, içki içilen bir ortamda, ertesi gün herkesin ehliyeti geri alınabilir mi? Thurgau Kantonu Arbon’dan 38 yaşındaki bir Türkiye kökenli kişi için bu üzücü durum gerçek oldu. Kendisiyle yapılan röportajda, bir arkadaşıyla evinde alkol tükettiğini ve komşusunun gürültü nedeniyle polisi aradığını anlatıyor. Polis, alkol testi yaptı ve 38 yaşındaki adamın ehliyetini geri aldı.

Bu olayın ardından kişi, avukatı için 3000 Frank, itiraz için 1000 Frank ve sağlık değerlendirmesi için ekstra 1500 Frank olmak üzere toplamda 4000 Frank harcamış.

Peki, polis bunu yapabilir miydi?

Ve bundan sonra evde içki içenler ehliyeti için endişelenmeli mi?

İhtiyati Tedbir Amaçlı Ehliyetine El Konulma

Almanca Prävention yani Koruma amaçlı ya da ihtiyati tedbir. Bu durum birçok kişi için anlamsız gelebilir, ancak bu, St. Galler Trafik Dairesi’nin web sitesinde Prävention „İhtiyati Tedbir“ olarak tanımlanıyor. „Prävention“, Almanca kökenli bir terim olup, Türkçe’de „önleme“ veya „korunma“ olarak söylenilebilir. Bu terim, genellikle olumsuz durumların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla alınan önlemleri ifade eder.

Örneğin, sağlık alanında „prävention“ terimi, hastalıkların önlenmesi amacıyla alınan tedbirleri kapsar. Bu, aşılar, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz gibi önleyici sağlık önlemlerini içerebilir. Aynı zamanda, kriminalite veya güvenlikle ilgili bağlamda da kullanılabilir. Bir toplumda suç oranlarını düşürmeye yönelik önleyici stratejiler ve güvenlik tedbirleri de „prävention“ kapsamına girebilir.

Bu tedbir, „araç sürücüsü olarak uygun olmayan kişilerden tüm trafik katılımcılarını korumak“ amacıyla alınıyor.

Trafikte olmasa bile ehliyetine el konulabilir

Trafik Daireleri – Strassenverkehrsämter Birliği Sözcüsü Monica di Mattia’ya göre, polis, alkol bağımlılığı veya önümüzdeki dönemde sarhoş bir şekilde araç kullanma ihtimali şüphesi varsa ehliyeti el koyabilir alabilir. Yani, kişi direksiyon başında olmasa bile, polis kişinin gelecekte sarhoş bir şekilde araç kullanabileceğine inanıyorsa, ehliyeti belirsiz bir süre için el koyabilir geri alabilir.

Hukuki Olarak Uygun mu?

Matthias Fricker’a göre, bu tedbir hukuki olarak uygun ve spesifik bir kural ihlali olmadan da ehliyete el konulabilir. Fricker, „Burada alkol bağımlılığı olup olmadığı sorusu ortaya çıkıyor. Birisi evde aşırı içki içiyorsa, bu bir belirti olabilir“ diyor. Ancak alkol testi, trafik dışında polisin bir savcılık tarafından izni emri olmadan kişi tarafından reddedilebilir. Alkol testini direksiyuon başında olunmayan durumlarda reddedilmesi durumunda herhangi bir ceza sözkonusu değil.

İhtiyati Tedbir Durumunda Nasıl İlerlenir?

Muhtemel bir bağımlılık belirtisine dair ipuçları olduğunda, polis ilgili trafik dairesini bilgilendirir. Bu, „idari tedbir prosedürü“ başlatılarak yapılır. Ehliyet önce tedbir amaçlı olarak geri alınır ve trafik hukuku uzmanına göre, „bir trafik tıp incelemesinden sonra kesin bir tedbir veya alkol abstinesini takiben bir yeniden verme gerçekleşir.“ Ancak bu süreç birkaç bin Frank’a mal olabilir.

Ehliyetin Geri Alınma Süresi Ne Kadar?

Fricker’a göre, ihtiyati tedbir bir trafik doktoru sürüş yeteneğini yeniden onaylayana veya geri çekme hukuki olarak başarılı bir şekilde itiraz edilene kadar devam eder. „Eğer tekrar şüpheler ortaya çıkarsa, ehliyet tekrar belirsiz bir süre için geri alınır.“

Buna Karşı Nasıl Savunabiliriz?

Hukukçu Fricker’a göre, ehliyetin geri alınması veya diğer trafik dairesi tedbirleri bir hukuki başvuru ile itiraz edilebilir, örneğin bir karara karşı itiraz yoluyla. „Bu konuda belgelenmiş olan kişinin sürüş yeteneğine dair şüphelerin kanıtlanıp kanıtlanamadığı önemlidir.“ Ancak hukuki engeller yüksektir, çünkü tereddüt durumunda yetkili makamlar ve  otoriteler, trafik güvenliği lehine, yani bir geri çekme lehine karar vereceklerdir.

SVP- Milletvekili IMARK ÇILDIRDI VE KANUNU DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR

„İhtiyati TEDBİR“: „ŞOK OLDUM“

Evde alkol tüketimi nedeniyle bir 38 yaşındaki kişinin ehliyetinin, direksiyon başında olmadan ehliyetin alınma durumu, SVP Ulusal Konsey Üyesi Imark’ı öfkelendirdi ve kanunu değiştirmek istiyor.

Evde alkol tüketmek ve bu nedenle ehliyetin geri alınması?

Bu, Thurgau kantonundaki 38 yaşındaki bir kişinin başına geldi. Evde doğum günü partisi yapıyordu, bir gürültü şikayeti nedeniyle polis geldi ve alkol testi yaptı. 2.2 promil değeri nedeniyle ehliyeti alındı.

Bu Kanunun Temeli Nedir?

Bu durumun temeli, ehliyetin tedbir amaçlı yetki ve yasadır. Bu yasa, otoritelerin sağlık sorunları, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı veya önceki trafik suçları nedeniyle bir kişinin bir tehlike oluşturduğunu düşündüğünde ehliyeti önleyici olarak geri çekebileceğini belirtir. 38 yaşındaki Thurgauer’ın durumu, bu yasa hakkında yapılan tartışmaları yeniden alevlendirdi.

„Bu Son Derece Keyfi“

Ehliyetin, trafikte herhangi bir ihlal olmaksızın geri alınabileceği bir durum, görünüşe göre tüm milletvekillerince bile bilinmiyordu:

SVP Ulusal Konsey Üyesi Christian Imark, „Durum beni şoke etti,“ diyor. „Eğer trafikte herhangi bir ihlal olmaksızın makamların sürüş belgelerine el koyması geri alması mümkün değil. Bu son derece keyfi.“

Bu konuda benzer bir görüşü olan SP Ulusal Konsey Üyesi Min Li Marti: „Bu durumu tam olarak bilmeden, bu müdahalenin müdahaleci bir müdahale olduğunu söyleyebilirim. Birisinin arabayla direksiyon başında veya başka bir şekilde hareket etmiyor olmasına rağmen alkol testinin yapılmasının bir nedeni yok gibi görünüyor ve açıkça karşı koymamış veya başka türlü bir kötü davranışta bulunmamış ihlal etmemiş gibi görünüyor. Belirgin bir tehlike olmadan alınan önleyici polis önlemlerini zaten eleştirel buluyorum.“

„Ulaşım Güvenliğini Sağlamak İçin Gerekli“

Ancak, yeşillerin Ulusal Konsey Üyesi Marionna Schlatter, düzenlemeyi önemli bir güvenlik önlemi olarak görüyor: „Bu, bir somut şüphe olduğunda gerçekleştirilen önleyici bir ehliyetin geri çekilme uygulaması. Bu, ulaşımdaki güvenliği sağlamak için önemlidir. Bir kişinin kanında 2.2 promil varsa, bu, kişinin bir problemi olduğu ve trafikte bir tehlike oluşturduğu bir işarettir.“

„Kanun Hemen Değiştirilmelidir“

Christian Imark hemen hareket etmek istiyor: „Kanun derhal değiştirilmelidir. Kesinlikle bir tasarı sunacağım.“

Ona, Ulaştırma ve Telekomünikasyon Komitesi Başkanı olan Ulusal Konsey Üyesi Philipp Kutter destek veriyor: „Bunu Ulusal Konsey Ulaştırma Komitesi’nde bir konu olarak ele almayı düşünebilirim. Özellikle polisin masumiyet karinesini her zaman nasıl koruyacağı beni özellikle ilgilendirecek. Polisin niyet okumasına göre böyle bir yasa uygulanamaz. Ayrıca, polisin birinin alkol sorunu olduğu konusundaki şüpheli olarak değerlendirmesini ne dayanarak, hangi temel kritere göre yapabileceği ve ehliyete el koyabileceğini anlamak ve temel bir düzenlemenin olması önemli.“

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Türk Ailenin Aile Birleşimi Başvurusu Mahkemelik Oldu: „Daire Çok Küçük“ Gerekçesiyle Başlayan Süreç Beraatle Sonuçlandı

yazar

Published

on

By

AARAU / İSVİÇRE – ( Aargauer Zeitung) İsviçre’nin Aargau kantonunda yaşayan Türk bir ailenin aile birleşimi başvurusu, yetersiz büyüklükteki konut nedeniyle reddedildi. Ailenin daha sonra daha büyük bir daire için kira sözleşmesi sunmasının ardından süreç olumlu sonuçlansa da, planlanan taşınmanın gerçekleşmemesi bu kez „resmî makamları yanıltma“ şüphesini gündeme getirdi. Savcılığa taşınan dosyada aile hakkında para cezası talep edilirken, Aarau Bölge Mahkemesi davanın sonunda aileyi beraat ettirdi.

İki çocuğunu İsviçre’ye getirmek istediler

Mahkemede adı gizli tutulan ve „S.“ olarak anılan Türk aile, 2021 yılından bu yana Aarau bölgesinde üç çocuklarıyla birlikte üç odalı bir dairede yaşıyor.

Kadının önceki evliliğinden olan ve Türkiye’de yaşayan iki çocuğunu da İsviçre’ye getirmek isteyen aile, 2023 yılında Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi’ne (Migrationsamt – MIKA) aile birleşimi başvurusunda bulundu.

Ancak yapılan incelemede, üç odalı dairenin iki yetişkin ve beş çocuğun birlikte yaşayacağı bir aile için uygun olmadığı tespit edildi.

Göçmenlik Dairesi, mevcut konutun İsviçre Yabancılar ve Entegrasyon Yasası kapsamında aranan „ihtiyaca uygun konut“ şartını karşılamadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Daha büyük ev için kira sözleşmesi sundular

Ret kararının ardından aile çözüm arayışına girdi.

Aynı binada yaşayan emekli bir çiftle daire değişimi konusunda anlaşmaya varıldı. Taraflar, aileye dört odalı dairenin devredilmesini öngören kira sözleşmesini imzaladı.

Bu sözleşmenin Göçmenlik Dairesi’ne sunulmasının ardından yetkililer aile birleşimi başvurusunu onayladı ve Türkiye’deki iki çocuk için gerekli izinler verildi.

Taşınma gerçekleşmeyince şüphe başladı

Ancak olaylar tam bu noktada farklı bir boyut kazandı.

Planlanan taşınma günü geldiğinde aile yeni eve geçmedi.

Durumu fark eden bina yönetimi ve ev sahibi, Göçmenlik Dairesi’ne bilgi vererek taşınmanın hiç başlamadığını bildirdi.

Yetkililerin aktardığına göre;

  • Evde taşınma kolileri bulunmuyordu.
  • Dolaplar sökülmemişti.
  • Taşınmaya yönelik herhangi bir hazırlık yapılmamıştı.

Bu gelişmeler üzerine Göçmenlik Dairesi, ailenin yalnızca daha büyük bir eve taşınacakmış gibi kira sözleşmesi düzenleyerek aile birleşimi iznini aldığı şüphesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İsviçre’de bu tür ret kararları oldukça nadir

Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi, mahkemeye sunduğu değerlendirmede aile birleşiminde „uygun konut“ şartının federal yasadan kaynaklandığını belirtti.

Kanton uygulamasına göre bir konutun yeterli sayılması için dairede yaşayacak kişi sayısının, oda sayısını en fazla bir kişi aşması gerekiyor.

Örneğin;

  • 6 kişilik aile için en az 5 odalı,
  • 5 kişilik aile için en az 4 odalı,
  • 4 kişilik aile için ise en az 3 odalı konut uygun kabul ediliyor.

Yetkililer ayrıca, yalnızca konut yetersizliği nedeniyle aile birleşimi başvurularının reddedilmesinin son derece istisnai olduğunu, çünkü başvuru sahiplerinin çoğunun süreç içerisinde daha büyük bir eve taşındığını ifade etti.

Savcılık para cezası istedi

Mahkemede savcılık, ebeveynlerin resmî makamları yanıltarak aile birleşimi izni aldığı iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Dosyada;

  • Baba hakkında günlük 70 İsviçre Frangı üzerinden 120 günlük para cezası,
  • Anne hakkında ise günlük 40 Frank üzerinden 120 günlük para cezası,

talep edilirken, her iki ebeveyn için ayrıca birkaç bin Frank idari para cezası istendi.

„Biz kimseyi kandırmadık“

Mahkemede ifade veren aile ise suçlamaları kesin bir dille reddetti.

Babaya göre taşınmanın gerçekleşmemesinin nedeni tamamen emekli çiftin son anda karar değiştirmesiydi.

İlk olarak Ekim 2025 için planlanan taşınma, tarafların tatil programları nedeniyle Kasım ayına ertelendi.

Daha sonra emekli kadının hastalanması üzerine aileden on günlük ek süre istendi.

Türk aile bu talebi kabul etti.

Hafta sonu emekli çift taşınmaya hazır olduklarını bildirse de, pazartesi sabahı binaya gelen ev sahibi yalnızca emekli çiftin eşyalarını topladığını gördü.

Türk ailenin ise henüz hazırlığa başlamamış olması şüpheleri artırdı.

Mahkeme Başkanı’nın „Neden hiç taşınma kolisi hazırlamadınız?“ sorusuna baba şu yanıtı verdi:

„Hafta sonunda komşuları rahatsız edecek gürültü yapmak istemedim.“

Avukatın tavsiyesi süreci daha da karmaşık hale getirdi

Dava dosyasına göre emekli çift daha sonra daire değişiminden tamamen vazgeçti.

Türk aile bunun üzerine Türkçe konuşan avukatına danıştı.

Avukatın, çocukların yine de İsviçre’ye getirilmesini tavsiye ettiği belirtildi.

Ancak aile, daha büyük konut şartının aile birleşimi kararının temel gerekçelerinden biri olduğunu yeterince kavrayamadı.

Göçmenlik Dairesi ise gerçekleşmeyen taşınmayı, baştan beri planlanmış bir aldatma girişimi olarak değerlendirdi.

İşini de kaybetti

Mahkeme sürecinde ailenin ekonomik durumu da kötüleşti.

Baba, inşaat sektöründeki geçici işini kaybetti.

Anne ise yalnızca çağrıldıkça temizlik işlerine gidebildiğini anlattı.

Mahkemede konuşan baba, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yeni ev bulamadıklarını belirterek şunları söyledi:

„Bu şartlarda bize kimse ev vermiyor.“

Aile, yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye’den getirilen iki çocuğu yeniden büyükannelerinin yanına göndermek zorunda kaldıklarını da mahkemeye bildirdi.

Anne gözyaşlarına boğuldu

Duruşmanın sonunda mahkeme başkanı son sözü anneye verdi.

Konuşurken gözyaşlarını tutamayan anne şu ifadeleri kullandı:

„Ben sadece bir anne olarak çocuklarımla birlikte İsviçre’de yaşamak istedim. Buradaki yasaları bilmiyorum. Sadece avukatımızın söylediklerini yaptım.“

Mahkeme salonunda duygusal anlar yaşandı.

Mahkemeden beraat kararı

Aarau Bölge Mahkemesi, dosyadaki delilleri değerlendirdikten sonra ailenin resmî makamları aldatma kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığına hükmetti.

Kararda;

  • Ailenin gerçekten imzalanmış geçerli bir kira sözleşmesine sahip olduğu,
  • Dosyada emekli çiftin daha sonra taşınmaktan vazgeçtiğine ilişkin kayıtların bulunduğu,
  • Yaşananların planlı bir dolandırıcılık değil, karmaşık ve başarısız bir taşınma süreci olduğu

vurgulandı.

Bu gerekçelerle mahkeme, Türk aileyi „yetkilileri aldatma“ suçlamasından beraat ettirdi.

Karar ne anlama geliyor?

Karar, aile birleşimi başvurularında yalnızca sonucun değil, başvuru sahibinin gerçek niyetinin de hukuken büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Mahkeme, taşınmanın gerçekleşmemesinin tek başına aldatma suçunun oluşması için yeterli olmadığına dikkat çekerken, kasıt unsurunun somut delillerle ispatlanması gerektiğini vurguladı.

Uzmanlara göre karar, İsviçre’de aile birleşimi başvurularında „uygun konut“ şartının önemini korurken, idarenin aldatma iddialarını ortaya koyabilmesi için güçlü delillere ihtiyaç duyduğunu da gösteren dikkat çekici bir emsal niteliği taşıyor.

Continue Reading

Gündem

Bern’deKadınlara Özel Çıplaklar Plajında Polis Müdahalesi Tartışma Yarattı: Belediye Kararı Hatalı Buldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Bern kentindeki Marzilibad yüzme tesisinde bulunan ve yalnızca kadınların kullanabildiği “Paradiesli” isimli FKK (çıplak güneşlenme) alanında yaşanan olay, ülke genelinde geniş yankı uyandırdı.

Pazar günü yaşanan olayda, kadın bölümünde bulunan trans bir kadın hakkında bazı kadın ziyaretçiler tesis yönetimine şikâyette bulundu. Şikâyetlerin ardından tesis görevlileri trans kadından alanı terk etmesini istedi. Ancak talebin reddedilmesi üzerine olay yerine polis çağrıldı.

Polisin müdahalesi sırasında çevrede bulunan bazı kişiler trans kadına destek verirken kısa süreli arbede yaşandı. Bern Kanton Polisi, müdahale sırasında bir kadın polis memurunun hafif yaralandığını açıkladı. Trans kadın ise polis merkezine götürüldükten sonra işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakıldı.

Belediye: “Alanı Kullanma Hakkı Vardı”

Olayın ardından Bern Belediyesi dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Belediye, polis çağrılması kararının yanlış bir değerlendirme sonucu alındığını belirterek yaşananlardan üzüntü duyduklarını açıkladı.

Açıklamada ayrıca, söz konusu trans kadının mevcut kurallara göre kadınlara ayrılan FKK alanını kullanma hakkına sahip olduğu vurgulandı. Belediyeye göre kadın olarak yaşayan ve resmî kayıtlarda cinsiyeti kadın olarak yer alan kişiler, Paradiesli bölümünden yararlanabiliyor. Olaydaki kişinin de bu şartları karşıladığı belirtildi.

Polis Müdahalesi Tartışma Yarattı

Olaya tanıklık eden kişiler, polis müdahalesinin sert olduğunu öne sürerken, trans birey haklarını savunan kuruluşlar yaşananları eleştirdi.

İsviçre’deki Transgender Network Switzerland (TGNS), Pink Cross ve Lesbenorganisation Schweiz (LOS) ortak açıklama yaparak, yüzme tesislerinde görevli personel ile polis ekiplerine trans bireylerin hakları konusunda daha fazla eğitim verilmesi gerektiğini savundu.

Yaşanan olayın ardından Bern şehir merkezinde izinsiz bir protesto gösterisi düzenlenirken, olay İsviçre’de kadınlara özel alanlar ile trans bireylerin kamusal alanlara erişim hakları konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
#bern#fkk#trans#lgbt#isviçre

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Haziran Ayının Tüm Zamanların Sıcaklık Rekoru Kırıldı: Basel 39 Dereceyi Gördü

yazar

Published

on

By

İsviçre, Haziran ayı için şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklıklarla karşı karşıya. MeteoSwiss’in verilerine göre Zürih-Fluntern ölçüm istasyonunda öğleden sonra hava sıcaklığı 36,5 dereceye ulaşarak, 2003 yılında kaydedilen **36 derecelik Haziran rekorunu geride bıraktı.

Ancak günün en yüksek sıcaklığı Basel’de ölçüldü. Basel-Binningen istasyonunda saat 15.30 itibarıyla termometreler 39 dereceyi gösterdi. Böylece yalnızca bir gün önce kırılan 38,8 derecelik Haziran sıcaklık rekoru da yeniden tarihe karıştı.

Meteoroloji uzmanları, gün içerisinde sıcaklığın 40 dereceye kadar yükselebileceği uyarısında bulunurken, bu değer gerçekleşirse İsviçre tarihinde Haziran ayında ilk kez 40 derece sınırı aşılmış olacak.

Yetkililer, özellikle yaşlılar, kronik hastalar ve çocuklar için sıcak havaya karşı dikkatli olunması çağrısında bulunurken, günün en sıcak saatlerinde zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması, bol sıvı tüketilmesi ve doğrudan güneş ışığına uzun süre maruz kalınmaması tavsiye ediliyor. #basel#isviçre#schweiz#switzerland

Continue Reading

Trendler